Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2015/7657 E. , 2016/4635 K.

23. Hukuk Dairesi 2015/7657 E. , 2016/4635 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387573
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2015/7657 E. , 2016/4635 K.

"İçtihat Metni"
...

Davacının açmış olduğu iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili şirketin, bir kısım ortaklarının ortaklıktan ayrılmaları ve paylarını çekmeleri üzerine şirketin mali ve idari durumunun bozulduğunu, yeni yatırımlardan istenilen verim sağlanamadığını, bankaların bir takım usulsüzlükleri gerekçe göstererek kredi vermekten imtina ettiğini, bu olumsuzlukların zaman içerisinde şirketin borca batık hale gelmesine neden olduğunu, sunulan iyileştirme projesi kapsamında, nakdi ve ayni sermaye artışı, şirket ortaklık yapısının tek ortak haline getirilmesi, yıllık 25.000 ton kreç taşı alımına ilişkin başka bir şirket tarafından verilen taahhüt gözönünde bulundurulduğunda, şirketin borca batıklıktan kurtulma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, müvekkili şirketin iflasının bir yıl süre ile ertelenmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahiller, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı şirketin borca batık durumda olduğu, ancak halen ödenmemiş sermaye borcu bulunduğundan, iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı kabul edilemeyeceği, kayyım raporlarında da, borca batıklığının düzeltilecek seviyeye gelmediği ve şirketin borçlarını ödeme konusunda gelişme kaydetmediğinin belirtildiği, yargılama esnasında borca batıklık miktarının arttığı, ciro ve karlılık hedeflerinin gerçekleştirilemediği gerekçesiyle, davanın reddi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, iflas erteleme istemine ilişkindir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan; somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur (İİK.m.179). İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir (TTK.m.324, İİK.m.179 vd.). Mahkeme, İİK'nın 166/2. maddesine uygun ilan yapmalı, borca batıklığı, TTK’nın 324. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tesbit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık
...

bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. İflasın ertelenmesinin amacı, borca batık sermaye şirketinin mali durumunu düzelterek borca batıklıktan kurtulmasının sağlanmasıdır. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Gerek borca batıklık ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda (muhasebe ve işletme ekonomisi bilgisi özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hâkimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden) HMK’nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmeli ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi gerekir.
Öte yandan somut verilere dayalı, çelişmeyen öngörüler içeren, özellikle sermaye ve/veya kârlılık artışını netleştiren unsurların varlığının, proje için vazgeçilmez hususlar olduğu gözden kaçırılmamalı; iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun bu yolla tespiti cihetine gidilmelidir.
Hâkim de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya kârlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir.
Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir.
Borca batıklığın tespitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır.
Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir.
Açıklanan durum karşısında davacı şirketin mevcut kayıtları; mahkemece ulaşılabilecek tapu, trafik, sanayi ve ticaret odaları, ticaret sicil kayıtları gibi hakkında bilgi alınabilecek belgeler, varlık kalemlerinin rayiç değerlerine ilişkin uzman (teknik) bilirkişi görüşleri ve somut olay bakımından özellik arz edebilecek diğer verilerin toplanmasından sonra, konusunda uzman bir bilirkişi heyetinden alınacak teknik, detaylı ve denetime elverişli rapor sonucuna göre borca batıklığın yukarıda gösterilen ilkeler çerçevesinde tespiti ile varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. İflasın ertelenmesine karar verilebilmesi için, borca batıklık olgusunun öncelikle gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Davacı şirketin borca batık olduğunun doğru olarak tespiti halinde; iyileştirme projesinin, bütüncül bir değerlendirmeyle, TTK'nın 324. maddesi kapsamında nakit sermaye konulması dâhil nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içerip içermediği, İİK 179. maddesi anlamında ciddî ve inandırıcı olup olmadığı ve HMK'nın 29. maddesinde açıklanan dürüstlük kuralına uygun davranma yükümlülüğüne ve gerçeğe uygun bir biçimde hazırlanıp, hazırlanmadığı, eş deyişle, iyileştirme projesinde yapılacak olanların tek tek maliyetinin, hangi ekonomik kaynaktan sağlanacağı, her bir proje kaleminin zaman olarak en geç hangi tarihte yapılacağı, yapılacak olanların ayrı ayrı borca batıklık üzerindeki zaman ve oran olarak etkisinin somutlaştırılması ve böylece iyileştirme projesinin neden ciddi ve inandırıcı olduğunun ayrıntılı ve zaman içinde sayısal olarak, denetlenmeye elverişli nitelikte olması gerekmekte olup, bu özellikte olmayan iyileştirme raporlarına ve bunlara dayalı düzenlenen bilirkişi ve kayyım raporlarına göre ne iflasın ertelenmesine karar verilebilir ne de iflas erteleme talep eden şirket alacaklıları aleyhine sonuç doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı
...


verilebilir. Mahkemece, bu niteliği haiz olmayan iyileştirme projeleri sunulduğunda iflasın ertelenmesini isteyen şirkete uygun bir süre verilerek, açıklanan özellikteki projenin sunulmasının ve soyut içerikli projenin somutlaştırılmasının sağlaması ve verilen sürede iyileştirme projesini sunmayan şirketin iyiniyetli olmadığı kabul edilerek, sadece borca batıklığı tespit ettirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklanan özellikteki iyileştirme projelerinin sunulması halinde alınacak bilirkişi ve kayyım raporlarından sonra talep halinde ve gerektiğinde, hüküm tarihine kadar sadece gerekli tedbirlere karar verilmeli ve tarihlerine uygun şekilde proje kalemleri yerine getirilmediği takdirde tedbirler kaldırılarak, iflasın ertelenmesi ve ihtiyati tedbir müesseselerinin kötüye kullanılmasının önüne geçilmelidir.
İyileştirme projesi, sadece şirketin mevcut işleyişinin devamı ve tedbir kararlarıyla borca batıklıktan kurtulabileceğine ilişkin olmamalı, TTK'nın 324. maddesindeki nakit sermaye konulması, dış kaynaktan nakit girişi, sermaye artışı, yeni ortak alınması, şirketin mevcut işleyişi sonucu şayet mümkün ise kâr ve nakit akışı gibi nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içermeli, İİK'nın 179. maddesinde aranan ciddî ve inandırıcı özellikleri haiz olmalıdır.
Mahkemece önce şirket varlıklarının rayiç değerlerinin ve bu kapsamda borca batıklığın tespiti, bu şartın yerine geldiğinin anlaşılması halinde de iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi gerektiğinden, alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden bilirkişi ve kayyım raporlarını, şirketin mali durumunu ve iyileştirme projesini açık ve somut dayanaklarla değerlendiren; açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması, raporun sadece sonuç bölümüne değil, bütün kapsamına bakılması suretiyle bir karar verilmesi gerekir.
İflas erteleme davalarında, erteleme isteyen davacı şirketin mali durumunun mahkemece, yargılama sonuna kadar incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir.
Somut olayda, yargılama sırasında alınan, 24.12.2012 tarihli ilk raporda, 30.09.2012 tarihli şirket özet bilançoları dikkate alındığında, davacı şirketin kaydi değerlere göre -901.096,92 TL, rayiç değerlere göre -538.468,52 TL borca batık durumda olduğu, iyileştirme projesi kapsamında 305.061,90 TL tutarında nakdi sermaye artışı taahhüdünde bulunulmuş ise de, kararlaştırılan vade tarihleri itibariyle bu taahhüdün şirkete olumlu bir katkı sağlamayacağı, ancak taahhüdün en az 1/2'sinin Ocak/2013 tarihine kadar, 1/2'sinin de.... tarihine kadar ödenmesi ve sağlanacak nakit girişinin, şirket borçlarının ödenmesinde kullanılması, kısa ve uzun vadeli borçlanmaya gidilmemesi halinde davacı şirketin mali iyileşmeyi sağlayabileceği açıklanmış, 24.04.2013 tarihli ek bilirkişi raporunda, Ocak/2013 tarihi itibariyle nakdi sermaye taahhüdünün 1/2'sinin (155.061,90 TL) ödendiği, 07.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise 29.05.2013 tarihi itibariyle 76.500,00 TL'sinin ödendiği açıklanmıştır. Karardan hemen önce alınan 21.12.2013 tarihli ek raporda ise, yine 30.09.2012 tarihli bilanço verilerine atıf yapılmış ve nakdi sermaye taahhüdü ile ilgili kök raporda izah edilen görüşlere tekrar yer verilmiştir. Ancak, aradan geçen zaman içerisinde, şirketin ekonomik ve mali durumu ile ilgili olarak ne gibi gelişmeler meydana geldiği, son durumda aktif ve pasiflerinin durumu, halen borca batıklığın devam edip etmediği, varsa borca batıklığın ne düzeyde olduğu, iyileştirme projesi kapsamında, nakdi sermaye taahhüdü borcunun tamamen yerine getirilip getirilmediği, Ocak/2013 ve 29.05.2013 tarihi itibariyle yapılan sermaye borcu ödemelerinin, kök raporda öngörüldüğü şekilde şirkete bir katkı sağlayıp sağlamadığı, iyileştirme projesinde yer alan diğer hususların gerçekleşip gerçekleşmediği, özetle; şirketin karar tarihinden hemen önce iflas erteleme koşullarına haiz olup olmadığı tartışılmamıştır.

...

Kayyım raporlarında ise şirketin genel durumu ile ilgili olarak genel izahlara yer verilmiş, denetim yapılan dönemler itibariyle şirketin bazen zarar ettiği, bazen kar ettiği, ancak genel itibariyle borca batıklığın devam ettiği, aradan geçen süreç içerisinde şirketin mali durumunda düzelme olmadığı ifade edilmiş ise de; kayyım raporları denetime elverişli olmadığı gibi yeterli açıklamayı da içermemektedir. Kayyımın görevlerinden biri de erteleme sürecinde şirketin mali durumundaki değişiklikler ve şirket yetkililerinin iyileştirme projesine riayeti konusunda mahkemeye bilgi vermektir. Kayyım raporlarında şirketin denetlendiği her döneme ilişkin aktif ve pasif durumunun ayrıntılı olarak açıklanması ve verilen ihtiyati tedbirlerle birlikte davacı şirketin mali durumunda düzelme olup olmadığı, iyileştirme projesinin uygulanıp uygulanmadığı ve borca batıklıktan kurtulma yolunda somut adımlar atılıp atılmadığı hususlarının ayrıntılı ve denetime elverişli olarak açıklanması gerekirken, bu hususları içermeyen eksik ve yetersiz denetim ile raporların hazırlanması ve mahkemece de kayyım raporlarının yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda denetlenmemesi doğru olmamıştır. Kaldı ki atanan kayyımın hukukçu olduğu, davacı şirketin faaliyet sahası ile ilgili olarak, görevinin gerektirdiği mesleki ve teknik yeterliliğe sahip bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, açıklanan usul ve ilkelere uygun olarak şirket varlıklarının rayiç değerlerinin ve bu kapsamda borca batıklığın tespiti, bu şartın yerine geldiğinin anlaşılması halinde de iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının, somut verilere dayalı olarak, bilimsel şekilde değerlendirilmesi için alanında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden bilirkişi ve kayyım raporları arasındaki çelişkiyi gideren, şirketin mali durumunu ve iyileştirme projesini açık ve somut dayanaklarla değerlendiren; yargılama sürecindeki değişimin de değerlendirildiği açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınması, kayyım raporlarının denetlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
...



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları