Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2016/4499 E. , 2016/5173 K.

23. Hukuk Dairesi 2016/4499 E. , 2016/5173 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 391204
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2016/4499 E. , 2016/5173 K.

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
ASIL DAVADA DAVACI-BİRLEŞEN DAVADA
ASIL DAVADA DAVALI-BİRLEŞEN DAVADA

Taraflar arasındaki tazminat ve alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -
Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 02.03.1998 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca müvekkilinin on ay içinde davalıya %35 oranında bitirilmiş inşaatın, %65'lik bölümünü tamamlamak üzere anlaştığını, davalının müvekkiline karşı .... sayılı dosyasıyla sözleşmenin feshi davası açtığını ve davanın kabulüne karar verilerek kesinleştiğini, sözleşme feshedildiğinden fesih zamanına kadar yaptığı işin bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin feshi neticesinde, fesih tarihine kadar müvekkilinin yaptığı işin (emek ve masrafının ) bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 64.326,40 TL'ye arttırmıştır.
Asıl davada davalı vekili, davacının inşaatı projeye aykırı olarak yaptığını ve süresi içerisinde de yerine getirmediğini, davanın reddi gerektiğini, mümkün olmazsa müvekkilinin davacıdan olan alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile mahsubu gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşmede davalı edimini yerine getirmediğinden fesih kararı verildiğini, müvekkilinin o davada davanın çabuklaşması için alacak taleplerini atiye bıraktığını, sözleşmeye göre zamanında tamamlayamadığı her ay için daire başına aylık 500 DM kira ödeneceğini, 42 aylık böyle bir kira bedelinin toplam 84.000 DM olduğunu, davalının müvekkiline 5.000 DM'lik senet borcu olduğunu, davalının dokuz daireyi kiraya verip kira parasını aldığını 11 yıllık sürede bu meblağın 46.200,00 TL olduğunu, müvekkilinin davalının yerleştirdiği üçüncü kişileri dairelerden çıkarabilmek için 8.000,00 TL avukatlık, mahkeme, keşif gibi masraflar yaptığını, davalının yaptığı kaçak kat için müvekkilinin belediyeye 15.000,00 TL ceza ve davalının ödemediği 193,64 TL otopark cezasını ödediğini, davalının oturduğu ve kiraya verdiği yerlerin elektrik vb. borçlarını müvekkilinin ödemek zorunda olup bu meblağın 5.000,00 TL civarında olduğunu, çekme katın yıkılması ile iskân alınabileceğini ve bununda bedelinin 25.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin çektiği sıkıntılar sebebiyle 15.000,00 TL manevi tazminat istemi ileri sürerek, sözleşmenin feshi ve diğer sebeplerden doğan şimdilik 7.500,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
../..
S.2.


Mahkemece iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi sonucunda, her iki tarafın da birbirinden alacaklarının bulunduğu, ancak tüm alacaklar karşılıklı hesaplanıp mahsup edildiğinde, asıl davada davalı-birleşen davada davacının yükleniciden netice itibariyle 80.324,80 TL fazladan alacağının olduğu, birleşen davada davacı arsa malikinin 7.500,00 TL talep ettiği ve bu talebini ıslah etmemiş olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Temyiz edenin sıfatına göre;
Mahkemece, açılan her dava müstakiliyetini koruyacağından, her dava ayrı ayrı değerlendirilip karar verilmesi gerekirken, birleşen davada arsa malikinin alacak talebinde bulunduğu gözardı edilerek asıl davada arsa malikinin bilirkişilerce belirlenen tüm alacağının yüklenici alacağından mahsubu ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, birleşen davada talep edilen miktarın asıl davada mahsuba konu edilmemesi, birleşen dava dışında kalan ve mahsubu gereken meblağ varsa asıl dava da bu miktarın mahsubuna karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, arsa malikinin hem asıl davada mahsup olarak ileri sürdüğü alacak kalemlerinde hem de birleşen davada talep ettiği miktarda kira alacağı istemi mevcut olup, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde müspet zarar kapsamında olan kira alacağının istenilemeyeceği dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesiene, asıl dava yönünden kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olup, birleşen dava yönünden ise karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları