Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2016/2642 E. , 2016/5307 K.

23. Hukuk Dairesi 2016/2642 E. , 2016/5307 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 389655
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2016/2642 E. , 2016/5307 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi


Davacının açtığı iflasın ertelenmesi davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı şirketler vekili ile bir kısım müdahiller vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar vekili, müvekkillerinin grup şirketleri olduğunu; enerji yatırımları ve inşaat taahhüt işleri ile iştigal ettiğini; son dönemde kendi kusurlarından kaynaklanmayan ve uluslararası projelere dayalı aksaklıklar nedeniyle borca batık hale geldiklerini; mevcut işlerin bitirilmesi, bunlar bitirildiğinde ihtiyaç fazlası kalacak araçların kiralanması, potansiyel işlerden elde edilecek gelirler, tasarruf tedbirlerinin uygulanması, taşınmaz ve enerji tesisi satışı suretiyle borca batıklıktan kurtulacaklarını ileri sürerek, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davacı şirketlerin borca batık durumda oldukları, sunulan iyileştirme projesinin somut ve gerçekçi olduğu, proje kapsamında şirketlerin borca batıklıktan kurtulabileceği gerekçesiyle, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine dair verilen karar bir kısım müdahiller vekillerinin temyizi sonucu Dairemiz'in 21.02.2014 tarih ve 2013/7061 esas, 2014/1234 karar sayılı ilamıyla; ''Davacı şirketler birlikte iflasın ertelenmesi talebinde bulunmuşlar, mahkemece birlikte açılan dava ile iflasın ertelenmesine ilişkin talep usule aykırı bulunmayarak birlikte sonuçlandırılmıştır... Gerek borca batıklığın ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden bu değerlendirmenin yapılabilmesi için bilirkişi görüşüne başvurulmalıdır.. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve kârlılığın ne şekilde artırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler değerlendirilmelidir. Mahkemece özellikle inşaat, enerji ve şirketin varlıklarının ve mali durumunun sağlıklı biçimde değerlendirilmesini teminen gerekirse daha fazla sayıda konusunda uzman bilirkişiler görevlendirilmeli, dosya kapsamına ve şirketlerin işletmesel büyüklüklerine göre inceleme yapabilmeleri için kendilerine imkan verilmelidir... Projenin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı ve süreç içindeki uygulamalarının projede gösterilen iyileştirme unsurlarına uygun bulunup bulunmadığı hususunda somut verilere dayalı teknik,
denetime elverişli ve detaylı bir inceleme için dosyanın oluşturulacak uzman bir heyete tevdii ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken eksik inceleme, hatalı değerlendirilmelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile bozulmuş, davacı şirketler vekilinin karar düzeltme talebi, Dairemiz'in 12.05.2015 tarih ve 2014/6696 E. 2015/37 K. sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi ve kayyım raporları ile tüm dosya kapsamından; iflas erteleme talep eden davacı şirketlerin grup şirket oldukları, birlikte iflas ertelemesi talebinde bulunmalarının usul ekonomisi hükümlerine uygun olduğu, davanın 05.11.2012 tarihinde açıldığı, davanın devam ettiği, üç yılı aşan süre içerisinde şirket mali yapısında kalıcı ve belirgin bir iyileşmenin gerçekleşmediği, Yargıtay bozma ilamından sonra yapılan bilirkişi incelemesi ve alınan bilirkişi kurulu rapor ve ek raporuna göre iflas erteleme talep eden ve grup şirketlerde hakim şirket konumunda olan .....nin ödenmiş sermayesinin 70.000.000,00 TL olarak gösterildiği, hakim ortak ...'nun sermaye taahhüdünü yerine getirmiş gibi bir izlenim oluşturulduğu, gerçekte ödenmesi gereken 31.300.000,00 TL'lik sermaye kısmının ödenmediği halde ödenmiş gibi bir izlenim yaratıldığı, şirketlerin konsolide olarak %59,67 oranında borca batık durumda oldukları gerekçesiyle, davacı şirketlerin iflas erteleme taleplerinin ayrı ayrı reddine ve davacı şirketlerin ayrı ayrı iflasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı şirketler vekili ile bir kısım müdahiller vekilleri temyiz etmiştir.
1-) Dava, İİK'nın 179 ve devamı maddeleri uyarınca davacı şirketlerin iflasının ertelenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu, davacı şirketlerin ayrı ayrı iflaslarına karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye elverişli değildir. Öncelikle birden fazla şirketi ilgilendiren bu tür davalar, yargılamayı çabuklaştıracağından, yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden usul ekonomisine de uygun düşmesi açısından birlikte açılıp, neticelendirilebilir ise de, iflasın ve müessese olarak iflas ertelemenin amacına uygun olarak her şirketin sermaye miktarı, iştigal alanı, borca batıklık miktarı ve sunulan iyileştirme projesine göre iflas hâlinden kurtulma ümidinin bulunup bulunmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Borca batıklığın ve iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığının tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu değerlendirmelerin mahkemece yapılması için bilirkişi görüşüne başvurulması gereklidir (HMK.m.266). Mahkeme, de bu raporla o konudaki özel ve teknik bilgi ihtiyacını giderebilmeli ve raporun hukuka uygunluğunu denetlemelidir. Projenin ciddi ve inandırıcılığı öncelikle ve özellikle sermaye ve/veya kârlılığın ne şekilde arttırılacağı ve borca batıklıktan kurtulmanın ne şekilde sağlanacağı somut, belgelere dayalı ve gerçekçi bilgi ve öngörülerden yola çıkılarak tespit edilmeli, diğer proje unsurları için de bilimsel veriler ışığında değerlendirilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişi heyetinden asıl ve ek raporlar alınmış ise de, bilirkişi raporlarında tüm şirketler açısından sonuç olarak kümülatif borca batıklık hesabı yapılması ve her bir şirket ile ilgili ayrı ayrı borca batıklık tespiti yapılmasının ihmal edilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan, grup şirketler açısından kefalet ilişkisi borca batıklığın tespiti açısından kötüye kullanılabilmekte olup, bir borca ilişkin kefaletin birden fazla şirketin pasif hesabında gösterilmesi hâlinde şirketler o miktar borca batık olmasa da şeklen borca batık hale gelebilmektedir. Bu durumda, grup şirketlerde borcun asıl borçlu şirket üzerinde gösterilmesi ve kefalet veren şirketin
pasifinde ayrıca yer verilmemesi ilkesine uygun belirleme yapılması gereklidir. Bunun yanında, bilirkişi raporlarında, varlıkların güncel piyasa rayiç değerlerinin (barajların ve yol inşaatlarının mevcut durumu ve projenin temel unsuru olarak gösterilen ve bunların işletilmesinden ve/veya satışından elde edilecek gelirlerin netleştirilmesi) tam olarak tespit edilmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yargılama aşamasında şirketlere tayin edilen kayyım heyetinin verdiği raporlar ile bilirkişi asıl ve ek raporları arasında da ciddi çelişki olduğu görülmektedir. Bunun yanında, bilirkişi heyetinin verdiği 12.11.2015 yazı işleri müdürü havaleli ek raporda, bilirkişilerin kendi aralarında çelişkiye düşmeleri sonucu bilirkişilerden ....muhalif görüşünü ayrı bir rapor ile mahkemeye sunduğu, raporunda grup şirketler arasında hâkim konumda olan davacı .......'ye ilişkin ödenmemiş sermaye borcu ile ilgili bilirkişi raporunun tam aksine değerlendirme yaptığı görülmektedir. Belirtilen duruma rağmen mahkemece detaylı araştırma yapılma yoluna gidilmeyerek ve bilirkişi raporu dayanak yapılarak iflas kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Bu durumda, mahkemece yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda şirketlerin hacimleri gözetilerek ve şirketlerin iştigal konularında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak zikredilen eksikliklerin giderilmesi ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde her bir şirket ile ilgili ayrı ayrı borca batıklık tespiti ile iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcılığı hususunu tespit eden rapor alınarak oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereklidir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamında belirtilen eksiklikler tam olarak giderilmeden çelişkili bilirkişi raporu dayanak yapılarak davacı şirketlerin ayrı ayrı iflaslarına karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
2-) Müdahil SGK vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan sebeplerle, davacı şirketler vekili ile bir kısım müdahillerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı şirketler ve bir kısım müdahiller yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle, müdahil SGK vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harçların istek halinde temyiz edenlere iadelerine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları