Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2015/6813 E. , 2016/5140 K.

23. Hukuk Dairesi 2015/6813 E. , 2016/5140 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2015/6813 E. , 2016/5140 K.

"İçtihat Metni"
....

Davacılar tarafından açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde müdahiller ....vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkillerinin borca batık olduğunu ancak iyileştirme projelerinin bulunduğunu, erteleme kararı verilmesi halinde düze çıkacaklarını ileri sürerek iflasın ertelenmesini istemiştir.
Bir kısım müdahiller, davacının iflasını istemişlerdir.
Mahkemece, alınan bilirkişi, kayyım raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketlerin borca batık olduğu ancak iyileştirme projesinin gerçek ve uygulanabilir olduğu gerekçesi ile davacı şirketler hakkında bir yıl süre ile iflasın ertelemesine karar verilmiştir.
Kararı, müdahiller ..... vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, iflas erteleme istemine ilişkindir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur (İİK'nın m. 179). İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir (6102 sayılı TTK'nın m. 377, İİK'nın m.179 vd.).
.../...
S.2

İflasın ertelenmesinin amacı, borca batık sermaye şirketinin mali durumunu düzelterek borca batıklıktan kurtulmasının sağlanmasıdır. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Gerek borca batıklık ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hakimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden HMK’nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmeli ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi gerekir.
Ayrıca, somut verilere dayalı, çelişmeyen öngörüler içeren, özellikle sermaye ve/veya kârlılık artışını netleştiren unsurların varlığının, proje için vazgeçilmez hususlar olduğu gözden kaçırılmamalı; iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olduğunun bu yolla tespiti cihetine gidilmelidir.
Mevcut davada, sunulan iyileştirme projesi davacıların borca batıklık mikarı dikkate alındığında davacıları borca batıklıktan kurtarmaya yetecek nitelikte, ciddi ve inandırıcı olmadığı gibi alınan bilirkişi raporu da hem borca batıklığın tespiti konusunda hem de projenin değerlendirilmesi konusunda yüzeysel inceleme ile yetinildiğinden hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bununla birlikte, karar sonrası dosyaya sunulan kayyum raporunda, davacıların yetkilisine ulaşılamadığı, odasını boşaltmış olduğu, kayıtlı stokun fiziken yerinde olmadığı, Ağustos 2015'ten beri üretim yapılmadığı, çalışanların çıkarıldığı belirtilerek davacıların iflasına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. İflas erteleme davaları niteliği gereği dava tarihi itibariyle, sonuçlandırılmamalı aksine yargılama içerisindeki gelişmelerde nazara alınmalıdır.
Bu durumda Mahkemece, gerek yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ve karar sonrası alınan kayyım raporu da dikkate alınarak İİK 179/a-3 maddesi de gereğince davacılar hakkında iflas kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, müdahiller .... yararına BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları