Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2015/6367 E. , 2016/5131 K.

23. Hukuk Dairesi 2015/6367 E. , 2016/5131 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 387978
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2015/6367 E. , 2016/5131 K.

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Vek. Av. ...

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalının davacı kooperatifin üyesi olduğunu, 27.08.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların 4. maddesine göre kooperatif üyelerinin 2012 yılı Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarında 1.000 TL, Ocak 2013'den itibaren aylık 750 TL aidat ödemesine oy çokluğuyla karar verildiğini, aynı yıl 17.11.2012 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 4. maddesinde de bu kez 2012 yılı Kasım, Aralık ile 2013 yılı Ocak aylarında aylık 1.000 TL, 2013 Şubat ayında aylık 5.000 TL, 2013 yılında takip eden aylarda Aralık ayına kadar aylık 1.000 TL üyelik aidat ödemesinin oy birliğiyle kararlaştırıldığını, üyelerin kararlara muhalefet şerhi koymadığını, ödemelerin her ayın sonunda yapılacağını, davalı tarafından 30.01.2013 tarihinde ödenmesi gereken 1.000 TL, 28.02.2013 tarihinde ödenmesi gereken 5.000 TL, 31.03.2013 tarihinde ödenmesi gereken 1.000 TL üyelik aidatı ile noterlikçe yapılan çekiliş sonunda davalıya isabet eden C blok 4. Kat 10 nolu bağımsız bölümün 5.500 TL şerefiye payından sadece 1563,50 TL ödendiğini, davalının sunduğu dekontların toplam tutarının 83.245 TL olduğunu, ödenmeyen 12.292,16 TL için davalıya .... nolu dosyasında icra takibine girişildiğini ileri sürerek, haksız itirazın iptali ile takibin devamını, % 20 icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kooperatife borcu bulunmadığını, 18.10.2011 tarihi itibariyle kooperatife 85.563 TL ödemesi bulunduğunu, ayrıca 550,00 TL denetim kurulu üyeliği alacağı ile kooperatifte 20.063,50 TL alacağı olduğunu, bu paranın fazladan yatırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, takip tarihi itibariyle davalının kooperatife 7.000,00 TL aidat, 3.936,50 TL şerefiye payı olmak üzere toplam 10.936,50 TL asıl borcunun bulunduğu, kendisine düşen daireye tahakkuk ettirilen 5.500 TL şerefiye payından sadece 1.563,50 TL'yi ödediği, bakiye 3.936,50 TL'yi ödemediği, her ne kadar ödeme iddiasında bulunmuş ise de kooperatif nezdinde fazladan ödenmiş bir parasının veya alacağının mevcudiyetinin belgelenemediği, Ocak, Şubat, Mart 2013 aylarına ait 7.000 TL'lik ödenmemiş borçlar için genel kurul kararı uyarınca aylık %5 faiz üzerinden hesaplama yapıldığı, şerefiye borcu için %9 yıllık yasal faiz hesaplaması yapıldığı, bakiye şerefiye borcu için yönetimce belirlenen ödeme planına göre taksitler
.../...
S.2

üzerinden resen yapılan hesaplamada şerefiye borcuna 560 TL takip tarihine kadar faiz işlediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, borçlunun icra takibine itirazının kısmen iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava, aidat ve şerefiye payı alacağı ve işlemiş faizinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 88. maddesi, "Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranını yüzde elli fazlasını aşamaz." hükmünü içermektedir. Temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de, "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur." düzenlemesine yer verilmiştir.
Kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranının anılan yasal düzenlemedeki yerine gelince; para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür. Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesine göre genel kurul bütün üyeleri temsil eden en yetkili organ olup, kanun veya anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar verme yetkisini haizdir. Konut Yapı Kooperatifi Tip Anasözleşmesi'nin 23/1. maddesinin 6. bendi uyarınca ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek genel kurulun yetkisi dahilindedir.
Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın veya şerefiye bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda, 818 sayılı BK'nın 101/2. ( 6098 sayılı TBK'nın 117.) maddesi hükmü karşısında, genel kurulun belirlediği tarih kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Anapara faizi ise, borçlunun henüz temerrüde düşmeden ödemesi gereken sözleşmeyle kararlaştırılan faizdir. Bu durumda, kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı, TBK' nın 88. maddesinde düzenlenen anapara faizi olmayıp, 120. maddede düzenlenen temerrüt faizine ilişkindir.
.../...
S.3


Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesi gereğince, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak temerrüt faizi oranını belirlerken, yukarıdaki paragrafta belirtilen 6098 sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate almak zorundadır.
Somut olayda, hesaplanan işlemiş faiz oranı kooperatif genel kurul kararlarıyla belirlendiğinden ve genel kurul kararları da sözleşme niteliğinde olduğundan davacının takip konusu alacak kalemlerine uygulanması gereken azami faiz oranı, 6098 sayılı TBK'nın 120/2. maddesinde düzenlenmiş yıllık temerrüt faiz oranı olup, davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır.
Bu durumda mahkemece, anılan yasal düzenlemeler ve bu açıklamalar çerçevesinde, bilirkişiden davalının sorumlu olduğu işlemiş faiz oranı ve miktarı yönünden ek rapor alınıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları