Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2015/8389 E. , 2017/983 K.

23. Hukuk Dairesi 2015/8389 E. , 2017/983 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 401905
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2015/8389 E. , 2017/983 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili av. ... gelmiş, davalı taraftan gelen olmadığından, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, davalı arsa sahibi ile müvekkili ve müvekkilinin dava dışı ortağı arasında 12.12.2006 tarihli ve 40646 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı borçlarına teminat olmak üzere takip konusu 150.000,00 TL bedelli bono düzenlenerek davalıya verildiğini, müvekkilince sözleşmeden doğan edimlerin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından 30.04.2008 tarihli ihtarname ile müvekkilinden geç teslim nedeniyle tazminat ve eksik iş bedeli talep edildiğini, daha sonra da söz konusu bononun icra takibine konulduğunu, icra takibinden sonra uyuşmazlığın çözümlenmesi amacıyla taraflar arasında 06.08.2008 tarihli borç ödeme protokolü düzenlendiğini, 44.500,00 TL borcun ve 20.000,00 TL avukatlık ücretinin ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda davalı tarafa belirtilen miktarda üç adet bono düzenlenerek verildiğini ve müvekkilince ödemelere başlandığını, müvekkilince 44.500,00 TL'nin ödendiğini, bu nedenle teminat olarak verilen bononun bedelinden bu miktarın düşülmesi gerektiğini ve bononun kalan kısmından müvekkilinin sorumlu olmadığını ileri sürerek, 30.03.2008 ödeme tarihli ve 150.000,00 TL miktarlı takip konusu bononun 105.000,00 TL'lik kısmından davacının borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takip konusu bononun davacı ve dava dışı ortağı tarafından müvekkili davalıya olan borçlarına karşılık verildiğini, teminat amaçlı olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği sözleşmeler ile takip konusu senedin bir ilgisinin olmadığını, davacı tarafça takibe, imzaya ve vadeye itiraz edilmediğini, hatta 08.08.2008 tarihinde borcu kabul ettiğini beyan ettiğini, bu tarihten bu yana da herhangi bir itirazının olmadığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan alacakları için davalıya gönderdiği 30.04.2008 tarihli ihtarnameye davalı tarafından itiraz edilmediği gibi bir cevap da verilmediğini, davacının protokoldeki yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, takip konusu bonoya ilişkin davacı tarafından sadece 5.000,00 TL ödeme yapıldığını, başkaca bir ödeme olmadığını savunarak, davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; takip konusu bononun teminat amacıyla verilip verilmediği hususunun yazılı delille ispatının gerektiği, taraflar
arasındaki borç ödeme protokolünden bononun teminat amaçlı verildiği sonucunun çıkarılamadığı, davacı borçlunun bu protokol ile takip konusu borcu ferileri ile birlikte kabul ederek yeniden yapılandırdığı, protokol ile belirlenen 44.500,00 TL'yi ödediğini ispat edemediği, davalı tarafından 5.000,00 TL'nin ödendiğinin belirtildiği, bu durumda protokoldeki indirimlerden vazgeçilerek icra takibine devam edilmesinin mümkün hale geldiği, davalı tarafça protokolün bilgi ve yetkisi dışında imzalandığı iddiası kabul edilse dahi davalının bonoyu teminat amaçlı verdiğini yazılı delille ispat edemediği, davacı tarafa bu konuda karşı tarafa yemin teklif edebileceği hatırlatılmasına rağmen davacı tarafça yemin teklif edilmediği, bononun teminat amaçlı verildiği kabul edilse dahi davacının borç ödeme protokolündeki edimleri yerine getirmemesi sebebiyle teminat amaçlı verilen bononun icra takibine konulmasının mümkün olduğu, takip konusu bononun teminat amaçlı verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları