Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2015/1675 E. , 2017/1141 K.

23. Hukuk Dairesi 2015/1675 E. , 2017/1141 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 401905
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2015/1675 E. , 2017/1141 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi, tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalı şirket arasında 15.06.2011 tarihinde, noterde düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, müvekkili ...'nın diğer davacılar adına vekâleten sözleşmeyi imzaladığını, sözleşme ile davalı şirketin 18 bağımsız bölüm inşa edeceği ve bunlardan 4. kat 10 numaralı bağımsız bölümün müvekkillerine verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili davacı ...'nın okuma yazma bilmeyen cahil bir insan olduğunu, davalı şirket tarafından kendisine iki bağımsız bölüm verileceğinin belirtilmesine rağmen bir bağımsız bölüm verildiğini, müvekkilinin kandırıldığını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile davalı adına olan tapu kaydının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeye konu taşınmaz üzerinde davacılar ile birlikte diğer dört mirasçının birlikte malik olduklarını, davacıların arsa ve miras payının karşılığının bir bağımsız bölüm olduğunu, sözleşmenin eksiksiz yerine getirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmeye konu taşınmazda davacıların miras ve arsa payı dikkate alındığında, taraflar arasındaki sözleşmenin usul ve yasaya uygun bir sözleşme olduğu, feshi istenen sözleşmenin noterde düzenlenmiş olması sebebiyle davacının hataya düştüğü veya gabin durumunun olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava; taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/h maddesinde "tüketici işlemi" ve 2/c maddesinde "mal" kavramları tanımlanmış, 23. maddesinde, bu kanunun uygulanmasıyla ilgili çıkabilecek her türlü ihtilafta Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu hükme bağlanmıştır.
Somut olayda davacılar, davalı yüklenici ile aralarında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ile tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuş olup, uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin tartışılıp değerlendirileceği, 4077 sayılı Kanunun'un uygulanmasıyla ilgili bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Anılan Kanun'un 23. maddesi hükmü, Kanun'un uygulanmasıyla ilgili olarak
çıkabilecek tüm uyuşmazlıklara ilişkin davalara Tüketici Mahkemelerinde bakılmasını öngörmüştür. Başka bir ifadeyle, 4077 sayılı Kanun, bir uyuşmazlığa Tüketici Mahkemesinde bakılmasının tek koşulu olarak, uyuşmazlığın kendisinin uygulanmasıyla ilgili olarak çıkmış olmasını aramıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, 3/h bendinde yer alan "tüketici işlemi" ve 3/c bendinde yer alan "mal" bulunmamakta olup, anılan kanunla, dar kapsamlı mal ve hizmet ilişkileri, olağan tüketim işleri kapsama alınmıştır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür. Bu sözleşmelerin bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenicidir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değil arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin tüketici saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Öte yandan, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin kapsamı, karmaşıklığı ve üst düzey teknolojisi gerektirmesi karşısında, bu davaların; dilekçelerin verilmesi, tahkikat ve hüküm aşamaları yönünden daha kısa ve basit şekilde sonuçlandırılmasında yarar görülen basit yargılama usulüne tabi tutulmasının sakıncaları da gözardı edilmemelidir. Açıklanan nedenlerle somut uyuşmazlığın çözümünde, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Bu durumda mahkemece, somut uyuşmazlığın, dava tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı Kanun kapsamında olmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın, HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi'nin görevi kapsamında kaldığının kabulü ile işin esasına girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının, şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün, re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının, şimdilik incelenmesine yer olmadığına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.04.2017tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları