Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2016/1583 E. , 2017/1640 K.

23. Hukuk Dairesi 2016/1583 E. , 2017/1640 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 401289
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2016/1583 E. , 2017/1640 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün birleşen davada davalılar ile asıl davada davalı ..., asıl davada davalı ... ve asıl davada davalı ... vekillerince duruşmalı, asıl ve birleşen davada davacı, asıl davada davalı ..., asıl davada davalı ..., asıl davada davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... ... ve dört arkadaşına vekaleten kendi adına asaleten avukat ..., davalı ... ile vekili avukat ..., davalı ..., davalı ... vekili avukat ..., ... vekili avukat ..., birleşen dosyada davalı ... mirasçıları vekili avukat ..., davacı ... mirasçıları vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla, diğer davalılar taraflardan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada dava dışı yükleniciler ile müvekkili arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin mahkeme kararıyla geriye etkili feshedildiğini, davalıların yükleniciden veya ondan satın alan kişilerden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişiler olduğunu ileri sürerek, davalılar adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptali ile tescilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamından, sözleşmenin geriye etkili feshedildiği, davalılardan ... ve ... dışındaki davalıların iyiniyetli olmadıkları, TMK'nun 1023. maddesinden yararlanamayacakları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalılardan ... vekili, ..., ..., ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ..., ..., ..., ..., ... vekilince temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Davada, dava dışı yüklenici ile yapılan sözleşmenin mahkeme kararıyla feshedildiğinden bahisle yükleniciden veya onun sattığı kişilerden pay satın alan davalılar üzerine kayıtlı tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili istenmiştir. Dava dışı yüklenici ile davacı arsa sahibi arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve buna ek sözleşme ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/212 Esas sayılı dava dosyası ile geriye etkili feshedilmiş ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, henüz işin başında yükleniciye bir kısım tapu paylarının devredilmesi avans niteliğindedir. Arsa sahiplerinin yükleniciye kat karşılığı sözleşme gereğince yapmış oldukları arsa payı temlikleri, ona finans kolaylığı sağlamak amacıyla yapıldığından, yüklendiği edimini ifa ettiği oranda arsa sahiplerine karşı alacak hakkı ve o oranda da kendisine temlik olunan paylar üzerinde mülkiyet hakkı doğar. Borçlar Kanunu'nun 162. ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca; yüklenici hak ettiği oranda alacak haklarını üçüncü kişilere temlik edebilir. Ancak, sözleşmenin geriye etkili feshi halinde, bu tapu payları, talep halinde arsa sahibine geri döner.Yükleniciden arsa payı satın alanlar ise, ancak yüklenicinin arsa sahibine karşı edimini tam olarak yerine getirmesi halinde arsa paylarına hak kazanabileceklerinden, Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesindeki iyiniyet kuralından faydalanmaları mümkün değildir. Somut olayda, sözleşmenin geriye etkili feshedildiği ve yüklenici tapu payına hak kazanmadığı ve davalılardan ... ve ..., arsa sahibinin avans olarak yükleniciye devrettiği payları devralan kişilerden pay satın aldıklarından, anılan davalıların iyiniyet hükümlerinden yararlanmaları mümkün değildir. Bu durumda, anılan davalılara karşı tapu iptal ve tescil talebinin kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan ... vekili, ..., ..., ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ..., ..., ..., ..., ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı benntte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, davacıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz eden davalılardan alınmasına, 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacı mirasçılarına verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.06.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Taşınmaz mülkiyeti edinme tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır.Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur.(...m.1023)
Üçüncü kişinin yolsuz kayda dayanarak ayni hak kazanımının korunabilmesi için tescilin yolsuzluğunu bilmemesi veya bilebilecek durumda olmaması gerekir. Bu bağlamda, üçüncü kişilerin Medeni Kanun’un 3. maddesi çerçevesinde iyiniyetli olması esastır. Buna göre, kendisinden beklenen özeni göstermeyen, tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilebilecek durumda olan üçüncü kişiler iyiniyet iddiasında bulunamazlar. Burada aranan iyiniyet, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı esnasında mevcut olmalıdır. Ancak, kütükteki tescilin belgelerle çeliştiğini bilmesine ya da şüphelenmesine rağmen bunu incelemekten veya gerekli özeni göstermekten kaçınır ise, iyiniyet iddiasında bulunamaz. Üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat etme yükü, iddia eden tarafa aittir. Ancak iyiniyetin olmadığını kanıtlamak zor olduğundan bunu iddia eden bazı fiili karinelerden yararlanabilir. Örneğin, ayni hak kazanan kişiyle yakın bir ilişkinin bulunması, malın el değiştirmesinin kıssa sürede olması veya düşük bir bedelle el değiştirmesi durumlarında iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı karine olarak kabul edilebilir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan koşullarda binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını yüklenici adına tescil ettirmekte ve yüklenici finans ihtiyacını karşılamak için devredilen bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshedildiği bir realitedir.
Yukarıda izah edildiği gibi, yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan iyi niyetli üçüncü kişinin TMK nın 1023. maddesine istinaden "tapuya güven ilkesi" gereğince iktisabının korunması gerekir. Bu ilkeden ancak üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunun ispatlanması halinde vazgeçilebilir.Yüklenici adına yapılan tescil işlemini her halde "yolsuz tescil" kabul etmek, toplumda onarılmaz zararlara sebep olmakta ve adalet duygusuna zarar vermektedir. Yaptığı araştırmada tapu kaydının yüklenici adına olduğunu tespit eden birinin -aksi ispat edilmedikçe- iyi niyetli olmadığını söylemek mümkün olmadığı için "tapuya güven ilkesine" istinaden mülkiyet kazanımının korunması TMK nın 1023. maddesi ve hakkaniyet gereğidir.
Her arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden tapu intikali yapılan yükleniciden tamamen iyi niyetli olarak arsa payı veya bağımsız bölüm irtifak tapusu satın alanın bu iktisabını geçersiz saymak TMK nın 1023. maddesi karşısında açıkça Kanuna aykırı davranmak olacaktır. Arsa sahibi iyi niyetli ve risk almak istemiyorsa; tapu devrinin,
sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vermek suretiyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf edebilir. Tapu siciline basit bir şerh vermekten kaçınan arsa sahibinin tamamen iyi niyetli üçüncü kişiler karşısında ve onların zararına sebep olacak şekilde korunması menfaatler dengesine aykırı olduğu gibi, taşınmaz hukukunun temeli olan "tapuya güven ilkesine" de açıkça aykırıdır.
Somut olayda, davacı-arsa sahibi ile dava dışı yüklenici ... arasında 05/09/1994 tarihinde ön sözleşme yapılarak, sözleşme konusu 155 ada 17 ve 18 parselin 250/1028 hissesi 250.000 TL bedelle 23.07.1996 tarihinde yükleniciye satıldıktan sonra 14/1/1997 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Yüklenici sözleşmeyi ...’a devrettikten sonra arsa sahibi ile sözleşmeyi devralan ... arasında 21/05/1997 tarihinde ek sözleşme yapılmıştır. İlk yüklenici ... asıl sözleşmeden önce aldığı hisseleri ve asıl sözleşme günü kendisine devredilen hisseleri sözleşmeden önceki ve sözleşmeden sonraki tarihlerde davalıların satın aldığı üçüncü kişilere satmıştır. Davalılardan ... dışındaki tüm davalılar hisse veya bağımsız bölümlerini yüklenicinin satış yaptığı üçüncü kişilerden satın almışlardır. Yani dördüncü kişi durumundadırlar. Sözleşme tapuya tescil edilmemiştir. Davalıların kötüniyetli oldukları davacı tarafından ispat edilememiştir. Dava konusu B blok % 93.17 oranında tamamlanmıştır. Davalılar uzun süreden beri satın aldıkları bağımsız bölümlerinde oturur vaziyettedir. Hal böyle olunca yukarıda izah edilen temel ilkeler gereğince tüm davalıların TMK nın 1023. maddesi çerçevesinde “tapuya güven” ilkesinden yararlanmaları kanuni zorunluluktur. Bu nedenle asıl ve birleşen davada, davalılara yönelik tapu iptali tescil isteminin kabulüne yönelik yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken MK nın 1023. maddesi göz ardı edilerek kötüniyetli oldukları ispatlanmayan tüm davalıların iktisaplarının geçersiz sayılması sonucunu doğuran Sayın çoğunluğun kararına muhalifim.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları