Forum ana sayfa 23. Hukuk Dairesi 2016/611 E. , 2017/1457 K.

23. Hukuk Dairesi 2016/611 E. , 2017/1457 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 401289
Konum: İstanbul



23. Hukuk Dairesi 2016/611 E. , 2017/1457 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı tarafından açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili şirket hakkında...15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/637 E. sayılı kararıyla 17.07.2013 tarihinden itibaren 1 yıl süreyle iflasın ertelenmesine karar verildiğini, gelinen noktada müvekkili şirketin çalışmalarına kesintisiz devam ettiğini ve borca batıklıktan çıktığını, elde ettiği kâr ve gelirleri de borçlarının tasfiyesinde kullanmakta olduğunu, bu durumla ilgili gerektiği takdirde revize iyileştirme projelerini arz edeceklerini ileri sürerek, borca batıklıktan çıkan müvekkili şirket hakkında açılmış olan davanın reddine, bu mümkün olmadığı taktirde davalarının kabulü ile müvekkili şirketin iflas erteleme süresinin 1 yıl uzatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Müdahil ... A.Ş. vekili, iflas erteleme talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin iyileştirme projesinin uygulanmadığı, davacı şirket yöneticileri tarafından ödemelerin kayyım denetimi dışında yapıldığı, şirketin uzun süre gerçekleştirmediği sermaye artışını gerçekleştirmesi akabinde şirket ortakları tarafından artırılan sermayenin bir kısmının ortaklarca geri çekildiği, davacı şirketin iflas ertelemenin uzatıldığı tarihten sonra uzun süredir faaliyetsiz olduğu, borçlarının büyük bir kısmının kamu borçları olup, borç ödeme ve yapılandırmanın uzatma davası safahatı içerisinde gerçekleştirilmediği, ihtaratlı ara kararlara rağmen kayyımın 2014 Kasım ayından itibaren birikmiş kayyım ücretlerinin ödenmediği gerekçeleriyle, davanın reddi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, iflasın ertelenmesi istemine ilişkindir.
İflasın ertelenmesi, borca batık durumda bulunan şirket tarafından sunulan; somut öngörüler içeren, ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi çerçevesinde bu durumdan kurtulması kuvvetle muhtemel bulunan kooperatiflerle sermaye şirketleri için öngörülmüş bir hukuki korunma yoludur (İİK.m.179). İflasın ertelenebilmesi için şirketin borca batık durumda olması, sunulacak ciddi ve inandırıcı bir iyileştirme projesi kapsamında şirketin mali durumunu düzeltebileceğine dair somut veriler ileri sürmesi ve fevkalade mühletten yararlanmamış olması gerekir ( 6102 sayılı TTK.m. 376, 377, İİK.m.179 vd.). Mahkeme, İİK'nın 166/2. maddesine uygun ilan yapmalı, borca batıklığı, TTK’nın 376. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve İİK’nın 178/1. madde ve fıkrasında belirtilen alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre belirlemelidir. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile mali durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. İflasın ertelenmesinin amacı, borca batık sermaye şirketinin mali durumunu düzelterek borca batıklıktan kurtulmasının sağlanmasıdır. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Gerek borca batıklık ve gerek iyileştirme projesinin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı hususunda (muhasebe ve işletme ekonomisi bilgisi özel ve teknik bilgi niteliğinde bulunduğundan ve hâkimin bunları genel ve mesleki bilgisiyle çözmesi beklenemeyeceğinden) HMK’nın 266. maddesinde gösterildiği şekilde bilirkişinin oy ve görüşüne müracaat edilmeli ve bu raporun da hukuka uygunluğunun hakim tarafından denetlenmesi gerekir.
Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tespitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir.
İflas erteleme davalarında, erteleme isteyen davacı şirketin mali durumunun mahkemece, yargılama sonuna kadar incelenmesi ve iyileştirme projesinin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacı şirketin borca batıklığının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alınmış ve davacı şirketin borca batıklıktan kurtulmuş olduğu bilirkişi heyetince bildirilmiştir. Mahkemece davacı şirketin denetiminin sağlanması amacıyla alınan kayyım raporlarında ise borca batıklığın devam ettiği yönünde raporlar dosyaya sunulmuştur. Yapılan incelemede, bilirkişi raporu ile kayyım raporları arasında farklı tespitlere yer verilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilmeme gerekçesi tam olarak açıklanmadan, kayyım raporları nazara alınarak iflas erteleme talebinin davacı şirket yönünden kabulüne karar verilmiştir. Raporlar arasında çelişki bulunduğu açık ve nettir.
Bu durumda mahkemece, özellikle borca batıklığın tespiti açısından yukarıda yer verilen çelişki de nazara alınarak rapor alınmalı, davacı şirketin aktif ve pasiflerinin ayrıntılı, denetime açık şekilde nelerden oluştuğu belirlenmeli, sonuç itibariyle şirketin borca batık olup olmadığı, borca batık ise iyileştirme projesinin gerçek ve inandırıcı olup olmadığı belirlenmeli, şirketin faal olup olmadığı da araştırılarak, denetime açık, önceki bilirkişi ve kayyım raporları arasındaki çelişkileri giderecek rapor tanzim ettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 23. Hukuk Dairesi Kararları