Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI İcra ve İflas Hukuku Taahhüdü ihlal

Taahhüdü ihlal

İcra, İlamlı ve İlamsız Takip, Haciz, Mal Beyanı, İhtiyati Haciz, Borca İtiraz, Şikayet, İstihkak ve İstirdat Davaları, Taahhüdü İhlal, Sıra Cetveli, İflas...

Mesaj 03 Ara 2018 02:44
raymondrony Site Üyesi

Mesajlar: 2


Birçok yazınız ve konularınız var hepsini okuma gayretinde bulundum...

fakat yinede insan tatmin olamayıp, sormak istiyor...2012 yılında iflas ettim, detaylara fazla girmeden 30 bin liralık borç için taahhüt imzalamıştım, ve ödeyemedim...

alacaklıyla beraber resmi kuruma gittik, karısı üzerinden oluşturmuş dosyayı, eşiyle beraber imzaları attık. ödeyemessen hapse girersin haberin olsun dendi bende peki dedim...
sonuç olarak ödeyemedim ayın 13 ünde mahkemem var...

annem babam ve eşimin haberi yok. o imzayı atmaya gitmesem daha kötü şeyler olacaktı zaman kazanmak istedim. eşim zaten 6 yıldır fazlasıyla huzursuz ve şu an 5 aylık hamile.
sizden gelecek cevaba göre artık onu bazı sonuçlara hazırlamam gerekiyor...eşimi bilgilendirsem, itiraz etse elimize bir şey geçer mi?
yahut yiyeceğim ceza illa 3 ay mı olacak 1 ay kadar olursa nasıl olur...

ben bana vakit verin sonra öderim demek istemiyorum çünkü artık günümüz şartların da bu paranın 1 lirasını bile ödemem mümkün değil...

3 çocuk babasıyım, 4.yolda en kötüsü en azından doğumundan önce çıksam bari içeriden diye düşünüyorum artık.
şimdiden vereceğiniz cevap için teşekkür ederim


Mesaj 03 Ara 2018 07:37
teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20184


raymondrony yazdı:
Birçok yazınız ve konularınız var hepsini okuma gayretinde bulundum...

fakat yinede insan tatmin olamayıp, sormak istiyor...2012 yılında iflas ettim, detaylara fazla girmeden 30 bin liralık borç için taahhüt imzalamıştım, ve ödeyemedim...

alacaklıyla beraber resmi kuruma gittik, karısı üzerinden oluşturmuş dosyayı, eşiyle beraber imzaları attık. ödeyemessen hapse girersin haberin olsun dendi bende peki dedim...
sonuç olarak ödeyemedim ayın 13 ünde mahkemem var...

annem babam ve eşimin haberi yok. o imzayı atmaya gitmesem daha kötü şeyler olacaktı zaman kazanmak istedim. eşim zaten 6 yıldır fazlasıyla huzursuz ve şu an 5 aylık hamile.
sizden gelecek cevaba göre artık onu bazı sonuçlara hazırlamam gerekiyor...eşimi bilgilendirsem, itiraz etse elimize bir şey geçer mi?
yahut yiyeceğim ceza illa 3 ay mı olacak 1 ay kadar olursa nasıl olur...

ben bana vakit verin sonra öderim demek istemiyorum çünkü artık günümüz şartların da bu paranın 1 lirasını bile ödemem mümkün değil...

3 çocuk babasıyım, 4.yolda en kötüsü en azından doğumundan önce çıksam bari içeriden diye düşünüyorum artık.
şimdiden vereceğiniz cevap için teşekkür ederim



Öncelikle geçmiş olsun diyorum, mesajınızda altını rengini koyulaştırarak altını çizerek işaretlediğim yerle ilgili açıklama yapayım, anladığım kadarı ile eşiniz bu vermiş olduğunuz taahhüde itiraz etse bir sonuç çıkar mı düşünceniz konusunu yanlış anlamış olacağınızı düşünüyorum. Eşlerin bu konuda itirazları şu şekil olmaktadır, siz bir borca kefil olursanız veya icra kefili olup bu şekil bir taahhüt yaparsanız kefilliğiniz nedeni ile eşinizden muvafakat alınmadı ise geçersiz olup haliyle taahhütte geçersiz olmaktadır. Bu konuda eğer sitemizde bir yazımızı okumuş iseniz o yazının içeriği muhakkak bu vermiş olduğum cevap gibidir. Başka yerlerde eğer bu şekil bir yazı okumuş iseniz o zaman verilen bilgi yanlıştır.

Gelelim cezanın 3 aylık sürenin 1 ay gibi verilip çektirilmesi meselesine, evet 3 aya kadar kelimesinden 1 günden 3 aya kadar anlaşılmakta ise de cezanın 3 ay olarak uygulanması gerektiği şeklinde bir karar okumuştum, bu 3 aya kadar olan kelimeyi tamı tamına 3 ay olarak anlamamız gerekiyor-muş, bizde demek nasıl oluyorsa artık bunu yanlış anlıyor muşuz. Yani kısacası bu ceza 3 ay olup tamamı veriliyormuş.

Şimdi öncelikle icra dosyanızda bulunan vermiş olduğunuz ödeme taahhüdünün usule uygun olup olmadığını geçerli olup olmadığını anlamanız için bunun bir suretini alıp, bir avukat arkadaşa inceletmeniz hatta dosya borcuna da bakılarak bu konuda değerlendirilme yapılması çok iyi olur belkide verdiğiniz taahhüt usule uygun olmadığından dolayı bunun iptali mümkündür.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Mesaj 03 Ara 2018 07:53
teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20184


YARGITAY 19. Ceza Dairesi
Esas No : 2017/3271
Karar No : 2017/5188
Tebliğname No : KYB - 2017/24003


Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık C...’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Ordu İcra Ceza Mahkemesinin 19/10/2016 tarihli ve 2016/317 esas, 2016/855 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarihli ve 2016/147 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 09/04/2017 gün ve 94660652-105-52-2190-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/04/2017 gün ve KYB.2017/24003 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, icra kefili olan sanık tarafından 25/11/2015 tarihinde ödeme taahhüdünde bulunulduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesinde yeralan “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi nedeniyle geçerli bir kefalet işlemi dolayısıyla hukuken geçerli bir ödeme taahhüdü bulunmadığından, taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/11/2016 tarihli ve 2016/147 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 01/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





T.C.
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO. 2016/16198
KARAR NO. 2017/2578
KARAR TARİHİ. 22.3.2017



Borçlunun ödeme şartını ihlali suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair İstanbul 4. İcra Ceza Mahkemesi'nin 12/04/2016 tarihli ve 2015/697 esas, 2016/209 Sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesi'nin 29/06/2016 tarihli ve 2016/107 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 29/11/2016 gün ve 12361 Sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/12/2016 gün ve KYB.2016-395431 Sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya dair Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22/01/2014 tarihli ve 2013/24685 esas, 2014/1337 Sayılı ilamında, "... sanıkların birlikte icra müdürlüğüne geldikleri, sanıkların borca icra kefili oldukları, alacaklı vekilinin de bu hususu kabul ettiği, kefalet harçlarının yatırıldığı, talep üzerine kefillere icra emri çıkarılıp tebliğ edildiği, sanıkların sürelerden feragat ederek fer'ileri de açıkça gösterilen borcu ödeme taahhütünde bulundukları, bu işlemlerin aynı gün ve evrakla yapılmasının taahhüdü geçersiz hale getirmeyeceği..." şeklindeki açıklamalar karşısında, somut olayımızda sanık ...'nın 27/05/2015 tarihinde icra dairesine başvurup icra emrini tebliğ ederek icra kefili olarak ödeme taahhüdünde bulunduğu ve tüm yasal sürelerden feragat ettiğini belirttiği, böylece sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşması sebebiyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;


KARAR :

Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya dair Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 08.05.2014 tarihli 2016/7027-/24509 Sayılı ilamında, “İİK'nın 38. maddesi uyarınca ilam hükmünde olan icra kefalet işleminin, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri gönderilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir. Nitekim, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinin birinci fıkrasında; ''Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.'' hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 584/1. maddesinde ise; ''Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır...” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda, sanık ...'nın 27.05.2015 tarihinde İstanbul 9. İcra Müdürlüğüne vermiş olduğu kefalette, kefalet tarihinin ve icra kefili sıfatıyla yükümlülük altına girildiğinin icra kefaleti taahhüdünü içeren bölümünün, kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı gibi dosya kapsamında sanığın eşinin rızasına dair belgeye de rastlanılmadığı, bu haliyle, kefalet tutanağının, kefaletin şeklini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu'nun 583 ve 584. maddelerinde belirtilen şartlarda düzenlenmediği anlaşılmakla;

SONUÇ : Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul 5. İcra Ceza Mahkemesi tarafından verilen itirazın reddi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 22/03/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





T.C
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO.2018/3337
KARAR NO.2018/8051
KARAR TARİHİ.04/07/2018




Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık …’ın, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 2 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Konya 4. İcra Ceza Mahkemesinin 19/09/2017 tarihli ve 2017/655 Esas, 2017/1041 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Konya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 06/10/2017 tarihli ve 2017/183 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/05/2018 gün ve 94660652-105-42-1196-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2018 gün ve KYB.2018/40513 sayılı ihbarnamesi ile

Dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;


Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 tarihli ve 2016/3298 Esas, 2016/19382 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 583/1. maddesinde yer alan “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında, dosya içinde bulunan sanık …’ın, Öz …. İnş. Taah. Müh. Gıda Nak. Tem. Hizm. Tur. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin borçlarına yönelik kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerindeki borcu üstlendiğine dair 02/02/2017 tarihli tutanağın icra kefalet tutanağı olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede, sanığın imzası haricinde borcu üstlendiğine ilişkin kefalet tutanağında kendi el yazısı ile yazılmış herhangi bir ibarenin bulunmaması ve yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesinde yeralan “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi karşısında, sanığın icra kefilliğinin ve icra kefalet sözleşmesine dayanılarak verilen taahhüdün geçersiz olduğu cihetle, borçlu sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
Kabule göre de;

2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesinde yer alan, “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlâl eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir.” şeklindeki hüküm karşısında sanığın 2 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;


Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Konya 1. İcra Ceza Mahkemesinin 06/10/2017 tarihli ve 2017/183 Değişik İş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 04/07/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



T.C
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO.2018/3330
KARAR NO.2018/7387

Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık Zeki Çalışkan’ın, yapılan yargılaması sonucunda beraatine dair …İcra Ceza Mahkemesinin 28/11/2017 tarihli ve 2017/1234 Esas, 2017/1420 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ve söz konusu kararın kaldırılmasına ilişkin …2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/01/2018 tarihli ve 2018/60 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/05/2018 gün ve 94660652-105-50-5934-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2018 gün ve KYB.2018-40472 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.


Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,


1- 2004 sayılı Kanun’un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 09/05/2017 tarihli taahhütnamede toplam faiz olarak 990,09 Türk lirası belirtilmiş ise de, bu faizin hangi dönemleri kapsadığı, icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığının gözetilmemesinde,

2- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 18/04/2017 tarihli ve 2017/2610 esas, 2017/3528 karar sayılı ilâmında yer alan, “Taahhüt konusu borcun, sanığın yetkili temsilcisi olduğu Ces Akvaryum Su Ürünleri Yem San. Tic. Ltd. Şirketi’ne ait olduğu, ödeme emrinin adı geçen şirket hakkında düzenlendiği, taahhüt ekindeki belgelerden sanığın şirketin ortağı ya da müdürü olmadığı, ödeme taahhüdünü ihlâl suçunda taahhütte bulunan kişinin bizatihi borçlu sıfatını haiz olması gerektiği, üçüncü bir şahsın taahhütte bulunması için borcu icra kefaleti ile yüklenmesi gerektiği cihetle, somut olayda sadece şirketi borçlandırıcı işlem yapma ve temsil yetkisi bulunan sanığın taahhüde konu şirket borcundan dolayı kişisel sorumluluğu bulunmadığı cihetle, atılı suçun yasal unsurları bulunmadığı gözetilmeyerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde…” şeklindeki açıklamalara nazaran, sanığın yetkilisi olduğu belirtilen Türkmen Beton Kireç İnş. Petrol Mad. ve Nak. San. Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin borcunu üstlendiğine dair 09/05/2017 tarihli tutanağın icra kefalet tutanağı olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 tarihli ve 2016/3298 esas, 2016/19382 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 583/1. maddesinde yer alan “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında, sanığın yetkilisi olduğu bahse konu şirketin borcunu üstlendiğine dair 09/05/2017 tarihli icra tutanağında Yargıtay ilâmında belirtildiği şekilde sanığın kendi el yazısı ile yazılmış bir ibarenin bulunmamasında,

3- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/06/2017 tarihli ve 2017/3271 esas, 2017/5188 karar sayılı ilâmında yer alan, “… İcra kefili olan sanık tarafından … tarihinde ödeme taahhüdünde bulunulduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesinde yer alan “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi nedeniyle geçerli bir kefalet işlemi dolayısıyla hukuken geçerli bir ödeme taahhüdü bulunmadığından, taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği” şeklindeki açıklamalara nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi karşısında, sanığın icra kefilliğinin ve icra kefalet sözleşmesine dayanılarak verilen taahhüdün geçersiz olduğu cihetle, borçlu sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla

gereği görüşülüp düşünüldü;
Kanun yararına bozma isteminin (1) no’lu nedeni yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, …

2. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/01/2018 tarihli ve 2018/60 Değişik İş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, kabahatli(sanık) hakkında verilen tazyik hapsinin kaldırılmasına, bozma sebebine göre kanun yararına bozma isteminin (2) ve (3) no’lu nedenler yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 20/06/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.






T.C
YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
ESAS NO.2018/3325
KARAR NO.2018/8054


Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan sanık …’ın, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 3 aya kadar tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmalarına dair Bursa 3. İcra Ceza Mahkemesinin 15/02/2018 tarihli ve 2017/1106 Esas, 2018/130 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bursa 4. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2018 tarihli ve 2018/16 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 08/05/2018 gün ve 94660652-105-16-5557-2018-Kyb sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/05/2018 gün ve KYB.2018/41267 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.


Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,


1- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 18/04/2017 tarihli ve 2017/2610 Esas, 2017/3528 Karar sayılı ilâmında yer alan, “Taahhüt konusu borcun, sanığın yetkili temsilcisi olduğu Ces Akvaryum Su Ürünleri Yem San. Tic. Ltd. Şirketi’ne ait olduğu, ödeme emrinin adı geçen şirket hakkında düzenlendiği, taahhüt ekindeki belgelerden sanığın şirketin ortağı ya da müdürü olmadığı, ödeme taahhüdünü ihlâl suçunda taahhütte bulunan kişinin bizatihi borçlu sıfatını haiz olması gerektiği, üçüncü bir şahsın taahhütte bulunması için borcu icra kefaleti ile yüklenmesi gerektiği cihetle, somut olayda sadece şirketi borçlandırıcı işlem yapma ve temsil yetkisi bulunan sanığın taahhüde konu şirket borcundan dolayı kişisel sorumluluğu bulunmadığı cihetle, atılı suçun yasal unsurları bulunmadığı gözetilmeyerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde…” şeklindeki açıklamalara nazaran, sanığın yetkilisi olduğu … Turiz Taş. Otom. İnş. Nak. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin borcunu üstlendiğine dair 18/07/2017 tarihli tutanağın icra kefalet tutanağı olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,

Yine benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 09/06/2016 tarihli ve 2016/3298 Esas, 2016/19382 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 583/1. maddesinde yer alan “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında, sanığın yetkilisi olduğu bahse konu şirketin borcunu üstlendiğine dair 18/07/2017 tarihli icra kefalet tutanağında borçlu sanığın imzası ve “OKUDUM ANLADIM SERDAL …” ibareleri haricinde borcu üstlendiğine ilişkin kendi el yazısı ile yazılmış herhangi bir ibarenin bulunmamasında,

2- Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/06/2017 tarihli ve 2017/3271 Esas, 2017/5188 Karar sayılı ilâmında yer alan, “… İcra kefili olan sanık tarafından … tarihinde ödeme taahhüdünde bulunulduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 584/1. maddesinde yer alan “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.” şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi nedeniyle geçerli bir kefalet işlemi dolayısıyla hukuken geçerli bir ödeme taahhüdü bulunmadığından, taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği” şeklindeki açıklamalara nazaran, dosya içerisinde mevcut nüfus kaydına göre taahhüt tarihinde evli olan sanığın eşinin kefalet işlemi öncesinde veya icra kefilliği sırasında rızasının alınıp alınmadığının belirtilmemesi karşısında, sanığın icra kefilliğinin ve icra kefalet sözleşmesine dayanılarak verilen taahhüdün geçersiz olduğu cihetle, borçlu sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Bursa 4. İcra Ceza Mahkemesinin 14/03/2018 tarihli ve 2018/16 Değişik İş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 04/07/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Mesaj 03 Ara 2018 08:17
teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20184


GEÇERSİZ TAAHHÜT HALLERİ
viewtopic.php?f=46&t=48655
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Mesaj 04 Ara 2018 14:31
raymondrony Site Üyesi

Mesajlar: 2


çok teşekkür ederim bir avutkla görüşüp, çıkar yol varmı yokmu en kısa zamanda görüşeceğim cevaplar ve ilginiz için teşekkür ederim

Sonraki


  • POPULER KONULAR

Dön İcra ve İflas Hukuku