Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/14423 E. , 2016/12924 K.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 535957
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/14423 E. , 2016/12924 K.

Mesaj gönderen kararara.com » 12 May 2019 19:57

4. Ceza Dairesi 2016/14423 E. , 2016/12924 K.

"İçtihat Metni"


Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/3-a-4 maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 25.05.2015 tarihli rapor ile sanık hakkında tıbbi kontrol ve takibe karar verildiğinden TCK'nın 57.maddesi gereğince işlem yapılmasına yer olmadığına dair Küçükçekmece 18.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli ve 2014/36 esas, 2015/995 sayılı kararının, Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2016 gün ve 2016/262161 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre,
1- Sanık hakkında başka yargılama konusu olan bir suç (firar) nedeniyle Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları E. A Hastanesince düzenlenen 25/05/2015 tarihli rapor dikkate alındığında, sanığın 03/08/2010 tarihinde işlediği iddia olunan hakaret ve tehdit suçları yönünden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32/1. maddesi uyarınca cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair rapor aldırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen raporda sanık hakkında tıbbi tedavi ve kontrole karar verildiğinden bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 57. maddesinin uygulanmamasına dair yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Yargılama konusuyla bir ilgisi bulunmayan Edirne Askeri Mahkemesinin 2012/253 esas, 2012/237 sayılı kararını kapsayan dosyada aldırılan Çorlu Askeri Hastanesinin 14/02/2011 tarihli raporunun dikkate alınarak sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığından bahisle yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde,
3- Sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olduğunun mahkemece kabul edilmiş olması karşısında sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/2. maddesi uyarınca zorunlu müdafii görevlendirilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Sanık ... hakkında tehdit ve hakaret suçlarından yapılan yargılama sonucunda , Küçükçekmece 18.Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli ve 2014/36 esas, 2015/995 sayılı kararı ile sanığın TCK'nın 32/1.maddesi kapsamında akıl hastası olması nedeniyle CMK'nın 223/3-a-4 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve hakkında TCK'nın 57/2.maddesi uyarınca işlem yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanık müdafine yöntemince tebliği edildiği, temyiz edilmeksizin 15.01.2016 tarihinde kesinleşen bu karar karşı kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
1-Akıl hastalığı olduğu kabul edilen sanıkla ilgili yapılan yargılamada, CMK’nın 150/2. maddesindeki amir hükme aykırı olarak, müdafii görevlendirilmemesine yönelik hukuka aykırılığa ,
2- Sanık hakkında başka suçlar nedeniyle düzenlenen raporlara dayanılarak TCK'nın 32/1 ve CMK'nın 223/3-a-4 maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 57/1.maddesinin uygulanmamasına karar verilmesinin,
Hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın “müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesinde; “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir....” hükümleri yer almaktadır.
TCK'nun 32/1.maddesinin 1.fıkrasında "Akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez ancak bu kişiler hakkında güvenlik tetbirine hükmolunur" aynı Kanun'un 57/1.maddesinin 1.fıkrasında ise,"Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, tedavi ve koruma amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar." hükümleri düzenlenmiştir.
İncelenen dosyada, sanığın işlemiş olduğu başka bir suç nedeniyle Edirne Askeri Mahkemesi'nin 2012/253 esas, 2012/237 sayılı dosyasında aldırılan Çorlu Askeri Hastanesinin 14.02.2011 tarihli raporuna dayanılarak sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılma ve bu fille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığından bahisle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, yine sanık hakkında başka yargılama konusu olan firar suçu nederiyle Prof.Dr.Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesince dazenlenen 25.05.2015 tarihli raporuyla "5 yıl süre ile 6 ayda bir tıbbi kontrol ve takibe " karar verildiğinden bahisle TCK'nın 57/1.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği ve akıl hastası olduğu kabul edilen sanığa isteğine bakılmaksızın zorunlu müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, sanığın sorgusunun müdafi olmaksızın yapılıp, hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, akıl hastası olduğu kabul edilen sanığa CMK'nın 150/2.maddesi geregince zorulu müdafii atanmadan karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması ve akıl hastası olduğu iddia edilen sanığın bu davaya konu suçların işlendiği tarih itibarıyla fiilerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgilil olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış ya da önemli ölçüde azılmış olup olmadığı konusunda yöntemince rapor alınmadan başka suçlar nedeniyle düzenlenmiş raporlara dayanılarak eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Adalet Bakanlığının istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalara göre yerinde görüldüğünden,
5271 sayılı CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca, KÜÇÜKÇEKMECE 18.ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN 10.12.2015 tarihli ve 2014/36 esas,2015/955 sayılı kararının KANUN YARARINA BOZULMASINA, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle, bozma doğrultusunda yeniden yargılama yapılmak üzere gereğinin mahkemesince yerine getirilmesine, 29/09//2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Cevapla