Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/11520 E. , 2016/12730 K.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 535956
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/11520 E. , 2016/12730 K.

Mesaj gönderen kararara.com » 12 May 2019 20:24

4. Ceza Dairesi 2016/11520 E. , 2016/12730 K.

"İçtihat Metni"

Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Bafra Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2011 gün ve 2010/623 esas, 2011/252 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine,
Dairemizin 18.05.2015 gün ve 2013/16111 esas, 2015/29295 sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığa yükletilen tehdit eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, karar verilmiştir.

I- İTİRAZ NEDENLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/06/2016 gün ve 2016/194227 sayılı yazısı ile;
İtiraza konu uyuşmazlık, sanık ...'ın müşteki ...'a yönelik sarf ettiği sözlerin ve mesajların TCK 106/1-1 maddesi ya da 106/2-d maddesi kapsamında bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." hükmünü içermektedir.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez.
Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
TCK’nın 106/2-d bendinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdidin “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK'nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir.
Bu açıklamalar çerçevesinde Sanık ...'ın müşteki ...'ın kız kardeşi ile evli olduğu, ancak müştekinin kız kardeşini kaçırarak evlendiği için aralarında husumet olduğu, sanığın suç tarihi olan 21/07/2010 tarihinde müştekinin işletmiş olduğu restoranta gelerek burada çalışmakta olan tanık ...'ı ''dışarıya çık, bir daha seni burada görmeyeceğim'' dediği, şüphelinin suç tarihinde 0544 544 93 33 numaralı telefondan müştekinin kullandığı 0544 815 70 90 numaralı telefonu saat : 17.00 sıralarında arayarak '' seni öldüreceğim, ayağını denk al, bundan sonra dikkatli ol, dikkatli gez'' demek suretiyle müştekiyi tehdit ettiği, daha sonra yine aynı cep telefonundan saat: 17.29'da müştekiye '' bundan sonra aklını başına al, benden günah gitti, adımı sağlam atta, topallama, çukura düşüpte, beni daha tanımadın, çakıcıya kadar yolum var, adam ol adam içerikli mesaj göndermek suretiyle zincirleme şeklinde tehdit ettiği dosya kapsamından anlaşılmakla,
Sanığın göndermiş olduğu mesajda '' çakıcıya kadar yolum var'' demek suretiyle kamu oyunda mafya lideri olarak bilinen ve halen cezaevinde hükümlü bulunan Alaettin Çakıcı'yı kast ettiği ve böylece sanığın eyleminin TCK'nın 106/2-d maddesi kapsamında var olan veya varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak tehdit suçunu işlediğinin kabul edilmesinin hukuka aykırı nitelikte olduğu, sanığın, müşteki ile enişte kayınbirader oldukları ve birbirlerini yakınen tanıdıkları ve sanığın, kamuoyunda mafya
./..
-3-


lideri olarak bilinen ve halen cezaevinde hükümlü bulunan Alaettin Çakıcı'yı kast ettiği kabul edilse bile, müşteki ...'ın eniştesi olan sanığın, Çakıcı'nın silahlı suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasının beklenemeyeceği, tarafların önceye dayalı husumet ve kızgınlıkla sarf ettiği sözlerinde Çakıcı'nın silahlı suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanma öğesinin gerçekleşmediğinin kabul edilmesi hayatın olağan akışına uygun görülmemektedir
Bu itibarlı, sanığın, kayınbiraderi olan müştekiye sarf ettiği sözlerin TCK 106/2-d maddesin kapsamında olmayıp eylemin TCK 106/1-1 madesinde yazılı basit tehdit suçunu oluşturduğu nedenle, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18/05/2015 tarih ve 2013/16111 Esas ve 2015/29295 Karar sayılı onama kararının kaldırılması istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEK : Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya kapsamına göre,
1-İtirazımızın KABULÜNE,
2-Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18/05/2015 tarih ve 2013/16111Esas ve 2015/29295 Karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3-Bafra Asliye Ceza Mahkemesinin, 03/03/2011 tarih ve 2010/623 Esas ve 2011/252 Karar sayılı kararının TCK'nın 106/1-1 maddesinde yazılı basit tehdit suçunu oluşturduğu nedenle, hükmün BOZULMASINA,
4- İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, dosyanın incelenmek üzere, Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur."isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle gereği düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit suçundan sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının onanmasına dair, Dairemizin 18.05.2015 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizin 18.05.2015 gün ve 2013/16111 esas, 2015/29295 karar sayılı, sanık ... hakkında tehdit suçu yönünden verilen onama kararının KALDIRILMASINA,
Bafra Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.03.2011 gün ve 2010/623 esas, 2011/252 karar sayılı hükmün sanık ... hakkında tehdit suçu yönünden yeniden incelenmesi sonucu:
"Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. TCK’nın 106/2-d bendinde tanımlanan ağırlaştırıcı nedeninin uygulanabilmesi için, tehdidin “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak” işlenmelidir. Bendin uygulanabilmesi için failin, var olan veya var sayılan suç örgütüne üye olması, yöneticisi olması gerekmediği gibi suç örgütünün, eylemden önce hukuken TCK'nın 220. maddesi ya da 3713 sayılı Kanun kapsamında örgüt olarak kabul edilmiş olması da şart değildir. Bendin ağırlaştırıcı neden olarak kabulü, tehdidin kaynağının suçla irtibatlı organize bir güce dayanması nedeniyle gerçekleştirilme olasılığının yüksekliği, tehlikenin nerede, ne zaman ve ne şekilde geleceğinin kestirilememesi, buna bağlı olarak da korunma ya da savunma yapmanın zor oluşudur. Korkutucu güç olarak “var olan veya var sayılan suç örgütlerinin” kullanılması, fiilin tehlikeliliğini, failin ise ciddiliğini, kararlılığını ortaya koyarken, mağdurda, muhatap olacağı bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişe yaratmaktadır. Mağdurun, bireysel tehdide göre daha yoğun korku, kaygı ve endişeye maruz kaldığının kabul edilebilmesi için, failin, suç örgütüyle dolaylı bile olsa bağlantısı olduğu veya olabileceği ya da en azından suç örgütü ile zayıf da olsa irtibatının bulunduğu ihtimaline inanmasını gerektirecek makul nedenlerinin bulunması gerekir.
Bu açıklamalar doğrultusunda, sanığın, aralarında var olan önceye dayalı husumet nedeniyle kayırbiraderi olan mağduru önce cep telefonunundan arayarak "seni öldüreceğim,ayağına denk al,bundan sonra dikkatli ol,dikkatli gez" dediği, ardından gönderdiği masajda yer alan "bundan sonra aklını başına al,benden günah gitti,adımını sağlam at da topallama çukura düşüp de,beni daha tanımadın,Çakıcı'ya kadar yolum var,adam ol adam"biçimindeki sözlerle tehdit ettiği olayda, tehdit suçunda bir suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararalanma öğesinin ne şekilde gerçekleştiği açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçeyle TCK'nın 106/1-1. maddesi yerine aynı maddenin ikinci fıkrasının d bendi uyarınca hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 23/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Cevapla