Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/14400 E. , 2016/12728 K.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 535957
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/14400 E. , 2016/12728 K.

Mesaj gönderen kararara.com » 12 May 2019 20:31

4. Ceza Dairesi 2016/14400 E. , 2016/12728 K.

"İçtihat Metni"


Tehdit suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan yargılama sonunda, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 05/02/2015 tarihli ve 170 sayılı kararıyla Küçükçekmece 1. ve 2. Çocuk Mahkemelerinin 25/02/2015 tarihinde faaliyete geçirildiği gerekçesiyle, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 26. maddesi ile aynı Kanun'un geçici 1 ve 3. maddeleri uyarınca mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili Çocuk Mahkemesine gönderilmesine dair, Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2015 tarihli ve 2015/6 esas, 2015/171 sayılı kararını müteakip, Küçükçekmece 2. Çocuk Mahkemesinin 29/09/2015 tarihli ve 2015/814-534 sayılı kararıyla karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine, ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen, Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin 05/10/2015 tarihli ve 2015/787 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/06/2016 gün ve 2016/ 22869 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
Dairemizin 23.05.2016 gün ve 2016/2969 esas, 2016/10229 sayılı kararıyla;
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Kanun yararına bozma konusu yapılan husus, olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine ortak görevli mahkeme tarafından verilen tayini merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Anayasamızın 37. maddesinde, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." 142. maddesinde, " Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir." hükümlerine yer verilmiş,
5271 sayılı CMK’nın göreve ilişkin 3/1 maddesinde, "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir." 4. maddesinde, "(1) Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6 ncı Madde hükmü saklıdır.
(2) Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler." hükümleri düzenlenmiştir.
Görev uyuşmazlığı konusunda, ortak görevli merci tarafından verilen kararın niteliği ile bu kararın temyiz incelemesi safhasında denetlenip denetlenemeyeceği hususunun ele alındığı, 10.06.1942 tarih ve 1942/26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, “Başka başka mahkemeler veya mahkemeler ile kaza salâhiyetini haiz heyetler arasında selbî veya icabî zuhur eden ihtilâf üzerine tayini merci makamlarınca salahiyetli tayin olunan mahkeme veya heyetin tayini merci kararına karşı ısrar hakkı olmadığı cihetle esas davayı rüyetle neticede taayyün eden suçun mahiyetine ve tetabuk eylediği kanun hükümlerine göre vermeğe mecbur olduğu hükmün temyizen tetkiki sırasında tekrar vazife ciheti bahismevzuu yapılarak vazifesizlikten naşi bozulamıyacağına...” karar verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen, 10.06.1942 gün ve 26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, mahkemeler arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığı üzerine tayini merci makamlarınca görevli olduğu belirlenen mahkemenin, merci kararına karşı direnme hakkı bulunmadığı gibi, merci tarafından görevli olduğu belirlenen mahkemece verilen hüküm, temyiz incelemesi sırasında “velev ki görevsiz mahkeme tarafından verilmiş bile olsa” görev cihetinden bozulamayacaktır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.02.2008 gün ve 2008/11-17 esas, 2008/38 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; görev uyuşmazlıklarının çözümüne ilişkin tayini merci kararlarının, genel ve birincil nitelikteki olağan kanun yolu olan temyiz incelemesi sırasında dahi denetlenemeyeceği, diğer bir deyişle bu kararların hukuka uygun olup olmadıklarının görev yönünden bozma konusu yapılamayacağının, halen yürürlükte bulunan 1942/26-16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlendiğine göre, kapsam itibariyle daha sınırlı konuların incelenebildiği, istisnai nitelikteki olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma yoluyla da denetlenemeyeceği anlaşıldığından,
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE karar verilmiştir..
I- İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/06/2016 gün ve 2016/22869 sayılı yazısı ile;
İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık;
Çocuk Mahkemesi ile Asliye Ceza Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığın giderilmesi yoluyla inceleyerek sonuçlandıran merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının ve kesin olan bu merci kararının kanun yararına bozma yoluyla incelenmesinin olanaklı olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.ve 310.maddelerinde düzenlenen kanun yararına bozma kurumu; hakim veya mahkemelerce verilip istinaf ya da temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlayan olağanüstü bir yasa yoludur.
5271 sayılı Kanunu’nun 309. maddesinin 4. fıkrasında, kanun yararına bozma sonrası yapılacak işlemler, bu işlemleri gerçekleştirecek merciler ve bozma kararının etkileri, bozulan hüküm veya kararın türü ve bozma nedenlerine göre ayrım yapılarak ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Düzenlemede; kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama saptanırken, öncelikle ‘karar’ ve ‘hüküm’ ayrımı gözetilmiş ayrıca mahkumiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
Bozma nedenleri; y 5271 sayılı Yasanın 223 üncü maddesinde tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, 309.maddenin 4.fıkrasının (a) bendi uyarınca: kararı veren hakim veya mahkemece gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için, verilecek hüküm veya kararda, lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Mahkumiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin olması halinde ise, anılan fıkranın (b) bendi uyarınca kararı veren hakim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilecek, ancak bu halde verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamayacaktır.
Davanın esasını çözen mahkumiyet dışındaki diğer hükümlerin bozulmasında ise (c) bendi uyarınca aleyhte sonuç doğurucu herhangi bir işlem yapılamayacağı gibi, ‘tekriri muhakeme' yasağı nedeniyle kanun yararına bozma kapsamında yeniden yargılama da gerekmeyecektir.
4"üncü fıkranın (d) bendi gereğince bozma nedeninin hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirmesi halinde, cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmesi halinde ise bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesince doğrudan hükmedilecektir. Bu halde yargılamanın tekrarlanması yasağı bulunduğundan, Yargıtay ceza dairesince hükmün bozulması ile yetinilmeyip, gereken kararın doğrudan ilgili daire tarafından verilmesi gerekmektedir.
Görüldüğü üzere, bir karar veya hükmün kanun yararına bozulmasının ilgili aleyhine sonuç doğurup doğurmayacağı, bozma sonrasında kararı veren hakim veya mahkemece yeni bir inceleme, araştırma ve yargılama yapılıp yapılmayacağı, hangi hallerde Yargıtay'ın doğrudan hükmetme yetkisinin bulunduğu maddede sıralı ve ayırıcı biçimde düzenlenmiştir. Kanuni düzenleme ile kanun yararına bozmanın sonuçları ve bozma sonrasındaki uygulama belirlenirken “karar” ve “hüküm” ayrımı gözetilmiş, ayrıca mahkumiyet hükmü ile davanın esasını çözen veya çözmeyen diğer hükümler bakımından farklı uygulama ve sonuçlar öngörülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Çocuk Mahkemesi ile Asliye Ceza Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi yoluyla inceleyerek sonuçlandıran kesin olan bu tayini merci kararının kanun yararına bozma yoluyla incelenmesinin olanaklı olduğundan tereddüt bulunmamaktadır.
Nitekim, Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 07/04/2016 gün ve 2016/3065 Esas, 2016/3589 Karar, Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 07/04/2016 gün ve 2016/3067 Esas, 2016/3587 Karar. Yüksek Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 24/03/2016 gün ve 2015/19429 Esas, 2016/13860 Karar, Yüksek Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 24/03/2016 gün ve 2015/21191 Esas, 2016/13859 Karar. Yüksek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06/04/2016 gün ve 2015/7763 Esas, 2016/2135 Kara sayılı kararlarında da, Çocuk Mahkemesi ile Asliye Ceza Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi yoluyla inceleyerek sonuçlandıran kesin olan tayini merci kararının kanun yararına bozma yoluyla incelenmesini olanaklı görerek, kanun yararına bozma taleplerini kabul ederek kesin olan tayini merci yararlarını bozdukları anlaşılmıştır.
T.C. Anayasası'nın 37. maddesinde "Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.", 142. ma/ddesinde "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.", 5274 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 3/1. maddesinde "Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir." 4/1. maddesinde "Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re'sen karar verebilir. 6. madde hükmü saklıdır.", 5/1. maddesinde "İddianamenin kabulünden sonra, işin davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.",
5395 Çocuk Koruma Kanunu'nun 26.maddesindeki "(l)Çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar.
(2) Çocuk ağır ceza mahkemesi, çocuklar tarafından işlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili davalara bakar.
(3) Mahkemeler ve çocuk hâkimi, bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan tedbirleri almakla görevlidir.
(4) Çocuklar hakkında açılan kamu davaları, Kanunun 17. maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla bu Kanunla kurulan mahkemelerde görülür." Yine aynı Kanun'un geçici 1,2 ve 3. maddelerinde " (1) 2253 sayılı Kanun gereğince kurulan çocuk mahkemelerinde derdest bulunan ve bu Kanun ile kurulan çocuk mahkemesinin görevine giren dava ve işler, bu mahkemeler faaliyete geçtiğinde çocuk mahkemesine devredilir.
(2) Genel ceza mahkemelerinde görülmekte olan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz yaşını doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işler çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerine devredilmez.
(3) Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturma ve kovuşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılır. "5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 307/1. maddesinde "Temyiz ancak hükmün kanuna muhalif olması sebebine müstenit olur.", anılan Kanun'un 308. maddesinde "Aşağıda yazılı hallerde kanuna mutlaka muhalefet edilmiş sayılır...
(4) Mahkemenin kanuna muhalif olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi..." hükümlerinin yer aldığı;
Merci Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 170 sayılı kararında derdest davaların yeni kurulan çocuk mahkemelerine devri yönünde hüküm bulunmadığı, 09/10/2013 tarihli ve 801 sayılı Yargı Çevresi Değişikliği konulu kararında ise, derdest davaların kesinleşinceye kadar halen görüldükleri mahkemeleri tarafından bakılması gerektiğinin belirtildiği gerekçesiyle karar tesis edilmiş ise de; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun anılan kararlarının göreve ilişkin kanun hükümlerini yürürlükten kaldırma niteliği taşımadığı, mahkemelerin görevlerinin kanunla belirlenmesine ilişkin anayasal ve yasal kuralların idari nitelikte bir işlemle değiştirilemeyeceği, 5395 sayılı Kanunun amacının 1. maddede de belirtildiği üzere korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunması olduğu, bu amaçla Çocuk Mahkemeleri ile ilgili özel düzenlemeler yapıldığı gözetilerek, anılan kanunun geçici 1. maddesinin 3. fıkrasında çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, genel mahkemelerin kovuşturma görevinin, çocuk mahkemeleri kurulup göreve başlayıncaya kadar süreceğinin öngörülmesi ve geçici 1. maddenin 2. fıkrasında belirtilen “genel ceza mahkemelerinde görülmekte olan ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte onsekiz yaşını doldurmuş olan sanıklar hakkındaki dava ve işler çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerine devredilmez.” hükmünün 5395 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle göz önünde bulundurulması gerektiği, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan davanın 25.02.2015 tarihinde faaliyete geçen Küçükçekmece 2. Çocuk Mahkemesine gönderilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilmeden, Küçükçekmece 2. Çocuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması yerine, yazılı şekilde Küçükçekmece 10. Aslive Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiş olmasında isabet görülmemiştir.
Nitekim yukarıda da belirtildiği üzere, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07/04/2016 gün ve 2016/3065 Esas, 2016/3589 Karar, Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 07/04/2016 gün ve 2016/3067 Esas, 2016/3587 Karar, Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24/03/2016
gün ve 2015/19429 Esas, 2016/13860 Karar, Yüksek Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 24/03/2016 gün ve 2015/21191 Esas, 2016/13859 Karar, Yüksek Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06/04/2016 gün ve 2015/7763 Esas, 2016/2135 Karar sayılı kararlarında da. Çocuk Mahkemesi ile Asliye Ceza Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi yoluyla inceleyerek sonuçlandıran kesin olan tayini merci kararının kanun yararına bozma yoluyla incelenmesini olanaklı görüp, suça sürüklenen çocuklar hakkındaki yargılamalarda Küçükçekmece Çocuk Mahkemelerinin görevli olduğunu belirleyip, kanun yararına bozma taleplerini kabul ederek, Asliye Ceza Mahkemelerinin görevsizlik kararını kaldıran merci Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri kararlarını bozdukları anlaşılmıştır.
Yukarıda da ayrıntıları ile açıklandığı üzere, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan davanın 25.02.2015 tarihinde faaliyete geçen Küçükçekmece 2. Çocuk Mahkemesine gönderilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilmeden, Küçükçekmece 2. Çocuk Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılması yerine, yazılı şekilde Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin merci Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 05..10./2015 tarh ve 2015/787 Değişik İş sayılı kararının usul ve yasalara aykırı olduğu anlaşıldığından, iş bu Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2015/04/2015 tarh ve 2015/787 Değişik İş sayılı kararma yönelik “kanun yararına bozma isteminin REDDİNE” ilişkin Yüksek 4. Ceza Dairenizin bu kararının isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç ve istem: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-)İtirazımızın KABULÜNE,
2-)Dairenizin,23/05/2016 gün ve 2016/2969 esas, 2016/10229 karar sayılı kanun yararına bozma isteğinin reddine dair kararının KALDIRILMASINA,
3- Adalet Bakanlığının, haklı nedene dayanan kanun yararına bozma talebinin kabulü ile, Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 05/10/2015 tarih ve 2015/787 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 4.fıkrasının (a) bendinde uyarınca BOZULMASINA ve müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına ,
4-)İtirazımızın yerinde görülmemesi durumunda dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,
Karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
II- İTİRAZIN KAPSAMI
İtiraz, tehdit suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında olumsuz görev uyuşmazlığını gideren mercii kararına yönelik kunun yararına bozma isteminin reddine ilişkin , Dairemizin 23.05.2016 tarihli kararına ilişkindir.
III- KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE,
Dairemizce verilen 23.05.2016 gün ve 2016/2969 esas, 2016/10229 karar sayılı kanun yararına bozma isteğinin reddine dair kararının KALDIRILMASINA,
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 05/10/2015 tarihli ve 2015/787 Değişik İş sayılı Kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 23/09/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Cevapla