Forum ana sayfa Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/2967 E. , 2016/12280 K.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2016/2967 E. , 2016/12280 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 529875
Konum: İstanbul



4. Ceza Dairesi 2016/2967 E. , 2016/12280 K.

"İçtihat Metni"



Yaralamaya teşebbüs, hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 29/11/2013 tarihli ve 2013/7776 soruşturma, 2013/5971 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, mercii ... Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2014 tarihli ve 2014/865 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/02/2016 gün ve 2655 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “5271 sayılı Kanun'un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun'un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun'un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun'un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müştekinin şüphelinin kendisine taş atarak saldırdığı ayrıca hakaret ve tehdit ettiği iddiası üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda şüpheli hakkında delil yetersizliğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müştekinin gerek şikayet dilekçesinde gerekse sonradan vermiş olduğu 21/08/2013 tarihli dilekçesinde... isimli şahsın damadı ... isimli şahsın görgü tanığı olduğunu belirttiği, kolluk görevlilerince yapılan araştırmada ... isimli şahsın tanınmadığı, Kamuran ... isimli şahsın ise yazlığını satarak Ankara iline gittiğini belirtmesi karşısında, söz konusu şahıs için talimat yazılarak beyanına başvurulması ve ... isimli şahsın açık kimlik ve adres bilgilerine ulaşılarak tanık olarak beyanının alınması sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:

Yaralamaya teşebbüs, hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığının 29/11/2013 tarihli kararıyla, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, müştekinin karara süresinde itirazı üzerine, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2014 tarihli kararıyla itirazın reddedildiği, kesin olan bu karara karşı müştekinin eksik soruşturma yapıldığına ilişkin müracaatı üzerine, kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara müşteki tarafından eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle yapılan itirazın reddine dair merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;
“(3) Mahkeme, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hâkimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Mahkeme istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İncelenen dosyada; müşteki... kollukta vermiş olduğu 06.07.2013 tarihli ifadesinde, aralarında husumet bulunan şüphelinin olay günü kendisine hakaret edip ölümle tehdit ettiğini ayrıca taş atarak yaralamaya çalıştığını, bu olayı komşusu...'ın damadı olan ... isimli kişinin gördüğünü beyan etmesine karşın, adı geçen tanık araştırılıp dinlenilmeden takipsizlik kararı verildiği görülmektedir.
Bu nedenle itiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, itirazla ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilebilmesini teminen, soruşturmanın tamamlattırılması gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-... Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2014 tarihli ve 2014/865 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 28/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Dön Yargıtay 4. Ceza Dairesi Kararları