Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri VERASET İLAMININ DÜZELTİLMESİ VE İPTALİ DİLEKÇE ÖRNEĞİ

VERASET İLAMININ DÜZELTİLMESİ VE İPTALİ DİLEKÇE ÖRNEĞİ

Dava, icra ve temyiz dilekçe örnekleri ile her türlü hukuki sözleşme örneği paylaşım platformu...

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19776


Veraset İlamının İptali Davası

Veraset lamı ivazsız bir işlemdir. Yani çekişmesiz yargı işine girdiğinden Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından değil Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından alınmaktadır. Ayrıca veraset ilamı noterler tarafından da verilmektedir.

Kanun koyucu veraset lamının alınabilmesi için murisin ölümünü öğrendiği andan itibaren 1 aylık süre içerisinde mirasçının bu belgeyi alması gerektiğini ifade ederken kanun koyucu veraset ilamının iptali için herhangi bir hak düşürücü süre ile ya da zaman aşımı süresi öngörmeyerek mirasçının verasetin ilamı iptali davasını istediği zaman açabilmesini öngörmüştür.

Peki, verasetin ilamının iptali davası neden açılmaktadır? Hangi hallerde bu dava açılır.

Kanun koyucu bu hususu da elbette düzenlemiştir. Verasetin ilamının iptali davası 1 nedenle açılmaktadır. Bu nedeni ifade ettikten sonra açıklayalım.

Mirasçı mirasçılık belgesinde yazan payının hatalı olduğunu düşünerek davayı açabilir.

Miraçsı Türk Medeni Kanunun 598. Maddesinin 3. Fıkrasına göre sulh mahkemesine iddia ve ispat ederek paylarının yanlış olduğunu söyleyerek iptal edilmesini ve ayrıca da yeniden düzeltilerek hak kaybının düzelmesini sağlamasını talep edebilir. Bu dava çekişmeli bir davadır. Davanın taraflarına baktığımızda davacı taraf veraset ilamının iptalini isteyen mirasçı olurken davalı taraflar murisin diğer mirasçıları olmaktadır.

Veraset ilamının iptal edilmesi üzerine pay düzeltildiği için iptal edilen belgeye dayanılarak yapılan işlemlerin yeniden düzeltilmesi gerekir.

Mirasçılık belgesinde belgeyi çıkartanın mirastan ne kadar pay alacağı yazıyor demiştik. Bazı durumlarda örneğin mirası reddeden ya da feragat eden bir tarafın olması, gizli bir mirasçının çıkagelmesi yahut mirasçı sayısının fazla olması mirasçılık belgesindeki payların birbirinden farklı olmasına neden olabilmektedir. Bu durumda veraset ilamının iptali gündeme gelmektedir.




..............SULH HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE



DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

KONU : Veraset İlamındaki yanlış bilgilerin düzeltilmesi talebini içerir dilekçemizdir.

AÇIKLAMALAR

1-Müvekkilimizin üvey babası ......... ve annesi ....... ../../20... tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda vefat etmiştir. Hastahane kayıtlarında görüleceği üzere müvekkilimizin üvey babası kaza anında ölmüş olup müvekkilimizin annesi hastahanede kazadan yaklaşık 8 saat sonra vefat etmiştir.

2- … Mahkemesi tarafından ...../...... sayı ile verilen Veraset İlamı’nda müvekkilimizin üvey babasının önceki eşinden olma ....... de hatalı şekilde sanki anne ve baba aynı anda ölmüş gibi mirasçı sayılmış ve ...../..... oranında mirasçı olarak belirtilmiştir.

3- Müvekkilin üvey babasının ölümünün daha önce gerçekleşmesi nedeniyle öncelikle müvekkilimizin öz annesi mirasçı olacaktır. Sonrasında öz annenin vefatı dolayısıyla da müvekkilimizin annesinin mirasçılarının pay oranlarının yeniden belirlenmesi gerekirdi.

4-… Mahkemesi tarafından ...../..... sayı ile verilen Veraset İlamı gerçek durumla örtüşmediğinden veraset ilamının ekte sunduğumuz ölüm raporları ve saatleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

DELİLLER : Nüfus kayıtları, hastane kayıtları, ölüm raporları, … Mahkemesi tarafından ...../..... sayı ile verilen Veraset İlamı, tanık beyanları ve diğer deliller.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda kısaca açıkladığımız ve mahkemenizce re’sen gözönüne alınacak nedenlerle, dava konusu Veraset İlamı’nın ekteki ölüm raporları doğrultusunda yeniden düzeltilmesine karar verilmesini tensip ve görüşlerinize sunarız.


Davacı Vekili






T.C
YARGITAY
7.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2012/7358
KARAR NO: 2013/618
KARAR TARİHİ.30.01.2013


>>VERASET İLAMINDA YAPILAN HATALAR VE DÜZELTİLMESİ ZAMAN AŞIMI OLMADIĞI

Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı O... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Dava, mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.

İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere göre davacının sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ne var ki; Mahkemece, muristen sonra ölen eşi H...'in mirasçılarının kimler olduğu hususunda davacı tarafından delil bildirilmediğinden miras bırakanın bütün mirasçılarının tespit edilemediği, gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve hükmün gerekçesi de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 29.maddesi hükmünde; bir kimsenin sağ veya ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimsenin iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, 30.madde hükmünde de; doğum ve ölümün öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir.

Hukukumuzda çekişmeli yargıya tabi davalarda taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, hakim tarafların talepleri ile bağlıdır. Çekişmesiz yargıya tabi davalarda ise re’sen araştırma prensibi egemendir. Hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararlar kesin hüküm teşkil etmediği gibi bu kararlar açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir veya ortadan kaldırılabilir.

Somut olaya gelince; muris H...'in 1999 yılında evli ve çocuksuz olarak öldüğü, S... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/226-242 Esas ve Karar sayılı ilamı ile mirasçılarının belirlendiği, mirasının yarısının sağ kalan eşi H...'e diğer yarısının da murisin kendinden evvel ölen kardeşleri M..., M..., F... ve M...'in alt soyunu oluşturan mirasçılarına ve sağ kardeşi M...'ya aidiyetine karar verildiği, söz konusu mirasçılık belgesinin verilmesinden sonra eldeki davanın açılmasına kadar geçen yaklaşık 11 yıllık süre içerisinde murisin eşi H...'de dahil olmak üzere adına pay verilen mirasçılarının bir kısmının öldüğü, bir başka anlatımla yeni mirasçıların ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.

Mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda davacı sadece miras bırakanın öldüğünü, miras bırakanla kendisi arasındaki soybağını, dolayısıyla kendisinin mirasçı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Diğer mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesi mahkemenin görevidir. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetildiğinde mahkemenin bu araştırmayı resen yapacağı da kuşkusuzdur.

Öte yandan, miras bırakanın eşi H...in anne ve babası ile kayden bağının bulunup bulunmadığı hususunda Nüfus Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazıda 1320 tahrir defterinin eski yazı ile tutulduğu, bilirkişi görevlendirilmesi halinde çıkartılabileceği bildirilmiş, daha sonraki yazıda ise sözkonusu defterin yanık olduğundan kayıt çıkartılmasının mümkün olmadığı bildirildiği halde cevaplar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği düşünülmemiş, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden H...'in üst soyu ile bağlantı kurulmasına yarar kayıt ve belge olup olmadığı sorulmamıştır.

Diğer yandan, ister başkaları tarafından isterse kendisi tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucunda mirasçılık belgesi alınmış olsa dahi, önceki mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının belirlenmesinde hata yapıldığını veya eski tarihli mirasçılık belgesinde ölümler nedeniyle paylarda değişiklik olduğunu ve bu hali ile eski tarihli mirasçılık belgesinin infazının hukuksal sorunlar oluşturacağını öne süren her mirasçının hasımsız olarak açacağı yeni bir dava ile mirasçılık belgesi verilmesini isteme veya önceki günlü mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen diğer mirasçıları hasım göstererek bu mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesi istemiyle dava açma hakkı bulunduğu şüphesizdir.

O halde; mahkemece açıklanan bu olgular gözetilerek, davacı tarafından gösterilen ve gösterilecek tüm deliller toplanmalı, muristen sonra ölen mirasçı eş H...'in üst soyundan mirasçısı olup olmadığı belirlenmeye çalışılmalı, bütün aramalara rağmen mirasçısı bulunamaz ise TMK'nun 501. maddesi gereğince son mirasçının Hazine olduğu düşünülmeli, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek muris H...'in yasal mirasçıları ve payları belirlenmelidir


Böyle bir araştırma yapılmadan yersiz gerekçelerle davanın tamamen reddine karar verilmesi isabetsiz, davacı O...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine 30.01.2013 gününde oy birliği ile karar verildi.


T.C
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2012/14417
KARAR NO. 2012/14849
KARAR TARİHİ. 26.12.2012


DAVA: Taraflar arasındaki mirasçılık, tereke hukukuna ilişkin davada Kayseri 1.Sulh Hukuk ve Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR: Dava, mirasçılık belgesinin iptali ve yeniden mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.

Kayseri 1.Sulh Hukuk Mahkemesince; Davanın çekişmeli yargı işi olduğu, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Kayseri 7.Asliye Hukuk Mahkemesi ise; Davanın çekişmesiz yargı işi olduğu, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.

Somut olayda; davacılar vekili, Kayseri 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.02.2001 tarih, 2001/23 esas, 2001/117 karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dava iptali istenen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler aleyhinde açılmış olup, yargılama sonucunda verilecek kararla miras paylarının değişmesi söz konusu olabileceğinden, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK.nun 4, 382/2 maddesinde de sayılmayan mirasçılık belgesinin iptali davası çekişmeli yargı işi niteliğindedir. Bu halde uyuşmazlığın Kayseri 7.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK.'nun 21., 22. ve 23. maddeleri gereğince Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 26.12.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.


T.C
YARGITAY
7. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/6731
KARAR NO. 2012/9996
KARAR TARİHİ. 26.12.2012


DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacılar Sermin Say ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR: Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile yenisinin verilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.

Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 Sayılı HMK'nun 1.maddesinde mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceği, 2. maddesinde ise dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanunun 4/1-ç maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemesi veya Sulh Hukuk Hakiminin bu kanun ile diğer kanunların Sulh Hukuk Mahkemesini görevlendirdiği davaları göreceği açıklanmıştır. Öte yandan; aynı Kanunun 383. maddesinde çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkemenin aksine bir düzenleme olmadığı sürece Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilmiş, 382/2-c maddesi hükmünde ise miras hukukundaki çekişmesiz yargı işleri belirtilirken mirasçılık belgesinin verilmesi istemine ilişkin davalar da bu kapsamda sayılmış ne var ki; mirasçılık belgesinin iptali istemiyle açılan davalar hakkında düzenleme yapılmamıştır.

O halde; mirasçılık belgesinin iptali davalarının hasımlı olarak açıldığı, sonucunun tarafları açısından kesin hüküm oluşturduğu dikkate alındığında çekişmeli yargı kapsamında kalan davalardan olduğu, bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonra açılan mirasçılık belgesinin iptali davalarına bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden dikkate alınması gerekir.

SONUÇ: Hal böyle olunca; mahkemece açıklanan bu hukuksal olgular gözönüne alınarak davanın görev nedeniyle reddine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yasal düzenlemelere aykırı şekilde işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz, davalı-karşı davacılar Sermin Say ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgililerine iadesine, 26.12.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.

HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri