Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri CEZADAN MAHSUP DİLEKÇE ÖRNEĞİ

CEZADAN MAHSUP DİLEKÇE ÖRNEĞİ

Dava, icra ve temyiz dilekçe örnekleri ile her türlü hukuki sözleşme örneği paylaşım platformu...

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20167


Mahsup Ne Demek

Hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin, hükmolunan hapis cezasından indirilmesine mahsup denilmektedir. Adli para cezalarına ilişkin olarak, Adli para cezasına hükmedilmesi halinde bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.



Hangi Hallerde Cezadan Mahsup Yapılır

Hükümlü hakkında mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen kararın kesinleşmesinden önce başka suçun veya suçların işlenmiş olması, tutuklamaya neden olan suçta tutuklu kalınan sürenin ikinci suç nedeniyle verilen cezadan fazla olması veya beraat ile sonuçlanmış olması gerekmektedir. Herhangi bir suçtan dolayı tutuklu kaldığı halde beraat eden ve bu cezası kesinleşen birinin kesinleşme tarihinden sonra suç işlemesi halinde tutuklu kaldığı bu süre için mahsup talebinde bulunulamaz, yine ikinci cezanın erteli ceza olması halinde de mahsup talebinde bulunulamaz.


5237 Sayılı Türk Ceza kanununa göre mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden önce gerçekleşen tutukluluk veya özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuran tüm süreler ceza mahkûmiyetinden indirilecektir. Mahsup işleminin yapılabilmesi için, mahsup yapılacak suçun yukarıda belirttiğimiz şekilde buna olanak tanıması gerekmektedir. Burada önemli olan konu, mahsuba konu mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasıdır. Bunun temel nedeni ise, sanığın daha önce tutuklu kaldığı süreye güvenerek yeniden bir suç işlemesine engel olmaktır.


Mahsup Talep Dilekçesi Nasıl Yazılır

Cezanın mahsubuna ilişkin talep dilekçesi yazılırken daha önce hangi suç nedeniyle hangi mahkemede yargılandığınız ve mahkemenin adı ve esas numarası belirtilmeli ve anlam bütünlüğü içerisinde gereksiz tekrarlardan kaçınılarak mahsup dilekçesinin okunur ve anlaşılır bir dille yazılmasına dikkat edilmelidir.




TCK-MADDE 63
Mahsup
(1) Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır.






................... ASLİYE CEZA MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’ NE

Dosya No: D.İş.…/ …/ …


MAHSUP İSTEMİNDE
BULUNAN HÜKÜMLÜ :

MÜDAFİİ : Av...........



KONU :Müvekkilin ....... 9 Asliye Ceza Mahkemesi’ nin …/ … E. ve ..... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin …/ … E. sayılı dosyasında tutuklu kaldığı sürelerin , sayın mahkemeniz hükmünden mahsup edilmesi talebini içerir.

AÇIKLAMALAR :


1) Müvekkilim…, sayın mahkemenizin …/ … Esas…/ … Karar sayılı dosyasında sanık olarak yargılanmış, aleyhinde mahkumiyet hükmü tesis edilmiş ve Yargıtay aşamasından geçen karar kesinleşerek infazına başlanmıştır.

2) Müvekkilim, .......9. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin …/ … E. sayılı dosyasında ../ ../ 20...- ../ .../ 20... tarihleri arasında ,
.......... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin …/ … E. numaralı dosyasında .../.../ 20...- .../.../ 20... tarihleri arasında tutuklu kalmıştır.

3) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ nun 63. maddesinde belirtildiği üzere, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce başka suç ya da suçların işlenmesi yeterlidir.

4) Yukarıda anılan yasal mevzuat hükümleri ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Genel Kurulu kararı nedeniyle, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve hürriyeti sınırlama sonucu doğuran tutukluluk sürelerinin, hükmolunan hapis cezasından indirilmesi gerekmektedir.

HUKUKİ NEDENLER :5237 Sayılı Kanun md.63

SONUÇ ve İSTEM :Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız nedenlerle , müvekkil hakkında verilip kesinleşmiş olan mahkumiyet hükmünüzden, ........ 9. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin …/… E. ve ...... 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ nin …/ … E. numaralı dosyasında tutuklu kalınan sürelerin mahsup edilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. ../.../20..


Hükümlü Müdafii
Av....................









................AĞIR CEZA MAHKEMESİ

SAYIN BAŞKANLIĞINA,

Dosya No: D.İş.

CEZADAN MAHSUP

İSTEMİNDE BULUNAN SANIK :

MÜDAFİİ :


KONU : Müvekkilimin ……Ağır Ceza Mahkemesinin 20.../ E. sayılı dosyasında ……….tarihinden itibaren tutuklu kaldığı .. yıl .. ay .. Günlük sürenin; ....... .Ağır Ceza Mahkemesi’nin …….tarih ve 20../… D.İş ceza toplama kararı çerçevesinde sanık müvekkilim aleyhine verilmiş olan mahkumiyet kararından mahsup edilmesi isteminden ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

1-) Müvekkilim olan sanık …………. tarihinde beri ……..Ağır Ceza Mahkemesinin 20../E. sayılı dosyasından ………… suçundan dolayı ... yıl .. ay .. günlük süre ile tutuklu kalmış; devam eden yargılama sonucunda müvekkil sanık hakkında …….. tarihli celsede mahkumiyet kararı ile birlikte bi hakkın tahliyesine kararı verilmiştir. İş bu karar ……… tarihinde temyiz edilerek henüz kesinleşmemiştir.

Bunun yanında Sayın Mahkemenizin …….. tarih ve 20../ D.iş sayılı ceza toplama kararı çerçevesinde tutukluluk hali devam etmektedir. Bu itibarla mahkemeniz tarafından verilen mahkumiyet kararından tutuklu kalınan sürelerin mahsubunu talep etme zaruret imiz hasıl olmuştur.

2-) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddelerinde belirtildiği üzere, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka suç ya da suçların işlenmesinin yeterli olacağı belirtilmiştir.

3-) Yukarıda sözü geçen yasal mevzuat hükümleri ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Genel Kurulu kararı nedeniyle, hükmün kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran ... yıl ... ay .. Günlük tutukluluk süresinin, hükmolunan hapis cezasından indirilmesi gerekir.

HUKUKİ NEDENLER : 5237 S. K. m. 63

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, Mahkemenizin ………. tarih 20../ D.İş sayılı ceza toplama kararı çerçevesinde vermiş olduğu mahkumiyet hükmünden sanık müvekkilimin tutuklu kaldığı sürelerin mahsup edilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. ../../2018



Sanık
....................


Müdafii

Av................








BAŞKA SUÇTAN TUTUKLULUĞUN MAHSUBU
Prof. Dr. Ersan ŞEN

Ceza Hukukunda “mahsup”, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 63. maddesinde düzenlenmiştir.

Bu maddeye göre; bir hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün haller sebebiyle geçirilmiş süreler, hapis cezasından indirilecektir. Adli para cezasına hükmedilmesi durumunda ise, bir gün 100-(yüz) TL sayılmak suretiyle ceza indirimine gidilecektir.

Madde; “mahsup” müessesesinin sadece yargılaması yapılan ve hükme bağlanacak olan dava ile sınırlı olmadığını, bu davanın dışında başka soruşturma ve kovuşturmalarda meydana gelen şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran tüm hallerde uygulanabileceğini ortaya koymuştur. Böylece, sadece davası görülen olaydan dolayı meydana gelen tutukluluklar değil, varsa başka davalar nedeniyle tutuklulukta veya gözaltında geçen süreler ve fazla çekilen mahkumiyet süreleri gibi şahsi hürriyeti sınırlayan tüm haller mahsuba konu edilebilecektir.

Uygulamaya göre; beraat kararı verilen dosyalarda tutuklu kalınan sürenin başka bir cezadan mahsup edilebilmesi için, beraat kararının ikinci suç işlendikten sonra kesinleşmesi gerekmektedir. Tutuklu kalınan ve mahsup edilmesi istenen sürenin ait olduğu dosyada verilen kararın kesinleşmesinden sonra işlenmiş bir suç varsa, mahsup koşullarının oluşmadığı kabul edilmektedir.

Bu uygulama, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu m.40’a benzemektedir. Çünkü 40. maddede; “mahsup” müessesesi ile ilgili bir ölçüt dikkate alınmakta ve buna göre mahsubun yapılıp yapılmayacağı neticesine varılmakta idi. Bu ölçüt 765 sayılı Kanun m.40’ın lafzında yer almamakla birlikte, 06.03.1940 tarihli, 1940/5 E. ve 1940/68 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına dayanmaktadır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; mahsubun yapılabilmesi için, beraat kararı ile neticelenen suçun, mahkumiyetle neticelenen suçtan sonra işlenmesi değil, beraat kararının kesinleşmesinden önce mahkumiyete konu suçun işlenmesi şartı aranmıştır.

Kanaatimizce 5237 sayılı Kanunun 63. maddesi, mahsup konusunda 765 sayılı Kanun m.40’a benzer bir düzenlemeye yer vermekle birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 765 sayılı Kanun m.40 ile ilgili verilmiş olup, 5237 sayılı Kanun m.63 bakımından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. 765 sayılı Kanun döneminde geçerli olan bu karar ve düşüncenin benzer uygulaması, 5237 sayılı Kanun m.63’ün yürürlük döneminde de görülmektedir. Ancak belirtmek isteriz ki, 63. maddenin lafzından ve gerekçesinden hareket edildiğinde, Yargıtay’ın düşüncesine iştirak etmek mümkün olmayacaktır.

Bu görüşe, faili yeniden suç işlemeye yöneltebileceği ve adalete aykırı olduğu gerekçeleri ile itiraz edilebilir. Mahsubun yapılabilmesi için, mahsup edilecek şahsi hürriyeti sınırlayan hal nedeniyle geçirilen sürenin ait olduğu soruşturma ve dava dosyasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın veya beraat kararının, mahkumiyete konu diğer suçtan önce kesinleşmemesi gerektiği, aksinin kabulü halinde failin yeni bir suç işlemek konusunda serbest kalacağı ve ikinci suçtan mahkum edilse bile, önceki dosyada meydana gelen şahsi hürriyeti sınırlayan sürenin mahkumiyetten indirilmesi nedeniyle cezanın infaz edilemeyeceği ileri sürülebilir.

Uygulamada bu endişenin dikkate alındığı, ikinci suçun şahsi hürriyeti sınırlayan halin meydana geldiği dosyada verilen beraat kararının kesinleşmesinden sonra işlendiği durumlarda mahsubun kabul edilmediği görülmektedir.

Ancak 5237 sayılı Kanunun 63. maddesi, mahsubun kaynaklandığı beraat kararının kesinleşmesinden evvel veya sonra işlenen suçlardan verilecek mahkumiyet kararlarından mahsubun yapılıp yapılmayacağına dair bir ayırım yapmamıştır. Bu nedenle, uygulamanın aksine, mahkumiyetten önce her ne şekilde olursa olsun ve hangi soruşturma ve kovuşturmadan kaynaklanırsa kaynaklansın, tüm şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran hallerden dolayı geçirilmesi gereken sürelerin mahkumiyetten indirilmesi gerekir.

Şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran halin meydana geldiği dosyada mahkumiyet kararı verilmesi halinde, bu hal nedeniyle geçirilen sürenin başka bir dosyada verilen mahkumiyet kararından mahsup edilebilmesi, ancak şahsi hürriyetin sınırlandığı sürenin ait olduğu dosyaya ilişkin mahkumiyet süresini aşması halinde ve aşan süre ile sınırlı olarak mümkündür. Tutuklulukta geçen süre öncelikle ilgili dosyada verilen mahkumiyet süresinden indirilecek, varsa aşan süre başka mahkumiyet süresinden de indirilebilecektir. Örneğin; fail ilk mahkumiyetine konu suçtan dolayı 48 ayını tutuklulukta geçirmiş ve toplam 40 ay ceza almışsa, şartlarının bulunması halinde artan 8 aylık sürenin ikinci mahkumiyetinden indirilmesi mümkün olabilecektir.

Failin adli para cezası ile cezalandırılması halinde, adli para cezasına konu suça ilişkin şahsi hürriyeti sınırlayan hal nedeniyle geçirilen her bir gün 100-TL olarak kabul edilecek ve bu hesaba göre mahsup işlemi yapılacaktır. Bu mahsup işlemi yapıldıktan sonra artan süre bulunması halinde, varsa failin ikinci mahkumiyetinden (hapis cezası veya adli para cezası fark etmeksizin) artan süre mahsup edilebilecektir.

Fail hakkında verilen cezanın 5237 sayılı Kanun m.50 uyarınca ertelenmesi halinde, varsa gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin ertelenen cezadan mahsup edilmesi gerekmektedir. Mahsuptan sonra artan süre bulunmakta ise, bu sürenin başka bir cezadan mahsup edilmesi mümkündür.

Benzer görüş, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için de söylenebilir. Ancak ertelemede ertelemenin bozulabileceği ve HAGB’de de henüz ortada son bulmuş veya düşmüş bir davanın olmadığı, kasten yeni bir suç işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine uymayan sanığın mahkumiyetine karar verilmesi durumunda, bir başka suçun cezasından mahsup edilen tutukluluk süresi tartışmalı hale gelebilecektir. Bu sebeple, mahsup için beş yıllık denetim süresinin beklenmesi ve davanın düşme kararının kesinleşmesinden önce işlenen bir suçtan mahsubu yoluna gidilmesi görüşü ileri sürülebilir. Hapis cezasının ertelenmesi veya hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesinde, bu şekilde bir bekleme süresi sorunu ile karşılaşılmayacaktır.

5237 sayılı Kanun m.50 uyarınca hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi halinde “mahsup” müessesesinin uygulanıp uygulanamayacağı sorusu gündeme gelebilir. Kısa süreli hapis cezası, bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarını kapsamaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100/4 uyarınca üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlardan tutuklama kararı verilemeyeceği, bu nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı halin gerçekleşmeyeceği düşünülebilir. Ancak fail hakkında yürütülen soruşturmanın daha ağır cezayı gerektiren bir suçtan yürütülmesi, soruşturma aşamasında şahsi hürriyeti bağlayan hal olarak gözaltı veya tutuklama tedbirinin uygulanması, kovuşturma aşamasında ise suçun niteliğinin değişmesi ve fail hakkında kısa süreli hapis cezasına hükmedilerek seçenek yaptırımların uygulanması gündeme gelebilir. Ayrıca; şahsi hürriyeti bağlayıcı hal nedeniyle geçen sürenin ceza süresinden indirilmesinden sonra kalan mahkumiyet süresi, 5237 sayılı Kanun m.50’nin uygulanmasını elverişli kılabilir. Bu durumda mahkemece öncelikle temel ceza belirlenmeli, varsa gözaltı ve tutuklulukta geçen süre cezadan mahsup edilmeli ve şartları bulunmakta ise kalan süre üzerinden seçenek yaptırımların tatbiki yoluna gidilmelidir.




T.C
YARGITAY
2. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2012/7285
KARAR NO:2012/9338
KARAR TARİHİ:: 11.04.2012

>KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL SUÇU - HÜKÜMLÜNÜN ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN DAVASINDA TUTUKLU KALDIĞI - DAVA İLE İLGİLİ HÜKÜM KESİNLEŞMEDEN KARARA KONU SUÇU İŞLEDİĞİ ANLAŞILDIĞI - TUTUKLU KALDIĞI SÜRENİN MAHSUBU GEREKTİĞİ - HÜKMÜN BOZULDUĞU


ÖZET: Somut olayda, hükümlünün, Asliye Ceza Mahkemesi'nin davasında tutuklu kaldığı ve bu dava
ile ilgili hüküm kesinleşmeden, aynı Mahkemenin kararına konu suçu işlediği anlaşılmakla, tutuklu
kaldığı sürenin infaz edilmekte olan 20.04.2007 tarihli mahkumiyetinden mahsubu gerekeceğinden,
itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde
görülmekle, bozulmasına karar verilmiştir.


(765 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 63) (5271 S. K. m. 309) (YCGK 31.01.2006 T. 2006/1-4 E. 2006/7 K.)
(YİBK 06.03.1940 T. 1940/5 E. 1940/68 K.)

Konut dokunulmazlığını ihlal suçundan sanık C.'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/4, 62/1.
maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Çaycuma Asliye Ceza
Mahkemesi'nin 20.04.2007 tarihli ve 2006/465 esas, 2007/154 sayılı kararının infazı sırasında, sanık
tarafından 22.02.2006 tarihinde işlediği iddia edilen mala zarar verme suçundan 1 yıl 8 ay hapis
cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemesinin 08.07.2009 tarihli ve 2006/173 esas,
2009/396 karar sayılı hükmünün temyiz aşamasında olduğundan bahisle bu dosyadan tutuklandığı
24.02.2006 ve tahliye edildiği 13.04.2006 tarihleri arasındaki sürenin halen infazına devam edilen
Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin anılan hükmü ile verilen 1 yıl 3 ay hapis cezasından mahsup
edilmesi talebinin reddine dair, anılan mahkemenin 01.12.2010 tarihli ve 2010/160 değişik iş sayılı
kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Zonguldak Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.01.2011 tarihli
ve 2010/1054 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nca verilen 30.01.2012 gün ve
2011/1611-5528 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının 21.02.2012 gün ve 2012/39593 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle
okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, hükümlünün tutuklu kaldığı ve mahsup edilmesini istediği Çaycuma Asliye
Ceza Mahkemesi'nin 08.07.2009 tarihli ve 2006/173 esas, 2009/396 sayılı kararının temyiz edilmesi
sebebiyle henüz kesinleşmemiş olduğu, bu suçun işlenme tarihinin 22.02.2006 olduğu, halen infaz
edilmekte olan aynı Mahkemenin 20.04.2007 tarihli ve 2006/465 esas, 2007/154 sayılı dosyasına
konu suçun işlenme tarihinin ise 28.08.2006 olduğu, bu haliyle tutuklu kalınan ve mahsup edilmesi
istenen kararın kesinleşmesinden önce işlenmiş bir suçun bulunduğu,
Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 40 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddelerinde
belirtildiği üzere, mahsup işleminin yapılabilmesi için tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme
tarihinden önce bir başka suç ya da suçların işlenmesinin

yeterli olacağı, tutuklu kalınan suçun beraatle veya mahkumiyetle sonuçlanmasının da mahsup işlemi
için önemli olmadığı, keza mahkumiyetle sonuçlanan kararın henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle,
Yargıtay incelemesi sonucunda beraat etme ihtimalinin hukuken mümkün bulunduğu, böyle bir
durumda ise infazı halen devam eden mahkum için telafisi imkansız sonuçlar doğabileceği cihetle,
hükümlünün Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.07.2009 tarihli ve 2006/173 esas, 2009/396
sayılı dosyasından gözetim altında ve tutuklu kaldığı sürenin aynı Mahkemenin 20.04.2007 tarihli ve
2006/465 esas, 2007/154 sayılı ilamından mahsubuna karar verilmesinin gerekmesi karşısında,
itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309.
maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar
olunmuştur.

Gereği düşünüldü:
5237 sayılı Yasa'nın 63. maddesinde, hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve kişisel
özgürlüğün sınırlanması sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin hükmolunan
hapis cezasından indirileceği öngörülmüş olmakla, tutuklu kalınan sürenin mahkumiyetten mahsup
edilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkumiyete ait olması gerekmeyip,
sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce işlemiş olduğu diğer bir
suç nedeniyle verilen cezadan da tutuklu kalınan sürenin mahsubu olanaklı olacaktır. Yargıtay Ceza
Genel Kurulu'nun 31.01.2006 gün, 2006/1-4, 2006/7 sayılı kararında da belirtildiği üzere, önemli olan
husus, mahsuba konu mahkumiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen hükmün
kesinleşmesinden önce işlenmesidir. Birden fazla suça ilişkin ayrı ayrı açılmış olan davalarda, diğer
hükümden mahsup edilecek sürelerin, beraatle sonuçlanmış bir suça ilişkin olması gerektiğine dair
açık bir hükme de yasada yer verilmemiştir. 06.03.1940 tarihli ve 5/68 sayılı Yargıtay İçtihadı
Birleştirme Kararında, <Beraat eden bir kişinin beraat ettiği suçtan dolayı tutuklu kaldığı sürenin,
beraat kararı kesinleşmeden önce işlemiş olduğu diğer suç için verilen ceza süresinden mahsubunun
gerektiği> belirtilmiş ve tutuklu kalınan suçtan beraat etmiş olma esas alınmışsa da, bunun nedeni,
beraatin zorunlu bir koşul olarak kabul edilmesi değil, sadece karara konu içtihadı birleştirmeyi
gerektiren uyuşmazlığın beraat hükmüne ilişkin olmasıdır. Tutuklu kalınan suçtan dolayı beraat ya da
mahkumiyet hükmü verilmesi sonuca etkili değildir.

Somut olayda, hükümlünün, Çaycuma Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/173 Esas sayılı davasında
tutuklu kaldığı ve bu dava ile ilgili hüküm kesinleşmeden, aynı Mahkemenin 20.04.2007 tarih,
2006/465 Esas, 2007/154 sayılı kararına konu suçu işlediği anlaşılmakla, tutuklu kaldığı sürenin infaz
edilmekte olan 20.04.2007 tarihli mahkumiyetinden mahsubu gerekeceğinden, itirazın kabulü yerine
reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle,
Zonguldak Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nden kesin olarak verilen 06.01.2011 gün ve 2010/1054 D.İş
sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca
BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca, sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine
getirilmesine, 11.04.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


T.C
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
ESAS NO: 2006/1-4
KARAR NO: 2006/7
KARAR TARİHİ: 31.01.2006


ÖZET: Tutuklulukta geçen sürelerin mahsubu konusunda 765 SK'ya paralel düzenlemeler getiren 5237 SK'ya göre, mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden önce gerçekleşen tutukluluk veya özgürlüğün kısıtlanması sonucunu doğuran tüm süreler ceza mahkûmiyetinden indirilecektir. Tutuklulukta geçen sürelerin mahkûmiyetten mahsup edilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkûmiyete ait olması gerekmeyip sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün kesinleşmesinden önce, işlemiş olduğu diğer bir suç nedeniyle de tutuklu kalınan sürenin mahsubu olanaklıdır. Burada önemli olan husus, mahsuba konu mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olmasıdır. Bunun temel nedeni ise, sanığın daha önceden tutuklu kaldığı süreye güvenerek yeniden bir suç işlemesine engel olmaktır. Açıklanan nedenlerle mahsuba karar verilebilmesi için tutuklu kalınan suçtan dolayı verilen kararın kesinleşmesinden önce başka suçun veya suçların işlenmiş olması, tutuklamaya neden olan suçta tutuklu kalınan sürenin ikinci suç nedeniyle verilen cezadan fazla olması veya beraat ile sonuçlanmış olması gerekir.

HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri