Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları BANKA KREDİ EVRAKLARINI İSTEM ÜZERİNE VERMEMESİ "MUARAZANIN MEN'İ" DAVASI

BANKA KREDİ EVRAKLARINI İSTEM ÜZERİNE VERMEMESİ "MUARAZANIN MEN'İ" DAVASI


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20183


T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO:2018/594
KARAR NO:2018/1317
KARAR TARİHİ:04.07.2018

>BANKA KREDİ SÖZLEŞMESİ İLE KESİLEN MASRAFLARI GÖSTEREN BELGEYİ AVUKATIN İSTEMESİNE RAĞMEN VERMEMESİ ÜZERİNE "MUARAZANIN MEN'İ" DAVASI AÇILMASINDA HUKUKİ YARAR OLUP OLMADIĞI VE GÖREVLİ MAHKEME.


Taraflar arasındaki “muarazanın men’i” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.06.2013 gün ve 2013/183 E., 2013/411 K. sayılı kararı, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 19.11.2013 gün 2013/29841 E., 2013/28467 K. sayılı kararı ile onanmış, davalı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine de Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11.04.2014 gün ve 2014/6031 E., 2014/11212 K. sayılı kararı ile

“…Davacı vekili, davalı bankaya Avukatlık Kanunu ve Bilgi edinme hakkı kapsamında müvekkilinin davalı bankadan kullanmış olduğu kredi nedeniyle bankaya ödemiş olduğu dosya masrafı, kredi ekspertiz ücreti, erken ödeme cezası, ödeme planı değişikliği cezası ve ipotek fek ücreti ile sair masrafların nelerden ibaret olduğu, mahiyeti ve miktarının sorulduğunu, davalı bankanın her hangi bir cevap vermeyerek haklı ve yasal taleplerinin zımnen reddedildiğini ileri sürerek yaratılan muarazanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, açılan davanın kabulü ile taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine karar verilmiş; davalı tarafın temyizi üzerine karar dairemizce onanmış, davalı bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Dava konusu uyuşmazlık taraflar arasındaki konut kredisi sözleşmesi kapsamında tahsil edilen ana para ve faiz ödemeleri dışındaki bedellerin davacı tarafından bilgi edinme kanunu çerçevesinde davalıdan talep edilmesinden kaynaklanan muarazanın menine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi bazı şartların tahakkukuna bağlı olup bunlara dava şartları denmektedir. Dava şartlarından bir kısmı olumlu ( varlığı mutlaka gerekli ), bir kısmı da olumsuz ( yokluğu mutlaka gerekli ) niteliktedir. Hakim, önüne gelen bir davada, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re'sen gözetecektir. Olumlu dava şartlarından biri de 6100 sayılı HMK m.114 1/h bendinde ifade edildiği üzere davacının o davayı açmakta hukuki yararının bulunmasıdır. Açılmasında davacısı yönünden hukuki yarar bulunmayan bir dava, dava şartının yokluğu nedeniyle reddedilmelidir. Hukuki yararın varlığı koşulunun mevcut olup olmadığı, her bir davada o davaya konu olayın somut özellikleri çerçevesinde hakim tarafından değerlendirilmelidir.

Kredi sözleşmesi hükümlerine göre sözleşme iki nüsha olarak tanzim edilmiş ve sözleşmenin bir nüshası, geri ödeme planının bir sureti ve kredi kullandırım dekontu ile ilgili belgeler davacıya teslim edilmiştir. Dolayısıyla davacının ne kadar kredi kullandığı, kendisine fiilen ne kadar ödeme yapıldığı, ne miktarda ödeme yapacağı ve kullanılan kredi tutarının ne kadarının masraf ve komisyon olarak tahsil edildiği davacıya verilen bu belgelerden açıkca anlaşılmaktadır.

Davacının sureti kendisinde bulunan belgeleri yeniden bankadan talep ederek muaraza yaratması hukuken korunamaz. Kaldı ki davacı tarafından haksız olarak yapıldığı iddia edilen kesintinin iadesi için miktar belirtmeksizin Tüketici Sorunları Hakem Heyetine harçsız olarak başvurulması mümkündür. Yapılan kesinti tutarına göre hakem heyetince verilen karar kesin veya Tüketici Mahkemesinde açılacak dava için kesin delil niteliği taşıyacaktır. Bir başka anlatımla davacı yanın amacı, kredi kullanımı esnasında haksız olarak yapıldığı ileri sürülen kesintinin iadesinin sağlanmasıdır. Bu amaçla başvurulacak hukuki mercilerce öncelikle bankaca yapılan kesinti tutarının belirleneceği göz önüne alındığında davacının isteminin ayrı bir dava şeklinde ileri sürülmesinde hukuki yararıda bulunmamaktadır. O halde mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile onama kararı kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir,…”
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, muarazanın men’i istemine ilişkindir.


Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kullandığı konut kredisi sözleşmesi nedeniyle ödemiş olduğu ana para faiz, yeniden yapılandırma masrafı dışındaki masrafların neler olduğu ve miktarının bankaya sorulduğunu ancak cevap verilmediğini, bankanın haksız olarak tahsil ettiği miktara göre tüketici hakem heyeti ya da tüketici mahkemesinin görevli olacağını, kesinti miktarı bilinmeden açılacak davanın mahkemece görev nedeniyle reddine karar verilmesi hâlinde müvekkiline yargılama gideri yükletilebileceğini, tüketici hakem heyetine ya da mahkemeye yapılacak başvuruda talep konusunun, miktarının belirtilmesi gerektiğini ileri sürerek, muarazanın men’i ile davalı bankanın kendilerine bilgi vermesinin sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca banka görevlilerinin müşterilerine ait sırları kanunda açıkça yetkili kılınan mercilerden başka kimselere açıklamalarının yasak olduğunu, bankanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından çıkarılan talimatlar ile bağlı olduğunu, BDDK tarafından Türkiye Bankalar Birliği Genel Sekreterliğine gönderilen yazıda avukatın müşteri bilgilerini alabilmesi için vekâletnamesinde bu yönde müşterinin rızasını açıkça ifade eden hüküm olması gerektiğini, genel vekâletnameye istinaden söz konusu bilgilerin verilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece talebin, Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesine dayandığı, buna göre davalı bankanın istenen belgeleri vermekle yükümlü olduğu, davacının kredi nedeniyle ödemek zorunda olduğu bedellerin nelerden ibaret olduğunu bilmesi hâlinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında dava açabileceği, davacının talebinin avukatlık görevini yerine getirme amacına ilişkin olduğu, davanın kabulü ile davacının davalı bankadan kullanmış olduğu kredi nedeni ile bilgi ve belge temin etme hakkı bulunduğundan taraflar arasında oluşan muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece önce onanmış, davalı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine yukarıda başlık bölümünde açıklanan nedenlerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, bankanın sözleşme ve belgeleri, kredi kullandırdığı tüketiciye vermediğinin karine olduğu, verildiği kabul edilse bile davacıdan kredi evrakını saklamasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının sözleşmeyi hakem heyetine sunamadığı takdirde hakem heyetlerince de taleplerin reddine karar verildiği, Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca davalı bankadan bilgi ve belge isteyen davacı vekiline istenen belgelerin ücreti karşılığı verildiği ya da bu talebe cevap verilmediği, davacının elinde belge olmadan dava açması hâlinde aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilebileceği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca bankaların verilen hizmetlerden dolayı müşterilerin her türlü sorusuna cevap verecek sistem kurmakla ve bu hizmetle ilgili bilgiyi müşterilerine bildirmekle yükümlü olduğu, böyle olunca da davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.


Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından davacının ileride açacağı davada kullanılmak üzere davalı bankadan kullandığı konut kredisi nedeniyle yapılan kesintileri gösteren belgelerin davalı bankaca verilmemesi üzerine, muarazanın men’i davası açmasında hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle, uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi mi, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu hususu ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Ön sorunu oluşturan görev konusunda aşağıdaki açıklamaların yapılmasında fayda bulunmaktadır.

6502 sayılı TKHK 28.11.2013 tarih ve 28835 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve aynı Kanunun 87. maddesi uyarınca yayımlandığı tarihten itibaren altı ay sonra yürürlüğe girmiş ise de, adı geçen Kanunda geçiş hükümlerini düzenleyen geçici madde 1/2. bent uyarınca, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tüketici işlemlerine, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise kural olarak o kanun hükümleri uygulanacağından, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK hükümlerinin açıklanması gerekmektedir.

4077 sayılı TKHK’nın 1. maddesinde; bu kanunun amacının, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmek olduğu açıklanmış; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde de “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "tanımlar" başlıklı 3. maddesinin (e) bendinde tüketici; “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişileri”; (k) bendinde kredi veren; “Mevzuatları gereği tüketicilere nakit kredi vermeye yetkili olan banka, özel finans kuruluşu ve finansman şirketlerini,” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Yine aynı kanun'un 23. maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı düzenlenmiştir.

Bir hukuki işlemin, 4077 sayılı TKHK kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.

Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili müvekkilinin davalı banka ile imzalanan konut kredisi sözleşmesi nedeniyle yapılan kesintileri gösteren belgelerin bankaca verilmemesi üzerine muarazanın men’i isteminde bulunmuş olup, konut kredisi sözleşmelerinin 4077 sayılı TKHK’nın 10. maddesi ve 10/B maddesinde düzenlendiği gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 4077 sayılı TKHK kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Hâl böyle olunca mahkemece, 4077 sayılı TKHK’nın 23. maddesi gereğince [b]uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek,
ayrı bir tüketici mahkemesinin bulunması hâlinde görevsizlik kararı verilmesi, aksi halde davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken işin esası incelenerek önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Açıklanan bu değişik gerekçe ile direnme kararının bozulması gerekmiş; bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları inceleme konusu yapılmamıştır.
[/b]

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma neden ve kapsamına göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.07.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.

HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları