Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları ÇEKİN DÜZENLEME YERİNİN KISALTMA OLARAK YAZILMIŞ OLMASI ÇEKİ GEÇERSİZ KILMAZ

ÇEKİN DÜZENLEME YERİNİN KISALTMA OLARAK YAZILMIŞ OLMASI ÇEKİ GEÇERSİZ KILMAZ


Güntülü Kullanıcı avatarı
Moderatör

Mesajlar: 2314


T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO: 2017/12-1153
KARAR NO: 2018/1192
KARAR TARİHİ: 13.6.2018

>ÇEKTE DÜZENLEME (KAŞİDE) YERİNİN KISALTMA OLARAK YAZILMIŞ OLMASI TEK BAŞINA ÇEKİ ÇEK OLMADAN ÇIKARACAK EKSİKLİK DEĞİLDİR.


Taraflar arasındaki “borca itiraz” isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda Diyarbakır 1. İcra ( Hukuk ) Mahkemesince itirazın reddine dair verilen 06.06.2013 gün ve 2013/386 E., 2013/413 K. sayılı karar, borçlular vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay

12. Hukuk Dairesinin 04.09.2013 gün ve 2013/23156 E., 2013/27393 K. sayılı kararı ile,
“…TTK.nun 692/5. maddesine ( 6102 Sayılı TTK’nun 780/e maddesine ) göre çekin, kambiyo senedi vasfını taşıyabilmesi için, keşide yeri unsurunu ihtiva etmesi gereklidir. Aynı kanunun 708. maddesi ( 6102 Sayılı TTK’nun 796. maddesi ) gereğince, ibraz süresi çekin keşide edildiği yere göre belirleneceğinden keşide yerinin, hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık olarak gösterilmesi gerekir. Aksi takdirde senedin çek vasfında olduğunun kabulü yasal açıdan mümkün değildir. 14/12/1992 tarihli ve 1991/1-1992/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere, kısaltılmış olarak yazılan keşide yerinin kabul edilebilmesi için bunun, belirgin ve duraksamaya mahal bırakmayacak bir yeri göstermesi gereklidir.

Somut olayda, takip dayanağı çekte keşide yeri olarak “D. Bakır” yazılmıştır. Kısaltılmış şekilde yazılan bu keşide yeri yukarıda yazılı ilkeye uygun bulunmadığından, takip dayanağı belge çek niteliğinde kabul edilemez.
O halde Mahkemece, İİK’nun 170/a-2 maddesi gereğince bu husus re’sen nazara alınarak takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…”
gerekçesiyle ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:


KARAR : İstem takibin şikâyet yolu ile iptaline ilişkindir.

Borçlular vekili müvekkilleri aleyhine Diyarbakır 1. İcra Dairesinin 2013/3531 Sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak çekin Kayasan Yapı….Ltd. Şti elinde iken kaybolduğunu, tüm aramalara rağmen bulunamayan çekler hakkında Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/291 E. sayılı dosyası ile çeklerin iptali için dava açtıklarını, mahkemece bankadan çekin müvekkil şirket haricinde sunulması hâlinde ödeme yapılmaması mahiyetinde tedbir kararı verildiğini, müvekkillerinin alacaklıya karşı borçlarının bulunmadığını, alacaklının karalanan son iki ciro dikkate alındığında çekin çalıntı olduğunu bildiğini, bu sebeple borcun tamamına, ferilerine, faize itiraz ettiklerini ileri sürerek takibin iptali ile alacaklının %40’tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir.

İcra Mahkemesince davacı-borçluların borcu olmadıklarına dair iddialarını İcra ve İflas Kanunu’nun ( İİK ) 68. maddesi anlamında bir belgeye dayandırmadıkları, takibe konu çeklerin kayıp olduğuna dair iddianın yargılamayı gerektirdiği, çekin kanunen emre yazılı niteliğinden dolayı ciro ve teslim yoluyla tedavül ettirildiği, somut olayda çekin son meşru ve şekli hamil tarafından süresi içinde bankaya ibraz edildiği, müteakiben keşideci ve lehtara karşı kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı, takibe konu çek hakkında genel mahkemede iptal davası açılmasının takip hukukuna müessir olmayacağı, kaldı ki genel mahkemeden çek iptaline yönelik verilmiş bir kararın kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesiyle evrak üzerinden itirazın reddine karar verilmiştir
Borçlular vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece Diyarbakır ilinin “D.BAKIR” şeklinde kısaltılmasının herkes tarafından yaygın hâlde kullanıldığı; noterliklerce, icra müdürlüklerinde, mahkemelerde, avukatlarca ve Devletin tüm resmî birimlerinde bile bu kısaltmanın kullanımının olağan hâle geldiği, “D.BAKIR” şeklindeki kısaltmanın 14.12.1992 gün ve 1991/1-1992/5 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan ilkelere göre belirgin ve duraksamaya yer vermeyecek “Diyarbakır” ilinin anlaşıldığı, aksinin kabulü hâlinde bu hususun kötü niyetli kişilerin suistimaline açık olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı borçlular vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: “D.BAKIR” şeklinde düzenleme ( keşide ) yeri içeren takibe konu çekin kambiyo senedi vasfı taşıyıp taşımadığı, burada varılacak sonuca göre takibin iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki çek 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre kıymetli evrak vasfında bir kambiyo senedi ve hukuki nitelikçe de çifte yetki veren bir havaledir. Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, yasada aranan şekil şartlarını ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisini içermesi gerekir. Çekte sıkı sıkıya şekle bağlılık esası geçerlidir; zorunlu unsurlardan sadece birinin bile eksikliği çekin çek olma niteliğini ortadan kaldırır.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 780. maddesinde ( eTTK m.692 ) sayılan çekin zorunlu unsurlarından birisi düzenleme ( keşide ) yerinin varlığıdır. Çekin yazıldığı, keşide edildiği yerin çekin ön yüzünde gösterilmesi zorunludur. Bu zorunlu unsurun eksikliği kural olarak çekin çek olma vasfını ortadan kaldırır.
Ne var ki aynı Kanunun 781. maddesinde ( eTTK m.693 ):
“ ( 1 ) 780. maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet, ikinci ve üçüncü fıkralarda yazılı hâller dışında çek sayılmaz.
( 2 ) Çekte açıklık yoksa, muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer ödeme yeri sayılır.
Muhatabın ticaret unvanı yanında birden fazla yer gösterildiği takdirde, çek, ilk gösterilen yerde ödenir. Böyle bir açıklık ve başka bir kayıt da yoksa, çek muhatabın merkezinin bulunduğu yerde ödenir.
( 3 ) Düzenlenme yeri gösterilmemiş olan çek, düzenleyenin adı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır.” denilmiştir.
Önemle vurgulanmalıdır ki çek, keşideci ile lehdar arasında havale ilişkisi doğuran bir sözleşme olup; keşideci çeki düzenlemekle o konudaki iradesini beyan etmektedir. Bu irade beyanının anlaşılabilir olması en önemli özelliğidir ve bu sebeple de yasa koyucu yazılı olması koşulunu getirmiş; başkaca bir şekil şartı koymamıştır. Çekte irade beyanının anlaşılabilir olması kaydıyla keşidecinin çekte kısaltma kullanmasını engelleyen bir yasaklama olmadığı gibi gerek yargısal uygulamada gerek öğretide çekte anlaşılabilir olması koşuluyla kısaltma kullanılabileceği kabul ve uygulanagelmiştir. Kısacası düzenleme ( keşide ) yerinin yazılması da bir irade beyanıdır ve anlaşılabilir olması koşulu ile bu irade beyanının da kısaltılarak yazılması mümkündür.
Dolayısıyla okunduğunda hiçbir duraksama olmadan anlamları belirlenebilen kısaltmaların düzenleme ( keşide ) yeri olarak yazılması, çeki sadece bu kısaltma sebebiyle geçersiz hale getirmeyecek; keşidecinin irade beyanı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmuş olduğundan çek, çek olma niteliğini koruyacaktır.

Düzenleme ( keşide ) yerinin kısaltma olarak yazılmış olması tek başına çeki çek olmaktan çıkaracak bir eksiklik olmayıp, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilme koşulu ile çekin vasfını koruyacağı 14.12.1992 gün ve 1992/1 E., 1992/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça vurgulanmıştır.

Diğer taraftan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 781. maddesinde ( eTTK m.693 ), düzenleme ( keşide ) yeri gösterilmemiş olsa bile keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde çekilmiş sayılacağı belirtilmekle, önemli olan olgunun, düzenleme ( keşide ) yerinin çek kapsamından hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılabilmesi olduğu ortaya konulmuştur.

Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında takibe konu çekin ön yüzünde düzenleme ( keşide ) yeri “D.BAKIR” olarak gösterilmiştir.
Şu durumda düzenleme ( keşide ) yerinin çek kapsamından hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde “Diyarbakır” olarak anlaşıldığında kuşku bulunmamaktadır.


Durum bu olunca takibe konu çek, kambiyo senedi vasfını haizdir ve kıymetli evrak olma niteliğini korumaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında kambiyo senetlerinin sıkı şekil şartlarına tabi tutulduğu, somut olayda kısaltılmış şekilde yazılan düzenleme ( keşide ) yerinin 14.12.1992 gün ve 1991/1 E., 1992/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında değinilen ilkelere uygun olmadığı, bu sebeple takibe konu edilen belgenin çek vasfında olmadığı yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlere göre yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir.


Ne var ki esasa dair temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle direnmeye uygun bulunduğundan işin esasına dair borçlular vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA GÖNDERİLMESİNE, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.06.2018 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

www.kararara.com


  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları