Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları İŞÇİLİK ALACAĞI, AYLIK ÜCRETİN NE KADAR OLDUĞUNUN TESPİTİ, EMSAL ÜCRET ARAŞTIRMA

İŞÇİLİK ALACAĞI, AYLIK ÜCRETİN NE KADAR OLDUĞUNUN TESPİTİ, EMSAL ÜCRET ARAŞTIRMA


admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/22-48
KARAR NO : 2018/507


Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 14. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 28.03.2012 gün ve 2010/1038 E., 2012/233 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12.03.2013 gün ve 2012/16474 E., 2013/5185 K. sayılı kararı ile;

“...Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın davalı işverence feshedildiğini ileri sürerek, davalıdan kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili, ulusal genel ve bayram tatili alacağı talebinde bulunmuştur.

Davalı vekili, davacının 08.07.2010 tarihinde istifa ettiğini, alacaklarının ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, “...işverence davacının 24.08.2007-26.09.2010 dönemi için üç yıl, bir ay, iki gün üzerinden kıdem tazminatı olarak 2.495,34-TL-1.687,63 USD kıdem tazminatı hesaplandığı, 08.07.2010 tarihinde davacının sözleşme süresi dolduğundan dolayı 24.08.2010 tarihinde işten ayrılmak istediğine dair dilekçe verdiği, işverence davacının sözleşmesinin yenilenmeyeceği belirtilerek hakları ödenmek suretiyle iş sözleşmesinin feshedileceğinin bildirildiği, işveren davacının dilekçesini tüm hakları ödenmek üzere kabul etmiş olmakla belirsiz süreli iş sözleşmesi niteliğindeki davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatını hak eder şekilde sona erdiği” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının aldığı ücret ile fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatili ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.

Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde ücretin 598,5 Libya Dinarı olarak kararlaştırıldığı görülmektedir. Aynı işyerinde çalışmış oldukları anlaşılan davacı tanıklarının beyanları iddia edilen ücret miktarını doğrulayıcı nitelikte olmakla birlikte, birbirinden çelişkilidir. Dosyada mübrez banka hesap esktrelerinde davacıya yapılan ücret ödemeleri belirtilmiş olup bu ödemeler arasında iddia edilen 1.700 Dolar ücretin karşılığı miktarda ödeme yapılmadığı görülmektedir. Başka bir anlatımla hiçbir ay davacıya 1.700 Dolar ücret ödemesi yapılmamıştır. Öte yandan, işveren, bankaya yatırılan farklı miktarlarda ödenen ücret içerisinde sözleşmede yazılı ücret miktarlarını aşan fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili çalışmaları karşılığı ücretin de olduğunu ileri sürmüştür. Ücrete ilişkin deliller birlikte değerlendirildiğinde iddia edilen ücretin doğru olup olmadığı konusunda kesin bir kanaate ulaşmak mümkün olmamıştır. Bu sebeplerle, mahkemece, davacının meslek kıdemi, yaptığı işin niteliği açıklanıp, ilgili meslek kuruluşlarından alabileceği ücret miktarı sorulup tespit edilmeli ve sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir...”

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K.2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili müvekkili işçinin davalı işverenin Libya’da bulunan işyerinde aşçı olarak çalıştığını, aylık net 1.700 Dolar ücret aldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili davacı işçiye fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili çalışmaları karşılığı ücretlerinin ödendiğini, banka hesap ekstresi incelendiğinde 2008 yılı Ekim, Kasım, Aralık ayları ile 2009 yılı Ocak ve Kasım aylarına ilişkin ücret ödemelerinin net ücretinin üzerinde olduğunun görüleceğini, davacının ihtirazi kayıtsız kabul ettiği fazla ödemeler dolayısıyla bu aylar için tekrardan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacaklarını talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ile yıllık izin alacaklarının bulunduğunun davacı tarafça ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda başlık kısmında gösterilen nedenlerle bozulmuştur.

Mahkemece karine olarak banka yoluyla yapılan ödemenin sadece ücret alacağına ilişkin olduğu, bu karinenin aksi ispat edilemediği takdirde ücretin banka yoluyla yapılan ödeme miktarı kadar olduğunun kabul edilmesi gerektiği, kayıtları muntazaman ve müteselsilen tutmayan, ücret ödemelerini ticari defterlerine şerh etmeyen, yasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen, ayrıca bankaya ücretler havale edilirken bu hususlarla ilgili hiçbir şerh koymayan işverenin ağır kusurlu olduğu, bu ağır kusuruna dayanarak savunma cümlesinden olarak itiraz ileri sürmesinin hukuken korunmaması gerektiği, belge düzenleme yetkisinin münhasıran işverene ait olduğu çalışma düzeninde bu gerekliliklere uymayarak belge ibraz edemeyen işverenin, ücret adı altında yapılan ödemeler içinde diğer çalışma ücretlerinin bulunduğu yönündeki itirazının dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda davacının aylık ücret miktarının belirlenmesi için emsal ücret araştırması yapılmasının gerekip gerekmediği, banka kayıtlarındaki farklı miktarlarda ödemeler nedeniyle yapılan bu ödemeler içerisinde fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil çalışmaları karşılığı ücretlerinin de bulunup bulunmadığının araştırılması gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.

İş sözleşmesinin işverence haksız feshi hâlinde talep edilen işçilik alacaklarının miktarı belirlenirken, bu hesabı doğrudan etkileyecek olan işçinin gerçek ücretinin saptanması gerekmektedir. Gerçek ücret; işçinin kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrettir.

İş sözleşmesinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SGK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda hâkim tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Süzek, S.: İş Hukuku, 11. Baskı, İstanbul 2015, s.394 vd).

İş sözleşmesinin tarafları arasında ücret miktarı konusunda çıkabilecek ihtilaflarda gerçek ücretin her türlü delille ispatı mümkündür. Aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, tanık beyanları gibi delillerle işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları veya iş sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılacak iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler göz önünde tutularak ve ayrıca ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle gerçek ücretin belirlenmesidir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının aylık ücret miktarının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu görülmektedir.

Davacı aylık 1.700 Dolar ücret aldığını ileri sürmüş, davacı tanıkları davacı iddiasını doğrular yönde beyanda bulunmuştur.
Davalı ise cevap dilekçesinde aylık ücret miktarı ile ilgili bir açıklama yapmamıştır.

Bununla birlikte 24.08.2007 tarihli iş sözleşmesinde davacının aylık ücreti brüt 598,50 Libya Dinarı olarak belirlenmiş, aylık ücretin içerisinde fazla çalışma ücretinin yer aldığına dair açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir.

Mahkemece davalı işverenden işyeri kayıtları (bordro, puantaj kayıtları vs.) istenmiş, davalı işveren tarafından sunulmaması üzerine 28.01.2011 tarihi müzekkere ile bu kayıtların ibrazı aksi hâlde ibrazdan imtina etmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği ihtar edilmiştir. Yargılama sürecinde işyeri kayıtlarının sunulmadığı anlaşılmıştır.

Davacıya ait banka kayıtları getirtilmiş olup yapılan ödemelerin ücret adı altında yatırıldığı, başkaca açıklama yer almadığı görülmüştür.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise yapılan ödemelerin ne kadarının çıplak ne kadarının fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil alacakları karşılığı olduğu kanıtlanmadığından son bir yıl içinde ödenen ücretlerin ortalamasının davacının aylık ücreti olduğu belirtilerek dava konusu alacaklar hesaplanmıştır.

Şu durumda yukarıda belirtilen deliller ile dinlenen tanık beyanları ve davalı savunması dikkate alındığında davacının aylık ücret miktarını ispatladığının kabulü gerekir.

Hâl böyle olunca mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir.
Bu nedenle direnme kararı yerinde olup onanmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, istek halinde alınması gereken 1.672,10 TL onama harcının peşin harçtan mahsup edilerek fazla alınan 960,70 TL harcın temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.03.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.


  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları