Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

HİZMET ERBABI ÜCRET BORDROSU, KIDEM TAZMİNATINA MAHSUBEN ÖDEME, İSTİCVAP

Kavramlar: yargıtay kararları 2019, yargıtay kararları 2018, yargıtay kararları dergisi, yargıtay kararları 2017, son yargıtay kararları, yargıtay kararları nedir, yargıtay kararları nereden bulunur...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29536
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

HİZMET ERBABI ÜCRET BORDROSU, KIDEM TAZMİNATINA MAHSUBEN ÖDEME, İSTİCVAP

Mesaj gönderen Admin »

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2015/22-1841
KARAR NO : 2018/60

İŞÇİLİK ALACAĞI

ÖZET: DAVALI İŞVEREN TARAFINDAN İBRAZ EDİLEN “HİZMET ERBABI ÜCRET BORDROSU” BAŞLIKLI BELGEDE YAZILI MİKTARDA KIDEM TAZMİNATINA MAHSUBEN ÖDEME YAPILIP YAPILMADIĞI HUSUSUNDA DAVACI ASİLİN İSTİCVABININ GEREKİP GEREKMEDİĞİ


Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kırklareli İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 07.06.2012 gün ve 2011/192 E., 2012/84 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 11.04.2013 gün ve 2012/20396 E., 2013/7627 K. sayılı kararı ile;

(…Davacı, davalı işyerinde pasta ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesini fazfa mesai, genel tatil, hafta sonu tatili ve diğer alacaklarının ödenmemesi üzerine hakli olarak fesih ettiğini belirterek kıdem tazminatı ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının işyerinden kendi isteği ile ayrıldığını ve davacının alacağı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıya, dosyaya davalı işverence ibraz edilmiş "Hizmet Erbabı Ücret Bordrosu" başlıklı belgede yazılı miktarda kıdem tazminatına mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkindir.

Davalı işveren tarafından dosyaya sunulmuş olan ve davacının imzasını havi "Hizmet Erbabı Ücret Bordrosu" başlıklı tarihsiz belgede davacıya 5.442,75 TL'nin 05.01.1999-14.01.2008 tarihleri arasındaki çalışması karşılığı kıdem tazminatı olarak ödendiğinin belirtildiği görülmüştür. Davacı söz konusu belgedeki imzaya itiraz etmemiş ancak tanıkların da belirttikleri gibi muhasebecinin kendilerinden iki-üç ayda bir imza aldığını ve herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda davalı işveren tarafından sunulan belgede yazılı miktarın kıdem tazminatı ödemesi olup olmadığının ispatı bakımından davacı isticvap olunarak "Hizmet Erbabı Ücret Bordrosu" başlıklı belgede belirtilen ödemenin yapılıp yapılmadığı, davalının bu konudaki beyanı, söz konusu belge de gösterilerek diyecekleri sorulmalı ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu husus mahkemece dikkate alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...)

gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.

Davacı vekili müvekkilinin davalı iş yerinde pasta ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesini işçilik ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı olarak feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili davacının vasıfsız işçi olarak müvekkiline ait işyerinde çalışmaya başladığını, hiçbir zaman pasta ustası sıfatını iktisap etmediğini, gerçekte müvekkili ile aynı sektörde ticari işletme kurup burada çalışmaya başladığı için işten ayrıldığını, kendi isteği ile işten ayrılan davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, kaldı ki kendisine talebi üzerine çalıştığı süreye ilişkin sair işçilik alacakları ile birlikte kıdem tazminatının da ödendiğini, herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, iş durumuna göre bazen yaptığı fazla çalışmaların karşılığının da ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece davacının aldığı ücret konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunduğu ancak meslek odasından gelen kayıt ile tanık beyanı, işçinin sıfatı ve çalışma koşulları uyumlu olduğundan ücretin buna göre hesaplandığı, davacının ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği, tüm dosya kapsamından davacının fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil, yıllık izin ve asgari geçim indirimi alacağının ödenmesi gerekirken ödenmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle feshin haklı nedene dayandığı, davalı tarafından kıdem tazminatına karşılık olarak kısmi ödeme yapıldığı savunulup buna dair imzalı dekont sunulmuş ise de İş Kanunu hükümleri çerçevesinde işçinin aleyhine hüküm doğuran kayıtların dar yorumlanması gerektiği, bir kısım evrak imzalanırken karşılığı ve bedeli alınmadan imza atıldığının ileri sürülmesi ve davalı tarafından dekontu doğrulayan ödemeye ilişkin işyeri muhasebe kayıtlarının sunulmaması nedeniyle herhangi bir mahsup işleminin yapılmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.

Mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı işveren tarafından ibraz edilen “hizmet erbabı ücret bordrosu” başlıklı belgede yazılı miktarda kıdem tazminatına mahsuben ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda davacı asilin isticvabının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Bilindiği üzere isticvap bir tarafın kendi aleyhine olan belli bir veya bir kaç vakıa hakkında mahkeme tarafından dinlenilmesi demektir. Bu anlamda isticvap teknik bir terim olup, bir tarafın ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 169-175 (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 230- 235) maddelerindeki usule göre dinlenilmesine verilen bir isimdir.

Bununla, tarafların hâkim tarafından her dinlenilmesinin teknik anlamda bir isticvap olmadığını belirtmek gerekir. İsticvap, bir tarafın ancak adı geçen Kanunun m. l69-175'e göre dinlenilmesi hâlinde söz konusu olur. Bunun dışındaki tarafların hâkim tarafından dinlenmesi, teknik anlamda bir isticvap değil, sadece tarafların dinlenmesidir (HMK m. 140, 144 gibi, (HUMK. m. 213).

Yukarıda da görüldüğü gibi, hâkim, davanın her hâlinde, tarafları veya vekillerini davet ederek dava konusu vakıalar hakkında tarafları dinleyebilir (HMK m. 140, 144; HUMK. m. 213). Böylece, davacının davasının veya davalının savunmasının açıklanmasına çalışılır.

Bunun gibi, hâkim açıklama (aydınlatma) ödevi gereğince, müphem veya çelişik gördüğü iddia ve sebepler (vakıalar) hakkında taraflardan açıklama isteyebilir (HMK m. 31; HUMK. m. 75); yani tarafları dinleyebilir.

Tarafların (HMK m. 140, 144’e göre; HUMK. m. 213) sadece dinlenilmesi ile (HMK m. 169- 175'e göre, HUMK. m. 230-235) isticvabı arasında önemli nitelik farkları vardır. Fakat taraf çağrıldığı oturuma gelerek sorulanlara cevap verirse, sonuç bakımından hangi usule göre çağrılmış olduğunun bir önemi yoktur. Buna karşılık, taraf çağrıldığı oturuma gelmezse, o zaman HMK’nun m. 171'deki (HUMK. m. 234) yaptırımın (ikrar etmiş sayılma yaptırımının) uygulanabilmesi için, tarafın m. l69-175'e göre isticvap için çağrılmış olması gerekir.

İsticvabın konusu, dava ile ilgili belli (davanın temelini oluşturan) vakıalar ve onunla ilişkisi bulunun hususlardır (HMK m. 169/2; HUMK. m. 230/2). İsticvap, isticvap edilecek tarafı bir ikrarda (HMK. m. 188; HUMK. m. 236) bulunmaya götürebileceğinden ve tarafın gelmemesi hâlinde taraf isticvap konusu vakıayı ikrar etmiş sayılacağından (HMK. m. 171; HUMK. m. 234), bir taraf, ancak kendi aleyhine olan vakıalar hakkında isticvap edilebilir, yoksa kendi lehine olan vakıalar için isticvap edilemez. Bir taraf, kendi lehine olan vakıalar hakkında ancak m. l44'e (veya m. 31'e) göre dinlenebilir (HUMK. m. 213 veya 75) ( Kuru, B./ Arslan, R./ Yılmaz, E. : Medenî Usul Hukuku, 22. Bası, Ankara 2011, s. 363, 364).

Somut olay incelendiğinde, davacı işçi iş sözleşmesini işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı talep etmiş, davalı işveren ise iddia edildiğinin aksine davacının şirket uhdesinde herhangi bir alacağının bulunmadığını, kaldı ki davacıya çalıştığı süre içinde sair işçilik alacakları ile kıdem tazminatının da ödendiğini belirterek “hizmet erbabı ücret bordrosu” başlıklı belgeyi ibraz etmiştir.

Davalı tarafından dosyaya sunulmuş olan ve davacının imzasını içeren “hizmet erbabı ücret bordrosu” başlıklı tarihsiz belgede davacıya 5.442,75-TL’nin 05.01.1999-14.01.2008 tarihleri arasındaki çalışmasına karşılık kıdem tazminatı olarak ödendiğinin belirtildiği görülmüştür. Davacı vekili, 19.04.2012 tarihli celsede belgedeki imzanın davacıya ait olduğunu ancak karşılığının ödenmediğini bildirmiş, ortak tanık Erol Kılıçaraslan, davalı iş yerinde iki ya da üç ayda bir kendilerine bordro kâğıdı adı altında belgeler imzalatıldığını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan etmiştir.

Bununla birlikte, davacıya ait sigortalı hizmet cetvelinden davalı iş yerinde 05.01.1999- 31.01.2011 tarihleri arasında çalıştığı ve bu çalışmasının kesintisiz olduğu anlaşılmaktadır. Davalı işveren ise iş sözleşmesi devam ederken hizmet erbabı ücret bordrosunda yazılı tutarın kıdem tazminatı karşılığı olarak davacıya ödendiğini savunmuştur.

Mahkemece söz konusu belgeye itibar edilmemiş ve davacının hesaplanan kıdem tazminatından herhangi bir mahsup işlemi yapılmadan anılı alacak hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, belge altındaki imza davacı tarafından kabul edilmiş olsa dahi, ortak tanığın beyanı ve iş sözleşmesi devam ederken yapıldığı iddia olunan bir ödemenin söz konusu olması karşısında, belgedeki miktarın kıdem tazminatı ödemesi olup olmadığı, ödemenin yapılıp yapılmadığının açıklığa kavuşturulması bakımından davacının isticvap edilerek belgeye karşı diyecekleri sorulmalı, sonucuna göre hesaplanan kıdem tazminatından mahsubunun gerekip gerekmeyeceği değerlendirilmelidir.

Hâl böyle olunca, belgeye karşı davacının isticvap olunarak diyeceklerinin sorulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğuna işaret eden Özel Daire bozma kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.


Açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 17.01.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla