Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Ceza Daireleri Kararları UZLAŞTIRMANIN YAPILAMAMASI, TARAFLARIN BULUNAMAMASI, İDDİANAMENİN İADESİ

UZLAŞTIRMANIN YAPILAMAMASI, TARAFLARIN BULUNAMAMASI, İDDİANAMENİN İADESİ


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20970


T.C
YARGITAY
15. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2018/3265
KARAR NO:2018/4169
KARAR TARİHİ:04.06.2018

>>İDDİANAMENİN İADESİ, TARAFLAR BULUNAMADIĞINDAN UZLAŞTIRMANIN YAPILAMAMASI


Dolandırıcılık suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.01.2018 tarih ve 2015/107538 soruşturma, 2018/593-2018/405 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Bakırköy 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2018 tarih ve 2018/8 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2018 tarih ve 2018/143 değişik iş sayılı kararı aleyhine yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18.04.2018 gün ve 94660652-105-34-2469-2018 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.04.2018 gün ve 2018/35144 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “uzlaşma” kenar başlıklı 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, hakkında Bakırköy 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22.11.2017 tarihli ve 2017/5921 değişik iş sayılı kararıyla yakalama emri bulunan şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, savunmasının alınamadığı, dolayısıyla kendisine ulaşılamayan şüpheliye uzlaşma teklif edilmeden soruşturmanın sonuçlandırılması lüzumunun bulunduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

5271 sayılı Kanun’un 253/6. maddesinde, “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır” hükmüne yer verilmiş olup, bu yolun işletilebilmesi için de taraflara ulaşılabilecek yolların tüketilmesi gerektiği, somut olayda da, soruşturma safhasında yapılan araştırmalara rağmen bulunamadığından hakkında yakalama kararı verilen şüpheli ...’ya ulaşılamaması nedeniyle uzlaştırma işlemlerinin yapılmasının olanaklı olmadığının anlaşılması karşısında, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın, kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmekle, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2018 tarih ve 2018/143 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde merciince yerine getirilmesine, 04.06.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



T.C
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2018/3230
KARAR NO:2018/12646
KARAR TARİHİ:26/06/2018


Basit tehdit suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/01/2018 tarihli ve 2017/46816 soruşturma, 2018/690 esas, 2018/410 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2018 tarihli ve 2018/9 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/02/2018 tarihli ve 2018/234 Değişik İş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 08/05/2018 gün ve 94660652-105-06-3109-2018-KYB sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2018 gün ve 2018/40455 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:


Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “uzlaşma” kenar başlıklı 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, hakkında Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/10/2017 tarihli ve 2017/7718 değişik iş sayılı kararıyla yakalama emri bulunan şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, savunmasının alınamadığı, dolayısıyla kendisine ulaşılamayan şüpheliye uzlaşma teklif edilmeden soruşturmanın sonuçlandırılması lüzumunun bulunduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.


TÜRK MİLLETİ ADINA


I-Olay:

Basit tehdit suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/01/2018 tarihli ve 2017/46816 soruşturma, 2018/690 esas, 2018/410 sayılı iddianamenin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c. maddesine uygun bulunmadığından bahisle iadesine dair Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2018 tarihli ve 2018/9 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/02/2018 tarihli ve 2018/234 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “uzlaşma” kenar başlıklı 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan “Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, hakkında Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/10/2017 tarihli ve 2017/7718 değişik iş sayılı kararıyla yakalama emri bulunan şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, savunmasının alınamadığı, dolayısıyla kendisine ulaşılamayan şüpheliye uzlaşma teklif edilmeden soruşturmanın sonuçlandırılması lüzumunun bulunduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.

II-Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Basit tehdit suçundan şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin, uzlaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmediği gerekçesiyle iade edilmesi üzerine, bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair merci kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.


III-Hukuksal Değerlendirme:

02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendine mevcut (2) ve (3) numaralı alt bentlerden sonra gelmek üzere (3), (5) ve (6) numaralı alt bentler eklenmiştir. Bu bentlere göre, tehdit (madde 106, birinci fıkra), hırsızlık(madde 141), dolandırıcılık (madde 157) suçları uzlaşma kapsamına alınmıştır.

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile "ibaresi madde metninden çıkarılmış, aynı fıkranın ikinci cümlesinde yer alan "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz" şeklindeki düzenlemede bir değişiklik yapılmamıştır.

CMK'nın 253. maddesinin dördüncü, altıncı ve on altıncı fıkraları;
"(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.

(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler. biçimindedir.05/08/2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ceza muhakemesinde uzlaştırma yönetmeliğinin 7. maddesinin on ikinci fıkrasında " Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez." şeklinde düzenleme yapılmıştır.

Uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğu, kovuşturma aşamasında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak Cumhuriyet savcısı tarafından uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde mümkün olduğu kabul edilmelidir.

Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun iddianamenin iadesine ilişkin 174. maddesi;
"(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.


İncelenen dosyada;

Şüpheli Mustafa Kayaaytu hakkında şikayet üzerine başlatılan soruşturma sırasında, şüphelinin adresinin tespit edildiği, belirlenen adrese talimat yazıldığı, talimatın şüphelinin adresinde bulunmaması nedeniyle bila ikmal iade edildiği ve yeni bir adresinin de tespit edilemediği, şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama talep edildiği, Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 24/10/2017 tarihli ve 2017/7718 Değişik İş sayılı kararıyla şüpheli hakkında yakalama emri düzenlendiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 03/01/2018 tarihli ve 2017/46816 soruşturma, 2018/690 esas, 2018/410 sayılı iddianamesiyle şüphelinin TCK'nın 106/1-son cümle, 58 ve 53. maddeleri uyarınca yargılanıp cezalandırılmasının talep edildiği, Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2018 tarihli ve 2018/9 iddianame değerlendirme sayılı kararıyla uzlaştırma işlemlerinin yapılmadığı gerekçesiyle iddianamenin iade edildiği, anılan karara Cumhuriyet savcısı tarafından 22/01/2018 tarihinde itiraz edildiği, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06/02/2018 tarihli ve 2018/234 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35. maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde, şüpheli ...'ya yükletilen TCK'nın 106/1-2. cümlesi kapsamındaki basit tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında olması nedeniyle CMK'nın 253 ve 254. maddelerinde düzenlenen uzlaştırma hükümleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması zorunlu ise de, CMK'nın 253/6. maddesinde yer alan "Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır." şeklindeki düzenleme karşısında; soruşturma dosyasında yer alan adresinden şüpheliye ulaşılamadığı, isnat edilen suçtan şüpheli hakkında Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği'nin 24/10/2017 tarihli ve 2017/7718 Değişik İş sayılı kararıyla yakalama emri düzenlendiği ve bu nedenle şüpheli hakkında uzlaştırma işlemlerinin yapılabilmesi olanağının bulunmadığı anlaşıldığından, uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle iddianamenin iadesine dair Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2018 tarihli ve 2018/9 iddianame değerlendirme sayılı kararıyla bu karara yönelik itirazın kabulü yerine reddine ilişkin Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06/02/2018 tarihli ve 2018/234 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.


SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06/02/2018 tarihli ve 2018/234 Değişik İş sayı ile verilip kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 26/06/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. http://www.kararara.com






T.C
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2018/4581
KARAR NO:2018/16454
KARAR TARİHİ:04/10/2018



>UZLAŞTIRMA YAPILMADAN İDDİANAME HAZIRLANARAK MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ, İDDİANAMENİN İADESİ


Kasten yaralama suçundan şikayetçi şüpheli ... ile kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından şikayetçi şüpheli ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/08/2017 tarihli ve 2017/2684 soruşturma, 2017/789 esas, 2017/661 sayılı iddianamenin, şikayetçi şüpheli ...'in üzerine atılı basit yaralama, tehdit ve hakaret suçlarının uzlaştırmaya tabi olmasına rağmen uzlaştırma işlemleri yapılmaksızın düzenlenmesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c maddesi gereğince iadesine dair... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/09/2017 tarihli ve 2017/398 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin ....6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/1007 Değişik İş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 08/05/2018 gün ve 94660652-105-06-2054-2018-Kyb sayılı istemleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/05/2018 gün ve 2018/44830 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesi ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 27/06/2018 tarihli görevsizlik kararıyla Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:

Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre,... Cumhuriyet Başsavcılığınca 5271 sayılı Kanun'un 253/3. maddesinde yer alan "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" şeklindeki hüküm gereğince, müşteki şüphelilerden ...'in silahla kasten yaralama eylemi uzlaştırma kapsamında bulunmadığından iddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın kabulü ile iade kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de,

5271 sayılı Kanun'un 174/1-c maddesinde yer alan “Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen...İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir“ şeklindeki düzenleme karşısında, soruşturma dosyası kapsamı itibariyle müşteki şüpheli ...'in üzerine atılı kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarının uzlaşmaya tabi olduğu, taraflara soruşturma aşamasında uzlaştırma işlemi yapılmadığı, suç ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince mağdura yönelik bir başka şüpheli tarafından işlenen suçlar açısından şüpheli mağdur ilişkisinin gözetilmesi gerektiği, bir şüphelinin üzerine atılı suç uzlaştırmaya tabi değilse, diğer şüphelinin üzerine atılı suçun da uzlaştırmaya tabi olsa bile uzlaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmemesi şeklindeki genellemenin uzlaştırma müessesesinin getiriliş amacına aykırı olduğu, uzlaştırma işleminin her bir mağdur ve şüpheli yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle iddianamenin iadesi kararının yerinde olduğu cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.




TÜRK MİLLETİ ADINA

I-Olay:

Kasten yaralama suçundan şikayetçi şüpheli ... ile kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından şikayetçi şüpheli ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/08/2017 tarihli ve 2017/2684 soruşturma, 2017/789 esas, 2017/661 sayılı iddianamenin, şikayetçi şüpheli ...'in üzerine atılı basit yaralama, tehdit ve hakaret suçlarının uzlaştırmaya tabi olmasına rağmen uzlaştırma işlemleri yapılmaksızın düzenlenmesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1-c maddesi gereğince iadesine dair... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/09/2017 tarihli ve 2017/398 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin ....6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/1007 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 174/1-c maddesinde yer alan “Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen...İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir“ şeklindeki düzenleme karşısında, soruşturma dosyası kapsamı itibariyle müşteki şüpheli ...'in üzerine atılı kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarının uzlaşmaya tabi olduğu, taraflara soruşturma aşamasında uzlaştırma işlemi yapılmadığı, suç ve cezaların şahsiliği prensibi gereğince mağdura yönelik bir başka şüpheli tarafından işlenen suçlar açısından şüpheli mağdur ilişkisinin gözetilmesi gerektiği, bir şüphelinin üzerine atılı suç uzlaştırmaya tabi değilse, diğer şüphelinin üzerine atılı suçun da uzlaştırmaya tabi olsa bile uzlaştırma işlemlerinin gerçekleştirilmemesi şeklindeki genellemenin uzlaştırma müessesesinin getiriliş amacına aykırı olduğu, uzlaştırma işleminin her bir mağdur ve şüpheli yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle iddianamenin iadesi kararının yerinde olduğu cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:

Şikayetçi şüpheli ...'in uzlaştırma kapsamında bulunmayan silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçunun, olayın karşı tarafı olan şikayetçi şüpheli ...'in uzlaştırma kapsamındaki suçlarını, CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz" şeklindeki düzenleme nedeniyle uzlaştırma kapsamından çıkarıp çıkarmadığının ve buna bağlı olarak uzlaştırma işlemleri yapılmaksızın iddianame düzenlenmesi nedeniyle CMK'nın 174/1-c maddesi gereğince iddianamenin iadesine dair... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/09/2017 tarihli ve 2017/398 iddianame değerlendirme sayılı kararında ve bu karara yönelik itirazın kabulü ile iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin ....6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/1007 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.


III- Hukuksal Değerlendirme:

Ceza Genel Kurulu'nun 29/05/2018 tarihli ve 2017/15-496 esas, 2018/246 sayılı kararında belirtildiği üzere; uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir" hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 253, 254 ve 255. maddelerinde ise, uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun ikinci maddesiyle, 5237 sayılı TCK'nın 73. maddesinin başlığında yer alan “uzlaşma” ibaresi metinden çıkarılmış, 45. maddesiyle de aynı maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24 ve 25. maddeleri ile CMK'nın 253 ve 254. maddeleri değiştirilmiştir. CMK'nın 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değiştirilen 253. maddesinin üçüncü fıkrası; "(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez." biçimdeyken 09/07/2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanunun sekizinci maddesiyle anılan fıkraya "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" cümlesi eklenmiştir. 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile yapılan değişiklikle madde başlığı "Uzlaştırma" olarak değiştirilmiş ve 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamındaki suçların sayıları artırılmış, TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit, aynı Kanunun 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçları uzlaştırma kapsamına alınmış, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin sınırlama kaldırılmıştır. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar yönünden ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir. Uzlaştırma kurumu, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki düzenleme de nazara alınarak kesinleşen ve infaz edilmekte olan hükümlerde de uygulanabilecek ve bu husus infaz aşamasında gözetilebilecektir. Yerine getirilen hükümler yönünden ise, uzlaştırma sanığın hukuki yararının bulunması koşuluyla uygulanabilecektir.


Uzlaştırma, 6763 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 253. maddesinde ayrıntılarıyla düzenlenmiş, mahkeme tarafından uzlaştırmaya ilişkin anılan Kanunun 254. maddesinde" (1)Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır. " denilmiştir.

Uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğu, kovuşturma aşamasında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak Cumhuriyet savcısı tarafından uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.


Ceza Muhakemesi Kanunu’nun iddianamenin iadesine ilişkin 174. maddesi;

"(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) Önödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir." biçiminde düzenlenmiştir.

CMK'da düzenlenen iddianamenin iadesi kurumu, uzun süren yargılama süreçlerinin önüne geçilebilmesi ve davaların “tek oturum” da bitirilebilmesini temin amacıyla getirilen düzenlemelerden biridir. Anılan kanunun 174. maddesinin birinci fıkrasının c bendinde, uzlaştırmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan suçlarda uzlaştırma usulü uygulanmaksızın iddianame düzenlenmesi halinde, iddianamenin Cumhuriyet başsavcılığına iade edileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Uzlaştırmaya tabi olan suçlarda uzlaştırma işlemleri yerine getirilmeden iddianame düzenlenmesi halinde, iddianame ya süresi içerisinde iade edilecek ya da bu eksikliğe rağmen iddianamenin kabul edilmesi veya soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içerisinde iade edilmemesi nedeniyle iddianamenin kabul edilmiş sayılması halinde, uzlaştırma işlemleri kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından yerine getirilecektir.

İncelenen dosyada;

Şikayetçi şüpheli ...'in diğer şikayetçi şüpheli ...'e yönelik eylemleri nedeniyle TCK'nın 125/1, 125/4, 43, 86/2, 106/1-1.cümle ve 53. maddeleri uyarınca, şikayetçi şüpheli ...'in ise şikayetçi şüpheli ...'e yönelik eylemi nedeniyle TCK'nın 86/2, 86/3-e, 35 ve 53. maddeleri uyarınca yargılanıp cezalandırılmaları talebiyle 16/08/2017 tarihli iddianamenin düzenlendiği, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/09/2017 tarihli ve 2017/398 iddianame değerlendirme sayılı kararıyla "Müşteki Şüpheli ...' e atılı tehdit, hakaret ve basit yaralama suçlarının uzlaşmaya tabi olduğu, diğer müşteki şüpheli ... in eylemi uzlaşmaya tabi değil isede herkesin kendi eyleminden sorumlu olması gerektiği cihetle müşteki şüpheli ...'in üzerine atılı suçlar bakımından usulüne uygun uzlaşma hükümleri uygulanmadan ..." şeklindeki gerekçeyle iddianamenin iadesine karar verildiği, Cumhuriyet savcısı tarafından süresinde anılan karara "... olayın bütünlüğü itibariyle uzlaşma kapsamına girmeyen bir suç yok ise uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği, olayın bütünlüğü itibariyle uzlaşma kapsamına girmeyen bir suç var ise olay içerisindeki bütün suçlar için uzlaşma hükümlerinin uygulanmaması gerektiği ..." biçimdeki gerekçeyle itiraz edildiği, merci ....6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/1007 Değişik İş sayılı kesin nitelikteki kararıyla itirazın kabulü ile iddianamenin iadesine dair kararın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34 ve 35. maddeleriyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 253 ve 254. maddelerinde yapılan değişiklik çerçevesinde şikayetçi şüpheli ...'in diğer şikayetçi şüpheli ...'e yönelik TCK'nın 106/1-1.cümlesi kapsamındaki tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alınmış, adı geçene yükletilen şikayetçi şüpheli ...'e yönelik TCK'nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret ve anılan kanunun 86/2. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçları da uzlaştırma kapsamındadır. Şikayetçi şüpheli ...'in şikayetçi şüpheli ...'e yönelik TCK'nın 86/2, 86/3-e, 35
maddesi kapsamındaki silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçu ise uzlaştırma kapsamında değildir.

Öncelikle çözüme kavuşturulması gereken sorun, şikayetçi şüpheli ...'in uzlaştırma kapsamında bulunmayan silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçunun, olayın karşı tarafı olan şikayetçi şüpheli ...'in uzlaştırma kapsamındaki suçlarını, CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaştırma hükümleri uygulanmaz" şeklindeki düzenleme nedeniyle uzlaştırma kapsamından çıkarıp çıkarmadığıdır.

Anılan düzenleme CMK’nın 253/3. maddesine, 09/07/2009 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanunun 8. maddesiyle eklenmiştir. Bu düzenlemeye ilişkin madde gerekçesinde “uygulamada çıkan bir takım tereddütleri gidermek amacıyla, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçu işlemek amacıyla ya da bu suçla birlikte işlenmiş olması halinde de uzlaştırma yoluna gidilemeyeceği açıkça düzenlenmiştir.” denilmiştir. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere bu düzenleme ile amaçlanan uzlaştırma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmesi halinde ortaya çıkan tereddütlerin ortadan kaldırılmasıdır. 05/08/2017 tarihli Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 7. maddesinin 2. fıkrasında “ Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda uzlaştırma hükümleri her bir şüpheli ya da sanık için ayrı ayrı değerlendirilir, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.” şeklinde, 3. fıkrasında ise “ Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.”biçiminde düzenleme yapılmıştır. Anılan yönetmeliğin 8. maddesinin 5. fıkrasında da “Şüpheli ya da sanık tarafından uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmesi hâlinde, uzlaştırma yoluna gidilemez.” denilmiştir. TCK'nın ceza sorumluluğunun şahsiliği başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında ceza sorumluluğunun şahsî olduğu, kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; bir şüphelinin eyleminin uzlaştırma kapsamında bulunmaması halinde, uzlaştırma kapsamında eylemi bulunan diğer şüpheli yönünden uzlaştırma işlemlerinin yapılmasına herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Aksi düşüncenin kabulü hem yukarıdaki yasal düzenlemelere hem de ceza sorumluluğunun şahsî olduğu ve kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağına dair ceza hukuku ilkesine aykırı olacaktır. Bu açıklamalar ışığında; şikayetçi şüpheli ...'in uzlaştırma kapsamında bulunmayan silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçunun, şikayetçi şüpheli ...'in uzlaştırma kapsamındaki suçlarını, CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan düzenleme nedeniyle uzlaştırma kapsamından çıkarması mümkün değildir. Kaldı ki şikayetçi şüpheliler olayın karşı tarafları konumundadırlar. Bu nedenlerle şikayetçi şüpheli ...'in suçları yönünden Cumhuriyet savcılığınca yöntemine uygun olarak uzlaştırma işlemleri yapılmalı ve sonucuna göre şikayetçi şüphelinin hukuki durumu yeniden değerlendirilmelidir.


Açıklanan nedenlerle; şikayetçi şüpheli ...'in üzerine atılı basit yaralama, tehdit ve hakaret suçlarının uzlaştırmaya tabi olmasına karşın, uzlaştırma işlemleri yerine getirilmeksizin düzenlenen iddianamenin CMK'nın 174/1-c maddesi gereğince iadesine dair... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/09/2017 tarihli ve 2017/398 iddianame değerlendirme sayılı kararı yasaya uygun olup, anılan karara yönelik itirazın reddi yerine kabulüne ve iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına ilişkin ....6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/1007 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.


IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, ....6. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2017 tarihli ve 2017/1007 Değişik İş sayı ile verilip kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 04/10/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Dön Yargıtay Ceza Daireleri Kararları