Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Ceza Daireleri Kararları SANIK SEGBİS SİSTEMİ İLE DURUŞMAYA KATILMAK İSTEMİYORSA BİZZAT HAZIR EDİLMESİ

SANIK SEGBİS SİSTEMİ İLE DURUŞMAYA KATILMAK İSTEMİYORSA BİZZAT HAZIR EDİLMESİ


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 20614


T.C
YARGITAY
16. CEZA DAİRESİ
ESAS NO : 2015/7164
KARAR NO: 2016/6
KARAR TARİHİ:11.01.2016

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:


Hükmedilen cezaların süresi itibariyle koşulları oluşmadığından sanık Erhan Şenyuva’ nın duruşmalı inceleme talebinin CMUK’nın 318. Maddesi gereğince REDDİNE,

Ceza yargılamasının temel ilkelerinden biri “doğrudan doğruyalık – vasıtasızlıktır.” Bu nedenle CMK 193/1. maddesinde “sanık olmaksızın yargılama olmaz.” Genel kuralına yer verildikten sonra istisnaları CMK 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204. maddelerinde gösterilmiştir. Sanığın kabulüne bağlı olarak alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlar hariç olarak istinabe yoluyla sorguya çekilebilecektir. Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yapma imkanı CMK 196/4. madde hükmüne göre mümkün kılınmıştır.

Somut olaydaki hukuki sorun sanıklar ve müdafilerinin görüntülü ve sesli iletişim tekniğini kullanarak savunma yapmak istemediklerini ısrarla beyan ederek duruşmada hazır bulunmak istekleri karşısında, bu sistemle savunma alınması durumunda, savunma hakkının kısıtlanarak adil yargılama ilkesinin , ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

Duruşmada hazır bulunmak isteyen sanığın, duruşmada hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda bir haktır. ( Y.C.G.K , 10.06.2008 , 9-148/169 s.k. )

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesine göre;

Cezai bir suç ile itam edilen herkesin, kendini savunma, iddia tanıklarını sorguya çekme veya çektirme, duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından para ödenmeksizin yararlanması haklarını güvence altına almıştır. Duruşmada hazır bulunmaksızın bu hakları nasıl kullanabileceğinin anlaşılması zordur. ( Colozza v. İtalya 12 şubat 1985 )

Adli bir ceza yargılaması sürecinin oluşumunda sanığın mahkeme nezdinde hazır bulunmasının büyük önemi bulunmaktadır. ( Lala v. Hollanda 22 Eylül 1994 ) Bunun sebebi hem adil yargılama hakkının mevcudiyeti hem de beyanların doğruluğunun anlaşılması ve mağdur ile tanıkların beyanlarıyla karşılaştırılmasıdır. ( Sedoviç v. İtalya )

Temyiz aşamasında davalının duruşma salonunda şahsen hazır bulunması ilk derece mahkemesinde görülmekte olan duruşmalarda hazır bulunmasına nispeten daha az önem arzetmektedir. ( Kamasinsıki v. Avusturya, 19 Aralık 1989 )

Adaletin gerçekten adil bir şekilde sağlanmasının demokratik bir toplumda tuttuğu yer göz önünde bulundurularak savunma hakkı kısıtlamasına yönelik her bir tedbirin ciddi şekilde gerekli olmasına işaret edilmiştir. Daha az kısıtlayıcı bir tedbirin bulunması halinde o uygulanmalıdır. ( Van Mechelen ve diğerleri )

Sözleşme ile garanti altına alınan hakkın kullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesi ile mümkün olabilir. ( Zana / Türkiye )

CMK’ nın genel ilkeleri ve 196. maddedeki düzenleme Dairemizce benimsenen Y.C.G.K’ nın 10.06.2008 tarih ve 9-148-169 sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihadları göz önünde bulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı adil yargılama kapsamında değerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. A.İ.H.M. ‘ nin Marcello v. İtalya kararı temyiz duruşmasına ilişkindir. Bu nedenle kovuşturma aşamasında;

1-) Genel kural sanığın duruşmada hazır bulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ile sınırlandırılabilir.

2-) İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması, açık kabulüne dayalı olmalıdır.

3-) Sesli ve gürültülü yöntemle savunma alınması halinde sanık müdafisinin talebi durumunda sanığın yanında bulunma olanağının sağlanması; koşulları gerçekleştiğinde savunma hakkının kısıtlanmadığı kabul edilebilecektir.

Tüm bu açıklamalar karşısında; tüm duruşmalardan önce SEGBİS sistemiyle savunma yapmak istemediklerini be mahkemede hazır bulunarak savunma yapmak istediklerini beyan eden sanıkların müdafilerinin de aynı yöndeki taleplerine rağmen duruşmalarda hazır bulundurulmayıp SEGBİS sistemi aracılığıyla yargılaması yapılarak mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ile Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin öncelikle bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 11.01.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


T.C.
YARGITAY
16. CEZA DAİRESİ
ESAS NO. 2018/2608
KARAR NO. 2018/2629
KARAR TARİHİ. 17.9.2018

>BAYLOKC-SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYE OLMA-- SEGBİS İLE ALINAN SAVUNMA İLE HÜKÜM KURULMASI

5271/m.196/4

ÖZET : 1-Yargılandığı suçtan dolayı aynı yargılama çevresinde/il sınırları içinde kain tutukevinde tutuklu olan, ilk celse talebi üzerine mahkeme salonunda hazır bulundurulan sanığın müdafiinin de hazır olduğu duruşma salonuna hüküm celsesinde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle getirilmeyip SEGBİS ile alınan savunma ile hüküm kurularak CMK 196/4 maddesine muhalefet etmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2-Örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırıp hesap açtırdığı kabul edilen ancak dosyaya eklenen döküman içeriğinde bu hususta açıklık bulunmayan sanığın mahkemece sabit kabul edilen eyleminin denetlenmesi bakımından anılan bankaya örgüt liderinin talimatından sonra para yatırıp yatırmadığı veya katılım hesabı açıp açmadığının alınacak bilirkişi raporu ile duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekirken, yetersiz belge ile hüküm kurulması, 3-ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı, bu minvalde; somut dosyada sanığın bylock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübut ve vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; 16/02/2018 tarihinde dosyaya girdiği anlaşılan Emniyet Müdürlüğü'nün yazı içeriğine göre ID, içerik ve mesajlaşma verileri tespit edilemeyen sanığın bylock kullanıcısı olup olmadığı yönündeki şüphenin giderilememesine rağmen bylock kullanıcısı olduğunun kabul edilmesi, bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;

Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre yapılan temyiz incelemesi sonunda dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-)Yargılandığı suçtan dolayı aynı yargılama çevresinde/il sınırları içinde kain tutukevinde tutuklu olan, ilk celse talebi üzerine mahkeme salonunda hazır bulundurulan sanığın müdafiinin de hazır olduğu duruşma salonuna hüküm celsesinde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle getirilmeyip SEGBİS ile alınan savunma ile hüküm kurularak CMK 196/4 maddesine muhalefet etmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,

2-)Örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırıp hesap açtırdığı kabul edilen ancak dosyaya eklenen döküman içeriğinde bu hususta açıklık bulunmayan sanığın mahkemece sabit kabul edilen eyleminin denetlenmesi bakımından anılan bankaya örgüt liderinin talimatından sonra para yatırıp yatırmadığı veya katılım hesabı açıp açmadığının alınacak bilirkişi raporu ile duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekirken, yetersiz belge ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

3-)Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E, 2017/370 Sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Sayılı kararında açıklandığı üzere; ByLock iletişim sistemi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı, bu minvalde;

ByLock uygulaması programının indirilmesinin, mesajlaşmak/haberleşmek için yeterli olmadığı, öncelikle kayıt esnasında kullanıcının bir kullanıcı adıyla parola üretmesi, mesajlaşma için ise kayıt olan kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik) numarasının bilinmesi ve karşı tarafça onaylanması gerektiği, karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçilme imkanının bulunmadığı;

ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiği ve içeriğinin ne olduğu tespit edilebildiğinden bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlanıldığının belirlenmesi, kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterli olduğu, haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin ne olduğunun saptanması ise kişinin örgüt içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgiler niteliğinde olduğu;

ByLock kullanıcılarının tespitinin ByLock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden yapıldığı, böylece byLock sunucusunda kaydı olan kullanıcıların ... (Kullanıcı No) tespitini ve mesaj içeriklerinin çözümünü şifre ve gruba kayıtlı kişilerin tespitini, bu kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve irtibatlarını ortaya koyan Bylock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığın hukuki durumunun belirlenmesi bakımından önemli olduğu;

ByLock kullanıcılarının tespitleri açısından operatörler tarafından tutulan... (...) kayıtları bir çeşit üst veri olduğu,...kayıtları özet veri olması sebebiyle bir iz ve emare niteliğinde olduğundan tek başına kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermeyeceği, kişilerin iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmiş olma ihtimalinin bulunduğu, nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen ve BTK tarafından yapılan teknik çalışmalar sonucunda iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirildikleri saptanan 11.480 kişinin tamamının... kayıtlarının olduğu ve tespit edilen ... kayıtlarına göre ByLock uygulamasının IP'lerine bağlantıya yönlendirildiklerinin belirtildiği;

Kişinin ... ve şifrelerinin belirlenememesi ve fakat ... kayıtlarıyla ByLock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesi halinde, kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğu ihtimalinin yanında ... ve şifresi tespit edilemediğinden ByLock sunucularına tuzak yöntemlerle (Morbeyin vb.) yönlendirilmiş olabileceği ihtimalinin de bulunduğu;

Bu sebeple ancak operatör kayıtları ve ... eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek ByLock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kişinin örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının,..., şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve ... kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanmasının zorunlu olduğu hususları gözetilmekle;

Somut dosyada sanığın bylock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübut ve vasfının tayini açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; 16/02/2018 tarihinde dosyaya girdiği anlaşılan Emniyet Müdürlüğü'nün yazı içeriğine göre ID, içerik ve mesajlaşma verileri tespit edilemeyen sanığın bylock kullanıcısı olup olmadığı yönündeki şüphenin giderilememesine rağmen bylock kullanıcısı olduğunun kabul edilmesi,

SONUÇ : Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı, mevcut delil durumu, suç vasfı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 17.09.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Y.C.G.K’ nın 10.06.2008 tarih ve 9-148-169 sayılı kararı
Kararın tam metni
viewtopic.php?f=194&t=31443&p=56881#p56881


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Dön Yargıtay Ceza Daireleri Kararları