Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

AYNI YERDEKİ MAHKEMELER ARASINDA OLUŞAN OLUMSUZ BİRLEŞTİRME UYUŞMAZLIĞININ NASIL ÇÖZÜLECEĞİ HK.

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

AYNI YERDEKİ MAHKEMELER ARASINDA OLUŞAN OLUMSUZ BİRLEŞTİRME UYUŞMAZLIĞININ NASIL ÇÖZÜLECEĞİ HK.

Mesaj gönderen Admin »

YARGITAY 18. Ceza Dairesi
2019/8371 E.
2019/15961 K.

KARAR


Hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/713 esas sayılı dosyası ile fiili ve hukuki irtibat bulunduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin uygulanma ihtimalinin de bulunduğu dikkate alınarak dava ekonomisi açısından dosyanın Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/713 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine dair Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 31/10/2018 tarihli ve 2018/1682 esas, 2018/1186 sayılı kararına karşı sanık tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/06/2019 gün ve 65388 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:

İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Kanun’un “Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması” başlıklı 10. maddesinde yer alan “(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir. (2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır. (3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.” şeklindeki hüküm ile anılan Kanun'un "Bağlantılı suçlarda yetki" başlıklı 16. madesinde yer alan "Madde 16 – (1) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir. (2) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir. (3) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir. (4) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur." şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas yolunun mümkün olduğuna ilişkin usul hukuku prensibi çerçevesinde, bağlantılı suçlarda yetki kurallarının kıyas yoluyla görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması hakkında uygulanabileceği dikkate alındığında, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesince öncelikle birleştirme hususunda Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin muvafakati alınmaya çalışılıp, alınamaması halinde yüksek görevli mahkemeye başvuruda bulunulup mercii tayini yoluna gidilmesi gerektiği gözetildiğinde, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesince belirtilen hususa riayet edilmeksizin resen birleştirme kararı verildiği ve sanık tarafından yapılan itirazında itiraz hakkı bulunmadığından bahisle reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, merciince sanığın itiraz hakkının bulunduğu gözetilip işin esasına geçilmek suretiyle birleştirme usulüne riayet edilmemesi nedeniyle itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

Hukuksal Değerlendirme;
5271 sayılı CMK'nın "Bağlantı kavramı" başlıklı 8. maddesi; "(1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır. (2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır" şeklinde, anılan Kanun'un "Davaların birleştirilerek açılması" başlıklı 9. maddesi; "Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir" biçiminde düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un "Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme" başlıklı 11. maddesinde; mahkemenin, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görmesi halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine anılan Kanun'un "Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması" başlıklı 10. maddesi; "(1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur" şeklindedir.
Ceza Genel Kurulu'nun 11/07/2014 tarihli ve 2014/5-52 esas, 2014/354 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK'nın 8. maddesinin birinci fıkrasında; bir kişinin birden fazla suçtan sanık olması veya bir suçta birden fazla sanık bulunması şeklinde dar bağlantı tanımlanmış, maddenin ikinci fıkrasında da, suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiillerinin de bağlantılı suç sayılacağı belirtilerek, bu halde de fiiller arasında bağlantının varlığı kabul edilmiştir. Kanunun 11. maddesinde ise geniş bağlantı tanımlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, yapılan yargılamada mahkemece bakılmakta olan birden fazla dava arasında bağlantının saptanması halinde, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa dahi, yargılamanın birlikte yapılarak hükme bağlanması için davaların birleştirilmesine karar verilebilecekir. Maddede, ne tür bağlantıların bu kapsamda değerlendirileceği yönünde bir sınırlandırmaya yer verilmemiş, yalnızca mahkemenin bakmakta olduğu birden çok davada bağlantı görmesi yeterli kabul edilmiştir. Bu hükmün amacı, görülmekte olan uyuşmazlıkların birlikte yargılanmasında ve karara bağlanmasında yarar bulunmasıdır. Bu şekilde tüm delillerin birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde muhtemel değerlendirme hatalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Görüldüğü gibi, ceza muhakemesinde genel kural, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılamanın yapılmasıdır. Ancak, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğu zaman, bağlantının özelliği gereği bu kuraldan ayrılınabilmektedir. Bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi, birleştirilerek de görülebilecek olup, istisnai hallerden biri olan yargılamaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için; davalar arasında bağlantı olmalı, davaların birleştirilmesinde yarar görülmeli, birleştirme yasağı söz konusu olmamalıdır.
Kanun koyucu, açılan her dava üzerine ayrı yargılama yapılmasını kural olarak benimseyip istisnai durumlarda davaların birleştirilebileceğini hüküm altına alırken, birleştirmede fayda bulunup bulunmadığının her olayda araştırılmasını yargılamayı yürüten hakime bırakmış, istisnaen de, yargılamaların birleştirilip birleştirilmeyeceğini kendisi tayin etmiştir. Örneğin 4483 sayılı Kanun'un 10. maddesinde yer alan; “Bu kanun kapsamındaki suçların iştirak halinde işlenmesi durumunda memur olmayan, memur olanla; ast memur üst memur ile aynı mahkemede yargılanır” şeklindeki hükümle birleştirme zorunluluğu vurgulanırken, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 30/2. maddesi uyarınca sanıkların yargılama sırasında başka suçları olduğu anlaşılsa dahi davaların birleştirilerek görülemeyeceği, benzer şekilde 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciinin yetkisine giren ceza davalarının diğer davalarla birleştirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Birleştirme zorunluluğu ya da birleştirme yasağının söz konusu olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davalar birleştirilebilecektir. Fakat birleştirme zorunlu olmayıp tamamen mahkemenin takdirine bırakılmıştır.

Birleştirme kararlarına ilişkin olarak mahkemeler arasında çıkan uyuşmazlıklar çözümlenmesi hususu değerlendirildiğinde; CMK'nın "Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması" başlıklı 10. maddesinde, kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemede yer alan yüksek görevli mahkeme tanımından anlaşılması gereken, bağlantılı davaları görmekte olan mahkemelerden yüksek görevli olanıdır. Yani bağlantılı davalar, davalardan birini görmekte olan yüksek görevli mahkemenin kararıyla birleştirilebilecektir. Bu durumda alt görevli mahkemenin muvafakati gerekmemektedir. Tabi ki yüksek görevli mahkeme öncelikle bağlantılı gördüğü davaya ilişkin dosyayı inceleyecek, dava dosyaları arasında sanıklar ve suçlar yönünden şahsi, hukuki ve fiili irtibat bulunduğunda ve davaların birlikte yürütülmesinde yarar görüldüğünde birleştirme kararı verecektir.

Farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme ise, CMK'nın 16. maddesine göre yapılacaktır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davalarının, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebileceği, 2. fıkrasında; bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsinin veya bir kısmının bu mahkemelerin birinde birleştirilebileceği, 3. fıkrasında ise; mahkemeler arasında uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkemenin birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Yani farklı yetki alanlarında bulunan mahkemeler arasında birleştirme, mahkemelerin uyuşması üzerine olacak, mahkemeler uyuşamazsa ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verecektir.

Aynı yetki çevresinde ve aynı derecede olan mahkemeler arasında çıkan birleştirme uyuşmazlıklarının çözümü hususu değerlendirildiğinde; buna dair 5271 sayılı CMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda kıyasın mümkün olması nazara alındığında CMK'nın 16. maddesinde yer alan "mahkemeler arası uyuşma" ve "ortak yüksek görevli mahkeme" kavramları bu uyuşmazlığa kıyasen uygulanabilecek ve sorun böylece çözülmüş olacaktır. Aksi takdirde mahkemeler arasındaki birleştirme uyuşmazlığı istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurulduğunda bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay tarafından denetlenene kadar çözülemeyecek ve bu durum da yargılamanın sürüncemede kalması gibi arzu edilmeyen neticelere sebep olacaktır.


İncelenen dosyada;
Hakaret suçundan sanık ... hakkında Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1682 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sırasında, aynı suçtan sanık hakkında Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/713 esas sayılı dosyası üzerinden görülmekte olan dava ile hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan bahisle birleştirmeye muvafakat edilip edilmeyeceği sorulmadan, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 31/10/2018 tarihli ve 2018/1682 esas, 2018/1186 sayılı kararla her iki davanın birleştirilmesi üzerine, sanık tarafından birleştirme kararına itiraz edildiği, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararı ile sanığın birleştirme kararına itiraz hakkı bulunmadığından itirazın reddine karar verildiği, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesince de birleştirme kararının muvafakat alınmadan verildiği gerekçesiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararı yönünden kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;

Dosyamıza konu uyuşmazlığın çözümünden önce, birleştirme kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı değerlendirilmelidir.

5271 sayılı CMK'da kanun yoluna başvurma hakkı, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla avukatlara, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşine tanınmıştır. İtiraz kanun yolu olağan kanun yollarından olup CMK'nın 267 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. CMK'nın 267. maddesinde; hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır.

CMK'nın birleştirmeye ilişkin hükümleri incelendiğinde, bu kararlara karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine kanun koyucu 267. maddede mahkeme kararlarına karşı kanunun gösterdiği hallerde itiraz kanun yoluna başvurulabileceğini hüküm altına alarak mahkeme kararları yönünden anılan kanun yolu için sınırlama getirmiştir. İtiraz kanun yolunun kapsamı sınırlı olarak belirlendiğinden kıyas yoluyla genişletilmesi de olanaklı değildir. Bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde birleştirme kararlarına yönelik olarak itiraz kanun yoluna başvurulabilmesi mümkün değildir. Ancak CMK'nın "İstinaf" başlıklı 272. maddesinin 2. fıkrasında hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararlarına karşı da hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabileceğinin düzenlenmesi hususu nazara alındığında, birleştirme kararına karşı hükümle birlikte istinaf yoluna başvurulabilecektir.
Açıklanan nedenlerle, birleştirme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulamayacağı anlaşıldığından Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/2163 değişik iş sayılı kararı hukuka uygun bulunmuştur.

Ayrıca, bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; incelemeye konu olayda mahkemeler arasında uyuşmanın sağlanamadığı ve olumsuz birleştirme uyuşmazlığının oluştuğu anlaşılmaktadır. Oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının, ortak yüksek görevli mahkeme olan Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince giderilerek, birleştirmeye gerek olup olmadığının ve birleştirme olacaksa hangi mahkemede birleştirme yapılacağının belirlenmesi gerekmektedir. Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/713 esas sayılı dosyası kapsamındaki birleştirme uyuşmazlığı yönündeki talebinin, mahkemeler arasında oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlığının çözülmesi talebi olarak değerlendirilmesi ve buna göre Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerektiği değerlendirilmekle şu aşamada kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.

Sonuç ve Karar:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce farklı gerekçeyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 12/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj