1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

BANKA MAAŞ HESABINA KONULAN BLOKE, KESİLENİNDE AYNEN İADESİ

Gönderilme zamanı: 26 Nis 2013 14:18
gönderen kararara.com
T.C
YARGITAY
11.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2012/5840
KARAR NO : 2013/236
KARAR TARİHİ:09.01.2013


> BANKADAN ALINAN MAAŞ HESABI ÜZERİNE HACİZ İŞLEMİ OLMADAN,HAKSIZ BİR ŞEKİLDE BANKA ALACAĞINDAN DOLAYI BLOKE KONULMASI.

> BLOKENİN KALDIRILARAK DAVA TARİHİNE KADARDA HAKSIZ KESİLEN AYLIKLARININ AYNEN İADE EDİLMESİ GEREKİRKEN, MAHKEMECE SADECE BLOKENİN KALDIRILIP, KESİNLEN AYLIKLARIN İADESİ TALEBİN'İN REDEDİLMESİ ÜZERİNE VERİLEN BU HAKSIZ KARAR BOZULMUŞTUR.




Taraflar arasında görülen davada ...3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.09.2011 tarih ve 2010/330-2011/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ...Şubesi'nde maaş hesabının bulunduğunu, bu hesaba yatan maaşı üzerine, icra memurluğunca verilmiş herhangi bir karar olmamasına karşın davalı bankanın 2009 yılı Ocak ayından itibaren müvekkilinin kefil olduğu kredi borcunun ödenmemesi gerekçesiyle bloke koyduğunu, maaş hesabının tamamının üzerine bloke konulmasının İİK'nun 83/2. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılmasına, 28.899 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde, davacının bankada bulunan mevduatları ve alacakları üzerinde bankanın rehin, hapis ve mahsup hakkının bulunduğuna ilişkin hüküm olduğunu, müvekkilinin bu hüküm uyarınca işlem yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın kefili olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, kredi sözleşmesinde davacının bankada bulunan hesaplarına bloke konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, istirdat istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan şekilde uygulanan bloke işlemleri ile tahsil edilen miktarların da alacak aslının belli bir kısmına tekabül etmesi ve uygulanan kesinti miktarını düzenleyici mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabilecek nitelikte bulunması karşısında talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle istirdat isteminin reddine, davacının maaşından yapılan kesintinin, maaşının 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın isdirdadı istemine ilişkindir. İİK'nun 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın ¼'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Esasen bu hususlar mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir. Yapılan bu değerlendirme dosya içeriği ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.







11. Hukuk Dairesi 2016/15030 E. , 2018/4558 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada ... 1. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 02/06/2016 tarih ve 2015/136-2016/481 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde maaş hesabı bulunduğunu, davalının müvekkilinin borçlarına istinaden 2013 Haziran ayından beri kesinti yaptığını, bankanın da alacakları için icra takibi yaparak maaşa haciz koydurması gerektiğini, icra takibi harici maaştan kesinti yapması ve maaş hesabına bloke koymasının yasal dayanağının bulunmadığını, ileri sürerek blokenin kaldırılmasına ve yapılan kesintilerin iadesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacı ile yapılan bankacılık sözleşmesinin bu şekilde işlem tesis edilmesine cevaz verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan bireysel bankacılık hizmetleri sözleşmesinin ortak hükümler başlıklı 14/1 maddesi, bankacılık hizmetleri sözleşme öncesi bilgilendirme formunun 3. maddesi, kredi kartı üyelik sözleşmesinin hapis, takas ve rehin başlıklı 15. maddesindeki düzenlemelere göre davalı bankanın işbu sözleşmelerden veya herhangi bir sebepten dolayı doğmuş ya da doğacak alacaklar için işbu hesaplar üzerinde rehin, hapis hakkına sahip olduğu, banka üzerinde rehin hakkı bulanan her türlü alacak ve değerlerin bir bölümünü veya tamamını bloke hesaba alıp almamakta serbest olduğu, davacının davalı ile yapmış olduğu sözleşmeler uyarınca borcun ödenmemesi halinde borcun banka nezdinde bulunan ve maaşının yatmakta olduğu hesabından tahsil edilmesine muvafakat ettiği, bankanın yaptığı işlemin sözleşemeden doğan hak ve yükümlülüklerin dürüstlük kuralına aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğunun kabul edilemeyeceği, çünkü davacının kredi kartı ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. İİK'nın 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın ¼'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya aitmaaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Mahkemece, taraflar arasındaki bankacılık hizmet sözleşmesi uyarınca
davacı tarafça hesaba bloke konulmasına ve doğmuş olan borçlar için hesaptan kesinti yapılmasına muvafakat verildiği ve davalının yaptığı kesintinin kredi kartı alacağının tahsiline yönelik olması gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir. Yapılan bu değerlendirme de yerinde değildir. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.


SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 19/06/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.




11. Hukuk Dairesi 2016/6184 E. , 2018/126 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada ...3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/02/2016 tarih ve 2014/634-2016/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin işçi olarak çalıştığını, maaşı üzerinde üçüncü 3. kişilerin alacakları nedeniyle haciz bulunduğu gibi davalı bankanın da kredi sözleşmesine dayalı alacağı bulunduğu iddiasıyla 05/08/2014 tarihinde müvekkilinin hesabına yatan 1.459,52 TL ve 05/09/2014 tarihinde müvekkilinin hesabına yatan 1.126,77 TL parayı maaşından kestiğini ve hesaba bloke koyduğunu, davalı bankanın hesap kat ihtarı göndermeden, izin ve muvafakat bulunmaksızın yaptığı kesintilerin iadesi gerektiğini ileri sürerek 2.586,29TL paranın iadesine ve blokenin kaldırılması ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında imzalanan kredi sözleşmesi gereği davacıya kredi tahsis edildiğini, borçların ödenmemesi üzerine davacıya ihtarname çekildiğini ve icra takibi yapıldığını, müvekkilinin davacının hesapları üzerinde rehin, hapis ve mahsup hakkı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın davacının kullandığı tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklı borçla ilgili olarak davacıya ait maaş hesabına bloke koymuş ise de, İİK'nın 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczinin mümkün olduğu, sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların geçerli olmadığı, davacının maaşından yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, maaş hesabının tamamının bloke edilmesinin hukuka uygun olmadığı, hesaba bloke konulan tarihte davacı tarafça verilen bir muvafakat bulunmadığı, önceden yapılan haciz anlaşmalarının da geçerli kabul edilmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile haksız tahsil edilen 2.586,29 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının maaş hesabı üzerine konulmuş olan blokenin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 131,67 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 10/01/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.