Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları İŞE İADE DAVASI, FESİH HAKLI OLMAYIP GEÇERLİ DURUMLARDA SALT SAVUNMA ALINMAMASI

İŞE İADE DAVASI, FESİH HAKLI OLMAYIP GEÇERLİ DURUMLARDA SALT SAVUNMA ALINMAMASI


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19810


T.C.
YARGITAY
9. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2017/24792
KARAR NO: 2018/9808
KARAR TARİHİ: 3.5.2018

>>İŞE İADE İSTEMİ, İŞVERENİN HAKLI FESİH PROSEDÜRÜNÜ İŞLETTİĞİ DURUMLAR İÇİN FESİH NEDENİNİN HAKLI OLMAYIP GEÇERLİ OLDUĞU DURUMLARDA SALT SAVUNMA ALINMAMASININ GEÇERLİLİĞİ ORTADAN KALDIRMAYACAĞI.


4857/m.20

ÖZET : Dava, feshin geçersizliği ve işe iade istemine ilişkindir.

Dosya içeriğine göre feshin geçerli nedene dayandığı davalı işverenlikçe ispatlandığından ilk derece mahkemesince işe iade davasının reddine karar verilmesi yerindedir.

Her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemesi'nce 4857 Sayılı Kanun'un 19. maddesine uygun olarak fesihten önce davacının savunması alınmadığından feshin geçersiz olduğuna karar verilmiş ise de Dairemiz uygulaması, işverenin haklı fesih prosedürünü işlettiği durumlar için fesih nedeninin haklı olmayıp geçerli olduğu durumlarda salt savunma alınmamasının geçerliliği ortadan kaldırmayacağı şeklindedir. Açıklanan sebeple feshin haklı olmamakla birlikte geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır.


DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin red kararına karşı taraflar avukatları istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, davacı avukatının istinaf başvurusunu ise kabul etmuştir.

Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, müvekkili işçinin 30'dan fazla işçi çalıştıran davalı işveren nezdinde, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile 10/04/2009 tarihinde vatman (tramvay sürücüsü) olarak çalışmaya başladığını, 18/07/2016 tarihinde tebliğ edilen fesih bildirimi ile işten çıkarılana dek görevini başarıyla sürdürdüğünü, müvekkilinin maaşı üzerinde birden çok haciz bulunması, işverene haklı sebeple derhal fesih hakkı vermediğini, mesai sırasında sosyal medya kullanımının fesih nedeni olabilmesi için işi önemli ölçüde aksattığının ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili işçinin "siyasi söylem ve fiiller" ile iş yerinde kutuplaşma yarattığı iddiasının tamamiyle gerçek dışı olduğunu iddia ederek, feshin geçersizliğinin tespitini, müvekkilin işe iadesini ve yasal sonuçlarına hükmedilmesini istemiştir.



Davalı vekili, davacı işçinin müvekkili şirket bünyesinde 10/04/2009 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, bu yönde davacının daha evvel müvekkili şirkette çalışıyor olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkili şirkette çalıştığı dönemde, sık sık yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası yaşadığını, iş yeri kuralı niteliğinde olan ve daha önce defalarca kez tramvay sürücülerine yapılan uyarılara aykırı hareket ettiğini, hız sınırlarına dair kurallara uymadığını, yasak olduğu halde yetkili olmayan kişileri birden fazla kez sürücü kabinine aldığını, mesai saatlerine riayet etmediğini, işe geç başlaması sebebiyle şehir içi ulaşımı aksattığını, bu yönde savunması alınan işçinin savunmalarında hatalı olduğunu defalarca kez ikrar ettiğini, bu ve bunun gibi pek çok olay sebebiyle disiplin kuruluna sevk edilen davacının hakkında birden çok kez ihtar cezalarına hükmolunduğunu, mazeretsiz şekilde işe gelmeyen davanın 22/05/2014 tarih 2014/006 Sayılı disiplin kurulu kararı ile 3 yevmiye kesme cezasına çarptırıldığını ve kararda açıkça "bir daha disiplin cezası alması halinde iş akdinin feshedileceğine" karar verildiğini ve bu kararın davacıya tebliğ edildiğini, ancak davacının kamu hizmeti niteliğine haiz ulaşım hizmetini sağlayan tramvay kullanması, 40 tondan fazla ağırlıa sahip olan bu araçların kullanımında önceden belirlenmiş tüm kurallara sıkı sıkıya uyulmasının elzem olmasına rağmen ısrarla bu kuralları ihlal etmesi alınan tüm savunmalarında ihlallerini kabul etmesine rağmen bu ihlalleri tekrarlamaya devam etmesi ve bu ihlallerin neticesinde sonradan telafisi mümkün olmayacak çok ağır can ve mal kayıplarına sebep olabilecek olması karşısında davacının iş akdinin feshinin kaçınılmaz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.



Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, iş akdinin feshinden önce davacı hakkında yapılan icra takibi sayısının çokluğu, borç miktarlarının yüksek oluşu gözetildiğinde feshin işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.



İlk derece mahkemesinin kararına karşı, taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur.



Bölge adliye mahkemesince, çalışmanın 22.05.2014 tarihli disiplin kurulu kararından sonra da devam etmesi ve davacıya atfedilen eylemlerin 4857 Sayılı Kanun'un 25. maddesinde sayılanlar arasında bulunmaması karşısında, bu düzenlemeye aykırı olarak davalı işverenin geçerli fesih nedeni olabilecek eylemleri haklı fesih gerekçesi yapmasının kabul edilemediği, 4857 Sayılı Kanun'un 19. maddesine uygun olarak iş akdinin feshedildiğinin kanıtlanmadığı ve dosyada kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararının (bu yönden) kaldırılmasına ve HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilmesine, davalı işveren tarafından gerçekleştirilen feshin geçersiz olduğunun tespitine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.



Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını davalı vekili temyiz etmiştir.


GEREKÇE

4857 İş Kanunu'nun 19'uncu maddesine göre: “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili sebeplerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25'inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır”. Bu hükümle, işçinin savunmasının alınması, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili sebeplerle iş sözleşmesinin feshi için bir şart olarak öngörülmüş ve salt işçinin savunmasının alınmamasının tek başına, süreli feshin geçersizliği sonucunu doğuracağı ifade edilmiştir. İşverene savunma alma yükümlülüğünü, sadece iş sözleşmesinin feshinden önce yüklemektedir. İşçiye ihtar verilirken ise bu şekilde bir yükümlülük yüklememektedir. Dolayısıyla, işçiye davranışı sebebiyle ihtar verilirken, savunmasının alınmaması ihtarı geçersiz kılmaz. İşçinin savunması, sözleşmenin feshinden önce alınmalıdır. İşçi fesihten önce savunma vermeye davet edilmeli, davet yazısında davranışı sebebiyle işten çıkarma sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmeli, makul bir süre önceden belirtilen yer, gün ve saatte hazır bulunması, bulunmadığı takdirde yazılı bir savunma verebileceğinin; bildirilen yerde belirtilen gün ve saatte hazır bulunmadığı ve de buna rağmen yazılı bir savunma vermediği takdirde savunma vermekten vazgeçmiş sayılacağının kendisine hatırlatılması şarttır. Fesih bildirimiyle birlikte veya fesihten sonra savunma istenmesi feshi geçersiz kılar. Keza, ihbar önel süreleri içinde savunma alınması da feshin geçersiz olması sonucunu doğurur. (Dairemizin 15.09.2008 gün ve 2008/1868 Esas, 2008/23538 Karar sayılı ilamı).

Somut uyuşmazlıkta, dosya içeriğine göre feshin geçerli nedene dayandığı davalı işverenlikçe ispatlandığından ilk derece mahkemesince işe iade davasının reddine karar verilmesi yerindedir.

Her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemesi'nce 4857 Sayılı Kanun'un 19. maddesine uygun olarak fesihten önce davacının savunması alınmadığından feshin geçersiz olduğuna karar verilmiş ise de Dairemiz uygulaması, işverenin haklı fesih prosedürünü işlettiği durumlar için fesih nedeninin haklı olmayıp geçerli olduğu durumlarda salt savunma alınmamasının geçerliliği ortadan kaldırmayacağı şeklindedir. Açıklanan sebeple feshin haklı olmamakla birlikte geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi'nin temyiz edilen kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.



SONUÇ : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-)Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-)Davanın REDDİNE,

3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 35,90 TL. karar harcından 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL. harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-)Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 273,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, gider avansında arta kalan miktarların istenmesi halinde ilgililere iadesine,

5-)Davalı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T.sine göre belirlenen 2.180,00 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-)Peşin alınan temyiz harcının istemi halinde davalıya iadesine,

7-)Dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine,

Kesin olarak 03.05.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları