BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 01:50

YARGITAY 12. Hukuk Dairesi
2016/9114 E.
2017/1157 K.

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi


Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

Alacaklının 13.01.2015 tarihinde borçlu hakkında çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığı, borçlu vekilinin icra mahkemesine başvurusunda, takip konusu çeke karşılık alacaklının banka hesabına takipten önce farklı zamanlarda toplam 38.000,00 TL ödendiğini ileri sürerek borca itirazda bulunduğu ve takibin iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece, bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, borçlunun sunduğu ödeme dekontlarının itiraza konu borca karşılık olduğundan bahisle itirazın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK'nun 169-a/1. maddesi gereğince borçlu, icra mahkemesinde, borcun olmadığını veya itfa yahut imhal edildiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat ettiği takdirde itirazın kabulüne karar verilir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, sunulan ödeme belgesinin takip konusu borca ilişkin olarak verildiğinin kabul edilebilmesi için, belgede, takip dayanağı senede açıkça atıf yapılması zorunludur.

Somut olayda, borçlu tarafça, itirazın ispatı için 18.11.2014 tarihli 9.000,00 TL, 19.11.2014 tarihli 10.000,00 TL ve 25.11.2014 tarihli 19.000,00 TL tutarında üç adet banka dekontu sunulduğu, bunların hiç birisinde takip konusu senede açıkça atıf yapılmadığı gibi, bu tutarlara ilişkin ödemenin, takip konusu çek için yapıldığının alacaklı tarafından da kabul edilmediği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, anılan senet bedelinin ödendiği, İİK'nun 169/a maddesi kapsamında bir belge ile ispatlanamadığından, mahkemece borca itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.


Öte yandan, HMK'nun 266. maddesinde; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre, borca itirazın çözümlenmesi için borçlu tarafından sunulan dekontların, takip dayanağı çeke ilişkin olup olmadığının tespiti hususunun, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olup, bu konuda bilirkişiye başvurulması açıklanan yasa hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiğinden, mahkemece bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi de doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.01.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 01:52

YARGITAY 3. Hukuk Dairesi
2017/13944 E.
2017/12459 K.

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait Demircikara Mah. 672 ada 5 parselde kayıtlı taşınmazın kiralanması ve kreş olarak işletilmesi konusunda sözlü olarak anlaştıklarını kira sözleşmesine kapora olarak davalının hesabına toplam 40.000,00 TL ödeme yaptığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre 31.05.2013 tarihine kadar binanın iskanının alınması gerekmekte iken alınmadığını,kaporanın da iade edilmediğini, kapora bedelinin iadesine yönelik davalı aleyhine ... 9. İcra Dairesi'nin 2013/6311 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalının haksız itiraz ederek takibi durdurduğunu beyanla davalı borçlunun itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı,davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davacının iddiaları somut delil ve belgelerle ispat edilemediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda; Davacı ,kira sözleşmesine kapora olmak üzere davalı hesabına farklı tarihlerde toplam 40.000 TL ödeme yaptığını , taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre, davalının 30.05.2013 tarihine kadar kiralamaya konu taşınmaza ilişkin iskan alması gerekmekte iken alamadığını ,tarafınca ödenen kaporanın da iade edilmediğini belirtmiş bu hususta karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkını saklı tutarak davalı hesabına yapılan ödemelere ilişkin 18.04.2013 tarihli kapora-kira bedeli açıklamalı 10.000 TL tutarlı , 02.05.2013 tarihli kapora-kira bedeli açıklamalı 10.000 TL tutarlı , 17.05.2013 tarihli kira bedeli açıklamalı 20.000 TL tutarlı 3 adet banka dekontu ,tarafların ticari defterleri , tanık deliline dayanmıştır. HMK'nun 179. maddesi gereğince, re'sen davalının isticvabının sağlanarak, davacı tarafından, hesabına yapılan ödemelerin neye ilişkin olduğu, davacı yanca iddia edildiği gibi kira sözleşmesine yönelik kapora ödemesi mahiyetinde olup olmadığı hususlarının davalıdan sorulması ayrıca gerekirse davacının dayandığı ticari defterlerin incelenmesi ve diğer delillerin de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken özellikle davacı tarafından delil olarak sunulan banka dekontları üzerinde durulmaksızın eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 01:53

YARGITAY 19. Hukuk Dairesi
2017/2553 E.
2018/3342 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- KARAR -

Davacı vekili, davacı tarafça davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davacının davalıya emanet olarak borç mahiyetinde banka aracılığı ile 35.000 TL yatırdığını, davalının geri ödemediğini, davalıya ihtarname çekilerek temerrüde düşürüldüğünü belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davalı şirketin davacıdan para talep etmesinin mümkün olmadığını, dekontta emaneten yazmasının anlam ifade etmediğini, makbuzun borç ödeme olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının davasını ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 02.06.2015 tarihli 2015/3985 E. 2015/8195 K. sayılı ilamı ile "Davacının tacir olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı gibi, dava konusu ödünç para verme işlemi TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari dava kapsamında olmadığından genel hükümlere göre yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; davacının ibraz ettiği 25/02/2013 banka dekontunda paranın emanet olarak yatırıldığının yazılı olduğu, davalının cevap dilekçesindeki ve icra dosyasındaki ticari ilişki olmadığına dair beyanları banka dekontu dikkate alınarak ispat külfetinin davalı üzerine döndüğü, dava konusu alacağın varlığının ispatı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı isteminin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davada talep edilen bedel likit (bilinebilir) nitelikte olduğundan ve davalı haksız görüldüğünden İİK'nın 67/2. maddesinde öngörülen icra inkar tazminatı koşulları oluştuğu için davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle bu yöndeki talebin reddinde isabet görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINApeşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18/06/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 01:54

YARGITAY 22. Hukuk Dairesi
2016/30229 E.
2016/24643 K.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, izin ücreti, ihbar ve manevi tazminat alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı İsteminin Özeti:
Davalı, şahsi borç sebebiyle icra takibi yapıldığını, para ilişkisine ilişkin savunmasının istendiğini ancak davacının müvekkiline şantaj yaptığını, iş sözleşmesinin 25. maddeye göre feshedildiğini, fazla mesai ve izin ücreti talebinin yerinde olmadığını iddia ederekaçılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme Kararının Özeti:
Dairemiz tarafında kararın bozulması ardında bozma yönüde mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Dava konusu borcu ortadan kaldırabilecek nitelikteki belgeler temyiz aşamasında da sunulabilmektedir. Ancak davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli vaziyette sunulan ve 2013-220 sayılı icra dosyası için olduğu açıklaması yer alan davalı ödemesini içeren banka dekontu bulunmaktadır. Ancak söz konusu dosyada davacının borçlu ve davalının alacaklı olduğu görülmektedir. Yine temyiz aşamasında... İcra müdürlüğünün 2015-1832 sayılı takip dosyasına dava konusu alacaklara ilişkin ödeme yapıldığı davalı tarafça ileri sürülmüştür. Ancak söz konusu dosya dava dosyası kapsamında yer almamaktadır. Öncelikle adı geçen icra dosyası istenilmeli ve davalı vekilinin sunduğu dekonttaki ödemenin konusu ve hangi dosya için yapıldığı netleştirilmelidir. İşbu dosya konusu yıllık izin talebine ilişkin ise ödeme mahsup edilmelidir.

SONUÇ: Temyiz olunan mahkeme kararının yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.11.2016 gününde oybirliği ile karar verildi
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 01:55

YARGITAY 13. Hukuk Dairesi
2016/6956 E.
2017/8430 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının kız kardeşinin eşi olduğunu, davalının ... ili, ... ilçesi, 2956 ada 17 parsel, ... Mahallesi, ... Sk. No: 22/14 .../... adresindeki evi ... kullanarak 15.09.2008 tarihinde satın aldığını, davalının gerek evin peşinatı gerekse evin tadilat ve bakımı için kendisinden ve babası ...'dan borç para istediğini, kendisinin 21.000,00 TL parayı icra takibine dayanak dekont ile davalının hesabına havale yaptığını, davalının bu borcu ödemediğini, ... 10. İcra Müdürlüğünün 2013/18399 Esas sayılı icra dosyası ile davalıya gönderdiği borca ait banka dekontu üzerinden icra takibi başlattığını, davalının borcu olmadığından bahisle ödeme emrine haksız itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, 21.000,00 TL ye yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, 2008 yılında satın alınan taşınmazın bizzat davacının kız kardeşi ...tarafından alındığını ve 2013 yılında satıldığını,... tarafından 2013 yılında kendisine karşı boşanma davası açıldığını, tarafların bu tarihten itibaren ayrı yaşadıklarını, banka havale dekontunda belirtilen 21.000,00 TL nin davacı tarafından kız kardeşine gönderildiğini, paranın davalının hesap numarası üzerinden gönderilmiş olmasının davalıya ödeme yapıldığı anlamına gelmeyeceğini, bu nedenle davalının herhangi bir borcu olmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacı tarafından davalıya 21.000,00 TL nin ev bedeli olarak gönderildiği, evin davalı adına olmayıp eşi adına alınmış olmasının davalı ile eşi arasındaki iç ilişki olduğu, bu paranın davalının eşine gönderildiğinin yazılı delille kanıtlanmadığı, bu konuda davacıya yemin de teklif edilmediğinden davacının ev alımı için davalıya 21.000,00 TL yi borç olarak gönderdiği ve takibinde bu miktar üzerinden başlatıldığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacının banka havalesi ile davalıya 21.000,00 TL miktarında para gönderdiği ve davalının da bu parayı aldığı ihtilafsızdır. Davacı bu parayı borç olarak gönderdiğini ileri sürmesine rağmen davalı davacının kız kardeşine alınan ev için gönderildiğini, kendisine borç olarak olarak gönderilmediğini savunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Davalı savunmasında borcu kabul etmemiş gerekçeli inkarda bulunmuştur. Öte yandan banka dekontunda, paranın gönderiliş nedenine ilişkin olarak "satın alınan ev bedeli hayırlı uğurlu olsun" açıklaması dışında herhangi bir şerhin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle havale, paranın borç olarak gönderildiğini ispata yeterli değildir. Somut olayda, davalı karz ilişkisini inkar ettiğine göre, karz ilişkisinin varlığını davacının kanıtlaması gerekir. Davacının bu yöndeki belirttiği tüm delilleri toplanarak karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/09/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 01:57

YARGITAY 19. Hukuk Dairesi
2015/10172 E.
2016/1480 K.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya satılan mürekkep ve diğer ürün bedelleri karşılığında düzenlenen fatura bedelinin tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ortağı ... tarafından 11.11.2010 tarihinde fatura içeriği malların bedeli 80.000 USD'nin davacı şirket ortağı ...'ın hesabına aktarıldığını, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarına göre davacı şirkete sadece 90.080,04 TL borçlu olduğunu savunarak davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; dosya içerisinde mevcut ticaret sicil kayıtlarından ... ‘ın davacı şirketi temsil yetkisine 11.11.2010 tarihi itibariyle haiz bulunduğu anlaşıldığından bu şahsın hesabına yapılan 80.000,00 USD'lik ödemenin de davalının borcunu bu miktar nispetinde sona erdirdiği kabul edilerek davalının davacıya 24.04.2013 takip başlangıç tarihi itibariyle 90.080,04 TL borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının davalıdan 90.080,04 TL alacaklı olduğunun tespiti ile davalının icra takip dosyasına yaptığı vaki itirazın iptaline, 90.080,04 TL' ye takip tarihinden itibaren değişen oranlar göz önünde tutularak avans faizi uygulanmasına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Dava, 20.04.2011 tarihli ve 238.558,20 TL bedelli fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, davacının alacağından mahsup edilen ödeme dava dışı ... tarafından yine dava dışı ...'a gönderilen banka dekontu ile yapılmıştır. Dekontta ödemenin davacı şirket alacağına dair yapıldığı konusunda bir açıklama yoktur. Davacı, bu ödemenin dava konusu alacakla ilgili olmadığını ileri sürdüğünden somut olay bakımından davalı tarafın anılan ödemenin dava konusu alacağa ilişkin olduğunu kesin delillerle ispat etmesi gerekir. Mahkemece bu yönler bakımından delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 03/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 01:59

YARGITAY 19. Hukuk Dairesi
2015/4991 E.
2016/966 K.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan taraf vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkilince davalı şirkete borç olarak verilen paranın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının takip dayanağı olarak ibraz ettiği banka dekontuna dayalı olarak alacağın ispatının mümkün olmadığını, bu dekontta paranın ne için verildiğine dair bir açıklama bulunmadığını, davacının müvekkiline olan borcunu ödemek için takip dayanağı dekont ile havale yaptığını ileri sürerek davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davacının sadece banka dekontuna dayanmasının tek başına yeterli bir delil oluşturmadığı, banka dekontu ile havale edilen bedelin ancak borç ödeme ispat vasıtası olup, alacak iddiasını ispatlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, davacının banka havalesi yolu ile davalıya borç olarak gönderdiği paranın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi hükmü uyarınca iptali istemine ilişkindir. Dava konusu ... İcra Müdürlüğü'nün 2013/11614 E. sayılı icra takip dosyasında; takipte ödeme emrine 17.09.2013 tarihinde itiraz edildiği ve itiraz dilekçesinin şirket temsilcisi olarak ... tarafından imzalandığı ancak 11.07.2013 tarihli ve 8361 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 944. sayfasındaki ilandan ...'nin 06.06.2013 tarihi itibariyle şirket ortaklığından ayrıldığı ve şirket müdürlüğünden istifa ettiği itiraz tarihi itibariyle şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. O halde dava konusu takip dosyasında usulüne uygun bir itiraz bulunmadığından takip kesinleşmiş olmakla davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar 6100 sayılı HMK'nun 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı olup aynı Kanunun 115. Maddesine göre mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Somut olayda mahkemece, davanın dava şartı noksanlığından usulden reddi gerekirken esastan red kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.01.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 02:00

YARGITAY 11. Hukuk Dairesi
2015/4896 E.
2015/6554 K.

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/02/2014 tarih ve 2013/393-2014/142 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalıya teslim edilen pencere ve kapı sistemleri karşılığında davalının toplam 100.000 TL değerindeki çekleri müvekkiline keşide ederek verdiğini, ancak söz konusu çeklerin zamanında ödenmediğini, başlatılan icra takibi hakkında ise davalının talebi ile icranın geri bırakılması kararı verildiğini, davalının müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, çeklerin bankaya ibraz tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili zamanaşımı def'inde bulunmuş, alacağın da ödendiğini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açıldığı, davalı tarafından dosyaya sunulan dekontlarda ödemenin dava konusu çeklere ilişkin olduğuna ilişkin kayıt bulunmadığı, ispat yükü kendisinde olan davalının sebepsiz zenginleşmediğini ispatlayamadığı, çeklerin bankaya ibraz edildiği tarihlerin temerrüd tarihi olarak kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 15.000 TL'nin 30.09.2010, 5.000 TL'nin 25.10.2010, 20.000 TL'nin 01.11.2010, 10.000 TL'nin 25.11.2010, 50.000 TL'nin 27.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava, 6762 sayılı TTK'nın 644. maddesine dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafça, davalıya teslim edilen mal karşılığı davalı tarafından keşide edilerek davacı şirkete teslim edilen çeklerin ödenmediği iddia edilmiş, davalı tarafça ise 40.000 TL'lik ödemeye ilişkin banka dekontu dosyaya delil olarak sunulmuştur. Söz konusu dekontların üzerinde "10 ve 11. aylar...Bankası çeklerine karşılık" açıklaması bulunmakta olup, davaya konu çeklerin arasında da keşide tarihleri 10 ve 11. aylar olan çekler yer almaktadır. Davalı tarafın bu savunması üzerine ise davacı vekili taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişki kapsamında önceye dayalı borçlar bulunduğunu ve bu borçlarla ilgili yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşmeye konu çeklere hasredilmeye çalışıldığını beyan etmiştir. Ancak, davalı tarafça ödeme yapıldığına ilişkin delil sunulduğuna göre, bu ödemenin davaya konu çeklere ilişkin olmadığının ispatı aksini iddia eden davacı tarafa düşer. Bu itibarla, ispat yükünün bu şekilde değerlendirilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerekirmiştir.

SONUÇ
:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BANKA DEKONTUNUN İSPAT GÜCÜ HAKKINDA ÇEŞİTLİ YARGITAY KARARLARI

Mesaj gönderen Admin » 11 Kas 2018 02:04

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
2014/264 E.
2015/1671 K.

KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ İSTEMİ
ÖDEME SAVUNMASINA İLİŞKİN BANKA DEKONTU SUNMA
İMZASI İKRAR EDİLEN VE BORÇ İLKRARINI İÇEREN BELGE


Taraflar arasındaki “itirazın kaldırılması, tazminat ve tahliye” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Bafra İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.09.2013 gün ve 2013/29 E., 2013/129 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 11.11.2013 gün ve 2013/14370 E., 2013/15098 K. sayılı ilamıyla;

(...1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere davacı alacaklı tarafından 12.02.2013 tarihinde başlatılan icra takibinde ödeme emrinin davalı borçluya 19.02.2013 tarihinde tebliğ olunduğu, davanın ise 05.03.2013 tarihinde ödeme süresi beklenilmeden açıldığının anlaşılmasına göre davacı alacaklının tahliyeye ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı alacaklının alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

Davacı alacaklı tarafından, 01.10.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayalı olarak Bafra İcra Müdürlüğü’nün 2013/606 esas sayılı dosyası ile 12.02.2013 tarihinde başlatılan icra takibi ile 2011 yılının Kasım ayından, 2013 yılının Şubat ayları arası ödenmeyen kira paralarının tahsili istenilmiştir. Takibe yasal süresi içinde itiraz eden davalı borçlu itirazında icra takibinde dayanılan kira sözleşmesine karşı çıkmamış, ödeme savunmasında bulunmuştur. Davalı borçlunun ibraz ettiği 07.10.2011 tarihli 12.000 TL tutarında, 20.10.2011 tarihli 15.000 TL tutarında, 12.10.2011 tarihli 20.000 TL tutarındaki banka dekontu olan belgelerde kira ödemesi olduğuna dair açıklama bulunmadığı gibi istenen aylar kira alacağına ilişkin ödeme olduğu da anlaşılamamaktadır. Bu durumda davalı borçlunun alacağa yönelik itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde alacak isteminin de reddine karar verilmesi doğru değildir.

Karar bu nedenle bozulmalıdır...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın kaldırılması, tazminat ve tahliye istemine ilişkindir.
Davacı, Bafra İcra Müdürlüğü'nün 2013/606 Esas sayılı takip dosyasında haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın kaldırılması ile takibin devamına karar verilmesini, davalı borçlu kiracının temerrüt nedeni ile kiralamış olduğu Samsun İli, Bafra İlçesi, Samsun-Sinop Karayolu Üzeri 100. Yıl Mahallesi'nde bulunan taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini, asıl alacağın %100'ünden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edimesini istemiştir.

Davalı, davacı şirkete herhangi bir kira borçlarının olmadığını, havale ile ödemeler yaptıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ve ayrıca davacı şirketten alacaklı olduklarını ileri sürerek, takas mahsup talebinde bulunmuştur.
Mahkeme, banka havalesinin borca karşılık ödeme anlamına geleceği, yani bir borç ödemesi için havalenin yapıldığının kabul edileceği, kira takip dönemine ve vadesine göre kira borcunun ödendiğinin kabulü gerekeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; davacı vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.

Mahkeme, önceki gerekçeleri tekrar ederek verilen kararda direnmiş; hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı borçlunun itiraz etmesi üzerine, icra hukuk mahkemesinde açılan itirazın kaldırılması davasında, davalı borçlu tarafından sunulan banka dekontlarının (havalenin), hukuki niteliğinin ne olduğu ve varılacak sonuca göre kira alacağının ödendiğini ispata yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde itirazın kesin olarak kaldırılması; 62. ve bu maddeye atıfla 63. maddelerinde ise, itirazın süresi, şekli ve sebepleri düzenlenmiştir.
2004 sayılı Kanun'un “İtirazın kesin olarak kaldırılması” başlıklı 4949 sayılı Kanun ile değişik 68. maddesinin ilk üç fıkrasında;
“Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.
Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse tetkik mercii itirazın kaldırılmasına karar verir.
İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.” hükmü yer almaktadır.
Yine, aynı Kanunun “Kira akdi dışındaki itirazlar ve tahliye” başlıklı 269/c maddesinde;
“Borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemiyeceğini bildirerek itiraz etmiş veya takas istemişse, itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re'sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya vesika ile ispat etmeğe mecburdur. Senet veya makbuzun alacaklı tarafından inkarı halinde 68 inci madde hükmü kıyasen uygulanır.
Merciin tahliyeye mütedair kararının infazı için kesinleşmesi beklenmez. Ancak tahliye için, kararın borçluya tefhimi veya tebliği tarihinden itibaren ongün geçmesi lazımdır. Borçlu tahliye kararı hakkında 36 ncı madde hükmünden faydalanabilir.” düzenlemesi getirilmiştir.
Bu açık hükümler gözetilerek somut olay ele alındığında;
Davacı alacaklı tarafından, 01.10.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesine dayalı olarak Bafra İcra Müdürlüğü’nün 2013/606 esas sayılı dosyası ile 12.02.2013 tarihinde başlatılan icra takibi ile 2011 yılının Kasım ayından, 2013 yılının Şubat ayları arası ödenmeyen kira paralarının tahsili istenilmiştir.

Davalı borçlu takibe itiraz ederken, alacaklının dayandığı yazılı kira sözleşmesinin varlığına ve imzaya itiraz etmemiştir.

Takibe konu kira sözleşmesine davalı/kiracı/borçlu karşı çıkmadığından, alacaklının takibi, 2004 sayılı Kanun'un 68/1. maddesi anlamında “imzası ikrar edilen ve borç ikrarını içeren bir belgeye” dayanmaktadır (Hukuk Genel Kurulu'nun 03.04.2013 gün ve 2012/6-1401 Esas, 2013/425 Karar sayılı kararı).

Davalı borçlunun ödeme savunmasını ispatlamak için sunduğu 07.10.2011 tarihli 12.000 TL tutarında, 20.10.2011 tarihli 15.000 TL tutarında, 12.10.2011 tarihli 20.000 TL tutarındaki banka dekontlarında kira ödemesi olduğuna dair açıklama bulunmamaktadır. Ayrıca, varlığı ve imzası inkar edilmeyen kira sözleşmesinde, bir aylık kira karşılığının 3.000,00.-TL, bir yıllık kira karşılığının 36.000,00.-TL olduğu; her yıl sonunda Aralık ayı içerisinde kiranın ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda, icra takibi ile 2011 yılının Kasım ayından, 2013 yılının Şubat ayları arası ödenmeyen kira paralarının tahsili istenildiğine göre, banka dekontlarının kiraların vadesinden önceki tarihi taşıdığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan, İcra Mahkemelerinin inceleme ve araştırma yetkilerinin dar, taraflarca ileri sürülebilen delillerin sınırlı olması nedeniyle, borçlunun itirazlarının kaldırılıp kaldırılmayacağına karar verirken, tarafların kabulünde olan belgeleri değerlendirmek, tarafların iddia ve savunmalarını bu belgeler üzerinden incelemek durumundadır.

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, davalı borçlu, icra takibine konu kira parasını ödediğini 2004 sayılı Kanun'un 269/c maddesinde sayılan belgelerden birisiyle kanıtlayamadığına göre, davalı borçlunun alacağa yönelik itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, bu talebin reddine dair kararda direnilmesi isabetsizdir.


Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcut olduğu, bu yasal karinenin aksini ileri sürenin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, bu nedenle yerel mahkeme direnme kararının onanması gerektiği görüşü dile getirilmiş ise de, bu görüş yukarıda belirtilen nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 17.06.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Cevapla