1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

TEMERRÜT FAİZİNİN UYARLANMASI İSTEMİ, BORÇLUNUN KUSURU VARSA SÖZLEŞMENİN UYARLANMASINI İSTEYEMEYECEĞİ HK.

Gönderilme zamanı: 23 Eyl 2021 16:52
gönderen Admin
YARGITAY 11. Hukuk Dairesi
2020/5092 E.
2021/2462 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Taraflar arasında görülen davada Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16/05/2019 tarih ve 2018/93-2019/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı ... vekili ve asıl davada davalı ...Ş vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl davada davacılar vekili, davacılardan ...'nun eşi muris ...'nun dava dışı Akbank A.Ş. ile 1997 yılında sözleşme akdettiğini, diğer davacı ...'nin sözleşmenin kefili olduğunu, kredinin ödenmemesi nedeniyle 2000 yılında icra takibi başlatıldığını, icra takibinin takipsiz bırakıldığını, 2012 yılında icra takip dosyasının yeniden işleme alındığını, sözleşme konusu alacaklarda zamanaşımının on yıl olduğunu, ayrıca talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürerek, öncelikle borcun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, olmadığı takdirde sözleşmenin uyarlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davacı vekili, davalının davacı aleyhine icra takibi başlattığını, icra dosyasında 2.800,00 TL kefalet limiti ve bu tutara ilişikin temerrüt faizinden sorumlu olduğunu ileri sürerek, davacının Fethiye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3159 Esas sayılı icra dosyasına borçlu olmadığı hususunun hüküm altına alınmasını, aksi halde ise kredi sözleşmeleri incelenerek, davacının imzalarının bulunmadığı sözleşmeler açısından ve imzalarının bulunduğu sözleşmeler açısından da kefalet limiti göz önünde bulundurularak borç miktarının tespit edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, asıl ve birleşen dosyada davacı ... 'nin davasında, zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede; icra takibinin başlatıldığı 2000 tarihinden itibaren son yenilemenin yapıldığı 2012 yılına kadarki süreçte zamanaşımını kesen bir kısım işlemlerin vuku bulduğu bu bağlamda dava dosyasının 2007 yılında yenilendiği ve yenilenen dosya üzerinden icra işlemlerinin yürütüldüğü dikkate alındığında sözleşme ilişkisi için geçerli olan 10 yıllık zamanaşımı süresinin 2007 yılında kesildiği ve bu tarihten itibaren yeni zamanaşımı süresinin başlamış olduğu dikkate alınarak davacının borcun zamanaşımına uğramış olması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebin reddine karar verilmesi gerektiği, borçlu olmadığının tespiti yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar bilirkişi raporunda davacı kefil Şevket 'nin 2.800,00 TL kefalet limiti dahilinde ve bu tutara kendi temerrüdünden kaynaklanacak temerrüt faizi ile birlikte sorumlu olduğu belirtilmiş ise de, davacının dosyada kefil olduğu, kefil olduğu dosya borcundan sorumlu olacağı değerlendirildiğinden reddine karar verilmesi gerektiği,sözleşmenin uyarlanması yönünden yapılan değerlendirmede; somut olayda icra takibi ile talep edilen %160 temerrüt faiz oranı 1995-1998 yılları arasından akdedilen sözleşmelere istinaden 2000 yılı ekonomik koşullarına göre belirlendiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere borcun bu oran üzerinden ödenmesinin talep edilmesinin hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmadığı bu nedenle sözleşmenin uyarlanması koşullarının oluştuğu, bozma sonrası davacı ... vekiline ...'nun mirasçısısı ...’nun mirası reddedip etmediğine dair beyanda bulunmak ve mirası reddetmiş ise bu konudaki mahkeme dosyasının bildirmek ya da bu konuda mahkememizden talepte bulunmak üzere ve mirası reddettiğine dair bir belge temin edilmediği takdirde de ...'nun miras şirketine mümessil tayini yaptırmak ya da ...'nun davaya muvafakatını sağlamak üzere bir sonraki celseye kadar kesin süre verildiği, ihtara rağmen ara kararın gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle,asıl dosyada davacı ...'nun davasının usulden reddine, asıl dosya ve birleşen 2016/236 Esas sayılı dosyasında davacı ...’nin davasının kısmen kabul ve kısmen reddi ile davacının Fethiye 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/3159 Esas sayılı dosyasına borçlu olmadığını tespitine yönelik talebinin reddine, davacı hakkında başlatılan Fethiye 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/3159 Esas sayılı takibin takip talebinde belirtilen miktarlar üzerinden bilirkişi heyetinin 24/12/2014 tarihli raporunda gösterilen icra takibinin başlatıldığı ilk tarihten itibaren geçerli ve dönemsel olarak değişkenlik gösteren avans faiz oranlarının %100 fazlasının temerrüt faizi olarak dikkate alınmak suretiyle devamına karar verilmiştir,

Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Davacı ..., birleşen dosyada belirli bir limit kadar kefaletinin bulunduğunu dolayısıyla davalı bankaca limit aşımı yapılmak suretiyle takip başlatıldığını beyan ettiği gibi, dosya içindeki bilirkişi raporunda da kefalet limitinin 2.800,00 TL olduğu görülmektedir. Bu durumda mahkemece davacı ...’nin, dava tarihi itibariyle sözleşmede belirtilen kefalet limiti çerçevesi kapsamında sorumlu olduğu gözetilerek buna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

2- Davalının temyiz itirazlarına gelince, davacı ayrıca aşırı ifa güçlüğü nedeniyle temerrüt faizinin uyarlanmasını istemiş ise de hesap kat tarihi itibariyle faiz oranlarının dönemin enflasyon oranları ve diğer ekonomik veriler nazara alındığında makul olduğu, ne var ki davacının uzun süre kefalet borcunu ödememesi nedeniyle iddia kapsamındaki vakıanın ortaya çıktığı, temerrüt faizinin uyarlanması istemine yönelik bu olağanüstü durumun borçlunun kusurundan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması gerektiği gözetilerek faize ilişkin uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.