Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI Borçlar Hukuku Rücuen tazminat davası

Rücuen tazminat davası

Sözleşme, Alım Satım, Bağış, Kefalet, Vekalet, Tazminat Davaları, Kusur Sorumluluğu, Sebepsiz Zenginleşme, Haksız Fiil, Faiz, Temerrüt Faizi, Gecikme Faizi, Zamanaşımı...

Mesaj 02 Kas 2018 16:01
yakaza21 Site Üyesi

Mesajlar: 1


üniversite hastanesinde çalışan araştırma görevlisinden (asistan dr) üniversite rucuen tazminat bedeli isteyebilirmi?

Asistan doktor üniversite hastanesinde eğitim görmektedir,YÖK kanunlarına göre bildiğim kadarıyla, sorumluluk onun uzmanına aittir,
ayrıca temel bilimlerde görevli bir asistanı hasta bakması için acil nöbetine yazan bu üniversite hastanesi,
gereken her türlü şeyin yapıldığını ispatlayan yani delil teşkil edecek olan konsültasyon istem kağıtlarını muhafaza etmemiş??,
[b]sonrada konuyla ilgisi en alt tabakada olan hekimden (yani asistana) para istemektedir (rucuen tazminat)
bu konuda bana tebliğ edilen bir yazı yoktur,
tesadüfen uyap a girdiğimde gördüm.
ayrıca bu parayı ödeyebilmem mümkün değil
yardımınıza ihtiyacım var.
şimdiden teşekkür ederim.


Mesaj 04 Kas 2018 23:32
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



yakaza21 yazdı:
üniversite hastanesinde çalışan araştırma görevlisinden (asistan dr) üniversite rucuen tazminat bedeli isteyebilirmi?

Asistan doktor üniversite hastanesinde eğitim görmektedir,YÖK kanunlarına göre bildiğim kadarıyla, sorumluluk onun uzmanına aittir,
ayrıca temel bilimlerde görevli bir asistanı hasta bakması için acil nöbetine yazan bu üniversite hastanesi,
gereken her türlü şeyin yapıldığını ispatlayan yani delil teşkil edecek olan konsültasyon istem kağıtlarını muhafaza etmemiş??,
sonrada konuyla ilgisi en alt tabakada olan hekimden (yani asistana) para istemektedir (rucuen tazminat)
bu konuda bana tebliğ edilen bir yazı yoktur,
tesadüfen uyap a girdiğimde gördüm.
ayrıca bu parayı ödeyebilmem mümkün değil
yardımınıza ihtiyacım var.
şimdiden teşekkür ederim.



[b]YARGITAY 4. Hukuk Dairesi
2016/180 E.
2016/10944 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ...tarafından, davalı ... aleyhine 30/09/2011 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/02/2015 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 08/11/2016 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

Davacı idare; davalının ... Çocuk Hastanesinde görevli doktor olduğunu, yüksek ateş şikayeti ile getirilen dava dışı bebeğin muayenesinin davalı doktor tarafından yapılarak evine gönderildiğini, ilerleyen saatlerde bebeğin ateşinin yükselmeye devam ettiğini ve neticesinde yaşamını yitirdiğini, bebeğin yakınları tarafından ... 1. İdare Mahkemesinin 2009/569 esas sayılı dosyası üzerinden açılan dava neticesinde davacı idare aleyhine hüküm kurulduğunu, yapılan icra takibi üzerine dosya borcunun ödendiğini, ödemenin yapılmasına davalı doktorun kusurlu eylemlerinin neden olduğunu belirterek ödenen bedelin rücuen tazminini talep etmiştir.
Davalı, meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, objektif olarak davalı doktorun daha özenli olması, en azından ateşli olarak hastaneye gelen çocuğu gözetim altında tutması gerektiği, ancak hastanenin hizmet kusuru göz önüne alındığında davalı doktorun tamamen kusurlu sayılmasının hakkaniyetli olmadığı, somut olgular karşısında hastane ile doktorun eşit oranda kusurlu olduğunun kabulü gerektiği gerekçeleri ile istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davalı hakkında davaya konu ölüm olayı nedeniyle ...Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/278 esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açılmış, davalı doktor kusurlu bulunarak mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Ceza dosyasında alınan ... ... . Kurulunun 30/01/2008 tarihli raporunda; doktorun eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığı belirtilmişken, aynı dosyada alınan ... 11-12/02/2010 tarihli raporunda davalı doktora kusur atfedilemeyeceği bildirilmiştir. Çelişkinin giderilmesi için ... Kurumu Genel Kurulundan alınan 23/12/2010 tarihli raporda davalı doktorun eyleminin tıp kurallarına uygun olmadığı oy çokluğu ile mütalaa edilmiştir. Ceza mahkemesince bu son rapor hükme esas alınarak davalının mahkumiyetine karar verilmiştir.

... 1. İdare Mahkemesinin 2009/569 esas sayılı dosyasında; ceza dosyasında alınan 30/01/2008 tarihli ilk ... Kurumu raporu hükme esas alınarak 21/07/2010 tarihinde davacı idare aleyhine hüküm kurulmuştur.

Eldeki tazminat dosyası kapsamında; ... . Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında görevli çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı olan öğretim üyesi Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan 20/10/2014 tarihli raporda davalının uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu ve doktora atfı kabil kusur bulunmadığı bildirilmiştir.

... 1. İdare Mahkemesinde yapılan yargılamada davalı doktor davanın tarafı olmadığı gibi, dava kendisine ihbar da edilmemiştir. İdare Mahkemesi kararının davalı doktor yönünden bağlayıcı olduğu düşünülemez. Ceza mahkemesince ise; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.” Bu nedenle açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, TBK'nın 74. (BK’nın 53.) maddesi anlamında hukuk hâkimi yönünden bağlayıcılığı yoktur.

İdare mahkemesi dosyası, ceza mahkemesi dosyası ve temyize konu tazminat dosyası bir bütün halinde değerlendirildiğinde; bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu görülmektedir. Ancak raporlardaki bilimsel görüşlerden; dava dışı bebeğin ölümüne sebebiyet verdiği bildirilen meningokoksemi hastalığının, doğası gereği son derece hızlı seyreden sinsi bir çocuk enfeksiyon hastalığı olduğu, basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayarak ateş, ense sertliği, deri döküntüleri ve şuur bulanıklığı gibi belirtilerle seyrettiği anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki; davalı doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olup olmadığının, diğer bir deyişle ölüm olayının gerçekleşmesinde davalının kusuru bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini en adil ve gerçekçi yapacak bilirkişiler, çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanlarıdır.

Şu halde Mahkemece, üniversite bünyesinde görevli üç çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı öğretim üyesinden oluşan bir heyetten, hastalığın değerlendirmesi de yapılarak, davalı doktorun kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davalı yararına takdir olunan 1.350,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 04 Kas 2018 23:38
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



YARGITAY 4. Hukuk Dairesi
2013/8337 E.
2014/6300 K.

MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 27/11/2012
NUMARASI : 2007/87-2012/462


Davacı C.. R.. vekili Avukat N. F. K.tarafından, davalılar K.. G.. vdl aleyhine 12/03/2007-26/03/2008-28/09/2011 gününde verilen dilekçeler ile rücuen tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 27/11/2012 günlü kararın Yargıtay’da duruşmasız olarak incelenmesi davalı B.. U.. vekili tarafından, duruşmalı olarak incelenmesi de diğer tüm davalılar vekilleri tarafından süresi içinde ayrı ayrı istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/04/2014 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalılardan K.. G.. vekili Avukat A. B. ile karşı taraftan davacı vekili Avukat R. H.geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;

a- Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kabul edilmiş; karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı C.. R.., davalıların üniversitenin Biokimya Anabilim Dalı başkanı, profesörü, doçenti, uzman doktoru, asistanı ve laboratuvar teknisyeni olduklarını, 02.04.2002 günü laboratuvar teknisyeni davalı R.. A.. tarafından iki hastaya şeker yükleme sıvısı yerine yanlış bir solüsyon içirilmesi nedeni ile hastaların zarar gördüğünü, idare aleyhinde açtıkları davalar sonucu her ikisine de tazminat ödemek zorunda kaldığını bildirerek ödediği tazminat tutarının davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, ayrı ayrı doğan zarardan kendilerinin sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, davacının, davalıların kusurlu hizmet vermeleri nedeni ile üçüncü kişilere yaptığı ödemeden dolayı anayasa ve yasa hükümleri doğrultusunda kusurları saptanan davalılara rücu hakkı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava, rücuen tazminat ödetilmesi istemine ilişkin olup; rücu davasında, sorumlular arasında teselsül hükümleri uygulanamaz. Davalılar ancak kusurları oranında sorumludurlar. Dosya arasında bulunan Adli Tıp Kurumu raporlarına göre davalıların her birinin 8/8 oranda kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalıların eşit kusurlu kabul edilmesi gerekir. Mahkemece, davalıların eşit oranda kusurlu kabul edilmesi ile sorumlu tutulacakları miktarın ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken istemin tümünden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş bulunmaları doğru olmamıştır.

b-Dosya kapsamından, C.B.Üniversitesi Biokimya Ana Bilim dalına bağlı laboratuvarların 20 m² bir alan üzerinde hizmet verdiği, bu alanda hem hastalar için hem de stajyer öğrenciler için gerekli malzemelerin saklandığı anlaşılmaktadır. Üniversite hastanesinin hasta kapasitesi düşünüldüğünde söz konusu alanın yeterli olmadığı, karışıklığa neden olmayacak niteliklere sahip ve uygun bir laboratuvar ortamının davacı tarafından kurulmamış olmasının da zararın meydana gelmesinde katkısı olduğu anlaşılmakta olup bu durumun davacının bölüşük kusuru olarak kabulü ile zarar tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu 44. maddesi uyarınca uygun oranda bir indirim yapılması gerektiğinin düşünülmemiş olması da doğru olmamış, kararın gösterilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2/a-b ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve davalı K.. G.. yararına takdir olunan 1.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/04/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.



  • POPULER KONULAR

Dön Borçlar Hukuku