Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI Miras Hukuku Miras, Kadastro Kanunu 12/ 3, Hak İhlali, Muvazaa

Miras, Kadastro Kanunu 12/ 3, Hak İhlali, Muvazaa

Miras, Kanuni Mirasçılar, Veraset İlamı, Muris Muvazaası, Vasiyet, Miras Sözleşmesi, Reddi Miras, Saklı Pay, Tasarrufun İptali, Iskat, Tasarruf Nisabı, Tereke...

izmirer Site Üyesi

Mesajlar: 9


Kadastro Kanunu m. 12/3 "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." demekte. Yargıtayın yerleşik kararlarında bu maddenin uygulanabilmesi için murisin tesbit tarihinden önce ölmüş olması gerektiği vurgulanmakta. Eğer muris önce öldüyse mirasçılar 10 yıllık hak düşürücü süreye tabiler. Kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden sonra ölenlerin mirasçıları 10 yıllık hak düşürücü süreye takılmadan "muvazaaya" dayalı davalarını "her zaman" açabilecekler!!! Yani bu durumda tutanakların kesinleşmesinden önce ölenlerin mirasçılarının hakları ihlal edilmeke . Bu konudaki farklı görüşleri merak ediyorum. Sanırım bu durumun aksi yönünde bir Yargıtay kararı yok. Aksi yöndeki Yargıtay kararı elinde olan varsa benimle paylaşırsa sevinirim. Teşekkürler



admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28606



izmirer yazdı:
Kadastro Kanunu m. 12/3 "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." demekte. Yargıtayın yerleşik kararlarında bu maddenin uygulanabilmesi için murisin tesbit tarihinden önce ölmüş olması gerektiği vurgulanmakta. Eğer muris önce öldüyse mirasçılar 10 yıllık hak düşürücü süreye tabiler. Kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden sonra ölenlerin mirasçıları 10 yıllık hak düşürücü süreye takılmadan "muvazaaya" dayalı davalarını "her zaman" açabilecekler!!! Yani bu durumda tutanakların kesinleşmesinden önce ölenlerin mirasçılarının hakları ihlal edilmeke . Bu konudaki farklı görüşleri merak ediyorum. Sanırım bu durumun aksi yönünde bir Yargıtay kararı yok. Aksi yöndeki Yargıtay kararı elinde olan varsa benimle paylaşırsa sevinirim. Teşekkürler


Aynı yönde aşağıdaki karara ulaştık. Farklı ve yeni tarihli bir karara ulaştığımızda bu başlık altında paylaşırız.

YARGITAY 1. Hukuk Dairesi
2013/21995 E.
2014/14341 K.


Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.

Mahkemece, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacıların mirasbırakanı babaları O. B.'ın 16.6.1998 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızları Emine ve Beyhan ile davalı oğulları İsmail ve Halil'i, ayrıca dava dışı kızı Zehra'yı bıraktığı, dava konusu taşınmazlardan .. parsel sayılı taşınmazın senetsizden 16.4.1985 tarihinde 1/2'şer paylarla davalılar adına, dava konusu olan diğer 14 parça taşınmazın ise tapu kayıtlarına dayanarak 16.4.1985 ve 4.4.1991 tarihlerinde yine 1/2'şer paylarla davalılar adına kadastro tespiti sonucu tescil edildiği kayden sabittir. Davacılar, mirasbırakanlarının kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak taşınmazların tamamını satış göstermek suretiyle davalı oğullarına temlik ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.

Hemen belirtilmelidir ki, muris muvazaası iddiasına dayalı davaların, terekeye karşı yapılan haksız fiil niteliğini taşıdığından herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği, dava hakkının murisin ölümüyle ortaya çıkacağı kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla muvazaalı işlem hiçbir hüküm doğurmaz ve muvazaa nedeninin ortadan kalkması ya da bir zamanın geçmesi ile görünürdeki batıl işlem geçerli hale gelmez. 01.04.1974 gün 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi davacı mirasbırakanın halefi olarak değil, miras hakkının çiğnenmesinden ötürü zarara uğrayan kişi olarak ve kendi miras hakkına dayanarak dava açmaktadır. Kadastro Kanununun 12/3. maddesi hükmünde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanmasında murisin ölüm tarihi büyük önem taşır. Anılan yasal düzenlemeye göre, kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve dava açılamaz. Başka bir ifadeyle anılan sürenin ancak hakkın kadastro tespit tutanağının tanzim tarihinden önce doğması halinde uygulama imkanına kavuşur. Tutanağın tanziminden sonra doğan haklara ilişkin açılan davalarda uygulama yeri yoktur. Mirasbırakanın ölümü ile tereke intikal eder ve terekenin açılmasıyla mirasçılar tereke üzerinde hak sahibi olurlar.

Somut olayda, kadastro tespitinin 16.4.1985 ve 4.4.1991 tarihlerinde yapıldığı, mirasbırakanın ise tespitten sonra 16.6.1998 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Buna göre, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin olayda uygulanamayacağı tartışmasızdır.

Hâl böyle olunca, mirasbırakanın ölüm tarihi gözetildiğinde, işin esasına girilerek inceleme ve araştırmanın yapılması, dava konusu taşınmazların kadastro tespitine dayanak alınan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmesi, mirasbırakan tarafından davalılara yapılan temliklerin tespit edilmesi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Davacıların temyiz itirazları açıklanan nedenle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28606



YARGITAY 1. Hukuk Dairesi
2013/5749 E.
2014/5818 K.

MURİS MUVAZAASINA DAYALI TAPU İPTAL DAVASI
TESCİL, TENKİS VE TAZMİNAT
HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE


Taraflar arasında görülen tapu iptal, tescil, tenkis ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 18.03.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı A.. P.. ve vekili Avukat geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalılar N.. C.. vd.vekili Avukat, davalı T.. C.., davalı C.. E.., davalı A... C..., davalı S.. C.., davalı G... C...gelmediler yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil, tenkis ve tazminat istemlerine ilişindir.

Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 07.12.1962 tarih ve 35 sıra numarasında tapuya kayıtlı taşınmazın mirasbırakan D... C... tarafından dava dışı H... K...'a satış suretiyle devredildiği, H...'in de taşınmazı davalıların murisleri olan O... ve S...'e satış suretiyle temlik ettiği, anılan tapulu taşınmazın kadastro sırasında 65 ada 30 parsel numarasıyla S... ve O... adına tespit edildiği ve kadastro tespitinin 30.03.1979 tarihinde kesinleştiği, muris D...C...'ın kadastro tespitinden sonra 19.07.1990 tarihinde öldüğü görülmektedir.

Davacı, mirasbırakan tarafından yapılan temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

Hemen belirtilmelidir ki, bu tür isteklerde dava hakkının murisin ölümüyle ortaya çıkacağı kuşkusuzdur. Başka bir anlatımla, Kadastro Yasasının 12/3.maddesi hükmünde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanmasında murisin ölüm tarihi büyük önem taşır. Anılan yasal düzenlemeye göre, kadastro tespit tutanağında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve dava açılamaz. Başka bir ifadeyle anılan süre ancak hakkın kadastro tespit tutanağının tanzim tarihinden önce doğması halinde uygulanır. Tutanağın tanziminden sonra doğan haklara ilişkin açılan davalarda uygulama yeri yoktur. Miras bırakanın ölümü ile tereke mirasçılara intikal eder ve terekenin açılmasıyla mirasçılar tereke üzerinde hak sahibi olurlar.

Somut olayda miras bırakan kadastro tespitinden sonra öldüğüne göre 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı tartışmasızdır.

Hal böyle olunca, işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 1.100.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenlerden alınmasına, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

elfgm Site Üyesi

Mesajlar: 1


izmirer yazdı:
Kadastro Kanunu m. 12/3 "Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." demekte. Yargıtayın yerleşik kararlarında bu maddenin uygulanabilmesi için murisin tesbit tarihinden önce ölmüş olması gerektiği vurgulanmakta. Eğer muris önce öldüyse mirasçılar 10 yıllık hak düşürücü süreye tabiler. Kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden sonra ölenlerin mirasçıları 10 yıllık hak düşürücü süreye takılmadan "muvazaaya" dayalı davalarını "her zaman" açabilecekler!!! Yani bu durumda tutanakların kesinleşmesinden önce ölenlerin mirasçılarının hakları ihlal edilmeke . Bu konudaki farklı görüşleri merak ediyorum. Sanırım bu durumun aksi yönünde bir Yargıtay kararı yok. Aksi yöndeki Yargıtay kararı elinde olan varsa benimle paylaşırsa sevinirim. Teşekkürler

Aynı konuyu araştırmaktayım.Aksi yönde bir karar buabildiniz mi acaba?

denizk45 Site Üyesi

Mesajlar: 1


Ben de aynı konuyu araştırıyorum. Müvekkilin babası 1970'lerde vefat etmiş. Müvekkil o sırada anne karnında. Daha sonra çocuk yurtlarına falan verilmiş.diğer kardeşleri 1989 yılında karara bağlanan kadastro tespit tutanakları ile mirastan müvekkili hariç bırakarak paylarını tescil ettirmişler. Diğer taraftan müvekkil de böyle bir durumu ancak 2016 yılında öğrenmiş. Yani bu hüküm yerine göre mantıklı olsa da muvazaa bakımından da hak ihlaline yol açabiliyor. Çok araştırdım ama herhangi bir karar bulamadım. Yardımınız olursa beni mutlu edersiniz. Teşekkürler..


Dön Miras Hukuku