Volkswagen emisyon ile ilgili dava

Bankacılık İşlemleri, Mevduat, Faiz, Banka Kredileri, Kredi Kartları, Banka Kartları, Havale, Tüketici Kredisi, Mortgage, Tüketici Hakları, Tüketici Hakem Heyeti, Tüketici Mahkemeleri...
Cevapla
yildiz.s
Yeni Üye
Mesajlar: 1
Kayıt: 11 Mar 2020 13:53

Volkswagen emisyon ile ilgili dava

Mesaj gönderen yildiz.s »

Selamlar,

VW tüm dünyada hileli yazılım kaynaklı ceza almıştır. Ülkemizde gizli ayıplı mal olarak VW araçları için açılıp sonuçlan bir dava var mıdır? Var s bilgileri paylaşabilir misiniz?


Serkan YILDIZ



Teberru
Site Üyesi
Mesajlar: 9
Kayıt: 04 Mar 2020 11:04

Re: Volkswagen emisyon ile ilgili dava

Mesaj gönderen Teberru »

T.C.
SAMSUN
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2019/542
KARAR NO : 2019/2276

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : FATSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(TÜKETİCİ MAHKEMESİ SIFATIYLA)
TARİHİ : 15/10/2018
NUMARASI : 2017/498 ESAS - 2018/482 KARAR
İSTİNAF KANUN YOLUNA
BAŞVURAN DAVACI :...
DAVALI : DOĞUŞ OTOMOTİV SERVİS VE TİC. AŞ.

DAVANIN KONUSU : Misli İle Değişim
KARAR TARİHİ : 15/11/2019
KARARIN YAZ. TARİHİ : 15/11/2019

Taraflar arasında görülen dava sonucu verilen yerel mahkemenin yukarıda tarih ve numarası yazılı kararına karşı süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin, davalının ithal ettiği 06 FA ...plakalı WVWZZZZ3CZDP050123 şasi numaralı 2013 Model Passat 1.6 TDI BMT 105 PS Marka aracın maliki olduğunu, bugüne kadar tüm bakımlarının yetkili serviste yapılan araca Volkswagen'in aracı imal ederken emisyon ölçümlerindeki hata nedeni ile 21.02.2017 tarihinde araca ücretsiz olarak 23r7 aksiyonu adı verilen bir işlem yapıldığını, söz konusu hata durumu nedeni ile Volkswagen bazı yabancı ülkelerdeki araçlarını geri çağırdığını, Türkiye'de ise onarım yolu ile durumu düzeltmeye çalışmış olup, bu durum ulusal ve dünya kamuoyu tarafından bilinmekte olduğunu, müvekkilinin aracına 23r7 aksiyonu işlemi yapıldıktan sonra aracın sarsıntılı çalışması, yakıtının artması, motor ve egzoz gazı uyarısı vermesi, hızlanmaması üzerine müvekkilinin Ordu Fatih Servisine başvurduğunu, müvekkilinin söz konusu şikayetlerinin ücretsiz bir şekilde onarılmasına karar verildiğini, onarımın yapıldığı belirtilerek aracın müvekkiline teslim edildiğini, söz konusu işlemden sonra 10.05.2017 tarihinde müvekkilin aracının aynı sorunlarla yine arıza verdiğini, müvekkilinin yine Ordu Fatih Servisine giderek aracına bedelsiz onarım yapıldığını ve arızanın giderildiği belirtilerek aracın müvekkiline teslim edildiğini ancak aracın bu kez 27/05/2017 tarihinde aynı sorunları tekrarladığını, müvekkilinin aracına bir kısmı ücret mukabilinde bir kısmı bedelsiz işlemler yapılarak arızanın giderildiği belirtilerek aracın müvekkiline teslim edildiğini, söz konusu 2 günlük onarımdan sonra aracın hiç bir arızası kalmadığı belirtilerek müvekkiline teslim edilen aracın aynı sorunları yine tekrarladığını ve 19.06.2017 tarihinde yolda kalan aracın çekici marifetiyle davalıya ait servise getirildiğini, araçtaki arızların halen devam ettiğini beyanla, öncelikle aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini, bu durumun mümkün olmaması halinde ise, tahkikat sonucunda miktarın kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00-TL'nin aracın satış tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; İş bu davanın görevsiz mahkemede açıldığını, aracın ikinci el araç olduğunu, davaya konu aracın 27/05/2013 tarihinde trafiğe çıktığını, davanın davalının ikametgahı olan İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, somut olayda bir tüketici işlemi olmadığını ve müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacının 3. kişi ile yaptığı satış sözleşmesinden kaynaklanan taleplerinin sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereğince 3. kişiye yöneltmesi gerektiğini, davcının ileri sürdüğü taleplerinin malın teslim tarihinden itibaren iki yıl sonra zamanaşımına uğradığını, dolayısıyla davanın 27/05/2015 tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin üretici tarafından yapıldığı iddia edilen işlemlerden teknik ve hukuki kapsamda bilgi sahibi olmasının imkansız olduğunu, somut olayda müvekkilinin satıcı ünvanı olmadığını, davacının aracı dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını, davacının sözü edilen şikayetlerinin servis aksiyonu ile ilgili olmadığını ve bunların ayıp niteliğinde de olmadığını, davaya konu aracın 4 yıldır 155.000 km'ye kadar kullanıldığını, araç sahibi bilgisinin en az üç kez değiştiğini, aracın emisyon ayarları ile ilgili yapılan test ile araçta meydana gelen arızaların birbirleriyle bağlantılı olmadığını, 23r7 aksiyonu adı verilen işlemin Euro 5 EA 189 dizel motorlara sahip araçların motor yönetm sistemlerinde NOx gazının gerçek kullanım koşullarında optimize edilebilmesine yönelik yazılımın güncelenmesi çalışması olduğunu, yapılan bu uygulamanın araçta meydana gelen arızalarla hiçbir bağlantısının bulunmadığını, aracın bakımlarının düzenli yaptırılmadığını, dava dilekçesinde iddia edilen aracın değer kaybına uğradığına ilişkin hiçbir delile dayanılmadığını, davacının değer kaybı iddiasının nazara alınmaması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; "..Davacının, davalı Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş, nin yetkili servisleri aracılığı ile 21.02.2017 tarihinde araca ücretsiz olarak 23r7 aksiyonu tabir edilen yazılım güncellemesi yapılması suretiyle sözleşme ilişkisi kurulmuş, davacı tüketici (6502 s. Yasa m.3/1-k) ve davalı ise satıcı (6502 s. Yasa m.3/1-i) olarak tüketici işleminin (6502 s. Yasa m.3/1-l) tarafı olmuşlardır. Davacı, 23r7 aksiyonu tabir edilen yazılım güncellemesi sonucu malın ayıplı olduğunu ve ayıbın davalı satıcı tarafından giderilmediğini, her seferinde yeniden ortaya çıktığını beyanla Yasanın 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki ç bendindeki seçimlik hakkını kullanmış, mümkün olmaması halinde tahkikat sonucunda miktarın kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00-TL'nin aracın satış tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte karar verilmesi için iş bu davayı açtığı, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda; Avrupa Birliğinde taşıtların egzozundan çıkan mirletici gazların kabul edilebilir maksimum miktarları zaman içinde azaltılarak EURO 1, EURO 2, EURO 3, EURO 4, EURO 5, EURO 6 şeklinde sınıflandırıldığı, ülkemizde de üretilen ve satılan araçlarda Avrupa Egzoz Emisyon Standartları uygulandığı, ülkemizde araçların Ocak 2009 tarihinden itibaren (Avrupa' da 2005) EURO 4, Ocak 2010 tarihinden itibaren (Avrupa' da; Eylül 2009) EURO 5 ve Ocak 2016 tarihinden itibaren (Avrupa' da; Eylül 2014) EURO 6 standardını sağlayacak şekilde piyasaya çıkmalarının düzenlendiği, bu zorunluluk standardı dizel araçların egzozundan atılan kirleticiler CO, HC, NOx, ve partikül (PM) emisyonlarından oluştuğu,

Avrupa Egzoz Emisyon Standartına göre dizel binek otomobillerde (M kategorisi) emisyon değerleri g/km olarak ifade edildiği, Euro1, Euro2, Euro3, Euro4, Euro5 ve Euro6 için belirlenmiş olan değerler ve Avurda'da uygulanmaya başlandıkları tarihlerin ise;
Dizel Araç
CO (g/km)
NOx (g/km)
HC+NOX (g/km)
PM (g/km)
Euro 1 (1992)
2,72
-
0,97
0,14
Euro 2 (1996)
1,0
-
0,7
0,08
Euro 3 (2000)
0,62
0,50
0.56
0,05
Euro 4 (2005)
0,50
0,25
0.30
0,025
Euro 5 (2009/2011)
0,50
0,180
0,230
0,005
Euro 6 (2014)
0,50
9,080
0,170
0,005
Tabloda görüldüğü üzere teknolojinin gelişme hızına bağlı olarak ekzoz emisyon değerlerindeki maksimum değerler zamanla azaldığı, araç üreticileri komisyon tarafından belirlenmiş değerlere belirtilen tarihlerde ulaşmak ve araçları için tip onayı almak zorunda olduğu, araçların tip onaylarının alınabilmesi için araç üreticisi firmalar, ürettikleri araçları yetkili laboratuvarlarda teste tabi tutarak gram/kilometre olarak egzoz emisyon değerlerini sağladıklarını belgelendirmek zorunda oldukları, Euro 6 emisyon standardına sahip bir araç 1 kilometrelik mesafede çevreye 0.080 gram'dan fazla NOx yayamayacağı, ülkemizde araç muayenesi sırasında egzoz emisyonları ölçümünde kullanılan cihazlarda azot oksit (NOx) ölçümü yapılmadığı, ancak araştırma laboratuvarlarında NOx emisyonları ölçümü yapıldığı, ABD'deki emisyon standart değerlerinin daha sıkı olduğu ve birimi gram/mil olarak verildiği, dolayısıyla ABD'de egzoz emisyon değerlerinden dolayı bir araç trafiğe çıkamazken aynı araç Avrupa Birliği ülkelerinde ve ülkemizde trafiğe çıkabildiği, dava konusu aracın tip onayını aldığı, alış tarihi itibarıyle sahip olduğu özellikler açısından teknik olarak herhangi bir ayıba sahip olmadığı ve trafiğe çıkmasında mevzuat açısından bir sorun bulunmadığı, dava konusu aracın teknik olarak herhangi bir ayıba sahip olmadığı, eksoz gazındaki NOx bileşiğinin fazla olmasının ve araca 23r7 aksiyonu uygulamasının aracın sürüşü ve yol güvenliğini etkilemediği, araçta tüketicinin araçtan faydalanmasını engellemediği, dava konusu aracın teknik olarak herhangi bir ayıba sahip olmadığı, tüketicinin araçtan faydalanmasını engellemediğini, aracın yakıt tüketimine bir etkisi olmadığı, dava konusu araca 23r7 aksiyonu tabir edilen ve yazılım güncellenmesinden öteye gitmeyen işlem yapılmasının teknik açıdan ayıp olarak nitelendirilebilecek bir işlem olmadığı, aracın sürüş ve yol güvenliğini etkilemeyeceği, aracın yakıt tüketimine bir etkisinin bulunmayacağı, davacının araçtan yararlanmasına engel olmadığı, aracın 6502 sayılı yasanın 8.maddesi kapsamında ayıplı bir mal olmadığı anlaşıldığından dosyada mevcut teknik bilirkişilerin raporu dosya içeriğine uygun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bulunduğundan hükme esas alınmış," şeklindeki gerekçe ile, davacının davasının reddine, dair karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkil davacının müşteri istek formu ile davalıya ait servise başvurduğunu, aracın ücretsiz onarımının yapıldığını belirterek teslim edildiğini, ancak yine sorunların tekrar ettiğini, müvekkilin aracına atılan yazılımdan sonra araçta arızların meydana geldiğini, aracın orjinal halini kaybettiğini, tüketici davacının araca duyduğu güveninin sarsıldığını, asıl sorunun bahsi geçen yazılımdan sonra müvekkil davacının aracında gerçekleşen sorun olduğunu, bu duruma bilirkişi raporunda hiç değinilmediğini, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı tarafça istinaf başvuru dilekçesine karşı cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.

Dava, davacı tarafça ikinci el olarak satın alınan araca imalat hatası sebebiyle yetkili serviste yapılan işlem sonrası aracın arıza yaptığı iddiasına dayalı, ithalatçıya açılan misli ile değişim, terditli olarak bedelde indirim istemine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan alınan istinaf (başvuru ve peşin) harçlarının talebi halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf başvurusu nedeni ile yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız olarak yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-6100 sayılı HMK'nun 359/3. maddesi gereğince işbu kararın dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 ve 362/1-a maddeleri gereğince işbu dairemiz istinaf kararının tebliğinden itibaren iki hafta içinde, dairemize veya dairemize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.15/11/2019

Cevapla