Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

İHBAR VE KIDEM TAZMİNATININ ÖDENMESİ - İŞ AKTİNİN FESHİ

Kavramlar: danıştay idari dava daireleri genel kurulu kararları, danıştay kararları dergisi, danıştay kararları metinleri, danıştay 12. daire kararları, danıştay 5. daire kararları, danıştay 10. daire kararları, danıştay kararları dergisi karar özetleri, danıştay 4. daire kararları...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
hukukcu23
Onaylı Üye
Mesajlar: 95
Kayıt: 04 Şub 2018 15:36
Meslek: Gerçek bir hukukçu ( Stj.Avukat)

Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu
Konum: Elazığ , Malatya, Bingöl, Erzurum

İHBAR VE KIDEM TAZMİNATININ ÖDENMESİ - İŞ AKTİNİN FESHİ

Mesaj gönderen hukukcu23 »

İdare D.Gen.Kur. 1992/652 E., 1993/7 K.

İHBAR VE KIDEM TAZMİNATININ ÖDENMESİ
İŞ AKTİNİN FESHİ


233 S. KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜ... [ Madde 9 ]
1475 S. İŞ KANUNU ( 14. maddesi yürülükte ) [ Madde 13 ]
1475 S. İŞ KANUNU ( 14. maddesi yürülükte ) [ Madde 14 ]
"İçtihat Metni"

Temyiz Eden (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı): Türkiye denizcilik işletmeleri Genel Müdürlüğü

İstemin Özeti: Türkiye Denizcilik İsletmeleri Genel Müdür Yardımcısı olan davacının iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki 4.1.1986 günlü, 6-8 sayılı genel müdürlük yönetim kurulu kararının iptali istemiyle açılan dava sonucunda; İstanbul 4. İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Beşinci Dairesinin 24.1.1991 günlü E:1989/1594, K:1991/72 sayılı bozma kararına uyulmayarak davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin bulunan 24.6.1992 günlü, E:1992/85, K:1992/831 sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın özeti : Ulaştırma Bakanlığının, teşekkül üzerinde gözetim yetkisinin bulunması nedeniyle bakanlıkça tesis edilen nakil işleminin iptal edilinceye dek hukuki sonuç doğuracağı, davacının işlemi tabellüğ etmekle birlikte teşekkülle hiçbir ilişkisi kalmadığı ve ısrar kararının haklı nedenlere dayandığından onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: Zeynep Yılmaz Danıştay Savcısı Sevil Engin'in Düşüncesi: Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı olan davacının iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki genel müdürlük yönetim kurulu kararının iptali isteğiyle açtığı davayı reddeden İstanbul 4. İdare Mahkemesi kararının Danıştay Beşinci Dairesince bozulması üzerine anılan mahkemece davanın reddi yolunda verilen ısrar kararının davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkındaki 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan 6 ncı fıkrasında, teşebbüs yönetim kurulunun genel müdürün teklifi üzerine genel müdür yardımcılarını atamakla yetkili olduğu belirtilmiş, 42 nci maddesinde bu kanun hükmünde kararname ye diğer kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak üzere, görevine son verileceği, 40 inci maddesinin 1 inci fıkrasında ise, ilgili bakanlığın teşebbüs, müessese ve bağlı ortaklık faaliyetlerinin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yürütülmesini gözetmekle görevli olduğu hükme bağlanmıştır.

Davalı idarede genel müdür yardımcısı olan davacının Ulaştırma Bakanlığı APK Uzmanlığına atanmasına ilişkin bakanlık işlemi, her ne kadar yetkili olmayan makamca tesis edildiğinden hukuki sonuç doğurması mümkün değilse de davacının iş akdinin feshi yolundaki dava konusu yönetim kurulu kararının sebebini oluşturduğundan bu işlemlerin birlikte değerlendirilerek incelenmesi gerekeceğinden ve davacının iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki dava konusu yönetim kurulu kararı göreve son verme işlemi niteliğinde bulunduğundan mahkemenin, davanın reddi yolundaki ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenle mahkeme kararının bozulması gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Gene) Kurulunca gereği görüşüldü.

Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı olan davacının İş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki 4.1.1985 günlü 6-8 sayılı genel müdürlük yönetim kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada İstanbul 4.İdare Mahkemesince verilen 30.12.1988 günlü E:1985/308, K:1988/1514 sayılı ret kararı, temyiz incelemesi sonucunda, Danıştay Beşinci Paresinin 24.1.1991 günlü, E:1989/1594, K:1991/72 sayılı kararıyla bozulmuş ise de; mahkeme bozmaya uymayarak, ret kararında ısrar etmiştir.

Davacı, İstanbul 4 İdare Mahkemesinin 24.6.1992 günlü, E:1992/85, K:1992/831 sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

Danıştay Beşinci Dairesi, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 30.12.1988 günlü E:1985/308, K:1988/1514 sayılı kararını; 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin olay tarihinde yürürlükte bulunan ilgili hükümlerine göre kamu görevlisi statüsündeki genel müdür yardımcılarının atanması ve görevlerine son verilmesi konusunda yönetim kurulunun yetkili bulunduğu, ilgili bakanlığın ise yalnızca teşebbüs faaliyetlerinin mevzuat hükümlerine uygun biçimde yürütülmesini gözetmekle görevli olduğu, bu nedenle davalı idarede genel müdür yardımcısı olan davacının Ulaştırma Bakanlığı APK Uzmanlığına atanmasına ilişkin 25.12.1984 günlü, 3-9220 sayılı bakanlık işlemi yetkisiz makamca tesis edilmiş bulunduğundan hukuki sonuç doğurmasının olanaksız olduğu her ne kadar bu işlemin iptali istemiyle dava açılmamış ise de, davacının iş akdinin feshi yolundaki dava konusu yönetim kurulu kararının nedenini Ulaştırma Bakanlığınca tesis edilen nakil işlemi oluşturduğundan birleşik nitelikteki ve aynı amaca yönelik bu işlemlerin birlikte değerlendirilmesinin gerektiği davacının, Ulaştırma Bakanlığı APK Uzmanlığına nakledilmesine ilişkin yazıyı tebellüğ ederek imzalamasının yetkisiz makamca tesis edilen bu işleme hukuki geçerlilik kazandırmayacağı, adı geçenin sözü geçen tebellüğ belgesindeki beyanlarının ise, görevine son verilmesi veya ilişiğinin kesilmesi isteği biçiminde yorumlanamıyacağı, bu belgedeki beyanda, bakanlıkça tesis edilen işlemin hukuka aykırılığının vurgulandığı ye söz konusu nakil işleminin yönetim kurulunca da benimsenmesi halinde ilgilinin işten çıkarılması sonucunun doğacağının belirtildiği, bu durumda ise, genel müdür yardımcılığına atanmasından önceki dönemde isçilikte geçen süreye ilişkin ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesinin istendiği, davacının iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki dava konusu yönetim kurulu kararının göreve son verme işlemi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle mahkemenin anılan işlemin davacının, isteği doğrultusunda tesis edildiğine ilişkin kabulünde hukuki isabet görülmediği, gerekçesiyle bozmuştur. Bozmaya ilişkin daire kararının davalı idarece düzeltilmesi istenilmişse de karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.

İstanbul 4. İdare Mahkemesince, davacının teşekkül, genel müdür yardımcısı görevinde iken Ulaştırma Bakanlığının 25 12.1989 günlü ve 3-9220 sayılı tayin emri ile APK Kurulu Başkanlığı uzmanlığına atandığı davacının bu tayin emrini 4.1.1985 tarihinde tebellüğ ettiği ve tebellüğ şerhinde kullandığı ifadeler üzerine idarece istemi doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi ve uhdesinde bulunan birinci derece imza yetkisinin kaldırtması yolunda yönetim kurulunca karar alındığı ve bu kararın adı geçene tebliği üzerine davanın açıldığının anlaşıldığı; Ulaştırma Bakanlığınca tesis edilmiş işlemin, yetkili makamca veya mahkemece iptal edemedikçe hukuki sonuç doğuracağı bu nedenle davacının anılan işlemin iptali için dava açmadığından nakil işleminin kesinleştiği ve adı geçenin tayin emrini tebellüğ etmekle Türkiye Denizcilik İşletmeleri ile ilişkisini kesmiş olduğu, yeni görevine başlayıp başlamamasının davacının sorunu bulunduğu her ne kadar ilgili tarafça nakil işleminin mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, bu iddianın ancak nakil işleminin iptali istemiyle açılan bir davada inceleme olanağının bulunduğu, dava konusu edilen işlemin göreve son verme işlemi niteliğinde olmayıp, davacının istemi üzerine yapılan bir işlem olduğu ve adı gecenin ihbar ve kıdem tazminatını alarak işten ayrılmış bulunduğu, işçi statüsünde olmayan davacı hakkında iş akdinin feshi sözünün kullanılmasının yapılan işlemin özünü sakatlar nitelikte görülmediği vurgulanarak davanın reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Temyiz dosyasının İncelenmesinden davalı idarede genel müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının Ulaştırma Bakanlığınca tesis edilen 25.12.1984 günlü, 3-9220 sayılı işlemle bakanlık APK uzmanlığına atandığının bildirilerek konunun ilgiliye tebliğinin istenilmesi nedeniyle adı geçenin "hizmet ilişkisinin genel müdürlükle olması nedeniyle 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca bakanlığın hakkında atama yetkisi bulunmadığını, söz konusu işlemin yetki dışı ve usulsüz olduğu, bakanlık emrinin, genel müdürlük ve yönetim kurulunca benimsenmesi halinde de bu durumun işten çıkarılması anlamına geldiğini, işten çıkartılmasının ise haklı bir nedeni bulunmadığını,

... atandığı görevin unvan, ücret ve diğer haklar yönünden daha aşağı düzeyde bulunması nedeniyle söz konusu nakil ve işten çıkarma işleminin mevzuata aykırı bulunduğunu, bu durumda yönetim kurulu kararı ve mevzuat hükümlerine uygun olarak ihbar ve kıdem tazminatının verilmesi gerektiğini" belirtmek suretiyle 4.1.1985 tarihinde bakanlık işlemini tebellüğ etmesi üzerine teşekkül yönetim kurulunun 4.1.1985 günlü, 6-8 sayılı kararıyla; 18.5.1983 günlü 2779/10 sayılı yönetim kurulu kararının 3/D. maddesi gereğince iş akdinin feshi de ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesine birinci derece imza yetkisinin kaldırtmasına karar verildiği ve eldeki davanın bu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.

233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin olay tarihinde yürürlükte olan 9 uncu maddesinin 6 ncı fıkrası ile 14, 44 ve 40 inci maddelerinde genel müdür yardımcılarının atanması ve görevlerine son verilmesi konusunda yönetim kurulunun yetkili bulunduğu, ilgili bakanlığın ise yalnızca teşebbüs faaliyetinin mevzuat hükümlerine uygun biçimde yürütülmesini gözetmekle görevli olduğu hükme bağlanmıştır.

Bu nedenle davalı idarede genel müdür yardımcısı olan davacının Ulaştırma Bakanlığı APK Uzmanlığına atanmasına ilişkin bakanlık işlemi yetkisiz makamca tesis edildiğinden hukuki sonuç doğurmasının olanaksız olduğunda herhangi bir duraksamaya yer yoktur. Her ne kadar bu işlemin iptali istemiyle dava açılmamış ise de, davacının iş akdinin feshi yolundaki dava konusu yönetim kurulu kararının nedenini Ulaştırma Bakanlığınca tesis edilen nakil işlemi oluşturduğundan aynı amaca yönelik bu işlemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Öte yandan davacının yukarda özetlenen sözü geçen tebellüğ belgesindeki beyanlarının; bakanlıkça tesis edilen nakil işleminin hukuka aykırılığını vurgulaması ve bu işlemin yönetim kurulunca da benimsenmesi halinde işten çıkartılması sonucunu doğuracağını belirtmesi ve bu durumda da genel müdür yardımcılığına atanmasından önceki dönemde işçilikte geçen süreye ilişkin ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi isteğini içerdiği açık olup, bu ifadelerin, adı geçenin görevine son verilmesi veya kurumla ilişiğinin kesilmesi isteği biçiminde yorumlanması hukuken olanaklı bulunmamaktadır.

Belirtilen hukuksal durum karşısında davacının iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki yönetim kurulu kararı göreve son verme işlemi niteliğinde bulunduğundan, mahkemenin anılan işlemin davacının isteği doğrultusunda tesis edildiğine ilişkin gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 24.6.1992 günlü, E:1992/85, K:1992/831 sayılı ısrar kararının bozulmasına; dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine 22.1.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.


Hayat = Adalet
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj