Birden Fazla Kaynaktan Süreli Sosyal Yardım Ödemesi...

Cevapla
Kullanıcı avatarı
kararara.com
Site Yöneticisi
Mesajlar: 535956
Kayıt: 24 Şub 2012 14:16
Meslek: Site Yöneticisi
Konum: Ankara
İletişim:

Birden Fazla Kaynaktan Süreli Sosyal Yardım Ödemesi...

Mesaj gönderen kararara.com » 20 Mar 2012 00:54

DANIŞTAY 10. Daire 2007/5744 E.N , 2011/563 K.N.

Özet
SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU AYNİ VE NAKDİ YARDIM YÖNETMELİĞİNİN DAVA KONUSU EDİLEN "BİRDEN FAZLA KAYNAKTAN SÜRELİ SOSYAL YARDIM ÖDEMESİNDEN YARARLANILAMAYACAĞINA" İLİŞKİN DÜZENLEMESİNİN, 2828 SAYILI YASA'NIN VE YÖNETMELİĞİN AMACI İLE BAĞDAŞMADIĞI VE SOSYAL DEVLET İLKESİNE AYKIRILIK OLUŞTURDUĞU HAKKINDA.

İçtihat Metni

Davacı : …

Vekili : Av. …

Davalı : Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü

Davanın Özeti : Davacının ayni ve nakdi yardım talebinin reddine ilişkin Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 15.6.2007 tarih ve 100-2054 sayılı işlemi ile dayanağı 28.9.1986 tarih ve 19235 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin 12. maddesindeki "Birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamaz." ibaresinin; 2022 sayılı Yasa uyarınca kendisine bağlanan aylığın hayatını en düşük seviyede dahi geçindirmeye yeterli olmadığı, dava konusu yönetmelik maddesinin yönetmeliğin amacına uygun olmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Dava konusu düzenlemenin Maliye Bakanlığının görüşü üzerine ve yapılacak yardımların yerinde kullanılmasının sağlanması amacıyla getirildiği; Yönetmeliğin asıl amacının koruma altında bulunan çocukların ailesi ya da yakınları yanında desteklenerek aile ortamında yetiştirilmelerini sağlamak olduğu; davacının 2022 sayılı Yasa uyarınca maaş aldığından, bu yönetmelik kapsamında bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Sevil Mehel Telli

Düşüncesi : Dava, davacının ayni ve nakdi yardım talebinin reddine ilişkin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 15.6.2007 tarih ve 100-2054 sayılı işlemi ile dayanağı 28.9.1986 tarih ve 19235 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin 12. maddesindeki "Birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamaz." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin amacı; yoksunluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken kişilere ve ailelere yardım edilmesini sağlamak olduğundan, idarece yardım edilecek kişi veya ailenin, bu şartları taşıyıp taşımadığını tespit etmesi gerekmektedir. Başka bir sosyal yardım almasına rağmen kişi veya ailenin yine de yoksunluk içinde olabileceği göz önüne alındığında, dava konusu edilen "birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamayacağına" ilişkin düzenleme, 2828 sayılı Yasanın ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin amacı ve sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmamakta; ayrıca, Yönetmeliğin 12. maddesinde yer alan "sosyal yardımların yapılmasında kişilerin diğer kaynaklardan elde ettikleri yardımların dikkate alınacağına" ilişkin düzenleme ile çelişmektedir.

Bu durumda, sosyal devlet ilkesine ve dayanağı Yasaya aykırı olan dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesindeki "birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamayacağına" ilişkin düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 15.6.2007 tarih ve 100-2054 sayılı işlemi yönünden;

Olayda, koruma kararı olan davacı, yaş sınırını tamamlaması nedeniyle yetiştirme yurdundan ayrıldığından, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin 6. maddesi kapsamında yardım yapılacak kişiler arasında yer almakta ve bu nedenle Yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca davacının sosyal yardımlardan yararlanmak için gerekli olan yoksunluk içinde olup olmadığı, temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığı ve hayatını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çekip çekmediğinin araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken, başka bir kaynaktan sürekli yardım aldığından bahisle davacının başvurusunun reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 15.6.2007 tarih ve 100-2054 sayılı işlemi ile dayanağı 28.9.1986 tarih ve 19235 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği'nin 12. maddesindeki "Birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamaz." ibaresinin iptali gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Yalçın Macar

Düşüncesi : Dava, hakkında koruma kararı olup, yaş sınırını tamamlaması nedeniyle yetiştirme yurdundan ayrılan ve kendisine 2022 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesine göre aylık bağlanan, %95 oranında görme özürlü davacının ayni ve nakdi yardım yapılması için yaptığı başvurunun reddi yoluındaki işlemin ve bu işlemin dayanağını oluşturan "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği"nin "Sosyal yardımlardan faydalanma" başlıklı 12. maddesinde yer alan "Birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardımdan yararlanılamaz." kuralının iptali istemiyle açılmıştır.

Korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, özürlü, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenleyen 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Yasası'nın 4. maddesinde sosyal hizmetlere ilişkin genel esaslar gösterilmiş; 9. maddesinin (d) bendinde, yoksulluk içinde olup, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere kaynakların yeterliliği ölçüsünde ayni ve nakdi yardımlarda bulunmak amacıyla gerekli hizmet ve programları geliştirmek ve uygulamak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun görevi olarak belirlenmiş; 24. maddesinde, reşit olup, koruma kararı kalkmış olsa da tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda bulunan kız çocuklarının Kurum tarafından himaye olunması öngörülmüş; 26. maddesinde, korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç aile, özürlü, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esaslar bir yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

Bu düzenlemelere dayanılarak yürülüğe konulan "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği"nde yoksunluk içinde olup, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatlarının en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken kişilere ve ailelere kaynakların yeterliliği ölçüsünde ayni ve nakdi yardım yapılmasına dair esas ve usuller gösterilmiş; Yönetmeliğin 4. maddesinde, "ayni yardım" yiyecek, giyecek, yakacak, kırtasiye, tıbbi araç-gereç ile rehabilitasyon amaçlı protez araç-gereçleri gibi sosyal inceleme raporuyla müracaatçının ihtiyacına göre verilecek mal ve malzeme yardımı, "nakdi yardım" ise müracaatçının sosyal inceleme raporu sonucunda belirlenen ihtiyacına göre verilecek para yardımı, muhtaç kişilere karşılaştıkları hayat güçlüklerini gidermek amacıyla Kurumun bütçe imkanları ölçüsünde yapılacak yardımlar ise "süreli yardım" olarak tanımlanmıştır. Yönetmeliğin 12. maddesinde, yapılacak ayni ve nakdi yardımların karşılıksız olduğu vurgulanarak, ayni ve nakdi nitelikteki sosyal yardımlardan bu Yönetmelik esaslarına göre korunma kararına bakılmaksızın öncelikle muhtaç çocuklar ile muhtaçlığı tespit edilen kişiler ve ailelerin faydalanacağı; ayni ve nakdi yardım hizmetinden faydalanmak için korunma kararı olması şartının aranmayacağı ve sosyal yardımların yapılmasında kişilerin diğer kaynaklardan elde ettikleri yardımların dikkate alınacağı belirtildikten sonra, davanın konusunu oluşturan, birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamayacağı belirtilmiştir.

Görüldüğü üzere, Yönetmeliğin ayni ve nakdi yardımlardan yararlanılmasının koşullarının ve yönteminin gösterildiği 12. maddesinde yer almasına karşılık, dava konusu edilen tümcenin sürekli ve süreli yardım niteliğinde olması nedeniyle ayni ve nakdi yardımdan farklılık taşıyan ve Yönetmeliği 17. maddesinde düzenlenen "süreli yardım"a ilişkin olduğu ortadadır. Başka bir ifadeyle, gerek 2828 sayılı Yasa'da, gerek "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği"nde yoksulluk içinde olup, temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere ayni ve nakdi yardımlarda bulunulması, bu koşullar içindeki kişilerin başka kaynaklardan sosyal yardımlardan yararlanmaması koşuluna bağlanmamıştır. Nitekim yapılacak ayni ve nakdi yardımın niteliğinin ve miktarının belirlenmesinde kişilerin diğer kaynaklardan elde ettikleri yardımların dikkate alınmasının öngörülmesi de bu hususu doğrulamaktadır. Bu bağlamda, dava konusu edilen tümcenin ilgilinin diğer kaynaklardan süreli yardım alması, örneğin 2022 sayılı Yasa uyarınca aylık bağlanması durumunda, bu tür yardımlara benzer biçimdeki "süreli yardım"dan yararlanmasına engel oluşturmaktadır. Bu yönüyle, 2828 sayılı Yasa'nın 9. maddesinin (d) bendinde davalı idarenin yardımlarının "kaynaklarının yeterliliği" ile sınırlandırıldığı dikkate alındığında, başka kaynaklardan süreli/sürekli nakdi yardım alanların 2828 sayılı Yasa ve "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği" uyarınca süreli nakdi yardımdan yararlanmasının engellenmesinde hukuka ve Yasa'ya aykırılık bulunmamaktadır.

Davanın davacının "ayni ve nakdi yardım"da bulunulması için yaptığı başvurunun 2022 sayılı Yasa uyarınca aylık aldığından harketle reddi yolundaki işlem ise, 2828 sayılı Yasa'da ve "Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği"nde ayni ve nakdi yardımlarda bulunulması, bu koşullar içindeki kişilerin başka kaynaklardan sosyal yardımlardan yararlanmaması koşuluna bağlanmadığından hukuka, Yasa ve Yönetmelik kurallarına aykırıdır. Reşit olup, koruma kararı kalkmış olsa da tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda bulunan kız çocuklarının davalı idarenin himayesi altında olduğu da dikkate alınarak, davacının başvurusunun değerlendirilmesi, ayni ve nakdi yardıma muhtaç olduğunun belirlenmesi durumunda ise 2022 sayılı Yasa uyarınca aldığı aylık dikkate alınarak davacıya ayni ve nakdi yardımda bulunulması gerektiği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği"nin "Sosyal yardımlardan faydalanma" başlıklı 12. maddesinde yer alan "Birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardımdan yararlanılamaz." kuralının iptali isteminin reddi; davacının ayni ve nakdi yardım yapılması için yaptığı başvurunun reddi yoluındaki işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren, Danıştay Onuncu Dairesince, gereği görüşüldü:

Dava, davacının ayni ve nakdi yardım talebinin reddine ilişkin Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 15.6.2007 tarih ve 100-2054 sayılı işlemi ile dayanağı 28.9.1986 tarih ve 19235 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği'nin 12. maddesindeki "Birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamaz." ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

Anayasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin sosyal hukuk devleti olduğu belirtilmiş; 5. maddesinde, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Anayasanın 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletin bu güvenliği sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı; 62. maddesinde ise, Devletin, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alacağı, yaşlıların, Devletçe korunarak, yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer hakların ve kolaylıkların kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Yasanın amacının; korunmaya, bakıma veya yardıma muhtaç aile, çocuk, özürlü, yaşlı ve diğer kişilere götürülen sosyal hizmetlere ve bu hizmetleri yürütmek üzere kurulan teşkilatın kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklar ile faaliyet ve gelirlerine ait esas ve usulleri düzenlemek olduğu düzenlenmiş; 2. maddesinde "Sosyal Hizmetler"; kişi ve ailelerin kendi bünye ve çevre şartlarından doğan veya kontrolleri dışında oluşan maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileştirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü olarak tanımlanmış olup; 9. maddesinin (d) bendinde, yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere kaynakların yeterliliği ölçüsünde ayni ve nakdi yardımlarda bulunmak amacıyla gerekli hizmet ve programları geliştirmek ve uygulamak kurumun görevleri arasında sayılmış; 26. maddesinde, korunmaya, bakıma, yardıma muhtaç aile, özürlü, yaşlı ve diğer kişilerin tespiti, incelenmesi ve bunların sosyal hizmetlerden yararlandırılmasına ilişkin esasların bir yönetmelikle düzenleneceği hükmüne yer verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi'nin 26 Ekim 1988 tarih ve 1988/33 sayılı kararına göre sosyal hukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir. Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin, tüm kurumlarıyla Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygun biçimde kurulmasını gerekli kılar. Hukuk devletinin amaç edindiği kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir. Anayasa'nın, Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer verdiği sosyal hukuk devletinin dayanaklarından birini oluşturan sosyal güvenlik kavramının içerdiği temel esas ve ilkeler uyarınca toplumda yoksul ve muhtaç insanlara Devletçe yardım edilerek onlara insan onuruna yaraşır asgarî yaşam düzeyi sağlanması, böylece, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkelerinin gerçekleşmesine elverişli ortamın yaratılması gerekir.

Yukarıda yer verilen 2828 sayılı Yasanın 9. maddesinin (d) bendi ile 26. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 28.9.1986 tarih ve 19235 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin 1. maddesinde; bu yönetmeliğin amacının, yoksunluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken kişilere ve ailelere kaynakların yeterliliği ölçüsünde ayni ve nakdi yardım yapılmasına dair esas ve usulleri düzenlemek olduğu; 2. maddesinde, bu yönetmeliğin, yardıma muhtaç kişilere ve ailelere Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce yapılacak ayni ve nakdi yardımları kapsayacağı düzenlenmiş olup; 6. maddesinde, Genel Müdürlüğün ayni ve nakdi yardım hizmetlerinde, korunmaya muhtaç çocukların, ailelerinin yanında yaşamalarını sürdürmelerinin temel hedef olduğu belirtildikten sonra, öncelikle korunmaya muhtaç çocuklar olmak üzere ödeneklerin yeterliliği ölçüsünde bu hizmetlerden yararlanacak kişiler sayılmış ve bu kişiler arasında, koruma kararı olup da yaş sınırlarını tamamlamaları nedeniyle yetiştirme yurtlarından ayrılan çocuklara da yer verilmiştir. Yönetmeliğin 12. maddesinde ise, kurumca yapılacak ayni ve nakdi yardımların karşılıksız olduğu, ayni ve nakdi nitelikteki sosyal yardımlardan bu Yönetmelik esaslarına göre korunma kararına bakılmaksızın öncelikle muhtaç çocuklar ile muhtaçlığı tespit edilen kişiler ve ailelerin faydalanacağı, ayni ve nakdi yardım hizmetinden faydalanmak için korunma kararı olması şartının aranmayacağı, sosyal yardımların yapılmasında kişilerin diğer kaynaklardan elde ettikleri yardımların dikkate alınacağı, birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamayacağı düzenlenmiştir.

Yönetmeliğin amacı; yoksunluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve hayatlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çeken kişilere ve ailelere yardım edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle idarece yardım edilecek kişi veya ailenin, yoksunluk içinde olup olmadığı ve temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığı ve hayatını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çekip çekmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Başka bir sosyal yardım almasına rağmen kişi veya ailenin yine de bu şartları taşıyabileceği, yani yoksunluk içinde olabileceği göz önüne alındığında, dava konusu edilen "birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamayacağına" ilişkin düzenleme, 2828 sayılı Yasanın ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin amacı ile bağdaşmamakta ve sosyal devlet ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

Öte yandan, Yönetmeliğin 12. maddesinde yer alan "sosyal yardımların yapılmasında kişilerin diğer kaynaklardan elde ettikleri yardımların dikkate alınacağına" ilişkin düzenleme, kişilerin birden fazla kaynaktan sosyal yardım elde etmesi halinde bu gelirlerin değerlendirilerek, sosyal yardıma ihtiyaçları olup olmadığına karar verileceğini gösterdiğinden, dava konusu düzenleme, bu ifade ile de çelişmektedir.

Bu durumda, sosyal devlet ilkesine ve dayanağı Yasaya aykırı olan dava konusu Yönetmeliğin 12. maddesindeki "birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamayacağına" ilişkin düzenlemede hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 15.6.2007 tarih ve 100-2054 sayılı işlemi yönünden;

Dosyanın incelenmesinden; %95 oranında görme özürlü olan davacının, hakkında alınan koruma kararı uyarınca davalı idereye bağlı yetiştirme yurdunda kaldıktan sonra, yaş sınırını tamamlaması nedeniyle 1999 yılında yetiştirme yurdundan ayrıldığı ve kendisine 2022 sayılı Yasa'nın ek 1. maddesine göre aylık bağlandığı, ancak bağlanan aylığın yeterli olmaması nedeniyle 3413 sayılı Yasa uyarınca bir iş imkanından yararlanmasına kadar kendisine yardım yapılması yolundaki başvurusunun, daha önce kurum tarafından kendisine iki kez nakdi yardım yapıldığı ve 2022 sayılı Yasa uyarınca maaş alması nedeniyle sürekli bir geliri olduğundan bahisle reddedildiği anlaşılmaktadır.

Olayda, davacının, koruma kararı olup da yaş sınırını tamamlaması nedeniyle yetiştirme yurtlarından ayrıldığı dikkate alındığında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliğinin 6. maddesi kapsamında yardım yapılacak kişiler arasında yer aldığı görülmektedir. Bu durumda Yönetmeliğin 6. maddesinin 12. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi karşısında, davacının sosyal yardımlardan yararlanmak için gerekli olan yoksunluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamamak ve hayatlarını en düşük seviyede dahi sürdürmekte güçlük çekmek şartını taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerekirken, başka bir kaynaktan sürekli yardım aldığı gerekçesiyle davacının başvurusunun reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının ayni ve nakdi yardım talebinin reddine ilişkin Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü'nün 15.6.2007 tarih ve 100-2054 sayılı işlemi ile dayanağı 28.9.1986 tarih ve 19235 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Ayni ve Nakdi Yardım Yönetmeliği'nin 12. maddesindeki "Birden fazla kaynaktan süreli sosyal yardım ödemesinden yararlanılamaz." ibaresinin iptaline, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.100 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınıp davacıya verilmesine, bu kararın tebliğini izleyen otuz gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyizen başvurulabileceğinin taraflara duyurulmasına, 11.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Cevapla