Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Danıştay Kararları Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları DİSİPLİN CEZALARINDA ORANTILILIK İLKESİ

DİSİPLİN CEZALARINDA ORANTILILIK İLKESİ


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19699


T.C.
DANIŞTAY
12. DAİRE BAŞKANLIĞI
ESAS NO. 2003/3174
KARAR NO. 2006/6690
KARAR TARİHİ. 26.12.2006


>> KINAMA CEZASI--DURDURMA CEZASI--ORANTILILIK İLKESİ

2709/m.38
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü m. 8/10, 15

ÖZET : Davacının kınama cezası ile cezalandırılmasını gerektiren eylemi nedeniyle, 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması işleminde orantılılık ilkesi ihlal edilmiştir.

İstemin Özeti : Bursa 1. İdare Mahkemesinin 28.1.2003 günlü, E:2001/225, K:2003/73 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi hükmü uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : M.Önder Tekin Düşüncesi : Davacının "mal bildiriminde bulunmamak" fiilini işlediği anlaşıldığından,bu fiili karşılığında "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması işleminin iptali isteminin reddine dair İdare Mahkemesi kararının bu kısmının onanması, "adli işlem yaptırmamak" eyleminin "kınama" cezası ile cezalandırılması gerektiren bir eylem olması nedeniyle de,bu eylemi karşılığında "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığından,kararın bu cezanın iptali isteminin reddine dair kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Yaşar Uğurlu Düşüncesi :İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince davacı vekilinin 25.7.2006 tarihli dilekçe ile 5525 sayılı Kanunun 2/2. maddesi hükmü uyarınca müvekkili adına açılan davaya devam edilmesi isteminde bulunduğu görülerek işin gereği düşünüldü:

KARAR : Dava,4. sınıf emniyet müdürü olan davacının, ... İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı dönemde işlediği iddia edilen fiillerden dolayı Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/10 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca [b]"24 ay uzun süreli durdurma" ve anılan Tüzüğün 7/A-4 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca da "4 ay kısa süreli durdurma" cezaları ile cezalandırılmasına dair Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu'nun 23.5.2000 günlü ve 2000/193 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.[/b]

Bursa 1. İdare Mahkemesinin 28.1.2003 günlü, E:2001/225, K:2003/73 sayılı kararıyla; davacının ... İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı 26.6.1999 tarihinde evinden 14.300.-$ ( Amerikan doları ) çalınması üzerine çevrede oturanların parmak izlerinin alındığı, ancak; söz konusu olayın failinin bir polis memurunun oğlu olduğunun anlaşılması ve paranın iade edilmesi üzerine davacının polis memuru ile anlaşarak adli işlem yaptırmadığı,ayrıca davacı tarafından 1990 ve 1995 yıllarında verdiği mal bildirimlerinde herhangi bir menkul ya da gayrimenkul beyanında bulunmadığı,hakkında açılan soruşturmanın başlangıcı olan 1.10.1999 tarihinden 20 gün sonra verdiği mal bildiriminde dubleks ev,daire,otomobil ve 40.000.-$ ( Amerikan doları ) beyan edildiği, böylece süresinde mal bildiriminde bulunmadığı anlaşıldığından,anılan fiilleri nedeniyle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün ilgili maddeleri uyarınca bir alt ceza uygulanmak suretiyle verilen disiplin cezalarında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı,disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan fiilden dolayı ... Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın henüz sonuçlanmadığını,berat kararı verilmesi durumunda haklılığının anlaşılacağını,bu nedenle usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürdüğü İdare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup; davacı tarafından ileri sürülen hususlar davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme dair kısmı yönünden bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.

İdare Mahkemesi kararının; davacının "24 ay uzun süreli durdurma" cezasının iptali isteminin reddine ilişkin kısmına gelince; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 4/1. maddesinde; görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda bulunmanın kınama cezası ile cezalandırılacağı,8/10. maddesinde de; suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak,saklamasına yardımcı olmak, yahut değiştirmenin "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılacağı,15. maddesinde ise; kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısının uygulanabileceği hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden,Ağrı İli, ... İlçesi Emniyet Müdürü olan davacının evinde 26.6.1999 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayını bir polis memurunun oğlunun gerçekleştirdiğinin anlaşılması üzerine polis memuru ile anlaşarak adli işlem yaptırmadığı soruşturma sonucunda anlaşıldığından,dava konusu işlemle "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de; Tüzüğün 15. maddesinin uygulanmasıyla "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına karar verdiği anlaşılmaktadır.

Disiplin cezaları,kamu görevlilerinin mevzuata,çalışma düzenine,hizmetin gereklerine aykırı eylemlerine karşı düzenlenen idari yaptırımlardır.Kamu hizmetlerinden sürekli uzaklaştırılabilmek gibi ağır sonuçlara uzanan disiplin cezaları,ağırlığı ve önemi sebebiyle Anayasanın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kurallara tabi tutulmuşlardır.

Anayasa Mahkemesi birçok kararında disiplin cezalarını Anayasanın 38. maddesinde yer alan "suç ve cezalara ilişkin genel esaslar" kapsamında değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi 19.4.1988 günlü, E:1987/16,K:1988/8 sayılı kararında; yönetsel yaptırımların yönetimin karar ve işlemlerinin denetiminin zorunlu olanlarından olduğunu, suç ve cezaların Anayasaya uygun olarak yasayla konulabileceği, "Kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi uyarınca bir hukuk devletinde,ceza yaptırımına bağlanan her eylemin tanımının yapılması ve suçların kesin bir şekilde ortaya konulması gerektiği,anılan ilkenin özünün yasanın ne tür eylemleri yasakladığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtmesi ve buna göre cezasının da yasayla saptanmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır.

Disiplin suçu işlediği usulüne uygun yapılan soruşturma ile belirlenen kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun ilgili disiplin mevzuatının hangi disiplin kuralını ihlal ettiği açık bir şekilde ortaya konulmalı ve karşılığında yetkili makamlarca o suç için öngörülen disiplin cezası ile cezalandırılmaları gerekir.Kamu görevlisinin "Hak arama özgürlüğünü" kullanarak disiplin cezasının iptali istemiyle dava açması durumunda yapılacak yargılamanın "Adil yargılanma" ilkesine uygun bir şekilde yürütülebilmesi için "Eylemin ağırlığına göre cezalandırma" ilkesinin disiplin cezası verilmesi aşamasında gözetilmesi zorunludur.

Kamu görevlilerinin gerçekleştirdikleri eylemlerin,kamu hizmetlerinin yürütülmesinde yaratacağı olumsuzlukların ağırlığına göre disiplin cezası verilmesi; diğer bir deyişle cezanın suç ile orantılı olması gerekmektedir. Orantılılığın bir yandan kanunda suç tipi olarak belirlenmiş olan eylem ile buna karşılık verilecek ceza arasında adil bir dengenin olması,benzer hukuksal değerleri korumaya yönelik suçlar için öngörülen cezalar arasında mantıklı bir dengenin olması,diğer yandan ise hukuksal değerlerin hiyerarşik özelliğinin zorunlu bir sonucu olarak farklı hukuksal değerleri koruyan suçlar için öngörülen cezalar arasında bir dengenin olması şeklinde sonuçları bulunmaktadır.

Kamu görevlisinin işlediği disiplin suçu karşılığında niteliği itibariyle o suç için öngörülenden daha ağır bir disiplin cezası ile cezalandırılması durumunda "eylemin ağırlığına göre cezalandırma",diğer bir deyişle "orantılılık" ilkesi ihlal edilecektir.

Olayda, her ne kadar İdare Mahkemesince; davacının ... İlçe Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı 26.6.1999 tarihinde evinden 14.300.-$ ( Amerikan doları ) çalınması üzerine çevrede oturanların parmak izlerinin alındığı, ancak; söz konusu olayın failinin bir polis memurunun oğlu olduğunun anlaşılması ve paranın iade edilmesi üzerine davacının polis memuru ile anlaşarak adli işlem yaptırmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın "24 ay uzun süreli durdurma" cezasına ilişkin kısmının reddine karar verilmiş ise de; davacının küçük bir çocuğun topluma kazandırılması amacıyla şikayette bulunmaktan kaçındığı eyleminin suç işleme iradesiyle işlediği bir eylem kabul edilmemesi gerektiği hususu dikkate alınarak değerlendirildiğinde,davacının polis memurunun çocuğu ile ilgili işlem yaptırmaması eyleminin görev sırasında veya dışında yasaklanan tutum ve davranışlarda bulunma fiili kapsamında olduğu kanaatine varılmaktadır.Bu fiilinin Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/10. maddesinin amaçladığı anlamda suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak, saklanmasına yardımcı olmak, yahut değiştirmek fiili olduğuna yönelik değerlendirme ve bu doğrultuda disiplin cezası ile cezalandırılmış olması, kamu görevlileri için yasaklanan eylemler ile bu eylemler için öngörülen disiplin cezalarının birebir örtüşmesi gerektiğine yönelik "orantılılık" ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

Bu durumda,davacının adli işlem yaptırmamaya yönelik eyleminin "kınama" cezası ile cezalandırılmasını gerektiren bir eylem olması karşısında, bu fiilin "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, Bursa 1. İdare Mahkemesinin 28.1.2003 günlü, E:2001/225, K:2003/73 sayılı kararının,davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 7/A-4 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca "4 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması işleminin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden davacının temyiz isteminin reddi ile kararın bu kısmının onanmasına, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/10 ve 15. maddeleri hükümleri uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması işleminin iptali isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden ise davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın bu kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince bu kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 26.12.2006 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları