Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Danıştay Kararları Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları MEMURUN MAZERETSİZ OLARAK 1 YIL İÇERSİNDE 20 GÜN GÖREVE GELMEMESİ, ME. ÇIKARMA

MEMURUN MAZERETSİZ OLARAK 1 YIL İÇERSİNDE 20 GÜN GÖREVE GELMEMESİ, ME. ÇIKARMA


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19749


T.C.
DANIŞTAY
12. DAİRE BAŞKANLIĞI
ESAS NO: 2016/9237
KARAR NO: 2017/3386
KARAR TARİHİ:21/06/2017
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) :
Karşı Taraf (Davalı) :
Vekili :




İstemin Özeti: Kastamonu İdare Mahkemesince verilen 23/03/2016 tarihli ve E:2015/978; K:2016/407 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.


Danıştay Tetkik Hâkimi :
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava; ... İlköğretim okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacının özürsüz ve mazeretsiz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(d) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 21.07.2015 tarihli ve 7395252 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, uyuşmazlık konusu olayda soruşturma raporu eki tutanaklar ve ifadelerin birlikte incelenmesi sonucunda; davacının 1 yıllık süre içinde özürsüz ve mazeretsiz olarak toplam 20 gün göreve gelmediği sabit olup devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(d) maddesinde, "Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek" fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği hüküm altına alınmıştır.

Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.


657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmüne, 130. maddesinde, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. 130. maddede diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken 129. maddey'le memuriyetten çıkarma cezası açısından, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür

Anayasa ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısı yapılan maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, Yüksek Disiplin Kurulunca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye son savunma hakkı tanınması gereklidir.

Dosyanın incelenmesinden; ...İlköğretim okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan davacı hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 05.03.2014-20.10.2014 tarihleri arasında; 5 Mart, 23-29-30 Nisan, 2-6-14-15-20-23 Mayıs, 2 Haziran, 9-11-15-16-19-23-24-25-26 Eylül, 13-15-20 Ekim tarihlerinde toplam 23 gün izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğinin tespiti üzerine 05.01.2015 tarihli ve 65918223-663.07/1 sayılı disiplin soruşturması raporunda 657 sayılı Kanun'un 125/E-(d) maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, 02.07.2015 tarihli ve 7395252 sayılı kararla davacının "Devlet Memuruluğundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda; davacıdan 22.01.2015 tarihinde 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi uyarınca savunmasının istenildiği davacının da 13.02.2015 tarihinde bu isteme yanıt olarak savunmasını verdiği, ancak davacıdan anılan Kanun'un 129. maddesi kapsamında hakları hatırlatılarak son savunması alınmadan Yüksek Disiplin Kurulunca Devlet memurluğundan çıkarma cezası veridiği anlaşılmıştır.

Bu durumda, yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında son savunması alınmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, bu husus göz ardı edilip işin esasına girilerek verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, Dairemizin bu kararı uyarınca davacı hakkında, son savunması alındıktan sonra yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, kullanılmayan 48,10 TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 21/06/2017 tarihinde esasta oy birliği, gerekçede o yçokluğu ile karar verildi.






KARŞI OY:

Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Buna göre, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli süreler içinde ilgili memur hakkında soruşturma emri verilmesi ve tarafsız bir soruşturmacı görevlendirilerek disiplin soruşturması açılması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; davacı hakkında soruşturmaya başlanılmadan önce alınan 30.09.2014, 09.10.2014, 04.11.2014 tarihli Valilik olurlarında, davacının 01.09.2014-24.10.2014 tarihleri arasında belli tarihlerde göreve gelmediği yönündeki iddiaların araştırılmasının istenilmesine karşın davacının bu tarihten önceki döneme ilişkin devamsızlıkları da dikkate alınarak ceza verildiği, davacının 05.03.2014-02.06.2014 tarihleri arasındaki devamsızlıklarına ilişkin kısmın soruşturma olurunda yer almadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; soruşturma olurun da bulunmayan ve soruşturma esnasında tespit edilen devamsızlıklarla ilgili olarak disiplin amirinin bilgilendirilmesi, disiplin amiri tarafından verilecek soruşturma oluru üzerine soruşturmanın davacının bu fiilini kapsar şekilde yürütülmesi gerekirken, soruşturma sırasında tesipit edilen fiil nedeniyle ek disiplin soruşturma oluru alınmaksızın konunun incelenerek ceza teklifinde bulunulmasında hukuka uyarlık bulunmadığından, yukarıda belirtilen gerekçesininde eklenmesi suretiyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına gerekçede katılmıyorum.

HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Danıştay İdare ve Vergi Daireleri Kararları