Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

DARBECİLERİN HAZIRLADIĞI SIKIYÖNETİM MAHKEMELERİ ATAMA LİSTESİNDE İSMİ BULUNAN ASKERİ HAKİMLERLE İLGİLİ AİHM KARARI

Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29539
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

DARBECİLERİN HAZIRLADIĞI SIKIYÖNETİM MAHKEMELERİ ATAMA LİSTESİNDE İSMİ BULUNAN ASKERİ HAKİMLERLE İLGİLİ AİHM KARARI

Mesaj gönderen Admin »

Darbecilerin Hazırladığı Sıkıyönetim Mahkemeleri Atama Listesinde İsminin Yer
Alan Askeri Hakimlerin Tutukluluğunun Makul Gerekçelere Dayandığı

Çinici vd. / Türkiye (32264/19), 16 Mart 2021


Başvuranlar eski askeri hâkimlerdir. 15 Temmuz 2016 sonrası ilan edilen olağanüstü
hal döneminde yayımlanan 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, iki askeri hâkim ve
Savunma Bakanı'ndan oluşan bir komisyonun, Milli Güvenlik Kurulu’nun ulusal güvenliğe
zarar veren faaliyetlerde bulunduklarını tespit ettiği terör örgütlerine, yapılara veya gruplara ait
veya onlarla bağlantılı olduğu düşünülen askeri hâkimleri görevden almaya yetkili olduğu
belirtilmiştir.

2 Eylül, 13 Eylül 2016 ve 18 Temmuz 2018 tarihlerinde, anılan komisyon, başvuranlar
da dâhil olmak üzere 188 askeri hâkimi meslekten çıkarmıştır. Komisyon, başvuranların
isimlerinin darbeciler tarafından hazırlanan Sıkıyönetim Mahkemeleri Atama Listesinde (liste)
yer almasına dayanmıştır.

Başvuranlar, darbe soruşturmaları kapsamında çeşitli tarihlerde yakalanmış ve gözaltına
alınmışlardır. Polis tarafından gözaltına alındıktan sonra, tutuklandıkları yerdeki sulh ceza
hâkimlerinin önüne çıkarılmışlar ve tutuklanmışlardır. Sulh ceza hâkimleri kararlarında esas
olarak başvuranların isimlerinin listede yer almasına dayanmış, buna göre ilgili kişilerin darbe
teşebbüsüne karıştıklarından ve FETÖ / PDY örgütüyle bağlantılı olduklarından şüphelenmek
için makul nedenler olduğunu düşünmüşlerdir. Sulh ceza hâkimleri ayrıca iddia edilen suçun
niteliğini, delillerin durumunu ve verilebilecek cezayı da dikkate almışlardır. Ayrıca, darbe
teşebbüsüne ilişkin soruşturmaların ülke çapında yürütüldüğünü, tüm şüphelilerin ifadelerinin
henüz toplanmadığını ve iddia edilen suçun katalog suçlar arasında yer aldığını kaydetmişlerdir.
Sulh ceza hâkimleri, bu aşamada başvuranların tutukluluğunun orantılı bir önlem olarak
görüldüğünü ve adli kontrolün yetersiz olacağı kanaatinde olduklarını belirtmişlerdir.
Başvuranların tutukluluk kararlarına yaptığı itirazlar, ihtilaf konusu tutuklama kararlarına
benzer gerekçelerle diğer sulh ceza hâkimleri tarafından reddedilmiştir.

Başvuranlar, Sözleşme'nin özgürlük ve güvenlik hakkına ilişkin 5. maddesi altında
birtakım şikâyetlerde bulunmuşlardır. AİHM ilk olarak başvuranların tutukluluklarının ilk
aşamasında ve sonraki dönemlerde makul şüphenin bulunmadığı, tutuklanma nedenleri
konusunda yeterince bilgi verilmediği, sulh ceza hâkimliklerinin tarafsız ve bağımsız olmadığı
iddialarını incelemiştir.

Buna göre, AİHM, mevcut davada başvuranların bir suç işlediklerinden şüphelenmek
için makul nedenler olmaksızın gözaltına alındıkları ve tutuklandıklarını iddia ettiklerini
kaydetmiştir. Bu bağlamda, başvuranlar sadece tutukluluklarının ilk aşamasında değil, sonraki
dönemlerde bu tür şüphelerin bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. AİHM, başvuranların
FETÖ/PDY üyesi oldukları ve anayasal düzeni ve demokratik yollarla seçilen hükümeti
devirmek amacıyla darbe girişimine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındıklarını ve ardından
tutuklandıklarını kaydetmiştir. Mahkeme, başvuranların tutukluluk hallerine karar veren sulh
ceza hâkimlerinin, başvuranların isimlerinin darbeciler tarafından hazırlanan ve tüm
bakanlıklara gönderilen işgal durumuna ilişkin yönergeye eklenen listede yer almasına
dayandırdıklarını tespit etmiştir. Mahkeme, bunun tarafsız bir gözlemciyi başvuranların ilgili
suçları işlemiş olabileceklerine ikna etme kabiliyetine sahip olduğu kanaatine ulaşmıştır.

Mahkeme ayrıca, ceza soruşturması sırasında, ulusal makamların Savunma Bakanlığı'na
atanan hakimler ile askeri mahkemelere atanan hakimler arasında bir ayrım yaptığını
kaydetmiştir. Bu çerçevede dosyadaki bilirkişi raporu, kritik görevlere atanan başvuranlar gibi
askeri mahkeme hâkimlerinin darbecilere yakın ve sadık olduğunu kaydetmiştir. Ek olarak, bazı
başvurucularla ilgili olarak, tutukluluğun uzatılmasına karar veren hâkimler, başvuranların
silahlı kuvvetlere entegrasyonlarından sonra FETÖ/PDY bünyesinde faaliyette bulunduklarına
ilişkin ifadelere de dayanmışlardır.

Bu nedenle, Mahkemece, başvuranların Sözleşme'nin 5 § 1 maddesinin (c) bendinin
anlamı dâhilinde bir suç işlediklerinden şüphelenmek için "makul gerekçelere" dayanılarak
tutuklanmış ve tutuklulukları devam etmiş olarak kabul edilebileceği sonucuna varılmıştır.
Mahkeme, bu nedenle, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve
reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.

Mahkeme, dosyalardaki materyallerden başvuranlara FETÖ / PDY ile irtibatlı veya
iltisaklı olduklarından ve darbe planlayıcılarıyla işbirliği yaptıklarından şüphelenildiklerinin
bildirilmiş olduğunun anlaşıldığını kaydetmiştir. Mahkeme bu kapsamda başvuranların savcı
önündeki sorguları sırasında, listede isimlerinin yer almasıyla ilgili olarak sorgulandıklarını da
belirtmiştir. AİHM, bu nedenle, başvuranların kendilerine yöneltilen suçlamalar ve
yakalanmaları ve tutuklanmalarının temelini oluşturan unsurlar hakkında bilgilendirildiklerini
değerlendirmiştir. Mahkeme, bu nedenle, başvurunun tutuklanma nedenleri konusunda bilgi
eksikliğine ilişkin kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi
gerektiği kanaatine varmıştır.

Sulh ceza hâkimlerinin tarafsız ve bağımsız olmadığına ilişkin şikâyet hakkında
Mahkeme, benzer bir şikâyeti Baş / Türkiye davasında (başvuru no. 66448/20, §§ 269-281, 3
Mart 2020) incelemiş olduğunu ve bu şikâyeti açıkça dayanak yoksun bularak kabul edilemez
ilan ettiğini hatırlatmış ve mevcut davada bu sonuçtan ayrılmak için herhangi bir sebep
görmemiştir. Mahkeme, bu nedenle, başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun
olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.

Mahkeme başvuranların diğer şikâyetlerin incelenmesinin ertelenmesine karar vermiştir.

http://hudoc.echr.coe.int/tur?i=001-209378


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla