Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA - TCK 179. Md.

TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA - TCK 179. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



Madde 179 - (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hâle getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 26 Ara 2012 11:34
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



MADDE 179.– Madde metninde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu tanımlanmıştır.

Birinci fıkrada tanımlanan suç, kara, deniz, hava veya demiryolu ula­şımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiş­tirerek, kullanılamaz hâle getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olunması ile oluşur.

İkinci fıkrada ise, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşa­bilmesi için, aracın, tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Ara­cın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşumuna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine ay­kırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehli­keli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu suç ayrıca, trafik güvenliği için öngörülmüş bakım ve onarımlar yapılmadan aracın trafiğe çıkarılması hâlinde de işlenebilir. Ancak bunun için ayrıca, gerekli bakım ve onarımı yapılmamış aracın trafiğe çıkarılması suretiyle kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından bir tehlikeye neden olunması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüş­tür. Bu bakımdan, örneğin, uzun süre araç kullanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



MADDE AÇIKLAMALARI:

Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçu

A. Genel açıklama


Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak suçu TCK’nin “genel teh like yaratan suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Buna göre;

Madde 179

(1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akı şını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hâle getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin ha yat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Madde gerekçesi

Madde metninde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu tanımlanmıştır.

Birinci fıkrada tanımlanan suç, kara, deniz, hava veya demiryolu ula şımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiş tirerek, kullanılamaz hâle getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olunması ile oluşur.

İkinci fıkrada ise, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşa bilmesi için, aracın, tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Ara cın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşumuna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine ay kırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehli keli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu suç ayrıca, trafik güvenliği için öngörülmüş bakım ve onarımlar yapılmadan aracın trafiğe çıkarılması hâlinde de işlenebilir. Ancak bunun için ayrıca, gerekli bakım ve onarımı yapılmamış aracın trafiğe çıkarılması suretiyle kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından bir tehlikeye neden olunması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrasında, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüş tür. Bu bakımdan, örneğin uzun süre araç kullanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.

B. Suçla korunması amaçlanan hukuksal yarar
Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçu ile, bireylerin hayatı, vücut bütünlüğü ve malvarlıklarının korunması amaçlanmıştır.

C. Maddenin birinci fıkrası hükmü

1. Maddi unsur
Maddenin 1’inci fıkrasında suçun maddi unsurunu oluşturan hareket ler seçimlik olarak sayılmıştır. Sayılan bu seçimlik hareketler şunlardır;

Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti;

a. Değiştirerek,
b. Kullanılamaz hâle getirerek,
c. Konuldukları yerden kaldırarak,
ç. Yanlış işaretler vererek,
d. Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımını sağlayan araçların ge çiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak,
e. Bu araçlarla sağlanan ulaşımın teknik işletim sistemine müdahale ederek,
başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olmaktır.

Yukarıda belirtilen eylemlerin suç oluşturabilmesi için eylemlerin başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından genel olarak bir zarar tehlikesine neden olabilme olasılığı yeterli olmayıp, yapılan eylemin, korunan bu hukuksal değer açısından gerçekten somut, münferit olayda saptanabilir bir zarar tehlikesi doğurmuş olması gerekir. Burada somut olarak bir zararın oluşmasına da gerek yoktur. Somut bir zarar tehlikesinin bulunması yeterlidir. Örneğin “araç giremez” anlamına gelen ve bir yolun girişine konulmuş bulunan levhayı kaldıran failin, bu eylemi sonucunda herhangi bir kaza veya kaza tehlikesi meydana gelmemişse ve failin bu ey lemi fark edilmişse bu suç oluşmaz. Eğer aynı örnekte levhanın bulunma ması sebebiyle bu yola bir araç girmişse ve bu araç somut bir şekilde bir kaza tehlikesi yaşamışsa ve fakat bu kazayı atlatmış olsa bile bu suç olu şur. Çünkü bu örnekte somut bir tehlike yaşanmıştır. Kısaca bu suçun oluş ması için yukarıda sayılan seçimlik eylemlerin somut bir zarar (hayat, sağlık ve malvarlığı açısından bir zarar) tehlikesine yol açmış olması gerekir.

2. Manevi unsur
Bu suçun manevi unsuru kasttır. Failin saikinin bir önemi bulunmaz. Örneğin fail karayolunda bulunan bir trafik levhasını evinde bir şeyde kul lanmak maksadıyla söküp alabilir. Bu durumda da somut tehlike yaşanmışsa suç oluşur.

3. Suçun faili

Bu suçun faili herhangi bir kimse olabilir.

D. Maddenin ikinci fıkrası hükmü

1. Maddi unsur
İkinci fıkrada ise, kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarının kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşa bilmesi için, aracın, tehlikeli bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerekir. Ara cın sevk ve idaresinin salt trafik düzenine aykırılığı bu suçun oluşu muna neden olmayacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, aracın trafik düzenine aykırı olarak ve ayrıca kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde kullanılması gerekir. Bu suç ayrıca, trafik güvenliği için öngörülmüş bakım ve onarımlar yapılmadan aracın tra fiğe çıkarılması hâlinde de işlenebilir. Ancak bunun için ayrıca gerekli ba kım ve onarımı yapılmamış aracın trafiğe çıkarılması suretiyle kişilerin ha yatı, sağlığı veya malvarlığı açısından bir tehlikeye neden olunması gerekir. Bu bakımdan söz konusu suç, somut tehlike suçu niteliği taşımaktadır.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile Karayolları Trafik Yönet meliğinin ilgili maddelerinde trafik düzeninin sağlam yürümesine ilişkin kurallar öngörülmüştür. Örneğin ehliyetsiz araç kullanmak, hız sınırlarını aşmak, aracın muayenesini yaptırmamak gibi eylemler idari yaptırıma bağ lanmıştır. İşte sırf bu kanun ve yönetmelikte düzenlenmiş bulunan kurallara uymamak inceleme konumuz olan “trafik güvenliğini tehlikeye sokmak” suçunun oluşmasını sağlamaz. Bu kurallara uymamanın ayrıca kişilerin ha yat, sağlık veya malvarlığı değerleri açısından zarar tehlikesini ortaya çı karması gerekir. Örneğin bomboş ve genişçe bir yolda hız sınırlarını aşan fail, herhangi bir kaza veya kaza tehlikesine sebebiyet vermemişse bu suç oluşmaz. Burada hız sınırlarını aşmak, 2918 sayılı Kanunun 51’inci maddesi uyarınca idari yaptırımı gerektiren bir eylemdir. Yani adli bir olay değildir. Eğer failin hız sınırını aşması kazaya veya somut bir kaza tehlikesine sebe biyet vermişse, inceleme konumuz olan madde 179/2 hükmünün unsuru oluşmuş olur.

Acaba 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 36’ncı maddesine aykırı olarak ehliyetsiz araç kullanarak somut bir tehlikeye sebep olan kişiler hakkında sadece 2918 sayılı Kanunun 36’ncı maddesi gereğince idari para cezası mı uygulamak gerekir; yoksa ayrıca TCK madde 179/2 uyarınca ce zalandırmak gerekir mi?

Bir kısım yazara göre sırf ehliyetsiz araç kullanarak somut bir tehli keye sebebiyet vermek eylemi, TCK madde 179/2 kapsamında mütalaa edilme lidir. Kanımca sırf ehliyetsiz araç kullanmak suretiyle somut bir tehli keye sebebiyet vermek, “kasten tehlikeli araç kullanmanın kanıtı” ola maz. Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu düzenleyen TCK’nin 179’uncu maddesinin 2’nci fıkrasına göre “…ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağ lık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi…” tabiri kullanılmıştır. Ehliyetsiz araç kullanarak trafik kazasına sebebiyet veren bir kişinin aracı kasten tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare ettiğini ispatlamak için başka delillere ihtiyaç vardır. Eğer TCK madde 179/2’de “trafik kurallarına aykırı olarak” gibisinden bir ibare kullanılsaydı, sürücü belgesiz araç kullanarak somut tehlikeye sebebiyet veren kişinin bu hükümden cezalandırılması yoluna gidilebilirdi. Yani her ne kadar sürücü belgesiz araç kullanmak trafik kurallarına aykırı bir davra nış ise de, aracın kasten tehlikeli olabilecek şekilde sevk edildiğinin kanıtı değildir. Örneğin ehliyetsiz bir şekilde araç sürdüğü esnada sollama yasağını “fark etmeden” sollama yaparak trafik kazasına sebebiyet veren bir sürücü, aracı sollama yasağını fark etmeden, teknik tabirle taksirle hareket ederek tehlikeli olabi lecek şekilde sevk ve idare etmiştir. Dolayısıyla bu örnek olayda ehliyetsiz araç kullanarak trafik kuralını kasten ihlal etmiş olan sürücü, aracı kasten tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmemiştir. Kısacası tehlikeli bir şekilde araç sevk ve idare etmek ile trafik kuralını ihlal etmek aynı şey değildir.

2. Manevi unsur
Maddenin ikinci fıkrasındaki suçun da manevi unsuru kasttır. Aracın tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edildiğini bile bile hareket etmiş olmak manevi unsurun varlığı için yeterlidir. Saik önemli değildir. Örne ğin failin bir randevuya yetişmek için hızını artırmış olması sonucu değiştirmez.

3. Suçun faili
Bu suçun faili herhangi bir kimse olabilir.

E. Maddenin üçüncü fıkrası hükmü

1. Maddi unsur
Maddenin üçüncü fıkrasında, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişinin cezalandırılması öngörülmüştür.

Alkol veya uyuşturucu madde kullanan bir kişinin, aldığı alkol veya uyuşturucunun dozajına göre hareketlerinde bir yavaşlama, uyuşukluk, atik lik kaybı ve rehavet gibi emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare etmesine engel olan olumsuz haller görülür. Fakat bu suçun oluşması için sadece alkol veya uyuşturucu maddenin alınmış olması yetmez. Bu suçun oluşması için ayrıca iki faktörün gerçekleşmesi gerekir. Bunlar;

1. Alınan alkol veya uyuşturucu maddenin, kişiyi emniyetli bir şe kilde araç sevk ve idare edemeyecek duruma getirmesi gerekir. Eğer kişi, emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare etmesine engel olmayacak düzeyde alkol veya uyuşturucu madde almışsa veyahut emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek düzeyde alkol veya uyuşturucu madde alıp da, bu durumdayken trafiğe çıkmayıp, bu alkol veya uyuşturucu maddenin etkisinin geçmesini sağlayacak derecede bir zaman geçmesini bekledikten sonra tra fiğe çıkmışsa bu suç oluşmaz.

2. Alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisi sonucunda kişilerin ha yat, sağlık veya malvarlığı değerleri açısından somut bir tehlikeye sebebi yet vermiş olması gerekir. Sırf alkol alınmış olması bu suçun oluşmasına vücut vermez. Ayrıca somut bir zarar tehlikesinin oluşması şarttır. Örneğin şahsın bir kaza atlatmış olması veya bir kazaya sebebiyet vermiş olması ge rekir. Bu şekilde bir zarar tehlikesi doğmamışsa bu suç değil, 2918 sayılı Kanunun 48’inci maddesinde düzenlenen ehliyetin geri alınmasını ve idari para cezası uygulanmasını gerektiren bir durum oluşur.

Alınan alkolün niceliği ya da niteliği önemli değildir. Önemli olan al kolün etkisidir. Bu nedenle asıl olan, alınan alkolün ya da uyuşturucunun etkisiyle güvenli bir biçimde araç kullanamayacak durumda bulunmaktır. Ayrıca alkolle birlikte diğer faktörler de etkilemiş olabilir. Bu nedenle sürü cünün dışa yansıyan davranışlarının da saptanması gerekir. Tanık açıklama ları, trafik tutanağı, olay sırasında elde edilen görüntü kayıtları bu hususu çözmede yardımcı olacaktır. Yargıtayın içtihatlarına bakıldığında alınan alkolün miktar yönünden bir öneminin bulunmadığı, daha çok alınan alkolün etkisinin yansımalarının önemli olduğu üzerinde durulmuştur.

Kişinin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare etmesini engelleyen sebepler sadece alkol veya uyuşturucu madde değildir. Bunun dışında da emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare etmeyi engelleyen haller bu suçun oluşmasına sebebiyet verebilir. Bu bakımdan, örneğin, uzun süre araç kul lanmak dolayısıyla yorgun ve uykusuz olan kişilerin araç kullanmaya devam etmesi hâlinde de bu suçun oluştuğunu kabul etmek gerekir.

Kişinin emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edip edemeyeceği her somut olayın özelliğine göre hâkim tarafından değerlendirilmesi gereken bir husustur.

2. Manevi unsur
Maddenin 3’üncü fıkrasındaki suçun da manevi unsuru kasttır. Emni yetli bir şekilde sevk ve idare edemeyecek durumda olduğunu bile bile hareket etmiş olmak manevi unsurun varlığı için yeterlidir. Saik önemli değildir.

3. Suçun faili
Bu suçun faili herhangi bir kimse olabilir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



YARGITAY 12. Ceza Dairesi
2017/6678 E.
2018/2986 K.
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma
Hüküm : Beraat


>>MAHKEMECE SUÇ DUYURUSUNUN SONUCU BEKLENMEDEN BERAAT KARARI VERİLMESİ



Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet Savcısı'nın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Gece vakti cadde üzerinde durdurulan otomobil sürücüsü olan sanığın, yapılan ölçümde 1.46 promil alkollü olduğu iddia edilen olayda; sanığın, kolluk görevlileri tarafından alınan beyan tutanağından atılı suçu işlediğini ikrar ettiği anlaşılmakta ise de, sanık kovuşturma aşamasında atılı suçu işlemediğini, abisi olan ... ...'ın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçları işleyerek kendisinin kimlik bilgilerini kullandığını ve böyle bir olaya karışmadığını iddia ettiği, 20.08.2014 tarihli trafik idari para cezası karar tutanağı karbon nüshaları üzerindeki imza ile, sanığın imza örnekleri üzerinde yapılan imza incelemesi sonucu düzenlenen uzmanlık raporunda; tutanaktaki imzanın, sanığın elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlilikte uygun kaligrafik bulgular tespit edilemediğinin belirtildiği, bunun üzerine sanığın atılı suçtan beraatine karar verilirken, hükümle birlikte suçun gerçek failinin tespiti açısından suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği anlaşılmış ise de, sanığın abisi olan ... ...'ın tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, akabinde ... ...'ın imza örnekleri alınarak bu örnekler ile dosyadaki kollukta alınan şüpheli beyan tutanağında bulunan imzanın ve idari para cezası tutanağında bulunan imzaların karşılaştırılması, aynı şekilde sanığın imza örnekleri ile kollukta alınan şüpheli beyan tutanağındaki imzanın karşılaştırılması, tüm bu hususlarda imza incelemelerinin yaptırılması, ayrıca suç duyurusunun sonucunun beklenmesi suretiyle, tüm bu eksiklikler tamamlandıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi;

Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 15.03.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





[b]T.C
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2015/5656
KARAR NO:2016/153
KARAR TARİHİ:12/01/2016
MAHKEMESİ : Sapanca Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ:Trafik güvenliğini tehlikeye sokma


>TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA--EGZOZDAN YÜKSEK SES ÇIKARAN ARACI İLE PATİNAJ ÇEKME.

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya
kapsamına göre;

Sanığın saat 14:00 sıralarında idaresindeki araç ile cadde üzerinde, egzozundan yüksek ses çıkan aracı ile patinaj çekmek şeklindeki eylemini bir kaç kez tekrarlamak ve bu sırada yolun karşısına geçmeye çalışan bir yayaya çarpma tehlikesi yaratmak sureti ile
atılı suçu işlediği, olayın yargılaması sonunda söz konusu aracı sanığın kullanmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiş ise de, duruşmadaki ifadesine itibar edilen tanık S.. D..’un soruşturma sırasında alınan ifadesinde açıkça aracı daha önceden de tanıdığını
söylediği sanığın kullandığını bildirmiş olması ve sanığın soruşturma sırasında alınan beyanında aracı kendisinin kullandığını kabul etmiş bulunması karşısında mahkumiyeti yerine beraatına karar verilmesi,



Bozmayı gerektirmiş olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince tebliğnamedeki isteme
uygun olarak BOZULMASINA, 12/01/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
[/b]





12. Ceza Dairesi 2011/15930 E., 2012/177 K.

FİKRİ İÇTİMA
TAKSİRLE YARALAMA
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA


Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

Yönetimindeki otomobille bölünmüş yolda ters istikamete girerek katılan Kenan'ın sevk ve idaresindeki otomobile çarpıp, mağdurların etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmalarına sebebiyet vermek suretiyle kazaya karışan ve 341 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi uyarınca 61. madde de nazara alınmak suretiyle yalnızca taksirle yaralama suçundan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da mahkumiyetine ve cezalandırılmasına karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de:

Sanığın taksirle yaralama suçunu bilinçli taksirle işlediği kabul edildiği halde, sanık hakkında tayin olunan cezada 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi gereğince arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince kısmen isteme uygun olarak (BOZULMASINA), 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin saklı tutulmasına, 17.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



12. Ceza Dairesi 2012/12992 E., 2012/5144 K.

TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA


Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği düşünüldü:

5237 sayılı TCK'nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle "emniyetli bir şekilde" araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;

İncelenen dosyada; 104 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücü belgesiz sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde, beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, mahalli Cumhuriyet Savcısı temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün isteme aykırı olarak (BOZULMASINA), 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Sonraki


  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi