Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA - TCK 179. Md.

TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA - TCK 179. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



9. Ceza Dairesi 2011/2993 E., 2012/5599 K.

KAST-OLASI KAST
MALA ZARAR VERME


Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanıkların kendilerini iki araçla takip ederek yakalamak isteyen polis memurlarınca önleri kesilip araçları durdurulduktan sonra ellerinden kurtulmak için geri manevrayla önce arkadaki sonra da öndeki polis araçlarına çarpıp kendilerine yol açarak kaçmaları eyleminde, araçlara doğrudan kastla zarar verildiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile eylemin olası kastla işlendiği kabul edilerek cezasından TCK'nın 21/2. maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin (ONANMASINA), 26.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



2. Ceza Dairesi 2005/8925 E., 2006/7874 K.

CEZANIN KİŞİSELLEŞTİRİLMESİ
LEHE OLAN YASANIN BELİRLENMESİ
TEHLİKELİ VASITA KULLANMAK


Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık Yaşar'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair Batman Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 15.6.2005 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığının 13.9.2005 tarihli yazılarıyla dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.

5252 Sayılı Kanunun 9/1. maddesi 1.6.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak 5237 sayılı TCK.nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 Sayılı Kararında açıklandığı gibi lehe olan yasanın belirlenmesi herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa veya cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa hükümde değişiklik yapılmasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen bu haller dışında söz konusu olabilecektir.

Sanık hakkında lehe olan yasanın saptanabilmesi için takdir hakkının kullanılması gerekeceğinden duruşma açılıp gerekçeleri açıklanmak suretiyle karar verilmesi gerekirken ve 765 sayılı TCK.nun 565. maddesinde düzenlenen suçun 5237 Sayılı TCK.nun 179/2. maddesinde belirtilen suça tipine uygun olmadığı gözetilmeden evrak üzerinde yazılı şekilde hüküm tesisi,

Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA 19.4.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



2. Ceza Dairesi 2006/2800 E., 2006/8530 K.

LEHE KANUN UYGULAMASI VE ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANAN KANUN
TEHLİKELİ VASITA KULLANMAK
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE ATARAK ARAÇ KULLANMA SUÇU


Tehlikeli vasıta kullanmak suçundan sanık Mustafa'nın, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 565/1, 72,647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4. maddeleri gereğince 118.823.000 Türk lirası hafif para cezası ile cezalandırılmasına dair, (Bolu Sulh Ceza Mahkemesinin 22.11.2004 tarihli ve 2004/952-838 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren kanunların lehe olan hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, önceki cezanın daha lehe olduğundan bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair, aynı Mahkemenin 16.06.2005 tarihli ve 2004/952-838 sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 08.02.2006 gün ve 4345 sayılı yazılı emre müsteniden dava dosyası C.Başsavcılığının 22.03.2006 gün ve 26550 sayılı ihbarnamesiyle daireye gönderilmekle okundu;

Mezkûr İhbarnamede;

Dosya kapsamına göre, mahkemece, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/2. maddesinde düzenlendiği ve anılan maddede yer alan cezanın sanığın aleyhine olduğu gerekçesiyle, önceki hükmün aynen infazına karar verilmiş ise de, anılan madde de yer alan suçun unsurları ile 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 565/1. maddesindeki suçun unsurlarının aynı olmadığı, 5237 sayılı Kanununun 179/2. maddesinde yer alan "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" suçunun kasten işlenebilecek bir suç olduğu cihetle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunda düzenlenmediği gözetilmeden beraat kararı yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu yazılı emre atfen ihbar olunmuştur.

Gereği düşünüldü:

Sanık hakkında 09.09.2004 tarihinde işlediği 765 sayılı TCK'nun 565/1. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçundan dolayı ceza kararnamesi ile verilen 22,11.2004 günlü mahkumiyet kararı temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. 01.06.2005 tarihinde 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girmesi üzerine C.Savcılığı tarafından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi için yapılan başvuruya bağlı olarak 765 sayılı TCK'nun 565. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nun 179/2. maddelerinin karşılaştırılması sonucu "765 sayılı TCK'nun 565. maddesinin sanık lehine hükümler içerdiği kanaati ile daha önce verilen kararın aynen infazına" dair verilen hüküm de kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiştir.

5237 sayılı TCK'nun 179. maddesinde trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu, bu maddenin 2. fıkrasında ise "kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare etmek..." suçu tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 180. maddesinde ise trafik güvenliğini taksirie tehlikeye sokma suçu düzenlenmiş ve bu maddede karayolu ulaşım araçlarına yer verilmemiştir. 765 sayılı TCK.nun 565. maddesinde düzenlenen tehlikeli araç kullanmak suçu kasten veya taksirle işlenebildiği halde 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ancak kasten işlenebilen suçlardandır. Bu düzenleme şeklinden, 5237 sayılı TCK.nun 179. maddesinde tanımlanan suçun kasıtlı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun oluşabilmesi için, aracın kasıtlı olarak kişilerin hayat, sağlık ve mal varlığı açısından tehlike yaratacak bir şekilde sevk ve idare edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Böylece, 765 sayılı TCK'nun 565. maddesinde düzenlenen, tehlikeli araç kullanmak suçunun, taksirle işlenen biçimine 5237 sayılı TCK'nun da ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununda yer verilmediği anlaşılmıştır. Koşulları bulunduğu takdirde eylemin 2918 sayılı Kanun kapsamında ayrıca değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.

Somut olayda sanık, kullandığı mobiletle karşıdan karşıya geçen mağdura taksirle çarparak 2 gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralanmasına neden olmuş, mağdurun şikayetçi olmaması nedeniyle dönüşen bu eylemden dolayı 765 sayılı TCK.nun 565. maddesi uyarınca dava açılarak aynı madde uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın dava konusu yapılan bu eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 179/2 ve 180. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmadığı tartışıldığında; sanığın açıklanan eyleminin, her iki maddede düzenlenen suçu oluşturmadığı sonucuna varılmaktadır. O halde sanığın dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK'nun 565. maddesine uyduğu belirlenen eylemi 5237 sayılı TCK'da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmemektedir. Ancak; 765 sayılı TCK'nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan eylemin işleniş, şekli itibariyle aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nun 179/2. maddesinde düzenlenen genel trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokma suçunu oluşturması halinde hangi maddenin sanık lehine olduğunun belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında sanığın, dava konusu yapılan ve 765 sayılı TCK'nun 565. maddesine uyan suçu oluşturan taksirli eyleminin, 5237 sayılı TCK'da yapılan düzenlemelere göre suç teşkil etmediğinin belirlenmesi karşısında, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.

Bu itibarla,

Yukarıda açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma istemi görüldüğünden Bolu Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 16.06.2005 gün ve 952-838 sayılı ek kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının d. bendi uyarınca (BOZULMASINA) ve sanığın atılı suçtan Beraatine tayin olunan cezanın çektirilmemesine, 26.04.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



2. Ceza Dairesi 2006/5431 E., 2006/19141 K.

KISA SÜRELİ HAPİS CEZASI YERİNE SEÇENEKYAPTIRIMLAR
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMAK


Trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanık Sedat'ın yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair (Bilecik Sulh Ceza Mahke-mesi)'nden verilen 20.10.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya C.Başsavcılığı'nın 26.05.2005 tarihli tebliğnamesiyle Dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.

Sanığın 173 promil alkollü olarak sevk ve idare ettiği otosu ile karşı şeride geçmek istediği sırada yoldan geçen oto ile çarpışması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın emniyetli şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olmasına rağmen araç kullandığı, yaptığı maddi hasarlı trafik kazası ile sabit olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Dosya içeriği itibariyle sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin 1 ve 3. fıkraları uyarınca, tayin olunan hapis cezasının aynı maddenin 1. fıkrasının e bendinde düzenlenen seçenek yaptırıma çevrilebilmesi için, sanığa atılı suçun ehliyet ve ruhsatla ya da meslek ve sanatın icrasıyla bağlantılı olması gerekir. Ayrıca bu fıkrada yazılı olan ehliyet ve ruhsat; bir meslek ve sanatı yapmaya yetki veren belge anlamında olup, sürücü belgesi bu kapsamda değerlendirilecek bir belge olarak kabul edilemez. Çünkü aynı Kanun'un 53/6. maddesinde, açıkça sürücü belgesinden bahsedildiği halde, bu fıkrada ehliyetten söz edilmektedir. Ancak; sürücü belgesi olmadan bir mesleğin yapılamayacak olması halinde, sürücü belgesinin bu fıkrada düzenlenen ehliyet kapsamında değerlendirilmesi mümkündür.

Şoförlüğü meslek edindiği tespit edilmeyen ve sanayide yıkama yağlama işi ile uğraşan ve bu işi yapması için sürücü belgesine ihtiyacı olmayan sanığa tayin olunan hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin 1. fıkrasının e bendinde yazılı olan seçenek yaptırıma çevrilemeyeceği ancak diğer bentlerde yazılı seçenek yaptırımlardan herhangi birisine çevrilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de;

Ehliyetin geri alınmasına karar verilirken araçtan yararlanmayı engelleyecek şekilde araç ruhsatının da geri alınmasına hükmolunması,

Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısı'nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 27.11.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



2. Ceza Dairesi 2007/17868 E., 2008/2857 K.

ALKOL ORANI
ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA
TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA


Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık S………'in yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair (Bartın Sulh Ceza Mahkemesi) nden verilen 27.03.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi o yer C.Savcısı tarafından istenmekle ve dosya Yargıtay C. Başsavcılığının 23.11.2007 tarihli tebliğnamesiyle Dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.

Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Oluşa, dosya içindeki bilgi ve belgeler ile suç tutanağına göre, genel trafik kontrolü sırasında 205 promil alkollü olduğu saptanan sanığın, olay sırasında emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olduğuna ilişkin dışa yansıyan herhangi bir davranışının belirlenmemesi ve sanığın da sorgusunda alkollü şekilde araç kullanırken görevli trafik ekibi tarafından aracının durdurularak işlem yapıldığını savunması karşısında; belirlenen alkol oranının bilimsel verilere göre, güvenli bir şekilde araç kullanma yeteneğini kesin olarak ortadan kaldırıp kaldırmayacağı konusunda Adli Tıp Kurumu'ndan görüş alındıktan sonra, tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek sanığın üzerine atılı suçun oluşup oluşmadığına karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma sonucu ve ayrıca 5237 sayılı TCY'nin 179/3. maddesinde yazılı suçun "soyut tehlike" suçu olduğu, bu nedenle alkolün etkisiyle güvenli bir biçimde araç kullanamayacak durumda olan bir kimsenin, trafikte araç kullanması ile sırf hareket suçu olan bu suçun oluşacağı gözetilmeden sanığa atılı suçun somut tehlike suçu olduğu ve somut tehlikenin oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde beraat karar verilmesi,

2-Sanığın nüfus kaydına uygun adli sicil kaydı getirtilmeden yanlış doğum tarihi bulunan sabıka kaydına dayanarak hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 19.02.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Önceki


  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi