İSNADIN İSPATI - TCK 127. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

İSNADIN İSPATI - TCK 127. Md.

Mesaj gönderen Admin » 25 Ara 2012 11:27

Madde 127 - (1) İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması hâlinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hâllerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır.

(2) İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi hâlinde, cezaya hükmedilir.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

GEREKÇE - TCK 127. Md.

Mesaj gönderen Admin » 26 Ara 2012 17:32

MADDE 127.– Madde metninde, kişiye somut isnatta bulunulması hâlinde, isnadın ispatı düzenlenmektedir. Anayasamızda da isnadın ispatına ilişkin özel bir hüküm bulunmaktadır. Anayasamıza göre; kamu görev ve hizmetinde bulunanlara karşı bu görev ve hizmetin yerine getirilmesiyle ilgili olarak isnatta bulunulması durumunda, isnatta bulunan isnadın doğru­luğunu ispat hakkına sahiptir. Bunun dışında, kişilere somut bir fiil isna­dında bulunarak hakaret edilmiş olması hâlinde, isnadın doğruluğunun ispat edilebilmesi için iki seçenek koşuldan birinin gerçekleşmesi gerekir. Birinci seçenek koşul, isnadın doğruluğunun ispatında kamu yararı bulunmasıdır. Diğer seçenek koşul ise, şikâyetçinin yani kendisine hakaret edilenin ispata razı olmasıdır.
Yine Anayasamıza göre, isnadın doğruluğunun ispat edilmiş olması, hakaret suçunun hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, hakarette bulunan kişi hakkında beraat kararı verilmelidir.
Madde metnindeki düzenleme yapılırken, Anayasamızın bu konuda belirlediği kurallar da göz önünde bulundurulmuştur.
Madde metninde kabul edilen sisteme göre, isnadın doğruluğunun is­pat edilebilmesi için, isnadın bir suç vakıasına ilişkin olması gerekir. Yani kişiye belli bir suçu işlediğinden bahisle hakaret edilmiş olması gerekir. Ay­rıca, hakaretin yapıldığı anda isnadın konusunu oluşturan suç dolayısıyla kişi hakkında henüz bir hüküm verilmemiş olmalıdır.
Bu sistemde, isnadın doğruluğunun ispatı, hakaret suçundan dolayı açılan davanın görüldüğü mahkemede yapılmamaktadır. Hakaret suçunun işlendiğinden bahisle açılan davanın görüldüğü mahkeme, yapılan somut vakıa isnadının bir suç oluşturması durumunda, bu suçun gerçekten işlenmiş olup olmadığının ortaya çıkarılmasını bekletici mesele kabul ederek, bu ne­denle açılmış veya açılacak olan davanın sonucunu beklemelidir. İsnadın doğruluğunun ispatı, ancak isnat konusu suç vakıası dolayısıyla açılan ceza davası bağlamında ilgili mahkemede söz konusu edilebilir.
İsnat konusu suç vakıası dolayısıyla açılan ceza davası sonucunda bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde; isnat ispatlanmış addedilir ve maddenin birinci fıkrası gereğince, hakarette bulunan kişiye ceza verilmez.
Ancak, hakarete uğrayan, isnat edilen fiil dolayısıyla hakkında açılan davada kesinleşmiş bir hükümle beraat etmişse, isnat ispat edilmemiş sayılır ve hakaret eden kişi cezalandırılır. Hakarete uğrayan kişi hakkında, isnat edilen fiil dolayısıyla takipsizlik kararı veya açılan davada düşme kararı verilmiş olması hâlinde de; isnadın doğruluğu ispat edilmemiş sayılacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasına göre; kesin hükümle sonuçlanmış bir da­vayla işlendiği sabit görülen bir fiilden bahisle kişiye hakaret edilmiş olması hâlinde, cezaya hükmedilir. Böylece, daha önce işlediği bir suçtan dolayı mahkûm edilmiş olan kişiye, bu suçtan bahisle hakaret edilmiş olmasının tasvip edilemez olduğu vurgulanmıştır.
Hakkında başlatılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı veya açılan davada düşme veya beraat kararı verilmiş olan kişiye, soruşturma veya kovuşturma konusu fiilden bahisle hakaret edilmiş olması hâlinde, ha­karet edenin cezalandırılacağında kuşku yoktur.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

İSNADIN İSPATI - TCK 127. Md.

Mesaj gönderen Admin » 18 Şub 2013 01:16

MADDE AÇIKLAMALARI;

Kişilere somut bir fiil isnadında bulunarak hakaret edilmiş olması hâlinde, isnadın doğruluğunun ispat edilebilmesi için iki seçenek koşuldan birinin gerçekleşmesi gerekir. Birinci seçenek koşul, isnadın doğruluğunun ispatında kamu yararı bulunmasıdır. Diğer seçenek koşul ise, şikâyetçinin yani kendisine hakaret edilenin ispata razı olmasıdır.

Yine Anayasamıza göre, isnadın doğruluğunun ispat edilmiş olması, hakaret suçunun hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, hakarette bulunan kişi hakkında beraat kararı verilmelidir.

Madde metnindeki düzenleme yapılırken, Anayasamızın bu konuda belirlediği kurallar da göz önünde bulundurulmuştur.

Madde metninde kabul edilen sisteme göre, isnadın doğruluğunun ispat edilebilmesi için, isnadın bir suç vakıasına ilişkin olması gerekir. Yani kişiye belli bir suçu işlediğinden bahisle hakaret edilmiş olması gerekir. Ayrıca, hakaretin yapıldığı anda isnadın konusunu oluşturan suç dolayısıyla kişi hakkında henüz bir hüküm verilmemiş olmalıdır.

Bu sistemde, isnadın doğruluğunun ispatı, hakaret suçundan dolayı açılan davanın görüldüğü mahkemede yapılmamaktadır. Hakaret suçunun işlendiğinden bahisle açılan davanın görüldüğü mahkeme, yapılan somut vakıa isnadının bir suç oluşturması durumunda, bu suçun gerçekten işlenmiş olup olmadığının ortaya çıkarılmasını bekletici mesele kabul ederek, bu nedenle açılmış veya açılacak olan davanın sonucunu beklemelidir. İsnadın doğruluğunun ispatı, ancak isnat konusu suç vakıası dolayısıyla açılan ceza davası bağlamında ilgili mahkemede söz konusu edilebilir.

İsnat konusu suç vakıası dolayısıyla açılan ceza davası sonucunda bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi hâlinde; isnat ispatlanmış addedilir ve maddenin birinci fıkrası gereğince, hakarette bulunan kişiye ceza verilmez.

Ancak, hakarete uğrayan, isnat edilen fiil dolayısıyla hakkında açılan davada kesinleşmiş bir hükümle beraat etmişse, isnat ispat edilmemiş sayılır ve hakaret eden kişi cezalandırılır. Hakarete uğrayan kişi hakkında, isnat edilen fiil dolayısıyla takipsizlik kararı veya açılan davada düşme kararı verilmiş olması hâlinde de; isnadın doğruluğu ispat edilmemiş sayılacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre; kesin hükümle sonuçlanmış bir davayla işlendiği sabit görülen bir fiilden bahisle kişiye hakaret edilmiş olması hâlinde, cezaya hükmedilir. Böylece, daha önce işlediği bir suçtan dolayı mahkûm edilmiş olan kişiye, bu suçtan bahisle hakaret edilmiş olmasının tasvip edilemez olduğu vurgulanmıştır.

Hakkında başlatılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı veya açılan davada düşme, veya beraat kararı verilmiş olan kişiye, soruşturma veya kovuşturma konusu fiilden bahisle hakaret edilmiş olması hâlinde, hakaret edenin cezalandırılacağında kuşku yoktur.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

İSNADIN İSPATI - TCK 127. Md.

Mesaj gönderen Admin » 16 Haz 2013 21:47

TBMM GÖRÜŞME TUTANAKLARI

BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Sayın Atilla Kart konuşacaktır.
Sayın Kart; buyurun.

CHP GRUBU ADINA ATİLLA KART (Konya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; komisyon metninin 127 nci maddesi hakkında Grubum adına söz almış bulunmaktayım, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, 127 nci maddeyle ilgili olarak kısa bir değerlendirme yapacağım. Toplumsal hayatın idarî ve adlî denetim mekanizmaları değişik yol ve yöntemlerle hayata geçirilir. Olayın doğrudan tarafı olan kişiler dava ve şikâyet yoluyla bu süreci işletirler. Kişilerin doğrudan muhatap olmadıkları bazı olayların da, o olaylarda kişiler taraf değillerse bile, o olayların da ilgili mercilere ulaştırılmasında toplumsal yarar vardır. Hukuk düzenine aykırı olan o fiillerin ilgili mercilere ulaştırılması -biraz evvel de ifade ettiğim gibi- hem yararlı hem de zorunludur. Kamu düzeninin korunması için bunda -tekrar ifade ediyorum- yarar vardır. İnanıyoruz ki, bu mekanizma yerinde kullanıldığı takdirde beraberinde kamu görevlilerinin de görevlerini yaparken daha özenli ve daha dikkatli davranmalarını sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bu hak kullanılırken bildirim için; yani, anlatım için gerekli ve zorunlu olmayan nitelendirmelere başvurulmaması gerekir. Zira, gerçek durum, ancak soruşturma ve bazen de yargılama sonunda açıklık kazanacaktır. Bu sebeple, ihbar ve şikâyet zamanına göre bu delillerin değerlendirilmesi, dolayısıyla, anlatımların da bu çerçevede yapılması, yani, ortada bir kesin hüküm varmışçasına kesin bir kanaatin belirtilmemesi gerekir. Şikâyet ve ihbar konusunun sonradan gerçek olmadığının anlaşılması, failin, hakaret veya iftira kastıyla hareket ettiğini göstermez. Bu hakların yerinde kullanılıp kullanılmadığının tespitinde, ihbar ve şikâyetin ilgili olduğu konunun özellikleri de mutlaka değerlendirilmelidir.

Bunun en önemli örneği değerli arkadaşlarım, bilim ve sanat eserlerine ilişkin olaylarda kendisini gösterir. Bilim ve sanat açıklamaları yönünden, biliyorsunuz, Anayasanın 27 nci maddesinde daha özel bir düzenleme getirilmiştir. Bilim ve sanatın mahiyetinde zaten eleştiri olduğu için, zaten mizah olduğu için, buradaki sınırların buna göre tespit edilmesi, bu yöndeki eleştirilere, toplumun ve ilgililerin daha hoşgörüyle bakması, o faaliyetin doğası gereğidir. Bu sebeple, Anayasanın 27 nci maddesinde, bu konuda, bu yöne ilişkin olarak daha geniş bir çerçeve çizilmiştir. Bunun dışındaki sebeplerle, bilim ve sanat eserlerine yönelik olarak herhangi bir sınırlama getirilmesi ve bunun idarî veya adlî denetime tabi tutulması, Anayasanın beklediği, istediği amacın gerçekleşmesini engelleyen bir hal olacaktır.

Tarihî olaylarda da benzer bir süreci yaşıyoruz değerli arkadaşlarım. Tarihî olaylarda da, olaylar içinde yer almış bulunanlar hakkındaki değerlendirmelerin, tarih bilimi açısından gerçek olup olmadığı önemlidir. Konu alınan kişinin açıklanması için seçilen sözlerin, olayların anlaşılması ve anlatılabilmesi bakımından gerekli ve zorunlu olup olmadığı çok önemli bir ölçüdür. En nihayet, haber verme ve eleştiri hakkının sınırları içerisinde kullanılıp kullanılamadığının tespiti noktasında "Haberleşmenin engellenmesi" başlığıyla 124 üncü maddeye yönelik olarak yapmış olduğumuz değerlendirmenin, o unsurların, üç temel unsurun, bu noktada da nazara alınması gerekiyor değerli arkadaşlarım.

Sayın milletvekilleri, açıklamasını yaptığımız ve çerçevesini çizdiğimiz bu tasnifte görüldüğü gibi, o konuda, kendi sınırları içerisinde, zaten birtakım ölçüler getirilmiştir. Bu sınırlamaların dışında iddia ve olayın varlığını ispat ve dava hakkı için "kamu yararı" şartının getirilmiş olmasını doğru bulmadığımızı, doğru bulmadığımı, yeri gelmişken, ifade ediyorum. Bu şart -ilave bir şartın getirilmiş olması- uygulamadan doğacak istikrarsızlıklarla dava ve şikâyet hakkının önemli ölçüde engellenmesi sonucunu doğuracaktır; çünkü, biliyoruz ki "kamu yararı" şartı izafî bir kavram ve bu konuda yargıda hâlâ bir istikrar kazanılmamıştır. Bu, daha çok yargılamayı yapan yargıcın dünya görüşüyle, sosyal olaylarla ilgili değerlendirmesiyle sınırlı olan bir ölçüdür. Bu sebeple, o ilgili konularda, kendi özellikleri dışında, yeni birtakım sınırlamalar, gerekçeler getirilmesi doğru olmamıştır düşüncesindeyim. Bu düşünce ve ihtirazî kayıtla maddeyi değerlendirdiğimizi Genel Kurulun takdirlerine bir defa daha sunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22146
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

Re: İSNADIN İSPATI - TCK 127. Md.

Mesaj gönderen teoman » 11 Ara 2018 08:02




T.C
YARGITAY
2. CEZA DAİRESİ
ESAS NO.2008/1261
KARAR NO.2008/5306
KARAR TARİHİ.01.04.2008


>HAKSIZ FİİL NEDENİYLE VEYA KARŞILIKLI HAKARET İSTİNADIN İSPATI


Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- Sanığın evinden yapılan hırsızlık olayı sonrası katılana karşı hakaret eylemini gerçekleştirmesi katılan hakkında hırsızlık suçundan dava açıldığının anlaşılması ve sanık müdafiinin talebi karşısında, Tavşanlı Asliye Ceza Mahkemesinin 13.07.2006 tarih ve 2006/39 E. 2006/266 K. Sayılı dava dosyası getirtilip kanıtlarda değerlendirilerek, 5237 sayılı TCY.nın 129.maddesinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığının tartışılmaması,

Kabule göre ise;

2-Katılan hakkında hakarete konu hırsızlık eyleminden dolayı kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmaması karşısında, 5237 sayılı TCY.nın 127.maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,

Yasaya aykırı ve katılan Turan Üstün vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesinden başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2008 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Cevapla