Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi TEHDİT - TCK 106. Md.

TEHDİT - TCK 106. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

Mesaj 08 Tem 2013 15:39
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



9. Ceza Dairesi 2009/20490 E., 2011/28869 K.

OLASI KASTLA MALA ZARAR VERME
SİLAHLA TEHDİT


Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1- Sanığın nüfus kaydının dosyada bulundurulmaması,

2- Sanığın olay gecesi köy içinde sokak kenarından geçen elektrik tellerinin altında saçmaların tellere isabet edip zarar verebileceğini öngörecek biçimde av tüfeği ile iki el havaya ateş açarak elektrik tellerinin kopmasına neden olmak ve aynı esnada köylüsü mağdur Mustafa'nın ismini seslenip küfrederek onu kastetmek suretiyle "bu köyde bu gece çok canlar yanacak" şeklinde söz söylemesi eylemlerinin olası kastla mala zarar verme ve kişilerin hayatı ve vücut dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle silahla tehdit suçlarını oluşturacağı ve TCK'nın 152/1-a, 21/2 ve 106/1, 2-a maddeleri ile cezalandırılması gerektiği gözetilmeden kasten mala zarar verme ve halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçlarından yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,

Kanuna aykırı, üst Cumhuriyet Savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), cezanın süresi yönünden kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 22.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 08 Tem 2013 15:39
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



9. Ceza Dairesi 2008/12367 E., 2010/6577 K.

FİKRİ İÇTİMA
KORKU VE PANİK YARATACAK BİÇİMDE SİLAHLA ATEŞ ETME
MALA ZARAR VERME
SİLAHLA TEHDİT
ŞİKAYETTEN VAZGEÇME


Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1-6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,

2-Mala zarar verme ile korku ve panik yaratacak şekilde ateş etme suçlarına gelince;

a) Tabanca ile ateş edilmesinin yakıcı veya patlayıcı madde kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle mala zarar verme suçunun TCK'nın 151/1. maddesi kapsamında bulunduğu, takibinin şikayete bağlı olduğu, mağdurun da şikayetinden vazgeçmesi karşısında, aynı Kanun'un 73/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince davanın düşürülmesi gerektiği göze-tilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,

b) Sanığın korkutmak amacıyla mağdurun da içerisinde bulunduğu sırada işyerine tabanca ile ateş etmesi şeklinde gerçekleşen olayda TCK'nın 44. maddesi hükmü karşısında, silahla tehdit ve korku ve panik yaratacak şekilde ateş etme suçlarından en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan aynı Kanun'un 106/2-a maddesi gereğince cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin tçmyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sonuç ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), 01.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 08 Tem 2013 15:40
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



Ceza Bölümü 2012/11 E., 2012/11 K.

ASKER KIŞI SANIK HAKKINDA, ASKERI SUÇ OLMAYAN, ASKER KIŞIYE KARŞI VEYA ASKERLIK HIZMET VE GÖREVLERI ILE ILGILI OLARAK IŞLENDIĞI DE ILERI SÜRÜLMEYEN “HAKARET, SÖVME, TEHDIT, YARALAMAYA TEŞEBBÜS" SUÇLARI NEDENIYLE AÇILAN KAMU DAVASININ, ADLİ YARGI YERINDE GÖRÜLMESININ GEREKTIĞI HK.


Davacı : K.H.

Sanık : A. U.

O L A Y : Hatay/Altınözü Kıyıgören P. Hd. Karakol Komutanlığı emrinde görevli sanık P.Uzm. Çvş. A. U.’ın, aynı Komutanlık emrinde görevli sanıklar P. Er C. A. ve A. K. ile birlikte, 23.10.2008 günü, kullandığı traktörde kaçak mazot olduğundan bahisle M. U. isimli kişiyi karakola götürdükleri sırada, nizamiyeye gelen sivil kişi sanık H. A.’ın, “size gününüzü göstereceğim” diyerek tehditte bulunduğu, çevrede bulunan taşlardan birini atmak suretiyle A. U.’ı yaraladığı, eline geçirdiği hortumla A. K.’a vurduğu ve ana avrat küfür ettiği, sanık A. U.’ın da “……..tir git buradan” diyerek H. A.’a hakaret ettiği ve diğer sanıklarla birlikte basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde H’i yaraladığı, böylece müşteki sanıkların hakaret, tehdit ve yaralama suçlarını işledikleri ileri sürülerek, eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2,106/1-2. cümle, 125/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Altınözü Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.1.2009 gün ve E:2009/37, K:2009/12 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

ALTINÖZÜ SULH CEZA MAHKEMESİ: 24.9.2009 gün ve E: 2009/92, K:2009/83 sayı ile, sanıklardan A. U.’ın suç tarihinde ve halen asker kişi olduğu, olayın askeri mahalde gerçekleştiği, bu nedenle bu sanığı yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle sanık A. U. hakkında açılan kamu davasının tefriki ile itirazı kabil olmak üzere görevsizlik kararı vermiş, dava dosyası, 6. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

6. KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 30.12.2010 gün ve E:2010/1324, K:2010/1399 sayı ile, Anayasa’nın 145. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle askeri suç olmayan askeri bir suça bağlı bulunmayan suçlar nedeniyle sanığı yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, 6. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’nca, Mahkememize gönderilmiştir.

Mahkememize gönderilen dava dosyasında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce 2.5.2011 gün ve E:2011/10, K:2011/10 sayılı karar ile adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden dava dosyası Mahkememize gönderildiğinden, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilip dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, dosyadaki eksiklik giderilip, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı kesinleştirilerek dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler; Ahmet DURU, Ahmet KARADAVUT, Dilaver KAHVECİ, Y. Sezai KARAA, Turgut SÖNMEZ, Haluk ZEYBEL’in katılımlarıyla yapılan 09.04.2012 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle daha önce Mahkememize gönderilen dava dosyasının adli yargı yerince verilen görevsizlik kararının kesinleşmemiş olması nedeniyle usul yönünden incelenerek gereği için Mahkemesine gönderilmesi üzerine, adli yargı yerince dosyanın esasa kaydedildiği ve ikinci kez görevsizlik kararı verildiği anlaşılmış ise de, adli yargı yerince görevsizlik kararı verilip dosyadan el çekildikten sonra bu karar kaldırılmadan dosyanın tekrar ele alınarak esasa kaydedilip yargılama yapılması usule aykırı ve verilen kararda hukuki değerden yoksun olduğundan 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, adli ve askeri yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelenmesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’nın adli yargı, Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı Ercan ÇOBAN’ın davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Öte yandan, 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucu kabul edilip, buna ilişkin Yüksek Seçim Kurulu Kararı’nın 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile değişik T.C. Anayasa’sının 145. maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerinde görülür” denilmiştir.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu kamu davasında, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararında, asker kişi sanığı askeri mahalde işlediği ileri sürülen suç nedeniyle yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, özel kanun niteliğindeki Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nun 9. maddesinde yer alan “askeri mahal” kavramının Anayasa’da yapılan yeni düzenleme ile kaldırıldığı, Anayasa Mahkemesi’nde iptale konu olduğu, Mahkemece 15.3.2012 gün ve E:2011/30, K:2012/36 sayılı karar ile “…..askeri mahallerde…..” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde asker kişilerin askeri mahalde işledikleri suçlara ait davaların askeri yargı yerinde görülemeyeceği kuşkusuzdur.

Sanığa yüklenen “hakaret, kasten yaralama ve tehdit” suçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçlar kapsamında kaldığı, Askeri Ceza Kanunu’nda bu suçlara ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle eylemin “askeri suç” kapsamında olmadığı, asker kişiye karşı ya da askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işlenmediği de açıktır.

Açıklanan nedenlerle, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olmayan, asker kişiye karşı işlenmediği de saptanan ve askeri bir suça da bağlı bulunmayan “hakaret, kasten yaralama ve tehdit” suçları nedeniyle açılan kamu davasının adli yargı yerinde görülmesi ve Altınözü Sulh Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ: Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Altınözü Sulh Ceza Mahkemesi’nin 24.9.2009 gün ve E:2009/92, K:2009/83 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 09.04.2012 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 08 Tem 2013 15:41
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



Ceza Bölümü 2011/30 E., 2011/30 K.

SİLAHLA TEHDİT
TÜRK CEZA KANUNU (5237) Madde 106


Davacı : K.H.

Yakınan : H.B.

Sanık : S.B.

O L A Y : Osmancık İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli sanık J. Er S.B.’in, 27.8.2005 günü, saat 15.30 sıralarında 225464 seri numaralı Kaleşnikof Piyade Tüfeğini dolduruş yaparak karakolun nizamiyesine doğru gittiği, burada silahlı nöbetçi olan yakınan J. Er H.B.’ya “kapıyı aç” diye bağırdığı, yakınanın kapıyı açmaması üzerine elindeki silahı yakınana doğrultarak “kapıyı aç” diye tekrar bağırması üzerine nöbetçinin nizamiye kapısını açtığı, sanığın kapıdan çıkarak dışarıda bekleyen ve eşi olduğunu iddia ettiği kadının yanına giderek elinde bulunan silahın namlusunu kadının başına dayadığı, bunun üzerine yaptığının yanlış olduğunu, silahını bırakması gerektiğini söyleyen Karakol Komutanı J. Kd. Üçvş. B.T.’a, havaya bir el ateş ederek “yaklaşmayın karımı da öldürürüm, size de sıkarım” dediği ve yanındaki kadınla birlikte olay yerinden uzaklaşarak dağlık ormanlık alan istikametine doğru gittiği, 28.8.2005 günü saat 07.00 sıralarında arama faaliyeti yapan jandarma ekibi tarafından bulunduğunda havaya doğru sekiz el ateş ettiği, daha sonra ikna edilerek teslim olduğu, böylece, sanığın yakınan H.B.’ya karşı silahla tehdit, B.T.’a karşı üstü tehdit, havaya doğru toplam dokuz el ateş etmek suretiyle askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçlarını işlediği ileri sürülerek eylemlerine uyan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun 82/2, 130/1,2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın 5.10.2005 gün ve E:2005/1523, K:2005/533 sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır.

Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesi, sanığa yüklenen üstü tehdit ve askeri eşyayı kasten tahrip etmek suçlarına konu eylemlerin Askeri Ceza Kanunu’nun 90. maddesinde düzenlenen “mukavemet” suçunu oluşturacağını açıklayarak, sanığın silahla tehdit ve mukavemet suçları nedeniyle cezalandırılmasına karar vermiş, kararın temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 4. Dairesi’nce, üste mukavemet suçu nedeniyle verilen mahkumiyet hükmünün onanmasına, silahla tehdit suçundan kurulan hükmün ise göreve yönelik eksik soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 17.3.2010 gün ve E:2010/434, K:2010/179 sayıyla, bozma ilamında belirtilen soruşturmayı tamamlayarak sanığın yargılama aşamasında terhis edildiğini saptadıktan sonra, sanığa yüklenen eylemin askeri suç olmaması nedeniyle sanığı yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek, dava dosyası, Osmancık Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir.

OSMANCIK ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: 12.4.2011 gün ve E:2011/97, K:2011/86 sayıyla, iddianamede anlatılan eylemlerin, görevi yaptırmamak için direnme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, silahla tehdit ve Askeri Ceza Kanunu’nun 68. maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğu ve suçların bağlantılı olduğunu açıklayarak, yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle yasa yolu açık olmak üzere görevsizlik kararı vermiş, kararın itiraz edilmeden kesinleştiği belirtilerek, dava dosyası Mahkememize gönderilmiştir.

Mahkememize gönderilen dava dosyasında, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce 3.10.2011 gün ve E:2011/23, K:2011/22 sayılı karar ile adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden dava dosyası Mahkememize gönderildiğinden, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1 ve 14. maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından, aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan başvurunun reddine karar verilip dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra, dosyadaki eksiklik giderilip, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararı kesinleştirilerek dava dosyası, aynı Mahkemece, Mahkememize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Ceza Bölümünün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler; Ali Cengiz ÖZBEK, Ahmet DURU, Ahmet KARADAVUT, Y. Sezai KARAA, Turgut SÖNMEZ, Haluk ZEYBEL’in katılımlarıyla yapılan 19.12.2011 günlü toplantısında;

I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklik görülmediği, askeri ve adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğü biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu anlaşıldığından, esasın incelen-mesine oybirliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. Fatma BÜYÜKEREN’in, davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’nın adli yargı, Askeri Yargıtay Başsavcı Yardımcısı İ. Bahadır ÜSTÜNEL’in davanın çözümünün adli yargı yerinin görev alanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri Mahkemelerin Görevleri" başlığı altında düzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler" denilmektedir.

"Askeri suç" ise, öğretide ve uygulamada;

a) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayan suçlar,

b) Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer ceza yasalarında gösterilen suçlar,

c) Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç haline dönüştürülen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir.

Aynı Yasa’nın 13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17. maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması ..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün ve E:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Buna göre, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır. İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamu davasının açılmış olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır.

Olumsuz görev uyuşmazlığına konu “silahla tehdit” suçu nedeniyle açılan kamu davasında, adli yargı yerince verilen görevsizlik kararında, sanığa yüklenen eylemlerin Askeri Ceza Kanunu’nun “mehil içinde yakalananların cezası” başlığı altında düzenlenen 68. maddesinde yer alan suçla bağlantılı olduğu, bu nedenle askeri suçla bağlı bulunan atılı suçlardan sanığı yargılama görevinin askeri yargı yerine ait olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, sanık hakkında Askeri Ceza Kanunu’nun 68. maddesinde düzenlenen suç nedeniyle açılmış bir kamu davasının bulunmadığı, sanığa yüklenen havaya ateş etmek suretiyle askeri eşyayı tahrip etmek ve J. Kd. Üçvş. B.T.’a karşı üstü tehdit suçlarına konu eylemleri nedeniyle sanığın Askeri Ceza Kanunu’nun 90. maddesinde düzenlenen “mukavemet” suçu nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, böylece sanık hakkında silahla tehdit suçu nedeniyle açılan kamu davasının olumsuz görev uyuşmazlığına konu olduğu, Askeri Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde belirtilen amire karşı suçlar kapsamında tehdit suçunun yer almadığı bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenlendiği, bu nedenle yüklenen eylemin “askeri suç” olmadığı açıktır.

Öte yandan, sanığın yargılama aşamasında terhis edildiği dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

353 sayılı Yasa'nın 17. maddesinde, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevinin değişmeyeceği, ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlı bulunmaması durumunda, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle, askeri mahkemenin görevinin sona ereceği düzenlenmiş bulunduğundan ve somut olayda sanığa yüklenen eylemin askeri suç olmadığı anlaşıldığından, 353 sayılı Yasa’nın 17. maddesi uyarınca davanın adli yargı yerinde görülmesi ve Osmancık Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

SONUÇ: Davanın çözümünde ADLİ YARGI yerinin görevli olduğuna, bu nedenle Osmancık Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.4.2011 gün ve E:2011/97, K:2011/86 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 19.12.2011 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Önceki


  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi