Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

4. Ceza Dairesi 2009/15579 E., 2011/17491 K.

MAHKEME TARAFINDAN UZLAŞTIRMA


Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-Sanığa yükletilen takibi şikayete bağlı sair tehdit suçunun uzlaşma kapsamında kalmasına karşısında, CYY.nın 254.maddesi uyarınca uzlaşma işlemi yapılmadan hüküm kurulması,

2-TCY.nın 53/1-c maddesinde öngörülen hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu bakımından koşullu salıverme tarihine kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,

3-Sanığın adli sicil kaydında geçen erteli ilamların aynen infaz edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi bakımından mahkemesine bildirimde bulunulması konusunda bir karar verilmemesi,

Yasaya aykırı ve sanık R……. K……. ve O yer C.Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

3. Ceza Dairesi 2006/10570 E., 2007/8315 K.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
DENETİM SÜRESİ


Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; gereği görüşülüp düşünüldü:

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine. Ancak;

5237 sayılı Yasa'nın 53/1-c maddesinde yazılı velayet, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan aynı Yasa'nın 51/3. maddesine göre şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar tatbikine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı (BOZULMASINA), ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK'nın 322. maddesi gereğince, hükmün 9. paragrafının çıkarılıp yerine "5237 sayılı Yasa'nın 53/1-a, b, d, e bentlerinde yazılı hakları kullanmaktan mahkum oldukları hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 53/1-c maddesinde yazılı velayet, vesayet ve kayyımlığa ait yetkileri kullanmaktan 53/3. maddesi hükmü gereğince şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına" dair ifadenin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

3. Ceza Dairesi 2007/13880 E., 2008/3381 K.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
HAKARET
HAKSIZ TAHRİK
TEHDİT
UZLAŞMA


Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak, gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Katılan vekilinin sanık hakkında eziyet suçundan kurulan hükme yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, gerekçe ve takdire göre verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğinden istem gibi ONANMASINA,

B- Sanık hakkında adam yaralama, tahdit ve hakaret suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;

1- Sanığın aşamalarda alınan ifadesinde katılan mağdurenin kendisini devamlı surette aldattığını, ahlak dışı kötü bir hayat yaşadığını ileri sürmüş olmasına, Ferizli 2 Tipi Cezaevinden yazmış olduğu 18.01.2007 ve 12.02.2007 tarihli dilekçelerde de katılan mağdurenin bu durumuna ev sahibi Sevimin tanık olduğunu bildirmiş olmasına, yine olay anında mağdurenin kendisine hakaret ettiğini ve 12.01.2007 tarihli duruşmada olay günü mağdure ile buluşmak için gittiği terminalde arkadaşı Veyselln olduğunu belirtmiş olması karşısında, mağdurenin sanığa karşı olay öncesi ve olay anındaki davranışları yönünden Sevim adlı kişi ile Veysel adlı kişilerin tanık sıfatıyla ifadelerine başvurularak sanığın aşamalardaki anlatımları da gözetilip sonuca göre hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,

2-

Sanık hakkında tehdit ve hakaret suçlarından verilen kararlarda;

Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, CMK'nın 231/5, 14. madde ve fıkralarında öngörülen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında ceza sınırının 2 yıla çıkartılması ve soruşturma ve kovuşturması şikayete bağlı suç oima şartının kaldırılması kuralları gereğince bu hususların mahalli mahkemece biriikte değerlendirilmesi lüzumu,

3-

14.11.2005 tarihli tutanağa göre sanığa atılı tehdit suçunun 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. cümlede yazılı suçu oluşturduğunun gözetilmemesi,

4-

Sanığın mağdur müştekiye karşı hakaret eylemini cep telefonu ile mesaj yazmak suretiyle gerçekleştirmiş olmasına göre, atılı eylemin 5237 sayılı TCK'nın 125/2, maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun'un 125/1. maddesi ile uygulama yapılması,

5-

Kabul ve uygulamaya göre, sanığa atılı tehdit ve ayrıca hakaret suçlarının uzlaşma kapsamında olmasına ve soruşturma aşamasında usulüne uzlaşma işlemlerinin yapılmadığının anlaşılmış olmasına göre, 5271 sayılı CMK'nın 254. maddesi uyarınca uzlaşma işlemlerinin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

6-

5271 sayılı CMK'nın 230/1-a maddesine aykırı olarak karar metninde İddia makamının görüşünün gösterilmemesi,

7-

5237 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin her bir suç İçin kurulan hükümde ayrı ayrı uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,

8- Sanık müdafiinin son oturumdaki lehe olan hükümlerin uygulanması isteğinin 5237 sayılı TCK'nın 50. maddesi uyannca hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesini de kapsadığı düşünülerek tehdit ve hakaret suçları açısından bu konuda olumlu yahut olumsuz bir karar verilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 02.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

3. Ceza Dairesi 2007/9126 E., 2008/131 K.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
YAKINLARINI YARALAMA
ZORUNLU MÜDAFİ


Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak, gereği görüşülüp düşünüldü:

5271 sayılı CMK'nın 150. maddesinde, gerek 5560 sayılı Yasa'nın 21. maddesi ile yapılan değişiklikten önce ve gerekse bu değişiklikten sonraki düzenlemede zorunlu müdafi tayini için mahkum olunan cezanın süresinin bir ön koşul olarak öngörülmediği, 5560 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki ve sonraki düzenlemede zorunlu müdafi tayini için atılı suça yasa maddesinde öngörülen hapis cezasının üst ve alt sınırı itibarıyla bir kriter getirdiği, değişiklikten önceki düzenlemede üst sınırın 5 yıl olduğu, sonraki düzenlemede ise alt sınırın 5 yıl olduğu, somut dosyada sanığa atılı eylemlere denk gelen yasa maddesinde öngörülen hapis cezasının üst ve alt sınırı itibariyle belirtilen kritere uygun olmadığı, ayrıca dosyada sanığın 18 yaşından küçük olduğuna, kendisini savunmayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmamasına göre tebliğnamedeki 1 nolu bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır.

Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine;

Ancak,

1-Sanık hakkında kardeşi olduğu belirtilen Fatma'yı yaralamaktan dolayı ceza tayin edilmiş olmasına göre, aile kayıt tablosunun getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2-Sanığın 5237 sayılı Yasa'nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet hakkından vesayet yahut kayyımlığa dair bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmasının koşullu salıverilme tarihi ile sınırlandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,

3-Karar başlığına müşteki olarak Şemsettin kızı 1985 doğumlu Emine yerine Halef kızı 1936 doğumlu Emine'nin yazılması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 23.01.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2007/6641 E., 2007/9651 K.

BELLİ HAKLARDAN YOKSUN BIRAKILMA
KISA SÜRELİ HAPİS CEZASINA SEÇENEK YAPTIRIMLAR


Alkollü araç kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan sanık İsmail'in yapılan yargılaması sonucunda;

mahkumiyetine dair (Aksaray Birinci Sulh Ceza Mahkemesi)'nden verilen 07.02.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenmekle ve dosya Yargıtay CBaşsavcılığı'nın 21.04.2007 tarihli tebliğnamesiyle Dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.

Sanık hakkında belirlenen kısa süreli hapis cezasının ertelenmiş olması nedeniyle, 5237 sayılı TCY'nin 53. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanamayacağından, sanık hakkında belli haklardan yoksun bırakılma cezasına hükmedilmemesi yerinde olduğundan tebliğname-deki bu konuya ilişkin eleştiriye katılınmamıştır.

Dosya kapsamına göre başkaca temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

Daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında belirlenen otuz gün hapis cezasının 5237 sayılı TCY'nin 50. maddesinin 3.fıkrası gereğince aynı yasa maddesinin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazian bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 28.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

2. Ceza Dairesi 2008/954 E., 2008/7059 K.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
KONUT DOKUNULMAZLIĞINI BOZMAK


Konut dokunulmazlığını bozmak suçundan sanık E....'in yapılan yargılaması sonucunda; mahkumiyetine dair (Devrekani Asliye Ceza Mahkemesi)'nden verilen 19.04.2006 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenmekle ve dosya Yargıtay CBaşsavcılığı'nin 09.01.2008 tarihli tebliğnamesiyle Dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü.

Hapis cezasına mahkum edilen ve bu cezası ertelenmeyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına karar verilmemesi, belirtilen hak yoksunluklarının hapis cezasıyla mahkumiyetin doğal sonucu olmaları nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılmamış, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki anlatımı ile dosya içinde bulunan hırsızlık suçuyla ilgili mahkumiyet kararından evlatlıktan yasal olarak çıkarıldığı ve bundan sonra şikayetçinin iradesine aykırı olarak sanığın evde kalmayı sürdürerek ablı konut dokunulmazlığını bozmak suçunu işlediği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun oluşan kanaat ve takdirine göre, sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa'nın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMY'nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı (BOZULMASINA), 14.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2005/4308 E., 2006/5530 K.

ANONİM ŞİRKETİN MAL VE HAK SATIN ALMASI
BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
KANUNUN ZAMAN BAKIMINDAN UYGULANMASI
TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ
YASAYA KARŞI HİLE


G…….'ı kasten öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık H…….. 'in yapılan yargılanması sonunda; Hükümlülüğüne ilişkin (DENİZLİ) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.06.2005 gün ve 77/220 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Katılanların 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan verilen cezayı temyize yetkileri bulunmadığından, 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan eksik para cezası tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdiri cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma sebepleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin hürriyeti bağlayıcı cezanın adli para cezasına çevrilmesi gerektiğine, katılanların suçun kasten öldürme olduğuna ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişen temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

1) Odadaki şahısların isabet alabileceklerinin öngörülebildiği ortamda, alkollü olan sanığın, gereksiz yere tabanca çıkarıp kontrol için ateş etmesi sonucu mermi isabetiyle maktulün ölmesi olayında sanığın bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan tecziyesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2) 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin tatbiki sonucunu doğuracak şekilde takdiri indirim sebebi yönünden 765 sayılı TCK.nun 59. maddesi yerine, 5237 sayılı TCK.nun 62. maddesinin tatbikine karar verilmesi,

3) Uygulamaya göre de;

Karar tarihinden önce yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. ile 765 sayılı TCK.nun somut olaya ilişkin maddeleri bir bütün olarak uygulanıp sonucuna göre lehe olan kanunun belirlenerek Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde hüküm kurulmaması,

Kanuna aykırı olup sanık müdafii ve katılanların temyiz itirazları bu itibarla yerinde bulunduğundan hükmün (BOZULMASINA), 11.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

1. Ceza Dairesi 2006/4607 E., 2007/6832 K.

ADAM ÖLDÜRME
AZMETTİRME
GÜVENLİK TEDBİRLERİ
İŞTİRAK


Mehmet'i müstakil faili belli olmayacak şekilde taammüden öldürmekten, Mustafa, Ahmet, Şahin ile Alaattin'i taammüden, Erkan'ı da kasten öldürmeye tam derecede teşebbüsten ve tehditten sanıklar Hacı, Letif, Hasan, Şibli, Necati, Sabri ile Mehmet, izinsiz silah taşımaktan adı geçen sanık Letif'in yapılan yargılanmaları sonunda: Hükümlülüklerine, adları geçen sanıkların üzerlerine atılı diğer suçlardan Necati, Sabri ile Mehmet'in tüm suçlardan beraatlerine ilişkin (Şanlıurfa İkinci Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 11.07.2005 gün ve 235/144 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi C.Savcısı, sanıklar Hacı, Şibli, Letif ve Hasan ile müdahil Erkan taraflarından istenilmiş, sanıklar Hacı, Hasan, Şibli duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle, sanıkların duruşmaya müdafii göndermemesi nedeniyle duruşmasız olarak incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1- A) Sanık Şibli mağdur-müdahil Erkan'a yönelik eylemi tabanca ile işlediği halde gerekçe kısmında bıçakla işlendiğinin belirtilmesi,

B) Sanık Hacı'nın mağdur-müdahil Ahmet'i yaralaması suçundan kurulan hükümde sonuç cezanın 5 ay hapis yerine 5 sene hapis olarak yazılması,

Mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olduğu kabul edilmiştir.

2-

Müdahiller vekilinin yetkisi bulunmadığından sanıklar Şibli ve Letifhakkında 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan kurulan hükümlere yönelentemyiz başvurusunun CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

3-

Tehdit suçundan kurulan mahkumiyete dair hükmün kanuni sonucu olarak uygulanması gereken 5237 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin uygulanmaması bu hususun infazda dikkate alınması olanaklı olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.

4-

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıklardan Hacı'nın adam öldürmek, müdahil Ahmet'i yaralamak ve müdahil Mustafa'yı tehdit; sanık Hasan'ın adam öldürmek ve müdahil Mustafa'yı yaralamak; Letif'in müdahil Şahin'i yaralamak ve müdahil Mustafa'yı tehdit; sanık Şibli'nin adam öldürmek, müdahil Erkan'ı yaralamak, müdahil Mustafa'yı tehdit ve 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde tehdit, 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet ve müdahil Ahmet'i yaralamak suçlarının niteliği tayin, cezayı azaltıcı takdiri tahfif sebebinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle kısmen kabul kısmen reddedilmiş, sanıklardan Hacı'nın müdahiller Mustafa, Şahin ve Erkan'ı öldürmeye teşebbüs, sanık Hasan'ın müdahiller Şahin, Alaaddin, Ahmet ve Erkan'ı öldürmeye teşebbüs, müdahil Mustafa'yı tehdit, sanık Letif'in müdahiller Mustafa, Ahmet ve Erkan'ı öldürmeye teşebbüs; sanık Şibli'nin Mustafa, Şahin, Alaaddin ve Ahmet'i öldürmeye teşebbüs suçları ile sanıklar Necati, Sabri ve Mehmet'in tüm suçlarından elde edilen delillerin hükümlülüklerine yeter nitelik ve derecede bulunmadıkları gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma ve eleştiri nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar Hacı, Hasan, Şibli ve Letif müdafilerinin ve sanıkların dilekçelerinde sanıklar Hacı, Letif ve Şibli'nin tehdit, sanıklar Hasan ve Hacı'nın adam öldürme ve yaralama suçlarının sübut bulmadığına, sanık Hasan'ın adam öldürme suçunun vasfına, sanık Şibli'nin adam öldürme suçunda katılımının yardımcı fail düzeyinde olduğuna, tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, teşdiden ceza tayininin yersiz olduğuna, lehe yasa uygulamasında hataya düşüldüğünde vesaireye, C.Savcısının sanık Hasan'ın adam öldürme suçu ile sanıklar Hacı, Letif ve Şibli'nin tehdit suçlarının sübut bulmadığına, A... soyadlı müdahiller vekili ile müdahil Erkan'ın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,

A) Sanıklardan Hacı'nın müdahiller Mustafa, Şahin ve Erkan'ı öldürmeye teşebbüs, sanık Hasan'ın müdahiller Şahin, Alaaddin, Ahmet ve Erkan'ı öldürmeye teşebbüs, müdahil Mustafa'yı tehdit, sanık Letif'in müdahiller Mustafa,

Ahmet ve Erkan'ı öldürmeye teşebbüs; sanık Şibli'nin Mustafa, Şahin, Alaaddin ve Ahmet'i öldürmeye teşebbüs suçları ile sanıklar Necati, Sabri ve Mehmet'in tüm suçlarından verilen beraat kararları ile sanıklardan Hacı hakkında müdahil Ahmet'i yaralamak ve müdahil Mustafa'yı tehdit, sanık Letif hakkında müdahil Mustafa'yı tehdit, sanık Şibli hakkında müdahil Erkan'ı yaralamak, 6136 sayılı Yasa'ya muhalefet ve müdahil Mustafa'yı tehdit suçlarından kurulan mahkumiyete dair hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),

B) Sanık Hacı hakkında adam öldürme ve müdahil Alaaddin'i yaralama, sanık Hasan hakkında adam öldürme ve müdahil Mustafa'yı yaralama, sanık Letif hakkında adam öldürme, müdahiller Şahin ve Alaaddin'i yaralama ve sanık Şibli hakkında adam öldürme suçlarından kurulan hükümlerle ilgili olarak yapılan incelemede; anılan suçlara yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Oluşa ve delillere göre; Akçakale Adliyesinde İcra Müdürlüğünce 14.12.2001 günü A... soyadlı maktul ve mağdur grubunun akrabaları Aysan aleyhine icra takibi sonucu 657 dönümlük arazinin ihale yoluyla satışına karar verildiği, alacaklı durumda olan G... soyadlı sanıklar grubunun maktul ve müdahiller grubunun ihaleye katılmasını engellemek amacıyla 18.11.2001 günü mağdur müdahil Mustafa'nın köydeki evine giderek ihaleye katılmamaları hususunda tehdit ettikleri, olay günü de Şanlıurfa'da kendilerine ait otelde bir araya gelen sanıkların ihale konusunu konuşup yanlarına suçta kullandıkları bıçakları aldıkları, ayrıca tanık Halil ve arkadaşlarını da güç gösterisinde bulunma amacıyla çağırdıkları, sanık Şibli'nin hazırlık aşamasında polis ve Cumhuriyet Savcısı huzurunda yapmış olduğu savunmasında belirttiği üzere sanık Letif'in suçta kullanılan tabancayı sanık Şibli'ye vererek "ihalede kavga çıkarsa A...'lardan kim dışarı çıkarsa ateş et, vur, göbekten vur" şeklinde talimat verdiği; adliye girişinde satışla ilgili güvenlik kaygısıyla yapılan arama nedeniyle sanıklar Hacı, Hasan ve Letif'in suçta kullandıkları bıçakları gizlice adliyeye soktukları, sanık Şibli'nin de verilen görev gereği adliye çıkış kapısında tabanca ile beklediği, adliye içerisinde icra müdürlüğü önünde A... soyadlı maktul ve mağdurların beklediğini gören sanıkların emniyetçe görevlendirilen polis memurlarının engellemesine rağmen bıçaklarla A... soyadlı maktul ve mağdurlara saldırdıkları; sanıklar Hacı ve Hasan'ın öncelikle maktul Mehmet'i ense ve batın bölgesinden bıçakla yaraladıkları, saldırıdan kurtulmak için dışarıya kaçan maktulü bu kez kapıda bekleyen sanık Şibli'nin tabanca ile kasık ve kolundan yaraladığı, hastaneye kaldırılan maktulün aldığı bu yaralar sonucu öldüğü, maktulün kaçmasını müteakip sanık Hasan'ın mağdur müdahil Mustafa'ya bıçakla iki kez vurarak batın bölgesindeki hayati tehlikeye maruz kılacak ve 25 gün mutad iştigaline engel olacak nitelikte; sanık Letif'in bıçakla mağdur-müdahil Şahin'i göğüs bölgesinden sol pnömö-toraksa neden olacak, hayati tehlikeye maruz kılıp 25 gün mutad iştigaline engel olacak şekilde ve mağdur-müdahil Alaaddin'i ise alt çene sağda 2 cm genişlikte 7-8 cm uzunlukta genel anestezi altında eksplarasyona neden olur ve 15 gün mutad iştigaline engel olacak nitelikte, sanık Hacı'nın mağdur Ahmet'i bıçakla 7 gün keza sanık Şibli'nin olaya müdahale eden polis memuru Erkan'ı tabanca ile 15 gün mutad iştigaline engel olacak nitelikte yaraladığı, görevli polis memurlarının müdahalesi ve engellemeleri sonucu sona eren olayda;

a)

Sanıklar Hacı, Hasan ve Şibli'nin adam öldürme eylemini önceden verilen karar doğrultusunda irade birliği içerisinde dayanışmalı olarak işledikleri ve eylem üzerinde ortak hakimiyet kurdukları anlaşıldığından suçu birlikte işleyen olarak 765 sayılı TCK'nın 64/1. maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekirken yazılı şekilde asli maddi faili belli olmayacak nitelikte 765 sayılı TCK'nın 463. maddesi uyarınca hüküm kurulması,

b)

Sanık Letif'in eylem öncesi öldürme olayında kullanılan silahı sanık Şibli'ye teslim edip "kavga çıkarsa adliyeden A...'lardan kim çıkarsa ateş et vur, göbekten vur" şeklindeki talimat vermesi dikkate alındığında adam öldürme eylemine azmettirme suçundan 765 sayılı TCK'nın 64/2, 448 ve 59. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,

c)

Sanıklar Hasan ve Letif'in suçta kullandıkları aletlerin niteliği, hedef aldıkları vücut bölgesi, meydana gelen yaralanmaların niteliği ve engel halin bulunması hususları dikkate alındığında ortaya çıkan kastlarının öldürmeye yönelik olduğu ve bu nedenle sanık Hasan'ın mağdur Mustafa'yı, sanık Letif'in mağdurlar Şahin ve Alaaddin'i öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmaları gerekirken yazılı şekilde sanık Hasan hakkında Mustafa'ya yönelik eyleminin yaralamak ve sanık Letif hakkında mağdur Şahin'e yönelik eyleminin yaralamak olarak nitelendirilmesi, ayrıca sanık Letif hakkında mağdur Alaaddin'i öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,

c)

Mağdur Alaaddin'e yönelik eylemin sanık Letif tarafından işlendiği, mağdur ve tanık beyanları ile anlaşıldığı halde, sanık Hacı hakkında mağdur müdahil Alaaddin'i yaralamak suçundan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,

Yasaya aykırı olup, sanıklar müdafileri, Cumhuriyet Savcısı ve A... soyadlı müdahiller vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sanık Hacı hakkında adam öldürme ve müdahil Alaaddin'i yaralama, sanık Hasan hakkında adam öldürme ve müdahil Mustafa'yı yaralama, sanık Letif hakkında adam öldürme, müdahiller Şahin ve Alaaddin'i yaralama ve sanık Şibli hakkında adam öldürme suçlarından kurulan hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanıklara tayin olunan cezaların miktarına, tutuklulukta geçen süreye ve bozma nedenlerine göre sanıklar müdafiilerinin tahliye taleplerinin reddine 25.09.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

Ceza Genel Kurulu 2006/11-183 E., 2006/216 K.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
CEZALARIN ERTELENMESİ
HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ


Sahtecilik suçundan 765 sayılı TCY'nın 342/1. maddesi uyarınca kesinleşmiş 2 yıl ağır hapis cezasına hükümlü H... E... Değer'in duruşmalı gerçekleştirilen uyarlama yargılaması sonunda, resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı 5237 sayılı TCY'nın 204. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, daha önce 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edildiği, ayrıca suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık göstermediği, bu nedenle tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemede bir kanaat oluşmadığından 5237 sayılı TCY'nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ilişkin olarak A... 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 23.09.2005 gün ve 290-411 sayılı kararın hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesi 18.04.2006 gün ve 1396-3162 sayı ile hükmün onanmasına karar vermiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 14.06.2006 gün ve 199137 sayı ile;

"Hükümlü hakkında verilen 2 yıllık hapis cezasının ertelenmemesi gerekçelerinden birisi olarak 'sanığın 3 aydan fazla hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün bulunduğu' gösterilmiştir. Oysa hükümlünün gerekçe yapılan sabıkası incelendiğinde, bu mahkûmiyetin bu suçla ilgili verilen ve Yüksek 6. Ceza Dairesinin onamasıyla kesinleşen karar olup, başkaca sabıka kA...a rastlanılmamıştır.

Hükümlüye ait hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin gerekçe gösterilirken gerçekte olmayan hapis cezasından bahsedilmiş bulunulmakla, takdir hakkını etkilemiş olması ihtimaline binaen, işlediği suçtan pişmanlık duymadığı ve tekrar suç işleyip işlemeyeceği hususunda kanaat oluşup oluşmadığının bu cezası gözönüne alınmadan değerlendirilmesi gerekeceği cihetle, bu gerekçenin yasaya aykırı olduğu düşünülmüştür." görüşüyle itiraz etmiş, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı 765 sayılı TCY'nın 342/1. maddesi uyarınca 2 yıl ağır hapis cezasına hükümlü H... E... Değer hakkında gerçekleştirdiği uyarlama yargılaması sonunda Yerel Mahkeme, hükümlünün sabit olan sahte kambiyo senedi düzenleme eylemi bakımından hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın daha lehe sonuç verdiğini kabul etmek suretiyle, sahte resmi belge düzenleme suçundan 5237 sayılı TCY'nın 204/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, önceden 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık göstermemesi karşısında tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkemede bir kanaat oluşmadığından 5237 sayılı TCY'nın ertelemeye ilişkin 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermiş, bu hüküm Özel Dairece onanmıştır.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise, hükümlü müdafiinin Yargıtay C.Başsavcılığına ibraz ettiği adlî sicil kA...da gözüken tek mahkûmiyet hükmünün, uyarlama yargılamasına konu önceki kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olduğunu, başkaca mahkûmiyetinin bulunmadığını, gerçekte var olmayan bu cezasının takdir hakkının kullanımını etkilemiş olabileceğini, bu bakımdan hükümlünün işlediği suçtan pişmanlık duyup duymadığı ve tekrar suç işleyip işlemeyeceği hususundaki yerel mahkeme kanaatinin bu ceza göz önüne alınmaksızın oluşturulması gerektiğini, dolayısıyla hükmün gerekçesinde bu yönüyle bir zaafiyet bulunduğunu belirterek itiraz etmiştir.

Görüleceği üzere çözümü gereken hukuki uyuşmazlık, hükümlünün hapis cezasının ertelenmesini olanaksız kılar nitelikte bir başka mahkûmiyetinin bulunup bulunmadığı, şayet böyle bir mahkûmiyet mevcut değilse, bu durumun cezanın ertelenmemesi gerekçesini zaafiyete düşürüp düşürmediği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki, Yargıtay C.Başsavcılığının itiraz yazısında ileri sürülmemekle birlikte, yerel mahkemenin, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının hükümlü bakımından daha lehe sonuç doğurduğuna ilişkin tespiti ve uygulamasını bu yasaya göre gerçekleştirmesi hatalıdır. Şöyle ki: lehe yasanın saptanması, önceki ve sonraki yasaların bütün hükümlerinin olaya uygulanması suretiyle her iki yasaya göre ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bu sonuçların karşılaştırılmasını gerekli kılar. Ceza Hukukunda genel kural, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan yasanın uygulanmasıdır. Sonradan yürürlüğe giren yasanın geçmiş suçlara uygulanabilmesi, lehe sonuç doğurması halinde mümkündür. Şayet önceki ve sonraki yasalara göre hükmedilecek cezalar ve güvenlik tedbirleri aynı ise sonraki yasanın uygulanması olanaklı değildir.

Somut olayda; H... E... Değer'in kesinleşmiş önceki mahkûmiyeti 2 yıl ağır hapis cezası olup, bu ceza 5252 sayılı Yasanın 6/1. maddesi uyarınca hapse dönüşmüştür. Kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılamasında ise, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın daha lehe olduğu sonucuna varılarak bu yasanın 204/1. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırmıştır. Önceki ve sonraki yasalara göre saptanan sonuç ceza miktarlarının aynı olması karşısında, sonradan yürürlüğe giren yasanın lehe olduğundan söz edilemez.

Kaldı ki, 5237 sayılı Yasada hapis cezasına mahkûmiyetin sonucu olarak güvenlik tedbirinin de söz konusu olması karşısında, bu yasaya göre hükmolunan cezanın hükümlü bakımından daha ağır sonuçlar doğurduğu anlaşılmaktadır. Mahkûmiyet hükmünde 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmemiş ise de, anılan maddedeki hak yoksunluğu hapis cezasına mahkûmiyetin doğal sonucu olup, uygulanması için kararda belirtilmesi zorunlu değildir. Dolayısıyla 5237 sayılı Yasaya göre hükmedilen bu cezanın infazı söz konusu olduğunda, 53. madde uygulanacak ve 1. fıkrasının a, b, c, d ve e bentlerinde belirtilen hak yoksunlukları devreye girecektir. Her ne kadar hükümlü, şartla salıverildiği tarihten itibaren, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanabilecek ise de, diğer hak yoksunlukları cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürecek, başka deyişle, hak ederek salıverilme tarihine kadar hükümlünün bir kısım haklarını kullanamaması söz konusu olacaktır. Oysa, 765 sayılı Yasa ile gerçekleştirilen önceki uygulamada, hükümlünün 31. maddeye göre kamu hizmetlerinden yasaklılığı ve 33. maddeye göre de, yasal kısıtlılık altında bulundurulması söz konusu değildir. 765 sayılı Yasaya göre verilen 2 yıl hapis cezasına ilişkin önceki mahkûmiyetin infazına başlandığında, hükümlü hakkında sadece Medeni Yasanın 407 ve 471. maddeleri uygulanabilecek, dolayısıyla bu durumda kısıtlılık, hapis hali sona erinceye kadar sürecektir. Diğer ifadeyle, kısıtlılığın hak ederek salıverilme tarihinden çok önce, hükümlünün şartla salıverildiği tarihte kalkması olanaklıdır.

Bu durumda, yerel mahkemenin sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY ile gerçekleştirdiği uygulamanın hükümlü lehine sonuç doğurmadığı anlaşıldığından, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının öncelikle bu değişik gerekçe ile kabulü ile Özel Daire onama kararının kaldırılıp yerel mahkeme hükmünün açıklanan hukuka aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmelidir.

İtirazda ileri sürülen hususun değerlendirmesine gelince;

Yerel Mahkemenin, cezanın ertelenmemesi hususunda 5237 sayılı Yasanın 51. maddesini esas alarak gösterdiği iki gerekçeden biri de, "failin önceden üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm olması"dır.

Ertelemeye yasal engel oluşturan bu gerekçenin isabetli olup olmadığı açıklanan nedenlerle araştırmaya muhtaçtır.

Hükümlü H... E... Değer'in adli sicil kA...ın önceki yargılama sırasında mahkemece getirtilerek dosya içine konduğu, ancak Dizi 9'da kayıtlı zarf içinde olması gereken adli sicil kA...ın dosyasında bulunmadığı anlaşılınca, hükümlü hakkında yakın tarihte işlediği bir başka sahtecilik suçu nedeniyle aynı mahkemede açılan ve önce bu dava ile birleştirilip daha sonra da 22.05.2003 tarihli oturumda tefrikine karar verilen diğer dava dosyasına karışmış olabileceği düşünülmüş, temyiz incelemesi için gönderildiği ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunduğu saptanan bu dosyadaki adli sicil kaydı Yargıtay C.Başsavcılığı ile temasa geçilerek getirtilip dosyasına konulmuştur.

Bu kayda göre; hükümlü H... E... Değer'in 02.05.1995 tarihinde işlediği karşılıksız çek keşide etme suçundan Uşak Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.1996 gün ve 183-845 sayılı kararı ile 3167 sayılı Yasanın 16/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın 16.09.1996 tarihinde kesinleştiği, kayıtlarda cezanın infazına ilişkin bir bilginin bulunmadığı, bunun dışında hükümlünün 1996 yılı içinde işlediği toplam 4 ayrı ilâmla mal beyanında bulunmama suçundan dolayı İİY'nın 337. maddesi uyarınca 10'ar gün hafif hapis cezası, 3 ayrı ilamla taahhüdü ihlal suçundan dolayı İİY'nın 340. maddesi uyarınca birer ay hafif hapis cezası ile yine 1996 yılı içinde işlediği hacizli malı teslimden kaçınma suçundan dolayı 765 sayılı TCY'nın 276/2. ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 335.000 lira ağır para cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.

Yargıtay C.Başsavcılığı itirazında belirtilen adlî sicil kaydı ise, hükümlü müdafii tarafından düzenlenen ve Özel Daire onama kararına itiraz edilmesi isteğiyle Yargıtay C.Başsavcılığına sunulan dilekçeye ekli 09.05.2006 tarihli kayıttır. Yerel Mahkemenin uyarlama kararından sonraki bir tarihi taşıyan bu adlî sicil kA...da hükümlünün tek bir mahkûmiyeti gözükmektedir. Buna göre, 12.10.1995 tarihinde işlediği sahtecilik suçundan dolayı A... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.05.2003 gün ve 442-118 sayılı ilamı ile TCY'nın 342/1. maddesi uyarınca 2 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı, cezanın 26.04.2005 tarihinde kesinleştiği, adlî sicil arşiv kA...ın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Oysa bu kayıt, uyarlama yargılamasına konu önceki kesinleşmiş ilamdaki mahkûmiyetine ilişkindir.

Görüleceği üzere, önceki adlî sicil kA...da H... E... Değer'in karşılıksız çek keşidesi suçundan bir yıl hapis cezasına ilişkin mahkûmiyeti bulunmaktadır. Önceki kayda göre bu mahkûmiyet infaz edilmemiştir; hükümlü müdafii tarafından ibraz edilen sonraki kayıtta da gözükmemektedir. 3167 sayılı Yasanın 16. maddesinde düzenlenen bu suça ilişkin mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden ve adlî sicile geçirilmesinden sonra, şikayetten vazgeçildiği veya çek bedeli yasal tazminat ve gecikme faizi ile birlikte ödendiği takdirde, mahkemesinden, cezanın ortadan kaldırılmasına ilişkin bir karar alınması olanaklıdır. Dolayısıyla, bu ceza, sonradan verilen bir karar ile ortadan kaldırılmış olabileceği gibi, infaz edilmek suretiyle Adlî Sicil Yasası hükümlerine göre adlî sicil kA...dan çıkartılmış da olabilir.

Öte yandan, aynı kayıtta yer alan, mal beyanında bulunmama ve taahhüdü ihlal eylemleri nedeniyle verilen hafif hapis cezaları da İcra ve İflas Yasasının 354. maddesinde belirtilen nedenlerle bütün neticeleriyle birlikte ortadan kalkmış olabilir. Kaldı ki, 3167 sayılı Yasanın 16. maddesi, sonradan 4814 sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve karşılıksız çek suçunun yaptırımı adlî para cezasına dönüştürülmüş, hapis cezası sadece bu suçtan mükerrir olanların işlediği karşılıksız çek keşidesi suçu bakımından muhafaza edilmiştir. Dolayısıyla, mükerrir olmayanlara önceden bu suçtan verilen bir yıl hapis cezası, sonraki başka bir cezasının ertelenmesi yönünden tek başına yasal engel oluşturduğu halde, yapılan değişiklik sonrasında bu özelliği ortadan kalkmıştır. Artık böyle bir mahkûmiyet, hükümlünün önceki adlî sicil kA...da gösterilen hafif hapis cezasına ve adlî para cezasına ilişkin diğer bir kısım mahkûmiyetleri gibi, sadece failin geçmişini ve suç işleme eğilimini saptama ve cezasının ertelenmesi halinde yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaatin oluşumu sırasında öteki ölçütlerle beraber kullanılabilecek bir unsura dönüşmüştür. O halde, hükümlünün önceki mahkûmiyetinin ertelemeye yasal olarak engel oluşturup oluşturmadığının kesin olarak tespiti bakımından, öncelikle karşılıksız çek keşidesi suçundan aldığı mahkûmiyetin akıbeti araştırılmalı, 3167 sayılı Yasada sonradan 4814 sayılı Yasa ile gerçekleştirilen değişikliğin önceki mahkûmiyet bakımından doğurduğu sonuçlar değerlendirilmeli, önceki mahkûmiyetin tek başına yasal engel oluşturmadığının saptanması halinde, suç işleme eğilimi veya cezasının ertelenmesinin ileride suç işlemekten çekinmesine neden olup olmayacağı hususlarında yapılacak değerlendirmede diğer ölçütlerle birlikte önceki mahkûmiyetleri de dikkate alınarak tartışılıp değerlendirilmek suretiyle, erteleme-ertelememe hususunda bir karar verilmesi gerekir.

Öte yandan, 765 sayılı TCY'nın 342/1. maddesi ile tayin edilen ve 647 sayılı Yasanın 6. maddesine göre ertelenmesi olanağı bulunmayan 2 yıl ağır hapis cezası, 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi ile hapse dönüştürülmüş bulunduğundan, diğer koşullar da mevcutsa bu ceza artık 647 sayılı Yasaya göre ertelenebilir bir mahkûmiyet haline gelmiştir. 765 sayılı Yasanın 342/1. maddesi ile gerçekleştirilen uygulamanın daha lehe sonuç verdiği de dikkate alındığında, bu cezanın ertelenip ertelenmemesi hususunda değerlendirme yapılırken 647 sayılı Yasanın 6. maddesindeki ölçütlerin de gözönünde tutulması gereklidir.

Dolayısıyla, gerek 647 sayılı, gerekse 5237 sayılı Yasalarda erteleme bakımından öngörülen diğer koşulların oluşup oluşmadığının saptanabilmesi bakımından, öncelikle soruşturmanın genişletilmesi ve açıklanan hususların araştırılması gerekir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının açıklanan değişik gerekçe ile KABULÜNE,

2- A... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin uyarlama yargılaması sonunda verdiği 23.09.2005 gün ve 290-411 sayılı hükmünün BOZULMASINA,

3- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2006 günü oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin »

Ceza Genel Kurulu 2006/5-205 E., 2006/215 K.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
LEHE OLAN HÜKÜMLERİN UYGULANMASINDA USUL
ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA


15 yaşından küçük öz kızının zorla ırzına geçmek suçundan; H... Ağır Ceza Mahkemesince 02.04.1990 gün ve 32/49 sayı ile; sanığın, 765 sayılı Yasanın 414/2, 418/2, 417 maddeleri gereğince 22 yıl 6 ay hapsine, 31. madde gereğince sanığın müebbeten kamu hizmetlerinden yasaklanmasına ve 33. madde gereğince cezası süresince yasal kısıtlılık altında bulundurulmasına karar verilmiş, bu hüküm Yargıtay 5. Ceza Dairesince 12.06.1990 gün ve 2681/3243 sayılı ile onanarak kesinleşmiştir.

5237 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra hükümlünün ve yerel Cumhuriyet savcısının bu Yasa hükümlerinin uygulanmasını talep etmesi üzerine evrak üzerinde yapılan uyarlama yargılaması sonunda; kesinleşmiş olan hükmün iptaline, hükümlünün 5237 sayılı Yasanın 7/2 maddesi de gözetilerek, 5237 sayılı Yasanın 103/2-3 ve 106/4 maddeleri gereğince sonuç olarak, 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53/1-2 madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına, şartla tahliyenin geri alınmasına ve 103/6 ile 51. maddelerin uygulanmasına yer olmadığına ilişkin H... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.07.2005 gün ve 417/378 sayılı hüküm, hükümlü müdafi tarafından temyiz edilmekle, hükmü inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 28.11.2005 gün ve 16532-22501 sayı ile;

"Davanın esasını çözen veya bunda değişiklik yapan sonuç kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar bile temyiz edilebileceği ve bu nedenle hükümlünün istemi temyiz niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:

5252 Sayılı Yasanın 9/1. maddesi: 1 Haziran 2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüşse de; sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında, sair cezalandırılabilme şartlarında, suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırılmalarında ve bir cezaya mahkum olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, olaya tatbik imkanı bulunan yasaların leh ve aleyhteki bütün hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçları karşılaştırılıp, lehe olan yasanın belirlenebilmesi, değişen temel ceza ile artırım ve indirim oranları belirlenirken takdir hakkının isabetli kullanılabilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için duruşma açılıp tüm bunların neden ve gerekçeleri kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden karar verilmesi,

Suçun 5237 Sayılı Yasanın 53/1-c maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hakkında 53/5 maddenin uygulanmaması ve 103/6. maddenin uygulanma olasılığı nazara alınarak suçun sonucunda bekareti izale olunan mağdurenin beden ve ruh sağlığında bozulma olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp saptanmadan yazılı biçimde hüküm kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.

H... Ağır Ceza Mahkemesince; kararda duruşmalı incelemeye gerek olmadığı vurgulanmakla birlikte; bozma kararında da belirtildiği gibi duruşmalı yapılan inceleme sonunda 14.03.2006 gün ve 172-141 sayı ile;

"..hükümlü sanık M... Ümman'ın 1989 yılı Ekim-Kasım aylarında işlediği iddia olunan kendi öz kızı olan gayri reşit mağdurenin zorla ırzına geçmek, kızlığını bozmak suçundan yapılan ilk yargılamada verilen 22 yıl 6 ay hapis cezası derecattan geçerek 12.06.1990 tarihinde kesinleşmiştir. Bu anlatımdan da görüleceği üzere suç tarihinden bu yana geçen süre yaklaşık 17 yıl, kesinleşme tarihinden bu yana geçen süre ise yaklaşık 16 yıldır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni TCK ve ilgili diğer yasa hükümleri gereği bu dosya yeniden mahkememiz tarafından yasa gereği ele alınmış olup, suç tarihinden bu yana geçen süre, ceza adaletinin sağlanması, yargılamanın sürüncemede kalmaması ve yeni yasa hükümlerine dair uygulamanın ülke genelinde daha çabuk oturması maksadıyla yeni TCK ve yeni CMK nın ayrı ayrı uygulama yasaları da çıkarılmış ve 5252 Sayılı TCK uygulama yasasının 9/1 maddesi gereği 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCK nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtildiği gibi, 2. fıkrasında genel olarak uygulamadaki usul hükümlerine de aykırı şekilde Yargıtay tarafından lehe hükümlerin uygulanması hususunda değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozularak mahkemesine gönderilen hükümler hakkında da bozmaya karşı diyecekleri sorma gibi usul hükümleri uygulanmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği hükmü getirilmiştir ve dosyamızda daha önce verilen kesinleşen hüküm ve suç tipi yönünden herhangi bir ekstra inceleme ya da takdir kullanılmaksızın bu suçun yeni TCK daki karşılıkları bulunmuş ve daha önceki kararda belirtili alt hadden uygulama aynı şekilde yapılarak ve hiçbir katkı yapılmaksızın bir uygulama yapılmış, ortaya çıkan netice eski cezadan daha lehe olduğundan bu şekilde karar tesisi yoluna gidilmiştir ve bu aşamada önceki kararda belirtili gerekçeler, alt had uygulaması, sadece yeni TCK ya uyarlandığından yargılamanın hızlı seyri de gözetilerek dosya üzerinden karar verilmiştir ve verilen bu karar belirttiğimiz yürürlük yasasının ilgili maddesinin hükmü gereğincedir ve bu tür uygulama yasalarının özelliği genel olarak yürürlüğe giren geniş nitelikteki temel yasaların toplumda çabuk uygulamaya kavuşmasına yöneliktir ve bu ruha uygun hareket edilmiştir.

Ayrıca Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28.11.2005 tarihli bozma ilamının 2. kısmında bekareti izale olunan mağdurenin beden ve ruh sağlığında bozukluk olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp saptanmadan yazılı biçimde hüküm kurulmasının isabetsizliğinden bahsedilmiş olup, suç tarihinden bu yana yukarıda zikredildiği üzere 17 yıl geçmiştir, dosyada mevcut daha önceki hükme esas A... Merkez Sağlık Ocağı Tabipliğinin düzenlemiş olduğu 27.02.1990 tarih, 6110/26 sayılı rapora göre mağdurenin kızlık zarında eski yırtık olduğu ve 4-5 ay dolaylarında gebe olduğu belirtilmiştir. Bu rapor, suçun niteliği, aradan 17 yılın geçmiş olması hususları gözetilerek imkansız olduğu, alınacak raporun dosyada maddi gerçeğe ulaşma ve karar tesisi yönünden hiçbir fayda ve katkı sağlamayacağı kanaatine varılmıştır.

Yine 5237 Sayılı TCK nun 53/1-c maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle bu suçun işlenmesinde bu yasanın 53/5 maddesinin uygulanmamasının isabetsizliğine yönelik bozma yönünden ise suç tarihi, daha önceki hükümde bunu düzenleyen eski TCK 33. maddenin uygulanmış olması durumu, suç tarihi de gözetilerek daha ağır ve aleyhe uygulama yapmanın 5237 Sayılı TCK nun 7/2 maddesine uygun olmadığı gibi bu hükümlünün özelliği şartla tahliyesi geri alınmıştır ve bihakkın tahliye tarihinin tamamına kadar cezasını cezaevinde infaz edecektir ve cezaevinden çıkmakla cezası tamamen infaz edilmiş olacaktır, bu nedenle bu şekilde bir uygulamanın daha önceki hüküm gerekçeleri gözetilerek gereksiz olduğu kanaatine varılmakla…

…." şeklindeki gerekçeyle, önceki hükümde direnilmiştir.

Bu hükmün de hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C. Başsavcılığının bozma istekli 21.07.2006 gün ve 147150 sayılı tebliğnamesiyle, Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca konu görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir:

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;

1) Bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapmak,

2) Bozma kararında tartışılması istenen hususları tartışmak,

3) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

4) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,

Özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay'ın ilgili Dairesi ta-rafından yapılması gerekir.

İncelenen dosyada;

Yerel Mahkemenin ilk yargılamayı duruşma açmaksızın evrak üzerinde yaptığı, bu yargılama sonunda verilen hükmün Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından birisi usule, diğer ikisi esasa ilişen üç nedenle bozulduğu, bozmadan sonraki yargılamanın ise duruşma açılarak yapıldığı anlaşılmaktadır.

Yapılan işlem eylemli uymadır. İncelemenin duruşmalı yapılması gereğini belirten usul bozmasına eylemli uyulmasından sonra ısrar edilmesinin ve duruşmalı incelemenin gereksizliğini savunmanın geçerliliği bulunmadığı gibi; usule ve esasa ilişen bozmada, usul bozmasına uyulması esnasında esasa direnilmesi de Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca incelenebilecek bir hüküm yaratmaz. Bu hükmün yeni bir hüküm olduğu ve incelemenin Özel Daire tarafından yapılması gerektiği süreklilik kazanan içtihatlar gereğidir. Belirlenen bu eylemli uyma nedeniyle dosyanın esas hakkında inceleme yapılmak üzere, Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle;

1-Yerel Mahkemenin son uygulamasının eylemli uyma niteliğinde bulunduğuna,

2-Dosyanın esası hakkında inceleme yapılması için Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2006 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj