Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi TAKSİR - TCK 22. Md.

TAKSİR - TCK 22. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

Mesaj 25 Ara 2012 17:52
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



Madde 22 - (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.

(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevî durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 26 Ara 2012 18:31
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



MADDE 22.– Madde metninde taksire ilişkin hükümlere yer veril­miştir.
Suçlar, kural olarak kasten işlenirler. Ancak, istisnaen taksirle işlenen belli fiiller de kanunlarda suç olarak tanımlanmaktadır.
Taksirli suçların belirgin özelliği, icrai veya ihmali şekilde olabilen iradi hareketin varlığı ve kanunî tanımda yer alan unsurlardan birinin öngö­rülmemiş olmasıdır. Fakat bu öngörmemenin, “gerekli dikkat ve özen” yü­kümlülüğüne aykırılık dolayısıyla ortaya çıkması gerekir. Çünkü, gerekli dikkat ve özen gösterilmediği için kanunda tanımlanmış olan neticenin ger­çekleşeceği öngörülmemiştir.
Bu dikkat ve özen yükümlülüğünün belirlenmesinde, failin kişisel ye­tenekleri göz önünde bulundurulmaksızın, objektif esastan hareket edilir. Nitekim toplum hâlinde yaşamanın güvenli bir biçimde sürdürülebilmesi için, çeşitli alanlarda kişilerin dikkat ve özenli davranmalarıyla ilgili kurallar konmaktadır. İnşaat faaliyeti, sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ve trafik dü­zeniyle ilgili kurallar, dikkat ve özen yükümlülüğüne örnek olarak gösterile­bilir.
Taksirli suçlarda fail, kendi yetenekleri, algılama gücü, tecrübeleri, bilgi düzeyi ve içinde bulunduğu koşullar altında, objektif olarak varolan dikkat, özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalıdır. Bütün bu yeteneklere sahip olmasına rağmen bu yükümlülüğe aykırı davranan kişi, suç tanımında belirlenen neticenin gerçekleşmesine neden olması durumunda, taksirli suçtan dolayı kusurlu sayılarak sorumlu tutulacaktır.
Taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk, bir değerlendirmeyle an­cak olay hâkimi tarafından yapılabilir. Bu nedenle, taksirden dolayı kusur­luluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Ancak, normatif de­ğerlendirmeyle hâkim tarafından belirlenen kusurluluk göz önünde bulundu­rulmak suretiyle, suçun cezasında belli bir oranda indirim yapılabilir.
Taksir dolayısıyla kusurun belirlenmesi normatif bir değerlendirmeyle mümkün olmakla birlikte, somut olayda dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlâl edilip edilmediğinin belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırı­labilir. Örneğin ölümle sonuçlanan bir ameliyat sırasında hastaya yapılan tıbbi müdahalenin tekniğine uygun olarak yapılmış olup olmadığının belir­lenmesi açısından bilirkişi incelemesine gerek bulunduğu muhakkaktır. Keza, ölüm veya yaralanma ile sonuçlanan bir trafik kazasında, sürücülerin trafik kurallarına uyup uymadıklarının, hangi trafik kuralının ne suretle ihlâl edildiğinin, trafiğe çıkarılan aracın teknik bakımdan herhangi bir arızasının olup olmadığının belirlenmesi açısından da bilirkişi incelemesi yapılabilir. Ancak, bu durumlarda, bilirkişinin yapacağı inceleme, işin tekniği ile sınırlı olmalıdır. Bunun dışında, bilirkişi tarafından münhasıran hâkimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamalıdır. Aksi yöndeki tutum, bilirkişilik görevinin sınırını aşmayı ve hâkimin yerine geçmeyi ifade eder.
Hâkim, bu teknik veriler çerçevesinde somut olayda failin kusurlu olup olmadığını takdir edecektir. Failin kusurlu bulunması durumunda, ku­surun ağırlığı ve diğer sebepleri de göz önünde bulundurmak suretiyle suçun kanuni tanımındaki cezanın alt ve üst sınırı arasında bir cezaya hükmede­cektir.
Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkes kendi kusuru göz önünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulur. Taksirli suçun kanuni ta­nımında belirlenen netice birden fazla kişinin karşılıklı olarak işledikleri taksirli fiiller sonucunda gerçekleşmiş olabilir. Örneğin bir trafik kazasında sürücü ile yaya veya her iki sürücü de taksirle hareket etmiş olabilir. Bu gibi durumlarda neticenin oluşumu açısından her kişinin taksirli fiili dolayısıyla kusurluluğu bir diğerinden bağımsız olarak belirlenmelidir.
Aynı şekilde birden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilen bir ame­liyatın ölüm veya sakatlıkla sonuçlanması durumunda, ameliyata katılan kişiler müştereken hareket etmektedirler. Ancak tıbbın gereklerine aykırılık dolayısıyla ölüm veya sakatlıkla sonuçlanan bu ameliyatta işlenen taksirli suçun işlenişi açısından suça iştirak kuralları uygulanamaz. Kanunun suça iştirake ilişkin hükümleri, kasten işlenen suçlarda suçun işlenişine iştirak eden kişilerin sorumluluk statülerini belirlemektedir. Birden fazla kişinin katılımıyla yapılan ameliyat sırasında meydana gelen ölüm veya sakatlık neticeleri bakımından her bir kişinin sorumluluğu kendi kusuru göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenmelidir. Bu tespitte diğer kişilerin kusurlu olup olmadığı hususu dikkate alınamaz.
Maddenin üçüncü fıkrasında, bilinçli taksirin tanımı verilmiştir. Bi­linçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen ön­görülmüş ve fakat istenmemiş olmasıdır. Bilinçli taksir hâlinde hükmedile­cek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacaktır. Böylece bilinçli taksir, iş kazalarını, trafikte meydana gelen taksirli suçları önlemek bakımından cay­dırıcı etki yapacak ve suçların önlenmesinde yarar sağlayacaktır.
Örneğin ülkemizde özellikle kırsal bölgelerde rastlandığı üzere, tak­sirli suçlarda failin meydana gelen netice itibarıyla bizzat kendisinin ve ai­le bireylerinin ağır derecede mağduriyete uğradıkları görülmektedir. Söz gelimi, köylü kadınların gündelik uğraşları ve hayat zorlukları itibarıyla, sayısı çok kere üç dörtten fazlasına varan küçük çocuklarına gerekli dikkati ve itinayı gösterememeleri sonucu, çocukların yaralandıkları veya öldükleri görülmektedir. Aynı şekilde meydana gelen trafik kazalarında da benzer olaylara rastlanmaktadır. Bu gibi hâllerde ananın taksirli suçtan dolayı ko­vuşturmaya uğraması ve cezaya mahkûm edilmesi, esasen suçtan dolayı evladını kaybetmesi sonucu uğradığı ızdırabı şiddetlendirmekle kalmamakta, ayrıca, ailenin tümüyle ağır derecede mağduriyete düşmesine neden olmak­tadır.
Söz konusu fıkraya göre, hâkim suçlunun durumunu takdir ile ceza vermeyebilecektir. Elbette ki hâkim bu husustaki takdirini kullanırken suç­lunun ekonomik durumunu, aile yükümlerini, söz gelimi diğer çocukların bakımını göz önünde bulunduracak, ona göre hüküm kuracaktır. Ancak, dikkat edilmelidir ki, bu fıkranın uygulanabilmesi için fiilden dolayı münha­sıran failin kişisel ve ailevî durumu itibarıyla zararlı netice meydana gelmiş bulunmalıdır; böyle bir netice ile birlikte söz konusu durumlara ilişkin bu­lunmayan başka bir netice de meydana gelmişse fıkra uygulanmayacaktır. Fıkrada yazılı suç bilinçli taksir hâlinde işlenirse ceza yarıdan üçte birine kadar indirilebilir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



BİLİNÇLİ TAKSİR:

Taksirin unsurları:
* Taksirin cezalandırılmasının yasada düzenlenmesi,( suç ve ceza yasada düzenlenmiş olmalı)
* Dikkat ve özen yükümlülüğüne uyulmamalı,
* Sonuç öngörülebilir olmalı, ( sonuç öngörülebilir değilse failden özen ve dikkat göndermesi beklenemez.)
* Hareket istenmiş , sonuç istenmemiş olmalı, ( Fail hareketi bilerek ve isteyerek yapmalı, ancak; sonucu istememeli ve öngörmemelidir.)
* Hareketle sonuç arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır.
“Ancak bilinçli taksirde failin sonucu öngörmüş olmasının dolaylı kast olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği sorunu ortaya çıkar.
Bilinçli taksirde fail hareketi iradi olarak yapar ve sonucun meydana gelebileceğini de öngörür ancak gerçekleşmesini istemez. Bu noktada iradenin sonucu kapsamadığından sözedilir. Oysa, dolaylı kastta fail sonucun meydana gelmesini göze almıştır. Bu açıdan iradesi, sonucu da kapsamaktadır. Fail somut olayın koşullarına göre sonucun gerçekleşebileceğini düşündüğü halde hareketinden vazgeçme¬mek sonucu göze almışsa, failin sonucu istediğinden ve ortada dolaylı kast bulunduğundan sözedilir. Bilinçli taksirde ise, sonuç öngörülmüş ancak istenmemiştir. Buna karşılık, dolaylı kastta sonuç iradidir. Fail somut olayda sonucun gerçekleşmeyeceğine inanmış ve failin yeteneği, deneyimi gibi bu inancını haklı gösterecek koşullar bulunmuşsa, bilinçli taksir vardır. Failin bu inancını haklı gösterecek koşullar yoksa, dolaylı kasttan sözedilir. “ ( Prof. Dr. Nur Centel . Türk Ceza Hukukuna giriş.)

* Mevzuatımıza giren yeni bir kavram olan olası kastla ilgili uygulamadan bazı örnekler verilmiştir.
Yolda seyreden bir otobüs sürücüsü, trafik lambasının kendisine kırmızı yanmasına rağmen, kavşakta durmadan geçmek ister; ancak kendilerine yeşil ışık yanan kavşaktan geçme hakkına sahip olan yayalara çarpar ve bunlardan bir veya birkaçının ölümüne veya yaralanmasına neden olur. Trafik lambası kendisine kırmızı yanan sürücü, yaya geçidinden her an birilerinin geçebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen kavşakta durmamış ve yoluna devam etmiştir. Bu durumda otobüs sürücüsü, meydana gelen ölüm veya yaralama neticelerinin gerçekleşebileceğini öngörerek, bunları kabullenmiştir.
Düğün evinde törene katılanların tabancaları ile odanın tavanına doğru ardı ardına ateş ettikleri sırada, bir kişinin aldığı alkolün de etkisi ile elinin seyrini kaybetmesi sonucu, yere paralel olarak yaptığı atışlardan bir tanesinden çıkan kurşun, törene katılanlardan birinin alnına isabet ederek ölümüne neden olur. Bu örnek olayda kişi yaptığı atışlardan çıkan kurşunların orada bulunan herhangi birine isabet edebileceğini öngörmüş; fakat, buna rağmen silâhıyla atışa devam etmiştir. Burada da fail silâhıyla ateş ederken ortaya çıkacak yaralama veya ölüm neticelerini kabullenmiştir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



1. Ceza Dairesi 2006/894 E., 2006/2130 K.

ADAM ÖLDÜRME
BİLİNÇLİ TAKSİR


Faillerin iradesinden hariç gayri melhuz esbabın inzamımı sonucu İsmail'in ölümüne sebebiyet vermekten sanıklar Bektaş, Altan, Mahir ile Ulaş, işbu kavgaya katılmaktan adıgeçen sanıklar ile kavgada silah boşaltmaktan adı geçen sanık Ulaş'ın bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; Mahir'in öldürme, Ulaş'ın kavgada silah boşaltmaktan hükümlülüklerine, Altan, Ulaş ile Bektaş'ın atılı suçtan beraatlerine ilişkin (Nevşehir Ağır Ceza Mahke-mesi)'nden verilen 20.09.2005 gün ve 139/235 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar Mahir ve Ulaş müdafii ile müdahiller vekili taraflarından istenilmiş olduğundan, dava dosyası C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1) Sanık Ulaş'ın kavgada silah boşaltmak suçundan mahkumiyetine dair 11.03.2004 tarih 170/94 sayılı karar temyiz konusu olmayıp, Dairemizin 17.03.2005 tarihli bozma kararında da inceleme dışı bırakılarak kesinleşmiş olduğundan, bu yönde tekrar karar verilmesi hukuken yok sayılmıştır.

2)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Mahirin suçunun sübutu kabul, takdire dayalı cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanıklar Ulaş, Altan ve Bektaş hakkında öldürme suçundan elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir

kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık Mahir müdafiinin eksik soruş turmaya, suçun sübut bulmadığına vesaireye, müdahiller vekilinin sanıklar Altan, Ulaş ve Bektaş yönünden suçlarının sübut bulduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle sanıklar Ulaş, Altan ve

Bektaş'ın beraatlerine dair hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA),

3)Sanık Mahirin mahkumiyetine dair hükmün değerlendirmesinde;

Sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Kavga ortamında sanığın yumruk atması sonucu yere düşen maktulün, kendisinde kalp damar hastalığının olayın stresi ve eforu ile aktif hale geçmesi sonucu gelişen solunum ve dolaşım yetmezliğinden öldüğü olayda, küçük bir yerleşim yeri olan köy ortasında maktulün kalp hastası olduğunu bilip bilmediği detaylı bir şekilde araştırılarak, sonucuna göre, bilmesi halinde 5237 sayılı TCK'nın 22, 23 ve 85. maddeleri kapsamında bilinçli taksir sonucu öldürme, aksi halde 5237 sayılı TCK'nın 86/2 aracılığı ile 85. maddeleri kapsamında sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken 765 sayılı TCK'nın 452/2. maddesinin lehe olduğundan bahisle hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), 25.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28109



YARGITAY 9. Daire

Esas No:2005/1150
Karar No:2005/2012

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA


ÖZETİ:Olay öncesi aldığı alkol nedeniyle araç kullanmamasına ilşikin uyarıları dinlemeyerek, gece vakti seyir halinde kaplamadan çıkarak banket üzerinde yürüyen yayalara çarpıp bir kişinin yaralanmasına, iki kişininde ölümüne sebebiyet veren olayda tam kusurlu olduğu anlaşılan sanık hakkında tck45/3 maddesinde öngörülen bilinçli taksirin oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini kanuna aykırıdır.

Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan sanıkS.K.nın yapılan yargılaması sonunda;mahkumiyetine dair hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Üst.C.Savcılısı ve sanık vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine
Ancak; Üst C.Savcısının temyizine gelince;
olay öncesi aldığı alkol araç kullanmamsına ilişkin uyarıları dinlemeyerek, gece vakti seyir halinde kaplamadan çıkarak banket üzerinde yürüyen yayalara çarpıp bir kişinin yaralanmasına iki kişininde ölümüne sebebiyet veren ve olayda tam kusurlu olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK.nun 45/3 maddesinde öngörülen bilinçli taksirin oluştuğu gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle eksik ceza tayini,
kanuna aykırı, Üsk C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA 12.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Sonraki


  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi