Foruma girişte hatalı şifre uyarısı ya da başkaca sorun yaşayan üyelerimiz bu bağlantıdan destek talebinde bulunabilirler.

KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

3. Ceza Dairesi 2015/31173 E. , 2015/32861 K.

BASİT YARALAMA SUÇU
SİLAHLA YARALAMA SUÇU
KANUN YARARINA BOZMA


Basit yaralama suçundan sanık H.. K..’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 29, 62 ve 52/1-2. maddeleri uyarınca 2.240,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/03/2015 tarihli ve 2014/602 esas, 2015/166 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 08.09.2015 tarih ve 2015/18... – 59... sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.10.2015 tarih ve 2015/313806 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesinde “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklinde düzenleme bulunduğu, İstanbul Anadolu 31. Asliye Ceza Mahkemesince, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, dosya kapsamına göre sanığın savunmasının alınması sırasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği, müştekinin ise maddi bir zararı olmadığını beyan ettiği, sanığa ait adli sicil kaydında kayıt bulunmadığı, arşiv kaydının bulunduğu anlaşılmakla mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın yaralama eylemini demir boru ile işlemesi nedeniyle cezasında TCK'nin 86/3-e maddesi gereğince artırım yapılacağı halde, olayda uygulama yeri olmayan eylemi eşine yönelik işlemiş olması nedeniyle cezasında TCK'nin 86/3-a maddesi gereğince artırım yapılarak, hükümde karışıklığa neden olunması hususunun da, kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine; 18.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

3. Ceza Dairesi 2015/31167 E. , 2015/34524 K.

KASTEN YARALAMA SUÇU
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARARA İTİRAZ
CUMHURİYET SAVCISININ SORUŞTURMA YAPMAK ZORUNDA OLMASI


Kasten yarlama suçundan şüpheli M.. isimli şahıs hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/05/2014 tarihli ve 2014/1590 soruşturma, 2014/602 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müşteki tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 10/12/2014 tarihli ve 2014/1271 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 08.09.2015 tarih ve 2015/18487 – 59094 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06.10.2015 tarih ve 2015/312529 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, şikâyetçinin oğluna taş atıldığı iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu, müştekinin soyut iddiası haricinde delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şikâyete konu olayda, müştekinin vesayet altında olan oğlunun şüpheli M..'e duvar yapımı esnasında yardım ettiği, yevmiyesi olan 100 Türk lirasını istediğinde vermediği gibi taş atarak kovaladığının iddia olunması karşında, şikâyete konu olay hakkında kısıtlı olduğu bildirilen mağdur M.. S..'in imkan dahilinde beyanın tespit edilip, duvar inşaatında çalıştığı yerin zabıta marifeti ile tespiti yapılıp şüpheli kırıkçı H..o.. M..'in açık kimlik bilgilerinin tespiti gerekirken, şikâyet üzerine hiçbir araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 10/12/2014 tarihli ve 2014/1271 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine; dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 02.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

3. Ceza Dairesi 2015/30300 E. , 2015/31945 K.

DAVANIN DÜŞMESİ
DENETİM SÜRESİ İÇİNDE ADLİ PARA CEZASINA MAHKUMİYETLE SONUÇLANAN SUÇ İŞLEMEK
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK


Kasten yaralama ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından sanıklar N.. A.., İ.. E.. A.., G.. A.. ve T.. S.. haklarında yapılan yargılama sonucunda, sanık N.. A..'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 (iki kez), 86/1, 86/3-e (üç kez) ve 29 (üç kez) maddeleri uyarınca iki defa 2.700,00 Türk lirası adli para ve 1 yıl 2 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, sanıklar İ.. E.. A.. ve G.. A..'un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29, 116/4 ve 119/1-c maddeleri uyarınca 1.800,00 Türk lirası adli para ve 2 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, sanık T.. S..'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29, 31/3, 116/4 ve 119/1-c maddeleri uyarınca 1.200,00 Türk lirası adli para ve 2 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesine göre sanıklar hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık T.. yönünden 3 yıl, diğer sanıklar yönünden 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/11/2008 tarihli ve 2007/198 esas, 2008/662 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, adı geçen sanıkların deneme süresi içinde kasten bir suç işlemedikleri gerekçesi ile davanın düşürülmesine ilişkin aynı Mahkemenin 10/05/2013 tarihli ve 2007/198 esas, 2008/662 sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 01.09.2015 tarih ve 2015/17919 – 57690 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.09.2015 tarih ve 2015/308872 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1) Sanıklar N.. A.., İ.. E.. A.. ve G.. A.. yönünden yapılan incelemede;
14/11/2008 tarihli hükmün açıklanması bırakılması kararının tebliğ işlemleri
tamamlandıktan sonra 06/05/2009 tarihinde kesinleştirme işlemi yapıldığı ve adı geçen sanıklar hakkındaki 5 yıllık denetim süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başladığı ve 06/05/2014 tarihinde dolduğu gözetilmeden, henüz 5 yıllık denetim süresi dolmadan 10/05/2013 tarihinde düşme kararı verilmesinde,
2) Sanık T.. S.. yönünden yapılan incelemede;
Adı geçen sanık suç tarihinde 18 yaşından küçük olmakla hakkındaki denetim süresinin 3 yıl olduğu ve bu sürenin kesinleşmeden itibaren 06/05/2012 tarihinde dolduğu, buna göre bu sanık hakkındaki düşme kararının süre itibari ile doğru olduğu, ancak adı geçen sanığın denetim süresi içinde 08/05/2011 tarihinde işlemiş olduğu kasıtlı bir suçtan dolayı Torbalı Sulh Ceza Mahkemesinin 24/04/2012 tarihli ve 2011/1359 esas, 2012/773 sayılı kararı ile kesin nitelikte 1.000,00 Türk lirası adli para cezasına mahkum edilmiş olduğu cihetle sanık hakkında düşme kararı verilemeyeceği, her ne kadar sanığın denetim süresi içinde suç işlediğine dair ihbar mahkemesine ulaşmamış ise de bu durumun sonucu değiştirmeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık T.. S..'e yönelik yapılan incelemede;
Çocuk Koruma Kanunu'nun 5560 sayılı yasa ile değişmeden önceki 23/6. maddesinin sanığın lehine olduğu, buna göre; “Çocuğun denetimli serbestlik süresi içinde işlediği hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olması veya yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, mahkeme geri bıraktığı hükmü açıklar.”
Dosya incelendiğinde, denetim süresi içerisinde sanığın 08.05.2011 tarihinde suç işlediği ve Torbalı 1. Sulh Ceza 24/04/2012 tarihli ve 2011/1359 esas, 2012/773 sayılı kararı ile kesin nitelikte 1.000,00 Türk lirası adli para cezasına mahkum edilmiş olduğu, sonuç cezanın hapis cezası olmadığı, bu mahkumiyet nedeniyle daha önce verilen hükmün açıklanamayacağı, bu nedenle mahkemenin kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE;
2) Sanıklar N.. A.., İ.. E.. A.. ve G.. A..'a yönelik yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2013 tarihli ve 2007/198 esas, 2008/662 sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 11.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

4. Ceza Dairesi 2013/14249 E. , 2013/22957 K.

KANUN YARARINA BOZMANIN KOŞULLARI
HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI
HUKUKA AYKIRILIK HALİ
TAKDİR HAKKINA İLİŞKİN HUSUSLAR


Hakaret ve tehdit suçlarından sanıklar A.. B.. ve S.. F..'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-4, 129/1 (iki kez), 106/l-2.cümle, 29 ve 52/2 maddeleri uyarınca 1.040,00 Türk lirası ve 300,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmalarına dair, (URLA SULH CEZA) Mahkemesinin 30/07/2009 tarih ve 2008/548 esas, 2009/428 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/03/2013 gün ve 91088 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, sanıkların işlemiş oldukları suçlar nedeniyle oluşmuş her hangi bir maddî zararın olmaması ve sabıka kayıtlarının da bulunmaması karşısında, 5728 sayılı Kanun'la değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmamasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

I-Olay:
Hakaret ve tehdit suçlarından sanıklar A.. B.. ve S.. F.. hakkında yapılan yargılama sonucunda, Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 30.07.2009 tarihli kararı ile, sanık A.. B..’un hakaret suçundan 1040 TL adli para cezası ile, sanık S.. F..’ın ise hakaret ve tehdit suçlarından 1040 TL ve 300 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın sanık A.. B.. yönünden temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/05/2012 tarihli kararı ile, temyiz isteminin reddi kararının onanmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine infaz aşamasında Kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun koşullarının oluşmasına karşın, kararda tartışılmamasına yönelik hukuka aykırılığa ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.( Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Kanun yararına bozma istemine konu edilen 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle;
- Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
- Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz etmemesi,
- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşullar ile birlikte “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; adli sicil kaydı bulunmayan sanıklar A.. B.. ve S.. F.. hakkında hakaret ve tehdit suçlarından adli para cezası verildiği, ancak kararda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tartışılmadığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucu CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanıp uygulanmaması hususunda mahkemeye takdir hakkı tanımıştır. Objektif koşulların oluşmasına karşın koşullu bir düşme nedeni olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tartışılmamasına yönelik mahkeme uygulamasının yerinde veya yeterli olup olmadığı temyiz incelemesinde değerlendirilebilecekken, takdire müteallik konuların inceleme dışı bırakıldığı olağanüstü kanun yolu olan, Kanun yararına bozma yoluyla denetlenemeyecektir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, kanun yararına bozma isteminin takdire ilişkin olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, CMK'nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

4. Ceza Dairesi 2009/20766 E., 2009/16329 K.

MÜHÜR BOZMA SUÇU
YASA YARARINA BOZMA



Mühür bozma suçundan sanık Halis'in, 5237 sayılı Türk Ceza Ka-nunu'nun 203. maddesi gereğince 20 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 52/2. maddeleri gereğince günlüğü 20 Yeni Türk Lirası'ndan paraya çevrilerek 400 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair (İstanbul Onaltmcı Asliye Ceza Mahkemesi)'nin 27.11.2008 tarihli ve 2006/12 esas, 2008/662 sayılı kararının Adalet Bakanlığımca 24.06.2009 gün ve 33852 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımın 14.07.2009 gün ve 171027 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:

Tebliğnamede "Dosya kapsamına göre, mahkemece verilen kararın gerekçe ve hüküm kısmında asgari hadden uzaklaşıldıgına ilişkin bir ibarenin bulunmaması karşısında, suçun işlendiği 07.10.2005 tarihi itibarıyla 5560 sayılı Kanun'un henüz yürürlüğe girmediği ve para cezasının seçimi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca beş gün adli para cezası üzerinden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmemiştir" denilmektedir.

Gereği görüşüldü;

İncelenen dosyada, mühür bozma suçundan yargılanan sanık hakkında 5237 sayılı TCY'nin 203. maddesi uyarınca seçenek adli para cezası tercih edilerek, takdiren 20 gün adli para cezasının temel ceza olarak saptanıldıktan sonra aynı Yasa'nın 52. maddesi gereği günlüğü 20 YTL üzerinden 400 YTL adli para cezasına hükmedildigi görülmektedir. Tebligname ile, suç tarihinde 61. maddeye 5560 sayılı Yasa ile eklenen 9. fıkranın yürürlükte bulunmaması nedeniyle adli para cezasının alt sınırının 5 gün olmasına karşın, fazla para cezasının tayin edildiği ileri sürülerek yasa yararına bozma isteminde bulunulmuştur.

Yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur. Bu kurum ile, yasaya aykırılıkların saptanarak giderilmesi ve ülke çapında uygulama birliği sağlanması amaçlanmaktadır. Ne var ki, olağan yasa yolu olan temyiz yolu sırasında ileri sürülebilen yasaya aykırılıkların tamamı, yasa yararına bozma dolayısıyla dile getirilemez. Bozma istenilen durumda olduğu gibi, mahkemenin takdirine ilişkin bulunan konuların yasa yararına bozma yolu ile Yargıtay denetimi önüne getirilmesi olanaklı bulunmamaktadır. İncelenen olayda mahkemenin takdir hakkını kullanarak alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle temel cezayı 20 gün olarak saptamış bulunması karşısında, mahkemenin takdir yetkisinin tartışılmasını gerektirir biçimde yasa yararına bozma yapılması olanağı bulunmadığından, CYY'nin 309. maddesi koşullarını taşımayan YASA YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 14.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

4. Ceza Dairesi 2015/25233 E. , 2016/2447 K.

KANUN YARARINA BOZMA
İSTİNAF VEYA TEMYİZ İNCELENEMESİNDEN GEÇMEKSİZİN KESİNLEŞEN KARAR VEYA HÜKÜM


Tehdit suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/l-2.cümle, 62/1, 50/1-a ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52/4. maddesi uyarınca cezasının 2 eşit taksitle tahsiline dair, ... Sulh Ceza Mahkemesinin 11/04/2014 tarihli ve 2013/40 esas, 2014/97 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/09/2015 gün ve 293129 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “5237 sayılı Kanun'un 52/4 maddesinde yer alan "Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz" şeklindeki amir hüküm karşısında, sanık aleyhine olacak şekilde para cezasının birbirini takip eden aylarda 2 eşit taksitle tahsiline karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.

I-Olay:
Tehdit suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, Suşehri Sulh Ceza Mahkemesinin 11/04/2014 tarihli kararıyla, hapis cezasından çevrili 500 Türk lirası adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, yoklukta verilen kararın sanığa tebliğ edilerek kesinleştirilmesinden sonra, bu kararın infazı sırasında o yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, taksit miktarındaki hukuka aykırılık nedeniyle kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Adli para cezasının taksitler halinde tahsiline karar verilmesine karşın, taksit miktarının TCK’nın 52/4. maddesindeki amir hüküm uyarınca, dörtten az olamayacağının gözetilmemesine ilişkindir.

III- Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtay’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.

Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; ... Sulh Ceza Mahkemesinin 14/07/2009 tarihli ilk
Bu itibarla, kanun yararına bozma konusu yapılan 11.04.2014 tarihli kararın, katılanlar ...'na tebliğ edilmemiş olması nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.

IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği
2-Dosyanın, inceleme konusu karara karşı kanunyolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile katılanlar Hanife Köroğlu ve Selim Köroğlu'na bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, 15.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

5. Ceza Dairesi 2014/3861 E. , 2014/4835 K.

İTİRAZ KANUN YOLU
AÇIK CEZA EVİNE GEÇME
KANUN YARARINA BOZMA
DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ UYGULANMASI TALEBİNİN REDDİ


Rüşvet suçundan dolayı Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan A..D..’nın, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı talebinin reddine dair Samsun İnfaz Hâkimliğinin 06/01/2014 tarihli ve 2014/21 Esas, 2014/16 sayılı Kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/01/2014 tarihli ve 2014/52 Değişik İş sayılı kararının;
5275 sayılı Kanunun açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumuna iadelerine ilişkin 14/4. maddesi ile Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 8/2. maddesi halen yürürlükte ise de; Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2013/133 Esas, 2013/136 sayılı Kararı ile 5275 sayılı Kanunun denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ilişkin 105/A maddesinin 7 numaralı fıkrasının b ve c bentlerinin iptal edilmiş olması ve anılan Kanunun geçici 4. maddesindeki “(1) Bu Kanunun 105/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ve ikinci fıkrasında belirtilen altı aylık süre şartı ile birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen cezanın belirli bir süre infaz edilmesine ilişkin şart 31/12/2015 tarihine kadar uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, hükümlünün şartla tahliyesine 1 yıldan az süre kalması ve Samsun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 07/01/2014 tarihli ve 2014/62 sayılı Kararı ile iyi halli olduğunu belirtilmesi karşısında, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılmaksızın doğrudan denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 18/03/2014 gün ve 94660652-105-55-1450-2014-5565/19705 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih, 2013/133 Esas, 2013/169 sayılı iptal kararının konusunun denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı ile ilgili olup, açık cezaevine ayrılmayı veya bunun koşullarını kapsamadığı, denetimli serbestlik tedbiri yoluyla infaza başlanabilmesi için de hükümlünün öncelikle açık cezaevine geçmesi veya ayrılmaya hak kazanması ve hükümlü hakkında koşullu salıverilmenin uygulanması gerektiği, açık cezaevine ayrılmaya dair hususların 5275 sayılı Yasanın 14/4. maddesi ile buna bağlı çıkarılan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde düzenlendiği, talep ve karar tarihlerinde anılan yasa maddesi ve Yönetmeliğin 8/2. maddelerinin yürürlükte bulunduğu anlaşıldığından İnfaz Hakimliğince cezai müeyyidesi 7 yıl hapis cezasından az olmayan kovuşturma bulunması sebebiyle açık kuruma ayrılamayacak hükümlü statüsünde olan hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infazın yapılması şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin ve buna bağlı olarak verilen itirazın reddine dair kararlarda karar tarihleri itibariyle bir isabetsizlik bulunmadığı, fakat Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazete'de henüz yayımlanmayan 09/04/2014 gün ve 2014/26 Esas sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanunun 14/4. maddesinin bir kısmının da iptal edilmesi karşısında, buna dayalı olarak çıkartılan Yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de uygulanmasının artık hukuken mümkün olmadığı, ancak öğretide “olağanüstü temyiz” olarak da adlandırılan kanun yararına bozma yasa yolu, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen yahut kesin nitelikte olan karar ya da hükümlerdeki verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuka aykırılığı gidermeyi amaçlayan olağanüstü bir yasa yolu olduğu, yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda tekrar mahallinde değerlendirme yapılabileceği nazara alındığında, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemekle, Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/01/2014 gün ve 2014/52 Değişik İş sayılı Kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 02/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

5. Ceza Dairesi 2015/8963 E. , 2015/17263 K.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU
BAŞBAKAN YARDIMCISI VE BAKAN HAKKINDA SORUŞTURMA
KAMU DAVASI AÇILAMAMASI


Görevi kötüye kullanma suçundan şikayet olunanlar B.. A.. ve M.. G.. hakkında yapılan suç duyurusu üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23/12/2013 tarihli ve 2013/171945 soruşturma, 2013/76945 sayılı işlem yapılmasına yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekillerince yapılan itirazın kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/03/2014 tarihli ve 2014/187 Değişik İş sayılı Kararının,
Dosya kapsamına göre;
1-Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 10/04/2014 tarihli ve 2014/2391 esas, 2014/4061 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kamuoyunda "gezi olayları" olarak bilinen gösterilere katılan müştekilerin kolluk kuvvetlerinin zor kullanma yetkilerini aştıkları eylemleri nedeniyle yaralandıklarının iddia edildiği olayda, yaralama fiilini gerçekleştirdiği beyan edilen polis memurlarının amiri olmaları nedeniyle Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı B.. A.., eski İçişleri Bakanı M.. G.. hakkında şikayetçi olunmuş ise de, şikayete konu hususların, Bakanlık görevinin ifasına ilişkin olması sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 100/1. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 107. maddesi uyarınca Başbakan ve Bakanlar hakkında soruşturma açılabilmesinin ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının en az 1/10'unun vereceği meclis soruşturması önergesiyle mümkün olabileceği, soruşturma işlemlerinde savcılığın yetkisinin bulunmadığı, gözetilmeden itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde,
2-Şikayet olunan B.. A.., M.. G.. hakkında yürütülen soruşturma sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/08/2013 tarihli ve 2013/89430 soruşturma, 2013/46043 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararını müteakip, müştekilerce yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/12/2013 tarihli ve 2013/649 değişik iş sayılı kararı ile bahse konu Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/187 değişik iş sayılı kararına konu olan eylemin aynı olmaları karşısında, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar kesinleştikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamayacağı gözetilerek itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 02.07.2015 gün ve 94660652-105-34- 4559-2014-13869/44273 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
1 no'lu kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin bu gerekçeye dayalı olarak kabulü ile Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/03/2014 tarihli ve 2014/187 Değişik İş sayılı Kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kararın bozulması karşısında belirtilen gerekçeye istinaden 2 no'lu kanun yararına bozma isteminin incelenme imkanı olmadığından buna yönelik istemin REDDİNE, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 11/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

5. Ceza Dairesi 2015/4201 E. , 2015/17262 K.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU
İTİRAZ KANUN YOLU
KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR
KANUN YARARINA BOZMA


Görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler G.. Ç.., R.. Y.., F.. T.., İ.. Ü.., S.. U.., O.. G.. ve T.. T.. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/06/2013 tarihli ve 2012/127 soruşturma, 2013/1493 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 26/07/2013 tarihli ve 2013/1137 Değişik iş sayılı Kararının,
Dosya kapsamına göre; müştekinin, şüphelinin görevi kötüye kullanma iddiası üzerine yürütülen soruşturma sonucu şüpheliler hakkında suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, 2886 sayılı Kanunun 6. maddesinde yer alan, “Aşağıdaki şahıslar doğrudan veya dolaylı olarak ihalelere katılamazlar: 1. İhaleyi yapan idarenin; a) ita amirleri, b) ihale işlemlerini hazırlamak, yürütmek, sonuçlandırmak ve denetlemekle görevli olanlar, c) (a) ve (b) bentlerinde belirtilen şahısların eşleri ve ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan ve sihri hısımları, d) (Değişik alt bent: 02/03/1984- 2990/2 md.) (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen şahısların ortakları (bu şahısların yönetim kurullarında görevli olmadıkları anonim ortaklıklar hariç).” şeklindeki yasaklayıcı hükmüne rağmen, 18/06/2010 tarihinde yapılan ihale komisyonunda, Muğla Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdür Vekili F.. T..’in de hazır bulunduğu ve altına imza attığı ihale sonucu halı saha spor tesisi ihalesinin şüpheli F.. T..’in kardeşi F.. T..’e verildiği, müştekinin şikayeti üzerine yapılan soruşturmada aşamasında İçişleri Bakanlığı tarafından şüpheliler hakkında soruşturma izni verildiği, söz konusu soruşturma iznine yapılan itirazın ise Danıştay 1. Dairesi tarafından 18/12/2012 tarihli ve 2012/1738 Esas, 2012/1969 sayılı Kararıyla reddedilmesi karşısında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 16/02/2015 gün ve 94660652-105-48-12763-2014- 3909/11848 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
CMK'nın 173/1. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, suçtan zarar gören sıfatı taşıyanların itiraz yoluna başvurma haklarının bulunması karşısında; soruşturma konusu eylemler nedeniyle bu sıfatı taşıyabilecek olan Muğla Belediye Başkanlığı ile ihaleye fesat karıştırma suçu yönünden vasıf değişikliği ihtimaline binaen, 3628 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca Maliye Hazinesine, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/06/2013 tarihli ve 2012/127 soruşturma, 2013/1493 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ edilmediği ve bu aşamada söz konusu kararın kesinleşmemiş olması nedeniyle kanun yararına bozma isteğinde bulunulamayacağı anlaşıldığından, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 26/07/2013 tarihli ve 2013/1137 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 29557
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: KANUN YARARINA BOZMA - CMK 309. Md.

Mesaj gönderen Admin »

5. Ceza Dairesi 2015/8734 E. , 2015/17007 K.

AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN GÖREVİ
NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU
RESMİ BELGEDE DOLANDIRICILIK


Resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanıklar O.. Ü.., M.. D.., M.. Ü.., H.. K.. haklarında yapılan yargılama sonucunda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 4. ve devamı maddeleri gereğince mahkemenin görevsizliğine, sanıkların eyleminin aynı zamanda resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunu da oluşturacağı kanaatiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/2, 158/1-e. maddeleri uyarınca yargılanabilmeleri için dosyanın görevli ve yetkili İzmir Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2010 tarihli ve 2010/361 esas, 2010/420 sayılı kararına Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2010 tarihli ve 2010/780 değişik iş sayılı kararını müteakip, bu defa sanıkların üzerine atılı eylemlerin nitelikli zimmet suçunu da oluşturacağı kanaatiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 247/1. maddesi uyarınca yargılanabilmeleri için dosyanın görevli ve yetkili nöbetçi İzmir Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 04/06/2014 tarihli ve 2011/252 esas, 2014/350 sayılı kararına sanıklar vekillerinin yaptığı itirazın kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/08/2014 tarihli ve 2014/404 Değişik İş sayılı Kararının;
Dosya kapsamına göre;
1-İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/08/2014 tarihli ve 2014/404 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 16/06/2010 tarihli ve 2010/361 esas, 2010/420 sayılı görevsizlik kararını müteakip kesin niteliği haiz mercii kararı bulunduğu, dolayısıyla yeniden görevsizlik kararı verilmeyeceği cihetle talep hakkında karar verilmesine yer olamadığı kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2010 tarihli ve 2010/780 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/06/2010 tarihli iddianamede, sanıklardan M.... D... ve M.. Ü..'in belediyeye ait su satış istasyonunda satış görevlisi olarak çalıştıkları, sahte olarak düzenlendiği iddia olunan makbuzları kullanarak yaptıkları satışlardan elde edilen gelirleri belediye kasasına aktarmaksızın uhdesinde tuttukları şeklindeki iddialara yer verilmiş olması karşısında, sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 204/2 ve 158/1-e maddelerinde tanımlanan kamu kurumunun zararına yönelik nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmayacağı yönündeki değerlendirmenin 5235 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince üst dereceli mahkeme olan ağır ceza mahkemesine ait olduğu dikkate alınmaksızın, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 16/02/2015 gün ve 94660652-105-35-11247-2014-4007 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/08/2014 tarihli ve 2014/404 Değişik iş sayılı ve İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/07/2010 tarihli ve 2010/780 Değişik İş sayılı Kararlarının CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 04/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.
Cevapla
  • Benzer Konular
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj