ASLİ MÜDAHALE - 6100 S. HMK. 65. MADDE

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22600
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

ASLİ MÜDAHALE - 6100 S. HMK. 65. MADDE

Mesaj gönderen teoman » 26 Ara 2012 02:58

Asli müdahale

MADDE 65- (1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir.

(2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22600
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

MADDE GEREKÇESİ

Mesaj gönderen teoman » 26 Ara 2012 02:59

Gerekçe: Bu maddede, doktrin ve uygulamada tereddüt etmeden kabul edilen ve bazı kanunlarımızda açıkça veya dolaylı olarak zikredilen (örneğin, Kadastro Kanunu), ayrıca yabancı ülke kanunlarında da yer verilen aslî müdahale kurumu düzenlenmiştir. Aslî müdahale, çelişkili kararların önüne geçmek, gerçeğin ortaya çıkartılması, usul ekonomisi, hukukî dinlenilme hakkının tam gerçekleştirilmesi, muvazaalı yargılamaların önüne geçmek gibi amaçlara hizmet eden bir kurumdur.

Birinci fıkrada, öncelikle davaya aslî müdahale değil, yargılamaya müdahale ifadesi kullanılmıştır. Zira, fer’î müdahale çekişmesiz yargıda mümkün değilken, aslî müdahale çekişmesiz yargıda da mümkündür ve aslî müdahalede bulunulmasıyla çekişmesiz yargı işi kural olarak çekişmeli yargıya dönüşür. Zaman bakımından, hüküm verilinceye kadar aslî müdahalede bulunulması kabul edilmiştir. Özellikle konusu aynı olan davalardaki hak veya şeyle ilgili çelişkili kararların önüne geçmek bakımından, hükme kadar müdahalenin mümkün olduğu kabul edilmiştir.

Aslî müdahale davasını diğer davalardan ayıran temel özellik, aslî müdahalede bulunmakta hukukî yararı olan kimsenin, ilk davanın veya yargılamanın görüldüğü mahkemede, ilk davanın veya yargılamanın taraflarını davalı göstererek dava açması ve bu iki davanın birlikte görülmesidir. Bu sebeple, birinci fıkrada bu durum açıkça belirtilmiştir. Ancak, aslî müdahale şartları oluşsa da, hak iddiasında bulunan üçüncü kişi, yetkili ve görevli olmak kaydıyla ilgili mahkemede ilk davanın taraflarına karşı bağımsız bir dava da açabilir. Yani, aslî müdahale bir zorunluluk değil, üçüncü kişiye tanınan bir imkândır. Bu sebeple, üçüncü kişinin dava açacağı şeklinde mutlak ifade kullanılmayıp dava açabileceği belirtilmekle yetinilmiştir.

Maddenin ikinci fıkrasında, asıl yargılamayla, müdahale davasının birlikte görülüp karara bağlanacağı belirtilmiştir. Her iki yargılamaya ilişkin tahkikatın birlikte yürütülüp yürütülmeyeceği veya birinin diğeri için bekletici sorun yapılıp yapılamayacağına, yargılamanın özelliğine göre, mahkemece karar verilecektir. Ancak her hâlde yargılamaların birlikte yürütülmesi ve kararın da ayrı ayrı değil, aynı anda birlikte verilmesi gerektiği fıkrada açıkça belirtilmişti.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: ASLİ MÜDAHALE - 6100 S. HMK. 65. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 16 Mar 2016 12:30

1. Hukuk Dairesi 2013/16316 E. , 2014/1402 K.

ASLİ MÜDAHALE
MURİS MUVAZAASI
ASLİ MÜDAHİL HAKKINDA HÜKÜM VERİLMEMESİ


Yanlar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ile tescil ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece asıl ve birleştirilen davaların kabulüne; birleştirilen davada müdahil hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen karar davacı (birleştirilen dosyada davalı) vekili ile davalılar ( birleştirilen dosyada davacılar) ile müdahil vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .... raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile tescil ve tazminat; birleştirilen dava ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ile tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, asıl ve birleştirilen davaların muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesi ile kabulüne; birleştirilen davada müdahil hakkında katılma dilekçesinin Maviye'ye yöneltildiği dolayısıyla fer'i müdahil durumunda bulunduğu gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayanağı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; özellikle asıl ve birleştirilen davalarda mirasbırakanın yaptığı temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanmak suretiyle işin esası hakkında yazılı olduğu üzere karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davacı ( birleştirilen dosyada davalı ) vekili ile davalılar ( birleştirilen dosyada davacılar ) vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Asıl davada davacı ( birleştirilen dosyada davalı ) vekilinin öteki temyiz itirazları ile birleştirilen davada müdahil vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtilmelidir ki, davanın derdest bulunduğu sırada yürürlükte bulunan 1086 Sayılı HUMK'nun 53 ve takip eden maddelerinde fer'i müdahaleye yer verilmiş ise de, asli müdahale yönünden yasal bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak gerek uygulamada ve gerekse öğretide asli müdahale kabul edilmiştir. Buna göre önceden açılan bir davada dava konusu şey üzerinde davanın tarafları dışında münhasıran hak iddia eden kişinin durumu asli müdahaledir. Her ne kadar 1086 Sayılı Yasada bu konuda bir yasal düzenleme bulunmuyor ise de, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Yasanın 65. maddesinde asli müdahale hüküm altına alınmıştır.
Somut olaya gelince;birleştirilen dosyada davacılar, ortak miras bırakan Ö. K.'nın maliki olduğu 13651 ada 1 parselde bulunan 4.A1Tip Blok 11 nolu bağımsız bölümü 3. eşi olan davalıya satış suretiyle temlik ettiğini,yapılan işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ile miras payları oranında adlarına tescil istemiyle eldeki davayı açmışlar, yargılama sırasında M. Z. K. 02.05.2012 tarihinde davaya asli müdahale talebinde bulunmuş olup taleple birlikte başvuru ve nispi harcı yatırmamış, mahkemece de 07.06.2012 tarihli oturumda asli müdahale talebinin kabulüne karar verilmiş ve keşfen belirlenen değer üzerinden payına hasren nispi harcı 19.11.2012 tarihinde ikmal etmiştir.
Nevarki, mahkemece birleştirilen davada asli müdahil M.. Z..K..'nın talebi ile ilgili olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile M. Z.K.'nın feri müdahil olduğundan bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi asıl davada taşınmazların keşfen belirlenen değerinden davacının miras payına karşılık gelen 36.000,00 TL meblağ üzerinden 245,91 TL harç alınması gerekirken davacı tarafından 594,00 TL peşin harç ve keşfen belirlenen değere göre 170,80 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 764,80 TL yatırılmış olmasına rağmen hükümde fazla yatırılan 518,89 TL nin davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir.
Asıl davada davacı ( birleştirilen dosyada davalı ) vekili ile birleştirilen davada müdahil vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlere hasren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: ASLİ MÜDAHALE - 6100 S. HMK. 65. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 16 Mar 2016 12:32

YARGITAY 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15400
KARAR NO : 2015/14854


Dava dilekçesinde, davacıların üyelikten ihracına ilişkin davalı derneğin yönetim kurulu kararının ve bu kararın onaylandığı olağanüstü genel kurul kararının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde, davacıların davalı dernek üyeliğinden ihracına ilişkin dernek yönetim kurulu kararının ve bu kararın onaylandığı olağanüstü genel kurul kararının iptalini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 65.maddesine göre; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” Aynı Yasanın 66.maddesine göre; “Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir.” Aynı Yasanın 67. maddesinde;” Müdahale talebinde bulunan üçüncü kişi, yanında katılmak istediği tarafı, müdahale sebebini ve bunun dayanaklarını belirten bir dilekçeyle mahkemeye başvurur. Müdahale dilekçesi, davanın taraflarına tebliğ edilir. Mahkeme, gerekirse taraflarla birlikte üçüncü kişiyi de dinlemek üzere davet eder, gelmeseler dahi müdahale talebi hakkında karar verir.” Aynı Yasanın 68. maddesinde; "Müdahale talebinin kabulü hâlinde müdahil, davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip edebilir. Müdahil, yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. Mahkeme, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ eder.” Yine aynı yasanın 69.maddesine göre; “Müdahilin de yer aldığı asıl davada hüküm, taraflar hakkında verilir. Fer’î müdahilin, tarafla rücu ilişkisinde, asıl davadaki uyuşmazlık hakkında yanlış karar verildiği iddiası dinlenilmez. Ancak, müdahil, zamanında ihbar yapılmadığı için davaya geç katıldığını veya yanında katıldığı tarafın iddia ve savunma imkânlarını kullanmasını engellediğini ya da kendisince bilinmeyen iddia ve savunma imkânlarının, tarafın ağır kusuru sebebiyle kullanılamadığını belirterek, yanında katıldığı tarafın yargılamayı hatalı yürüttüğünü ileri sürebilir.”

Bilindiği üzere, hukukumuzda davaya müdahale (katılma) iki türlü olup; bunlar fer’i müdahale ve asli müdahale olarak adlandırılmaktadır. Her iki halin de davadaki konumu ve sonuçları farklıdır.

Fer’i müdahalede; üçüncü kişi, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak, taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bu nedenle, fer’i müdahale, bir davanın davalılar aleyhine sonuçlanması halinde, kendi hukuksal durumu dolaylı şekilde etkilenecek olan üçüncü kişinin başvuracağı bir yoldur ve genellikle amaç, açılmış davanın davalı yararına sonuçlanmasını (reddedilmesini) sağlamaktır.

Mahkeme, fer’i müdahale dilekçesi üzerine müdahale talebinin kabulüne veya reddine karar verir. Fer’i müdahil, müdahale talebinin reddine ilişkin kararı, asıl hüküm verildikten sonra lehine müdahale etmek istediği taraf aleyhine verilmiş olan hükme karşı temyiz yoluna başvurarak, temyiz edebilir ve hükmün, müdahale talebinin haksız olarak reddedilmiş olması nedeniyle bozulmasını isteyebilir. Müdahale talebinin kabulü halinde ise fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir.

Somut olayda, müdahiller ... vekili Av. ... 07.03.2014 tarihli dilekçesinde müvekkillerinin davalı yanında davaya müdahil olarak katılmak istediklerini beyan etmiş ve mahkemece müdahale talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Yapılan açıklamalar ışığında; Hukuk Muhakemeleri Kanununun 66 vd. maddelerinde yer alan feri müdahilin, katıldığı tarafla birlikte hareket edeceği düzenlemesi karşısında; somut uyuşmazlıkta, davalı yanında yer alan fer’i müdahillerin katıldığı taraf olan davalı tarafın temyiz isteminde bulunmaması nedeniyle, feri müdahillerin tek başına temyiz talep etme hakları bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin REDDİNE, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Cevapla