DAVAYA VEKALET - 6100 S. HMK. 71. MADDE

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22600
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

DAVAYA VEKALET - 6100 S. HMK. 71. MADDE

Mesaj gönderen teoman » 26 Ara 2012 03:08

DÖRDÜNCÜ AYIRIM (Davaya Vekâlet)

Genel olarak

MADDE 71- (1) Dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22600
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

MADDE GEREKÇESİ

Mesaj gönderen teoman » 26 Ara 2012 03:08

Gerekçe: 1086 sayılı Kanunun 59 uncu maddesinin birinci fıkrası aynen kabul edilmiş; dava ehliyetine sahip olan tarafın daha önce olduğu gibi davasını bizzat açabilmesi, takip edebilmesi ve bu işlemleri tayin edeceği vekil aracılığıyla da yapabilmesi benimsenmiştir. Aynı Kanunun aynı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm, yasal temsilcilerin kanunî görevi arasında yer almakla burada tekrara lüzum görülmemiştir
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: DAVAYA VEKALET - 6100 S. HMK. 71. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 22 Mar 2016 23:50

1. Hukuk Dairesi 2014/10505 E. , 2015/11623 K.


Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ......'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava,çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Davacı, adına kayıtlı 1046 ada 289 parsel sayılı taşınmazın davalı babası tarafından haklı ve geçerli bir neden olmaksızın kullanıldığını ileri sürerek el atmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece,davacının kanunen hükümlü sayıldığı tarihte V.. K..'e vekalet verdiği,kısıtlı şahısların vermiş olduğu vekaletnamenin geçerli olmayacağı,geçersiz vekaletname ile vekile verilen vekaletin de geçersiz olduğu dolayısıyla kayıt maliki C.. C..'a vekaleten V.. K..'in davada taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden;dava konusu taşınmazın C.. C.. adına kayıtlı olduğu,C.. C.. hakkında Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.03.2008 tarih 2006/222 E.-2008/50 K. sayılı ilamı ile Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal Etme suçundan 8 yıl 4 ay hapis cezası verildiği ve verilen cezanın 09.06.2009 tarihinde kesinleştiği, cezasının infazına başlanmadığı ancak iş bu cezanın kesinleşme tarihinden sonra C.'in tevkil yetkisini de içeren 23.06.2009 tarihli vekaletname ile V.. K..'i vekil tayin ettiği,Vakıf'ın da tevkil yetkisine dayanarak avukat atadığı eldeki davanın da C.. C..'a vekâleten V.. K.. tarafından tayin edilen avukat tarafından açıldığı, yine hükümlü C. 'e vasi tayini için Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesine açılan dava sonucunda 19.03.2014 tarih 2014/376 E.-2014/529 K. sayılı karar ile C.. C..'ın bir yıldan fazla bir süre ile hürriyeti bağlayıcı ceza aldığı ancak cezasının infazına başlanmadığı bu nedenle vasi tayini koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği bu kararın kesinleşmediği görülmüştür.
Bilindiği üzere, kural olarak dava hakkı, o hakkın sahibi kimseye aittir. HMK'nın 71. maddesi uyarınca "dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığı ile açabilir veya takip edebilir.
Bu durumda; vasi tayinine ilişkin Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.03.2014 tarih 2014/376 E.-2014/529 K. sayılı kararının kesinleşmesi halinde davacının vekil marifetiyle açtığı davanın dinlenebilceği kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca;vasi tayinine ilişkin kararın kesinleşmesinin beklenmesi, sonucuna göre taraf ehliyeti değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken değinilen yön üzerinde durulmaksızın yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: DAVAYA VEKALET - 6100 S. HMK. 71. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 22 Mar 2016 23:51

12. Hukuk Dairesi 2014/27591 E. , 2014/25743 K.



Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçinin icra mahkemesine başvurusu, ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğundan bahisle tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve takip kesinleşmeden konulan hacizlerin kaldırılması talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 77. maddesinin 1. fıkrasında "dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda şikayet dilekçesini veren vekil Av. G.. D.., şikayetçi İkizler ... Ltd. Şti.'ni temsilen H.. P...'ın avukat tayin etme yetkisini içeren Kartal .... Noterliği'nin 05.02.2014 tarih ve 04799 numaralı vekaletnamesine dayanarak vekalet verdiği Ö... A... tarafından verilmiş olan Silifke... Noterliği'nin 05.02.2014 tarih ve 00894 yevmiye numaralı vekaletname uyarınca icra mahkemesine başvurmuştur. Ancak şirket yetkilisi H.. P...'ın şirket temsilciliği Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 04.01.2012 tarih ve 7976 sayılı nüshasında yayınlanan kararla sona ermiş, şirketin yeni müdürünün 10 yıllığına Y..S...olacağı belirlenmiştir. Bu durumda şikayetçi şirket adına icra mahkemesine yapılan şikayet başvurusunda, şikayet tarihi itibariyle vekalet veren temsilcinin yetkisi sona ermiş olduğundan vekil şirket adına temsilde bulunamaz.
O halde mahkemece, şikayetçi şirketin yetkili temsilcisi Y.. S..'e usulüne uygun olarak duruşma gün ve saati tebliğ edilip davaya icazet verip vermediği sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre şikayetçinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: DAVAYA VEKALET - 6100 S. HMK. 71. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 22 Mar 2016 23:51

14. Hukuk Dairesi 2014/9057 E. , 2014/10532 K.



Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.08.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı K.. B.. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı, Hazine vekili ve davalı belediye vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kısmen kabulüne .. ada.. parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmazın davalı Küçükçekmece Belediyesi adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına kayıt ve tesciline, taşınmazın değeri olan 68.200 TL'nin davalı Küçükçekmece Belediyesine ödenmesine, davalı hazine yönünden husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı K.. B.. vekili temyiz etmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre davacılar murisi A. U.'un mirasçıları V.. U.. ve E.. Ş.. adına 04.08.2008 tarihli vekaletnameye dayanılarak Av. A.. B.. tarafından tapu iptali ve tescil davası açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere dava hakkı o hakkın sahibi olan kişiye aittir. HMUK'nın 59. maddesi uyarınca dava ehliyeti bulunan herkes davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir. Ancak davacıların vekili olduğu belirtilen Av. A.. B..'in Mersin Barosuna (Baro Sicil No: 627 TBB Sicil No:18062) kayıtlı avukat iken 04.06.2003 tarihinde kaydının silindiği dosya içerisindeki Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının 09.06.2014 tarihli 15911 /1534 sayılı yazısından anlaşılmış olmakla 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 9 ve 35. maddeleri gereğince dava tarihine göre davaya vekalet etmesine kanunen imkan bulunmamaktadır. HUMK'nın 61. maddesi gereğince mahkemece bu vekilin davaya kabul edilmemesi ve davayı bizzat veya avukat aracılığıyla takip edip etmeyeceğinin davacılara davetiye ile bildirilmesi gerekir. Dava tarihinde bulunmayan bir dava şartının sonradan giderilmesi, usul ekonomisi bakımından davanın sürdürülmesi mümkün olduğundan davacılar vekilinin vekalet ehliyeti bulunmadığından davacıların bizzat davayı takip etmeleri için davetiye çıkarılması, sonucuna göre yargılamaya devam olunup olunamayacağının belirlenmesi gerekir. Mahkemece, belirtilen husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı K.. B.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: DAVAYA VEKALET - 6100 S. HMK. 71. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 22 Mar 2016 23:52

14. Hukuk Dairesi 2014/4986 E. , 2014/10274 K.



Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.12.2012 ve birleştirilen davada da 21.02.2013 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davalı M. Ltd. Şti. hakkındaki davanın reddine; davalı S.. B.. ve davalı M.. T.. yönünden tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne dair verilen 14.01.2014 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı S.. B.. vekili ile duruşmasız olarak davalı M.. T.. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.09.2014 günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı vekili Av. R.. U.. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Davalı M.. T.. vekilinin süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, davalı M. Ltd. Şti’nin yapımını üstlendiği 1 parsel sayılı taşınmazdaki H. (D) Blok 4. kat 9 numaralı bağımsız bölümün yapı ortağı olduğunu, edimlerini yerine getirdiğini, taşınmazı kiraya vermek suretiyle kullandığını, taşınmazın adına tescili gerekirken tapudan muvazaalı olarak davalı Serkan’a devredildiğini öğrendiğini, devrin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini veya rayiç değerinden şimdilik 20.000 TL bedelin alınmasını istemiştir.
Davalı M. Ltd. Şti., haciz tehlikesi nedeniyle taşınmazı Murat’a, onun da davalı Serkan’a devrettiğini, Serkan’ın taşınmazın davacıya satıldığına ilişkin bilgisi bulunmadığını, davalı Serkan, taşınmazı Murat’tan tapu kaydına güvenerek edindiğini, muvazaalı işlem yapılmadığını, davalı Murat ise, taşınmazı tapu kaydına güvenerek edindiğini, bedeli için kredi kullandığını, muvazaalı işlem yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Serkan vekili ile davalı Murat vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı Serkan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
HMK’nın 71. maddesi uyarınca dava ehliyeti bulunan herkes, davasını tayin ettiği vekil aracılığı ile açabilir ve takip edebilir. 7201 sayılı Tebligat Kanununun “Vekile ve kanuni mümessile tebligat” başlığını taşıyan 11. maddesinin birinci fıkrasında; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır” hükmü mevcuttur.
Somut uyuşmazlıkta, davalı Serkan davada vekilleri Avukat Y.S. ve Avukat R. U. tarafından temsil edilmiş, Avukat Y. S.14.01.2014 günlü duruşmaya katılarak beyanda da bulunmuştur. Gerekçeli karar davalı vekili Av.Y.S.’a 07.02.2014 günü tebliğ edilmiş, 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.02.2014 günü temyiz isteminde bulunulmuştur.
Bu nedenle, HUMK'nun 432/4. maddesi ve 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince süresi geçirilen temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davalı Murat vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Kanun yolu isteminde bulunabilmek için, kanun yoluna başvuran tarafın aleyhine kanun yoluna başvurduğu kararın kaldırılması veya değiştirilmesinde korunmaya değer hukuki bir yararının bulunması gerekir.
Somut olayda, mahkemece davanın kabulüyle taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Dava konusu taşınmaz davalı Serkan adına kayıtlıdır. Taşınmaz davalı Murat adına kayıtlı olmadığından aleyhine bir hüküm kurulmamıştır. Dolayısıyla, aleyhine hüküm kurulmadığından, kanun yoluna başvurmada korunmaya değer hukuki bir yararı bulunmayan davalı Murat’ın temyiz isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle davalı Serkan vekilinin süresinde olmayan temyiz isteminin REDDİNE; (2.) bentte yazılı nedenlerle davalı Murat vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine 23.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: DAVAYA VEKALET - 6100 S. HMK. 71. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 22 Mar 2016 23:52

21. Hukuk Dairesi 2013/13514 E. , 2014/1326 K.



Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1- Dava ehliyeti bulunan herkes davasının kendisi veya tayin ettiği bir vekil aracılığıyla açıp takip etmesi mümkündür.(HMK 71) Avukat aracılığıyla dava açılması ya da takibi sözkonusu ise Avukatın açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmesi gerekir.(HMK76) Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. (HMK 77 ilk cümle) Öte yandan Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması dava şartıdır.(HMK 114/1-f) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.(HMK 115/2) Somut olayda davacılardan N.. Y.. adına düzenlenmiş vekaletname dosya içerisinde bulunmadığı gibi bu noksanlığın giderilmediği anlaşılmakla, anılan davalı bakımından vekaletname yokluğu nedeniyle vekilin açtığı davanın usulden reddolunarak, vekaletnamesi ibraz edilmeyen bu davacı yönünden davalı idare lehine, vekâletnamesiz dava açan avukat aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken yazalı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2-Dava 18.07.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece sigorta tahsisleri ile karşılandığından davacı çocukların maddi tazminat istemlerinin reddine, davacı eşin maddi tazminat istemi ile davacıların manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalı işverene ait işyerinde iş makinesi operatörü olarak çalıştığı, olay günü park ve bahçeler müdürlüğüne ait sahada çalışırken kullandığı loderin eğimli arazide frenlerinin tutmaması ve yokuş aşağı hızlanması üzerine aşağı atlamışsa da başının makinenin tekeri altında kalması sonucu ezilerek öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77. maddesinin açık buyruğudur.
Olayla ilgili olarak düzenlenen 27.08.2011 tarihli bilirkişi raporunda işverenliğin %20 kazalının ise % 80 oranında kusurlu olduğu, belirtilmiştir. Davacı tarafın itirazı üzerine alınan 02.03.2012 tarihli kusur raporunda ise, %100 oranında işverene kusur verilerek kusur dağılımına gidilmiştir. Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır. Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 02.03.2012 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve Yasa'ya aykırı olmuştur.
Yapılacak iş; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna İş Kanunu'nun 77. Maddesi ile iş sağlığı ve güvenliği yönetmeliği hükümleri göz önüne alınmak suretiyle konuyu yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan, 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen 02.03.2012 tarihli kusur raporunun hükme dayanak almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
28.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Cevapla