BİRDEN FAZLA VEKİL GÖREVLENDİRME - 6100 S. HMK 75. MADDE

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım platformu...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22600
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

BİRDEN FAZLA VEKİL GÖREVLENDİRME - 6100 S. HMK 75. MADDE

Mesaj gönderen teoman » 26 Ara 2012 03:13

Birden fazla vekil görevlendirilmesi

MADDE 75- (1) Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22600
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

MADDE GEREKÇESİ

Mesaj gönderen teoman » 26 Ara 2012 03:13

Gerekçe: 1086 sayılı Kanunun 64 üncü maddesinde olduğu gibi, birden çok vekilin bulunması hâlinde her bir vekilin, bağımsız olarak hareket edebileceği ve karşı taraf bakımından yetkilerinin sınırlanamayacağı hükmü kabul edilmiştir.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BİRDEN FAZLA VEKİL GÖREVLENDİRME - 6100 S. HMK 75. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 12 Haz 2016 15:20

Hukuk Genel Kurulu 2014/607 E. , 2015/772 K.

MENFİ TESPİT
AVUKATIN VEKALETTEN ÇEKİLMESİ, AZLİ VE İSTİFASI
VEKİL VASITASIYLA TAKİP EDİLEN İŞLERDE TEBLİGATIN VEKİLE YAPILMASI
BİRDEN FAZLA VEKLİN BULUNMASI HALİNDE TEBLİGAT
TEMYİZ SÜRESİ


Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.11.2010 gün ve 2010/209 esas, 2010/305 karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 21.03.2012 gün ve 2012/3373 esas, 2012/7402 karar sayılı ilamı ile;

(...Davacı, davalıyla yapılan abonelik nedeniyle sayacın 1982–2007 yılları arasında yanlış okunmasından kaynaklanan ve davalı tarafından fatura edilen 36.768,32 TL tutarındaki borçtan sorumlu olmadığını ve borcun zamanaşımına uğradığını beyanla, fatura tutarından dolayı borçlu olmadığının tespitini ve davacının aleyhinde başlattığı haksız takip nedeniyle tazminata hükmedilmesini istemiştir.

Davalı, faturalardaki tüketim bedelini EPDK Yönetmeliğinin 20. maddesine göre yaptıklarını ve muacceliyet bildirimi yapılmadığından zamanaşımının işlemeye başlamadığını bu nedenlerle davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile oluşan geçmiş dönem borcundan 27.506,48 TL’nin iptali ile dönem borcunun 9.261,84 TL olarak tespitine karar verilmiş, verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Davacının, davalı tarafından elektrik borcu nedeniyle tanzim edilen faturadan dolayı borçlu olmadığını ve zamanaşımının dolduğunu beyanla borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Bilirkişi raporunda zamanaşımı hususunda hesaplama yapılmadığı, mahkemenin gerekçeli kararında zamanaşımı uygulaması konusundaki açıklamaları ve hükmedilen rakama ne şekilde ulaşıldığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece hükmedilen rakama nasıl ulaşıldığı hususunda Yargıtay ve taraf denetimine elverişli bilirkişi raporu düzenlettirilip hâsıl olacak sonuca göre hüküm tesisi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre bu aşamada davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.
I- Hukuk Genel Kurulunda uyuşmazlığın esasının görüşülmesine geçilmesinden önce, direnme kararının tebliğ edildiği davalı vekili Av. M.. T..’un vekillik görevinin sona erip ermediğinin araştırılması için eldeki dosyanın mahalline geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu birinci ön sorun olarak değerlendirilmiştir.
Bir kısım Kurul üyelerince; Türkiye ..Şirketi’nin 2010 yılı özelleştirmesi sonrasında davalı Ç..E.. Dağıtım AŞ’nin Trabzon ili ve çevresinde elektrik dağıtım faaliyetine başladığı, özelleştirme nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında görev yapan memurların ilgili kurumdaki görevlerinin anılan Kanun’un 28. madde hükmü uyarınca sona ereceği, bu nedenle de, 2010 yılından önce göreve başlamış olan Av. M.. T..’un vekillik görevinin devam edip etmediğinin tespit edilebilmesi için anılan Kurumda hangi sıfatla görev yaptığının belirlenmesi gerektiğinden eldeki dosyanın bu yönde araştırma yapılmak üzere geri çevrilmesinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, kurul çoğunluğu tarafından bu görüş kabul edilmeyerek; dosya içeriğinde yer alan 08.01.2007 gün ve 266 yevmiye numaralı noterce tanzim olunmuş vekâletname içeriğine göre Av. M.. T..’un davalı vekili olarak görev yaptığının anlaşıldığı, aksi yönde bir delil ve beyanın dosyada bulunmadığı gibi, adı geçen avukatın vekillikten azline veya istifasına yönelik hiçbir belgenin dosyaya ibraz edilmediği belirtilerek dosyanın mahalline geri çevrilmesinin gerekmediğine oyçokluğu ile karar verilmiştir.
II- İkinci ön sorun olarak; gerekçeli kararın davalı vekiline (vekillerinden birisi olan Av. M.. T..’a) usule uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği, burada varılacak sonuca göre temyizin 15 günlük yasal süre geçtikten sonra yapılıp yapılmadığı hususu değerlendirilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3E. , 4K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, süresinden sonra yapılması durumunda temyiz isteminin reddi gerekecektir.
Bilindiği üzere; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesine göre avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.
Yine aynı Kanunun avukatın vekaletten çekilmesini düzenleyen 41.maddesi gereğince:
“Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder….”
Temyiz tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Vekilin azli ve istifasının şekli” başlıklı 81. madde hükmü aynen;
“Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur”
hükmünü içermektedir.
Aynı Kanun'un 75. madde hükmü ise,
“Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir”
şeklindedir.
Diğer taraftan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11.maddesi gereğince:
“Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır...”
şeklinde yasal düzenleme bulunmaktadır.
Nitekim, birden fazla vekille temsile ilişkin ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 29.04.2011 gün ve 2011/10-129 Esas, 2011/244 Karar sayılı ilamında da vurgulanmıştır.
Bu itibarla, yukarıda bir (I) nolu ön sorun görüşmesinde vekillik görevinin devam ettiği kabul edilen Av. M.. T..’a direnme kararının 05.02.2013 tarihinde tebliğ edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığından, bu tebligat ile 15 günlük temyiz süresinin başladığının kabulü gereklidir. Av. M.. T..’un vekillikten istifa ettiği veya azledildiğine yönelik bir belge dosya içeriğinde bulunmadığından olup, yukarıda açıklanan HMK’nın 81. madde hükmü uyarınca, vekilin azli veya istifası, usule uygun şekilde bildirilmedikçe mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmeyecektir.
O halde, birden fazla vekili olan davalı vekillerinden birine 05.02.2013 tarihinde yapılan tebligatın varlığına ve geçerliliğine karşın, davalı tarafın diğer vekillerinden olan Av. A.. G.. tarafından 05.03.2013 tarihinde verilen temyiz dilekçesi 15 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra verildiğinden temyiz isteminin reddinin gerektiğine oyçokluğu ile karar verilmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda;
(I) nolu bentte açıklanan nedenle eldeki dosyanın mahalline geri çevrilmesinin gerekmediğine,
(II) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, 21.01.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Dava, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar Yargıtay 13. H.D.'nce davalı yararına bozulmuş, mahkemece önceki hükümde direnilmiş, direnme kararı davalı vekili Av. A.. G.. tarafından 5.3.2013 havale tarihli dilekçe ile temyiz edilmiştir.
Ön sorun, direnme kararının süresinde temyiz edilip edilmediği noktasındadır. İncelenen dosya kapsamı uyarınca, yerel mahkemece verilen direnme kararının 5.2.2013 tarihinde davalı Ç..E..Dağ. AŞ'ne vekaleten Av. M.. T..'a bizzat tebliğ edildiği, tebliğ yapılan avukatın yerel mahkemece verilen 11.8.2009 günlü karar aşamasına değin dava dosyasında davalı vekili olarak duruşmaya katıldığı, vekaletnamesinin dosyaya mübrez olduğu, yargılamanın daha sonraki aşamalarında ise davalının Av. A.. G.. tarafından temsil edildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar dava dosyasında yukarda belirtilen aşamaya değin davalı vekili sıfatıyla görev yapan Av. M.. T..'un vekaletten azledildiğine, istifa ettiğine ilişkin bir bilgi-belge bulunmamakta ise de, direnme kararını temyiz eden davalı vekili Av. A.. G..'ın dava dosyasına giren 21.10.2014 tarihli beyan dilekçesinde, Av. M.. T..'un, müvekkili şirketin özelleştirme sürecinin tamamlanması nedeniyle vekillik görevinin sona erdiği ileri sürülmüştür. Bu durumda, direnme kararının tebliğ edildiği Av. M.. T..'un azil ve istifa dışında, vekillik görevinin kanun dairesinde sona erip ermediğinin belirlenmesi gerektiği açıktır.
Bilindiği üzere, davalı şirket, elektrik dağıtım hizmetlerini kamu adına yürüten ve 233 sayılı KHK kapsamında iktisadi devlet teşekkülü niteliğindeki TEDAŞ'ın 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı ÖYK kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmasından sonra tesis edilen 21 dağıtım bölgesinden Trabzon, Artvin, Giresun, Gümüşhane ve Rize illerini kapsayan bölgede faaliyet göstermek üzere oluşturulmuş bir şirket olup 2010 yılında yapılan blok satış yöntemiyle özelleştirilmiştir. Bu durumda, davalı Ç..E..Dağıtım A.Ş.'nin vekili olarak görev yapan Av. M.. T..'un özelleştirmenin gerçekleşmesinden önce anılan kurumda hangi sıfatla görev yaptığının belirlenmesi önem arzetmektedir. Eğer adı geçen avukat, 657 sayılı Kanun kapsamında memur sıfatıyla görev yapıyor ise, bu takdirde aynı kanunun 28. maddesi de gözetildiğinde, özelleştirme ile birlikte vekalet görevinin de sona erdiğinin kabulü gerekecektir. Şu halde, bu husus açıklıkla ortaya konulmaksızın yapılacak bir değerlendirme eksik, hatalı ve hak kaybına yol açacak nitelikte olup dava dosyasının bir kez daha yerel mahkemeye geri çevrilerek keyfiyetin araştırılmasından sonra direnme kararının temyiz isteminin süresinde olup olmadığının Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi kanısında olduğumuzdan, çoğunluğun bu hususlar araştırılmadan temyiz isteminin süresinde olmadığı yolunda tecelli eden görüşüne katılamıyoruz.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28900
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BİRDEN FAZLA VEKİL GÖREVLENDİRME - 6100 S. HMK 75. MADDE

Mesaj gönderen Admin » 12 Haz 2016 15:21

Hukuk Genel Kurulu 2012/19-60 E. , 2012/45 K.

VEKİLİN AVUKATLIĞI BIRAKMASI
TEMYİZ SÜRESİ


Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kangal Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.04.2009 gün ve 2006/59 E- 2009/100 K. Sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 03.05.2010 gün ve 2009/7412 E- 2010/5365 K. Sayılı ilamı ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Yerel Mahkemenin 04.05.2011 gün ve 2011/50 E.-2011/87 K. sayılı direnme kararı 29.08.2011 tarihinde davacı vekili Avukat Engin’nin dosyaya bildirdiği adresinde aynı adreste bulunan Avukat Salih imzasına olmak üzere usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Tebligatta tebligatı alan avukatın aynı işyerinde bulunduğu bilgisi yer almaktadır. Resmi mercilere bildirilen adres asıl olup, usulünce değişiklik bildirilmediği durumda bu adreste yapılan tebligatlar geçerlidir.

Davacı vekilinin karar aşamasından tebligat aşamasına kadar adres değişikliği ya da vekillikten ayrıldığına ilişkin mahkemeye yapılmış bir bildirimi bulunmadığı gibi asilin de bu yönde bir bildirimi olmamıştır. Avukatlığı bıraktığını yasal temyiz süresi geçtikten sonra ileri süren adı geçen vekilin bu durumu müvekkiline ve mahkemeye bildirdiğine ilişkin bir bilgi ya da belge dosya kapsamında yer almamaktadır. Mahkemenin müvekkil-vekil arasındaki ilişki kapsamında değerlendirilmesi gereken hususları araştırma ve bildirme yükümü bulunmamaktadır.

Davacı vekili temyiz süresi geçtikten sonra verdiği 27.09.2011 tarihli dilekçe ile avukatlığı bıraktığını, yapılan tebligatın usulsüz sayılmasını, kararın asile tebliğini istemiş; mahkemece temyiz süresi geçirildikten sonra verilen bu dilekçe üzerine tebligat konusunda bir karar verilmeksizin birden fazla vekille kendisini temsil ettirdiği dosyada bulunan vekaletname ile sabit olan asilin diğer vekillerine değil asile tebligat çıkarılmış ve davacının davanın başından beri vekili olan diğer vekili Avukat Zeliha tarafından 03.10.2011 tarihinde harçlandırılan dilekçe ile karar temyiz edilmiştir.

Davalı vekili temyize cevabında temyiz dilekçesinin süre yönünden reddini istemiştir.

İşin esasının incelenmesine geçilmezden evvel temyiz isteminin yasal sürede yapılıp yapılmadığı ön sorun olarak ele alınmıştır.

Hemen belirtmelidir ki, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34.maddesine göre: “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”

Yine aynı Kanunun “Avukatın vekaletten çekilmesini düzenleyen 41.maddesi gereğince: “Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder….”

Temyiz tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Vekilin İstifası” başlıklı 82.maddesi de:

“(1)İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.

(2)Vekilin istifa etmiş olması hâlinde, vekâlet veren davayı takip etmez ve başka bir vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.

(3)Yukarıdaki fıkralarda yer alan hususlar, istifa eden vekilin istifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtaren bildirilir.”

Hükmünü içermektedir.

Diğer taraftan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11.maddesi gereğince: “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır...”

Dosyanın tetkikinden davacı tarafın davanın başından beri kendisini birden fazla vekille temsil ettirdiği sunulan vekaletname örneği ile belirgindir. Mahkemece, bozma sonrası duruşma gününün bildirilmesine ilişkin tebligat karar başlığında isim ve adresi bulunan Avukat Engin adresine çıkarılmış, bu tebligat adreste aynı işyerinde bulunduğu açıklaması ile Avukat Salih imzasına tebliğ edilmiştir. Avukat Engin 04.05.2011 tarihli direnme celsesine katılmış; bu tebligatın usulsüzlüğü adı geçenin kendisinin bürosunda çalışmadığı yönünde bir itiraz ileri sürmemiştir.

Kararın tebliğe çıkarılması istemi davacının vekillerinden Avukat Tolga tarafından 12.08.2011 tarihinde istenmiş; ancak Avukat Engin yönünden vekilliği bıraktığı yönünde veya tebligat yapılacak adres konusunda bir bildirim yapılmamıştır. Direnme kararı karar başlığında ismi bulunan Avukat Engin adresine tebliğe çıkarılmış ve adreste yukarıda açıklanan şekilde usulünce 29.08.2011 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu tebligat ile 15 günlük temyiz süresi başlamıştır.

Davacı vekili Avukat Engin işyerini kapattığını ve Cumhuriyet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak göreve başladığını temyiz süresi geçtikten sonraki bir tarih olan 27.09.2011 tarihli dilekçesi ile mahkemeye bildirmiştir. Adı geçenin barodan kaydını sildirdiğine ilişkin bir bildirimi ve belgesi ise bulunmamaktadır.

Yukarıda aynen alınan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 41.maddesi gereğince belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekalet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder. İşi bıraktığını temyiz süresi geçtikten sonra bildiren avukat kararın tebliğini beklemeksizin işi bıraktığı aşamada müvekkiline ve mahkemeye durumu bildirmemiş olmakla süreye tabi işlerde işi yapma ya da bildirim yükümlülüğünden kurtulamaz. Davacının birden fazla vekili bulunduğuna göre vekillerinden birisinin engeli bulunsa dahi diğer vekillerince de gecikmesinde zarar umulan işlemin yapılması olanaklıdır.

Nitekim, temyiz talebinin yapıldığı 03.10.2011 tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Birden Fazla Vekil Görevlendirilmesi” başlıklı 75.maddesi gereğince; Dava için birden fazla vekil görevlendirilmiş ise vekillerden her biri, vekâletten kaynaklanan yetkileri, diğerinden bağımsız olarak kullanabilir. Aksi yöndeki sınırlamalar, karşı taraf bakımından geçersizdir.

Birden fazla vekili olan davacının vekillerinden birine 29.08.2011 tarihinde yapılan tebligatın varlığına karşın, davacı tarafın diğer vekiline yapılan ikinci tebligat sonuca etkili olmayıp, temyiz süresi ilk tebliğden itibaren başlamakla 15 günlük yasal temyiz süresi geçtikten sonra 03.10.2011 tarihinde yapılan temyiz isteminin reddi gerekir. Davalı yönünden gerçekleşen usuli kazanılmış hakkın, müvekkil vekil arasında etkili olabilecek hususlara dayanılarak ortadan kaldırılması olanaklı değildir.

Nitekim, birden fazla vekille temsile ilişkin aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 29.04.2011 gün ve 2011/10-129 Esas, 2011/244 Karar sayılı ilamında da vurgulanmıştır.

Bu nedenle yasal temyiz süresi geçirildikten sonra ibraz edilen temyiz dilekçesinin reddi gerekir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle yasal süre geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 01.02.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Cevapla