1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Ödenmeyen Vergi Borcu İçin Hâline Münasip Taşınmaza Haciz Konulması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Gönderilme zamanı: 06 Ağu 2020 11:33
gönderen Admin
Ödenmeyen Vergi Borcu İçin Hâline Münasip Taşınmaza Haciz Konulması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlal Edilmesi

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 1/7/2020 tarihinde, Güven Bostan (B. No: 2016/4293) başvurusunda Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.


Olaylar

Başvurucu, hissedarı olduğu şirketin ödenmeyen vergi borçlarının kendisinden tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkeme neticesinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen ödeme emirleri iptal edilmiş, diğerleri ise onanmıştır. Başvurucu, iptal edilmeyen ödeme emirleri içeriğinde yer alan vergi borçları için ödeme yapmıştır.

Vergi Dairesi Başkanlığı (İdare) iptal edilmeyen ödeme emirleri içeriğinde yer alan vergi borçlarının tamamının ödenmediği ve bunların şirketten tahsil edilemediği gerekçesiyle başvurucuya ait taşınmaz hakkında haciz işlemi uygulamıştır. Başvurucu haciz işleminin iptali için dava açmış, İdare Mahkemesi (Mahkeme) haciz işleminin iptaline karar vermiştir.

İdarenin itirazını inceleyen Bölge İdare Mahkemesi mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine hükmetmiştir. Başvurucunun bu karara karşı karar düzeltme istemi reddedilmiştir.

İddialar

Başvurucu, hâline münasip evine vergi borcu nedeniyle haciz konulmasının kanuni dayanaktan yoksun olduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

6183 sayılı Kanun'un 70. maddesinde haczedilemeyecek mallar gösterilmiş ve hâline münasip evin hangi şartlarda haczedilebileceği düzenlenmiştir.

Somut olaydaki mahkeme kararı incelendiğinde haczin usulsüz olduğu iddiası kapsamında hâline münasip ev iddiasının değerlendirilmediği görülmüştür. Bununla birlikte dava başvurucu lehine kabul edilmiş ve haciz işlemi iptal edilmiştir. Davanın başvurucu lehine sonuçlandığı gözetildiğinde başvurucudan hâline münasip ev itirazına dayalı bir itiraz başvurusu yapmasının beklenmesi anlamlı değildir.

Öte yandan İdarenin itiraz başvurusuna karşılık olarak başvurucunun hâline münasip ev iddiasını ileri sürmesinin beklenmesi de mümkün gözükmemektedir. İdarenin itirazlarının içeriği incelendiğinde hâline münasip ev iddialarının yer almadığı, itirazların borcun ödenmediği kapsamında yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla İdarenin ileri sürmediği bir iddia yönünden başvurucunun İdarenin itiraz başvurusuna hâline münasip ev bağlamında cevap vermesini beklemek mümkün olmayacaktır.

Bölge İdare Mahkemesi kararı ile İdare lehine hukuksal bir durum ortaya çıkmıştır. Bu yeni durum karşısında başvurucu, hâline münasip ev iddiasını karar düzeltme yolunda ileri sürmüştür. Bununla birlikte Bölge İdare Mahkemesi, başvurucunun bu iddiası yönünden gerekçeli bir şekilde değerlendirme yapmadan karar düzeltme istemini reddetmiştir.

Somut olayda yapılan yargılama sürecinin bütününe bakıldığında başvurucunun hâline münasip ev iddiası açıklığa kavuşturulamamıştır. Söz konusu iddia mülkiyet hakkının korunması yönünden önem taşımaktadır. Zira bu hususun tespiti haciz işleminin gerçekleştirilmesi, kapsamı ve sonuçları yönünden belirleyici olacaktır. Dolayısıyla mülkiyet hakkına ilişkin yargılamanın sonucu bakımından esasa etkili söz konusu iddia yönünden derece mahkemelerince yapılan değerlendirmenin yeterli olmadığı anlaşılmıştır.

Mülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği, müdahalenin taşıdığı meşru amacın dayandığı kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

https://www.anayasa.gov.tr/media/6892/2016-4293.pdf