Forum ana sayfa 1. Hukuk Dairesi 2015/4584 E. , 2017/6299 K.

1. Hukuk Dairesi 2015/4584 E. , 2017/6299 K.


kararara.com Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 405827
Konum: İstanbul



1. Hukuk Dairesi 2015/4584 E. , 2017/6299 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL


Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakanları ...'in kayden maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazdaki çekişme konusu 13 nolu bağımsız bölümü 05.01.2006 tarihinde dava dışı ...'a, adı geçenin de 07.11.2006 tarihinde murisin torunu olan davalı ...'a satış suretiyle devrettiğini, ...'ın da aynı gün bir sonraki yevmiyeli işlem ile dava konusu taşınmazdaki intifa hakkını 1/2'şer hisse ile mirasbırakan ... ve mirasbırakanın eşi ...'ye temlik ettiğini, anılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalı adına olan kaydın iptali ile muris adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, dava konusu devirlerin gerçek bir satış işlemi olduğunu, satış bedelinin ödendiğini, ara malik İrfan'ın da davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasbırakan adına tescil talebi bulunduğundan dava dışı mirasçı ... yargılamaya dahil edilerek muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüyle mirasbırakan adına tescile karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...'in kayden maliki olduğu ... sayılı parselde bulunan çekişme konusu 13 nolu bağımsız bölümü 04.01.2006 tarihinde dava dışı ...'a, adı geçenin de 07.11.2006 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle devrettiği, ...'ın da aynı gün dava konusu bağımsız bölümün intifa hakkını 1/2'şer hisse ile mirasbırakan ... ve ...'in eşi ...'ye temlik ettiği, mirasbırakanın 30.12.2012 tarihinde öldüğü ve geriye davacı çocukları ... ... ile yargılamaya dahil edilen oğlu ...'ın kaldığı, davalı ...'ın ...'ın oğlu olduğu, mirasbırakanın eşi ...'nin de 23.06.2007 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapılmış değildir.
Şöyle ki, mirasbırakan ... ile davacılar arasındaki beşeri ilişkiler irdelenmemiş, mirasbırakanın mal kaçırma amacı olup olmadığı hususu üzerinde durulmamış, ayrıca mirasbırakanın dava konusu taşınmaz dışında başkaca malvarlığı bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca, davacılar ile mirasbırakan arasındaki ilişkilerin araştırılması, mal kaçırmasını gerektirecek bir durumun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, mirasbırakanın başkaca malvarlığı bulunup bulunmadığının sorulması, yukarıdaki ilkeler uyarınca değerlendirme yapılması ve dava konusu temlikin mal kaçırma amacıyla mı yapıldığı, yoksa gerçek satış mı olduğu hususunun duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Kabule göre de; 4721 sayılı TMK’nın 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle kişilik son bulduğu halde ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması da isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabuluyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları