Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

İşveren, İşyeri, İşçi, Taşeron, Müteahhit, Kıdem ve İhbar Tazminatı, İş Akdi, Ücret, İşe İade Davaları, Sendikalar, İş Güvenliği Hukuku, Sosyal Sigortalar, Toplu İş Sözleşmeleri...
mmk29
Site Üyesi
Mesajlar: 12
Kayıt: 10 Oca 2017 18:38

Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen mmk29 » 10 Oca 2017 18:41

Merhaba anneannem ölen eşinden dul aylığı alıyor.Mart 2011 de SGK'ya başvurarak Bağ-Kur emeklisi babasından yetim aylığı almaya başladı.Maaş Ocak 2016 da kesildi.Bugün tarafımıza 5510 sayılı kanun gerekçesiyle 20 bin tl borç tebliğ edildi.Nereye başvuracağım ve kararın iptali mümkün müdür teşekkür ederim

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 21794
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen teoman » 10 Oca 2017 21:31

mmk29 yazdı:Merhaba anneannem ölen eşinden dul aylığı alıyor.Mart 2011 de SGK'ya başvurarak Bağ-Kur emeklisi babasından yetim aylığı almaya başladı.Maaş Ocak 2016 da kesildi.Bugün tarafımıza 5510 sayılı kanun gerekçesiyle 20 bin tl borç tebliğ edildi.Nereye başvuracağım ve kararın iptali mümkün müdür teşekkür ederim

Bu konu üzerinde tek başınıza bir işlem yaparsanız mağduriyetiniz üzerine mağduriyet yaşarsınız, tek tavsiyem şudur bir hukuki yardım alarak itiraz ile dava açılmasında lehinize karar çıkacağı kanaatindeyim. Konu geniş kapsamlı olduğundan dolayı buradan vereceğimiz bilgiler size yetersiz gelecektir.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

mmk29
Site Üyesi
Mesajlar: 12
Kayıt: 10 Oca 2017 18:38

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen mmk29 » 31 Oca 2018 17:57

İlk dava eylül de görüldü ve zaman aşımı kararı verildi dava bölge idare mahkemesine taşınacakmış nasıl bir karar çıkabilir?

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 21794
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen teoman » 01 Şub 2018 13:29

mmk29 yazdı:İlk dava eylül de görüldü ve zaman aşımı kararı verildi dava bölge idare mahkemesine taşınacakmış nasıl bir karar çıkabilir?

Konunun içeriğine tam vakıf olunmadan bir bilgi vermemiz sizi yanıl ta bilir bu nedenle bu konuda hukuki yardım almanız gerekir.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

mmk29
Site Üyesi
Mesajlar: 12
Kayıt: 10 Oca 2017 18:38

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen mmk29 » 11 Mar 2018 23:55

Gerekçeli kararı paylaşıyorum bölge mahkemesine itiraza gidilecek ne gibi sonuç alırım

TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR


T.C.
KIRŞEHİR
1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(İŞ MAHKEMESİ SIFATIYLA)

ESAS NO :
KARAR NO :

HAKİM : Orhan CAN 195825
KATİP : Ömer DEMİR 85889

DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : SGK BAŞKANLIĞINA İZAFETEN KIRŞEHİR SGK - Medrese Mah. Alaattin Keykubat Cad. 40200 Merkez/ KIRŞEHİR
VEKİLİ : Av. MUHAMMED EMİN HEKİMHAN - Medrese Mah. Ahmet Yesevi Bulvarı No:12 Petek Apt. Zemin Kat D:3 Merkez/ KIRŞEHİR
DAVA : İş (Kurum İşleminin İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 15/06/2017
KARAR TARİHİ : 06/09/2017
KARAR YAZMA TARİHİ :06/09/2017

Mahkememizde görülmekte bulunan İş (Kurum İşleminin İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde ve duruşmalardaki beyanlarında özetle ;müvekkilinin, x Bağ-No lu babası x'dan dolayı yetim aylığı almakta iken almakta olduğu yetim aylığının kurumca kesildiğini, bu durumun davalı kurum Kırşehir İl Müdürlüğü tarafından 06/01/2017 tarihli ve 40/38165264/257.40 noyu yazı ile davacıya bildirildiğini ve ayrıca son 5 yıllık aylık toplamı olan 20.552.02 TL. Yersiz ödemenin iadesinin istenildiğini, bu yazının davacıya tebliği üzerine 13/02/2017 tarihli dilekçeleri ile bu işlemin düzeltilmesini davacının kesinlen aylıklarının ödenmeye devam edilmesi, kesilen maaşlarının iadesini davalı kurumdan talep ettiklerini, davalı kurum tarfından verilen 20/02/2017 tarihli ve 38265264/2.253.465 sayılı cevapta, taleplerinin yerine getirilemeyeceğinin bildirildiği ancak bu işlemin hukuka uygun bir işlem olmadığını bu nedenle davacı x'ın babası x Bağ.no'lu x'ın ölümünden dolayı almakta olduğu "yetim Aylığının Kesilmesi" işleminin iptali ile kesildiği tarihten itibaren yeniden başlatılmasına/hakediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kendisinden kesilen ve ödenmeyen aylıklar toplamının kesinti tarihlerinden itibaren hesalanacak yasal faizlerile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmnesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı kuruma usulüne uygun tebligat yapıldığı, davalı kurumun kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği, davalı kurum vekilinin mahkememize ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; davacının dava ve taleplerinin yasaya ve mevzuata aykırı olduğunu, haksız talep ve davanın reddi gerektiğini, dava ve talebin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerine uğramış olduğunu, kurum işlemlerinin yasal ve mevzuata uygun olduğunu, zira bir kişinin birden fazla sosyal güvenlik kurumundan emekli olmasının yasal olarak mümkün olmadığını, davacının hangisi yüksek ise o mevzuata göre maaş alma hakkına sahip olduğunu, davacının hem babası hemde eşinden dolayı maaş almayı talep ederek haksız ve hukuka aykırı bir talepte bulunduğunu, davacının mevzuata aykırı olarak aynı anda iki emekli maaşı almak isteyerek hukuksuz bir zenginleşme aracı talep ettiğini bu nedenlerle davacının haksız ve yersiz olan dava ve taleplerinin reddi ile yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin toplanması için ilgili yerlere yazılan müzekkere cevapları dosyamız içerisine alınmıştır.
Dava İş (Kurum işleminin iptali istemli) davasıdır.
KARARIN GEREKÇESİ :
Ayrıntılarına Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Esas No: 2016/10-2340 Karar No: 2017/850 ve 19.04.2017 tarihli ilamında: “.......
Dava, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 03.12.1979 tarihinde vefat eden eşinden dolayı aldığı ölüm aylığı ile birlikte ayrıca 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 17.09.1997 tarihinde vefat eden babasından dolayı da ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin eşinin 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 03.12.1979 tarihinde vefat ettiğini ve müvekkiline 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı bağlandığını, müvekkilinin babasının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 17.09.1997 tarihinde vefat ettiğini, müvekkilinin babasından da ölüm aylığı alabilmek için Kuruma başvurduğunu ancak talebinin reddedildiğini, oysa ki müvekkilinin aynı anda her iki ölüm aylığını da almaya hak kazandığını ileri sürerek davacıya babasından da ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili 506 sayılı Kanun’un 68. maddesi gereği davacıya aylık miktarı daha yüksek olan eşinden ölüm aylığı bağlandığını, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar gereği davacıya her iki aylığın birlikte bağlanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece 506 sayılı Kanuna eklenen Geçici 91. madde ile yapılan düzenlemenin anılan Kanun’un 23. ve 68. maddelerindeki hükümleri yürürlükten kaldırmadığı, ilgili maddelerde hem eşinden hem de ana/babasından hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı almaya hak kazananlara bu aylıklardan yüksek olanının ödeneceğinin hüküm altına alındığı, bu nedenle her iki aylığın birlikte ödenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 03.12.1979 tarihinde vefat eden eşinden dolayı aldığı ölüm aylığı ile birlikte ayrıca 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 17.09.1997 tarihinde vefat eden babasından dolayı da ölüm aylığı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasada güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo – ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır. (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s.95).
Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak, ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir. (K. Arıcı, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s.386). Bu risk hak sahibi konumunda olan dul eş ve yetim çocuk yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak bu nedenle sosyal güvenlik yönünden bir korumaya gereksinim duyacaklardır. İşte bu noktada ölüm sigortası ile risk altında olan hak sahiplerinin sosyal güvenlik hakları koruma altına alınmıştır.
Ancak Sosyal güvenlik hakkının kullanımı yasa ile sınırlanmış ve belirli koşulların varlığına bağlanmıştır. Sigortalının ölümü ile birlikte sosyal güvenlik hakları koruma altına alınan hak sahiplerinin de ölüm sigortasından yararlanabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirli sınırlamalar getirilmiştir. İşte 506 sayılı Kanunun 68. maddesinin son fıkrası da bu sınırlamalardan biridir.
506 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla, ölüm aylığı bağlanma koşulları ile bağlanmış ölüm aylığını kesme nedenleri anılan Kanunun 68. maddesinde düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanun'un 02.07.1973 tarihli 1753 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile yeniden düzenlenen 68. maddesinin I/C-a bendine göre; "yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan", "Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan" kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilecektir. Aynı maddenin VI. bendi hükmüne göre de; kız çocuklarına bağlanan ölüm aylıkları Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları ya da evlendikleri tarihi takip eden devre başından itibaren kesilecektir. Ayrıca VI. bendin son cümlesinde; "... evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir..." düzenlemesine yer verilmiştir.
06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 506 sayılı Kanun'un 68. maddesine ek düzenleme yapılarak, anılan maddenin VI numaralı bendindeki "çalışmaya" kelimesinden sonra gelmek üzere "buralardan gelir veya aylık almaya" ibaresi eklenmiştir.
Öte yandan 4958 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile 506 sayılı Kanuna getirilen Ek 47. madde ile de "kız çocuklarının sosyal güvenlik sözleşmesi akdedilmiş ülkelerdeki sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmaya başlamaları veya bu ülkelerin sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaya başlamaları" bağlanmış gelir ve aylıklar bakımından kesme nedeni sayılmıştır.
Söz konusu yasal düzenlemeler bütün halinde değerlendirildiğinde, 506 sayılı Kanun’un 68. maddesinin son fıkrasında sosyal güvenlik hakkına bir sınırlama getirilerek vefat eden eş ile vefat eden babadan dolayı hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı almaya hak kazananlara bu aylıklardan fazla olanının ödeneceği düzenlenmiştir.
506 sayılı Kanun’un 68. maddesinin ilk düzenlemelerinde erkek ve kız çocuklarına ölüm aylığı bağlama şartları bakımından farklılık oluşturulmuştur. Erkek çocuklarına aylık bağlanabilmesi için Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama şartı arandığı halde, kız çocukları için Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi gelir veya aylık almama şartı aranmıştır. Yani erkek çocukları, kendi çalışmaları nedeniyle Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi gelir veya aylık alırlarsa aylıkları kesilirken, kız çocukları kendi çalışmaları yanında hak sahibi olarak da gelir veya aylık alırlarsa aylıkları kesilecektir. Kanunun bu şekilde düzenlenmesi ölüm aylığı bağlanan kız çocuklarının aleyhine yorumlara sebep olurken ve Kurumun 1753 sayılı Kanun sonrası ortaya çıkan farklı uygulamaları nedeniyle 506 sayılı Kanuna 5386 sayılı Kanun ile 09.07.2005 tarihinde Geçici 91. madde eklenmiştir.
Geçici 91. maddeye göre 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi kız çocuklarına bağlanan gelir ve aylıklar; bunların evlenmeleri, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmaları veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık almaları halleri hariç olmak üzere geri alınmaz. Maddenin 6. ve 7. fıkrası ile de birinci fıkraya göre aylığın kesilmesi önlenenlerin 01.10.2008 tarihine kadar aylık almaya devam edecekleri düzenlenmiştir.
İlgili maddenin gerekçisinde “506 sayılı Kanunun 23. ve 68 inci maddelerinde 21.06.1973 tarihli 1753 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle getirilen ölüm geliri veya aylığı bağlama şartları içerisinde yer alan "buralardan gelir veya aylık almayan" ibaresi, başlangıçta kız çocuklarının hem kendi çalışmalarından hem de hak sahibi olarak sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almamaları olarak yorumlanıp uygulanırken, bilahare uygulama değiştirilerek yalnızca kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almama olarak yorumlanmış ve uygulanmıştır. 23.12.1981 tarihinden 6.8.2003 tarihine kadar söz konusu ibarenin kız çocuklarının yalnızca kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alma olarak yapılan Kurum genel uygulaması dahilinde hak sahibi kız çocuklarına ölüm geliri veya aylığı bağlanmış ve ödenmiştir. Bu gelir ve aylıkların kesilmesinin ve geri alınmasının ortaya çıkaracağı mağduriyetler nazara alınarak belirtilen uygulama dahilinde bağlanan gelir ve aylıkların kesilmemesi ve geri alınmaması öngörülmüştür.” denilmiştir.
Madde metninden ve gerekçesinden de anlaşılacağı üzere Geçici 91. madde ile 06.08.2003 tarihinden önce hak sahibi olan kız çocuklarının kendi çalışmaları dışında isteğe bağlı sigortalı olarak veya hak sahibi olarak gelir veya aylık almaları halinde önceden aldıkları ölüm geliri veya aylığın kesilmesini önlemek, 5510 sayılı Kanunun düzenlemesine kadar gelir/aylık almalarını devam ettirmek ve gelir/aylık kesilmişse istirdadını engellemek ve 506 sayılı Kanunun 68. maddesi ile ilgili farklı uygulamaları gidermek amaçlanmıştır.
Sonuç olarak, 02.07.1973 tarihinde 1753 sayılı Kanun ile getirilen 506 sayılı Kanunun 68. maddesinde düzenlenen“evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir” hükmü aynı kanunun geçici 91. maddesi ile yürürlükten kalkmamış olup uygulanmaya devam etmiştir. 02.07.1973 tarihinden sonra 506 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla hem eşten hem de ana/babadan gelir veya aylığın ikisi bir arada alınamayacak ve hak sahibi aksini talep etmediği sürece bu ölüm aylıklarından fazla olanı ödenecektir. Kaldı ki 5510 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi kapsamında kazanılmış haktan da söz etmek mümkün değildir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 506 sayılı Kanunun 68. maddesi ile Geçici 91. maddesinin çeliştiği, bu nedenle sonradan yürürlüğe giren Geçici 91. madde hükmüne öncelik tanınacağı, Geçici 91. maddesinde ise ayrıca “evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almağa hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir” hükmü bulunmadığından kız çocuklarının 506 sayılı Kanun kapsamında hem eşten hem de ana/babadan ölüm aylığını birlikte alabileceği, bu nedenle yerel mahkeme direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
O halde, Yerel Mahkemenin davanın reddi yönünde verdiği direnme kararı yerindedir.
Bu nedenle direnme kararı onanmalıdır....” şeklinde belirtildiği üzere ve somut olayda da eşi üzerinden ölüm aylığı almakta olan davacıya gerek hakkı doğuran olay tarihi itibariyle de gerekse de sonradan yürürlüğe giren yasal mevzuat dikkate alındığında babası üzerinden de ölüm aylığı tahsis edilemeyeceği yani çift aylığa hak kazanamayacağından, netice olarak davalı kurumun davacının babası olan x’dan dolayı almış olduğu ölüm aylığının kesilmesine dair 06.01.2017 tarih ve 38165264/9 sayılı işlemi işlemi ile vaki işleme itiraz üzerine tesis ettiği 20.02.2017 tarih ve 38165264/2.253.465 sayılı işlemi yerinde olduğundan davacı yanın yetim aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali ve yeniden ölüm aylığı bağlanmasına yönelik talebi yerinde olmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
Davanın REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına.
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına.
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince 1980,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın Yönetmeliğin 5 maddesi gereğince hüküm kesinleştiğinde davacı hesap numarası bildirmiş ise elektronik ortamda bildirmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak kendisine gönderilmesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı , tebliğden itibaren 8 gün içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde istifan yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, başvurulabilecek kanun yolları mercii ve süresi de dahil olmak üzere usulen anlatıldı.06/09/2017

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28884
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
İletişim:

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen Admin » 12 Mar 2018 12:02

Yerel mahkemenin kararında geçen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Esas No: 2016/10-2340 Karar No: 2017/850 ve 19.04.2017 tarihli kararına göre istinaf başvurusunun reddedileceğini düşünüyorum.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

mmk29
Site Üyesi
Mesajlar: 12
Kayıt: 10 Oca 2017 18:38

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen mmk29 » 13 Mar 2018 13:53

Bölge idare mahkemesinin verdiği karar kesin midir? Yoksa itiraz yolu açık mıdır yargıtay ? Danıştay?

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 21794
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen teoman » 14 Mar 2018 08:04

mmk29 yazdı:Bölge idare mahkemesinin verdiği karar kesin midir? Yoksa itiraz yolu açık mıdır yargıtay ? Danıştay?

Verilecek kararın sonuç bölümündeki gösterilecek kanun yoluna bakmak gerekir diye düşünüyorum.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

mmk29
Site Üyesi
Mesajlar: 12
Kayıt: 10 Oca 2017 18:38

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen mmk29 » 09 Oca 2019 21:33

Merhaba tekrardan. Bölge adliye mahkemesi davayı kabul etti ve kesilen tarih itibariyle tüm maaşların ödenmesine ve kesintilerin iadesine karar verdi.


Ama temyiz yolunu da açık tuttu.

Temyiz makamı Yargıtay mıdır?
Eğer öyleyse temyiz ortalama ne kadar sürer?

Ya da SGK'dan alacakların tahsili ne kadar sürede olur?

Teşekkürler.

Kullanıcı avatarı
Güntülü
Moderatör
Mesajlar: 2847
Kayıt: 10 Oca 2013 02:43

Re: Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Mesaj gönderen Güntülü » 09 Oca 2019 21:41

mmk29 yazdı:Merhaba tekrardan. Bölge adliye mahkemesi davayı kabul etti ve kesilen tarih itibariyle tüm maaşların ödenmesine ve kesintilerin iadesine karar verdi.


Ama temyiz yolunu da açık tuttu.

Temyiz makamı Yargıtay mıdır?
Eğer öyleyse temyiz ortalama ne kadar sürer?

Ya da SGK'dan alacakların tahsili ne kadar sürede olur?

Teşekkürler.

Bölge adliye mahkemesi kararını burada isim ve adresleri gizleyerek yayınlaya bilirmisiniz
www.kararara.com

Cevapla