Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

Yetim Aylığı Yersiz Ödeme

İşveren, İşyeri, İşçi, Taşeron, Müteahhit, Kıdem ve İhbar Tazminatı, İş Akdi, Ücret, İşe İade Davaları, Sendikalar, İş Güvenliği Hukuku, Sosyal Sigortalar, Toplu İş Sözleşmeleri...

mmk29 Site Üyesi

Mesajlar: 8


T.C.

ANKARA 

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

10. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 

KARAR NO : 

T Ü R KM İ L L E T İA D I N A

 K A R A R 

BAŞKAN : 

ÜYE :

ÜYE :

KATİP  

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : KIRŞEHİR 1. ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ

TARİHİ : 06/09/2017

NUMARASI : 

DAVACI : 

VEKİLİ : 

DAVALI : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA

VEKİLİ : Av. 

DAVANIN KONUSU : Tespit (Sosyal Güvenlik Hukukundan Kaynaklanan) 

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelendi:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

İDDİANIN ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Bağ-Kur sigortalı olan babası X dolayı aldığı yetim aylığının Kurumun 06/01/2017 tarih ve X sayılı yazısı ile kesildiğini ve son 5 yıllık aylık toplamı olan 20.552.02 TL’nin yersiz ödeme gerekçesi ile iadesinin istenildiğini, bu işlemin düzeltilmesi ve kesilen aylıkların ödenmeye devam edilmesi için 13/02/2017 tarihli dilekçe ile Kuruma müracaat edildiğini, Kurumun 20/02/2017 tarih ve X sayılı cevabi yazı ile davacının talebini reddettiğini, Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davacının babası X'dan dolayı almakta olduğu "yetim aylığının kesilmesi" işleminin iptali ile kesildiği tarihten itibaren yeniden başlatılmasına, aylıkların hakediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kendisinden kesilen ve ödenmeyen aylıklar toplamının kesinti tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faizlerle birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

SAVUNMANIN ÖZETİ

Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum işlemlerinin yasal mevzuata uygun olduğunu, zira bir kişinin birden fazla sosyal güvenlik kurumundan aylık almasının yasal olarak mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince; "davanın REDDİNE" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 

1-Mahkeme gerekçesinin tatmin edici olmadığı, 

2-Mahkeme kararının aksine çok sayıda Yargıtay kararının olduğu, 

3-Mahkeme kararının sosyal hukuk devleti kuralına aykırı olduğu, 

4-Eksik inceleme ile karar verildiği, 

Gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep, davacının babasından dolayı aldığı ölüm aylığını iptal ederek borç çıkaran Kurum işleminin iptali ile, aylığın kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, aylıkların hakediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kesilen ve ödenmeyen aylıklar toplamının kesinti tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faizlerle birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkindir. 

Somut olayda; davacının babası olan ve 17/02/1999 tarihinde vefat eden X '’ın 01/10/1984 – 17/02/1999 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında, eşi olan ve 21/09/1996 tarihinde vefat eden Y 10/04/1971 – 03/1991 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, davacının eşinden dolayı 20/11/1996 tarihli başvurusuna istinaden 01/10/1996 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı aldığı, ölen babasından dolayı 21/02/2011 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 01/03/2011 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, ancak 06/01/2017 tarih, x sayılı Kurum yazısı ile; “davacının aylığının eşinden dolayı aylık alması nedeniyle 2926 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca hatalı olduğu gerekçesiyle kesildiği ve 01/03/2011 -04/02/2016 arasında ödenen aylıkların borç çıkarıldığı ve 5510 sayılı Kanunun 96/1-b maddesi uyarınca tahsil edileceğinin” belirtildiği, davacının 13/02/2017 tarihinde Kuruma müracaat ederek, “babasından dolayı aldığı ölüm aylığını iptal eden Kurum işleminin iptalini” talep ettiği, Kurumun 20/02/2017 tarih ve x sayılı cevabi yazısında; “davacının eşinden dolayı 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında aylık alması nedeniyle babasından dolayı 2926 sayılı Kanun uyarınca aldığı ölüm aylığının iptal edildiği, 2926 sayılı kanuna göre yapılan işlemde hata bulunmadığının” belirtildiği tüm dosya kapsamından sabittir.

Uyuşmazlık; 506 sayılı Yasa kapsamında olan eşinden dolayı ölüm aylığı alan davacıya ayrıca 2926 sayılı Yasa kapsamında olan babasından dolayı da ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.

5510 sayılı Kanunun geçici 1. maddesindeki; ''Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir. 

17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı, 02/09/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08/02/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1' inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır...'' düzenlemesiyle, 5510 sayılı Kanun öncesi kazanılmış hakların korunması amaçlanmıştır.

2926 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 27. maddesi ile “Ölüm sigortasından bağlanan aylığın kesilmesi” başlıklı 28. maddesi 24/07/2003 tarih 4956 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 4956 sayılı Kanunun 54. maddesi ile 2926 sayılı Kanuna eklenen ek 3. madde, “1479 sayılı Kanunun birinci kısmında yer alan 20 nci madde, ikinci kısım ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümde yer alan maddelerin tamamı, altıncı bölümde yer alan 56 ncı madde dahil 74 üncü maddeye kadar olan maddelerin tamamı ile 76, 78 ve 79 uncu maddeleri, yedinci bölümde yer alan 80 inci maddesi, ek 9, ek 12, ek 13, ek 14, ek 15, ek 16, ek 17, ek 18, ek 19 uncu maddeleri, geçici 10 ve 11 inci maddelerinin, 2926 sayılı Kanuna tâbi sigortalılar hakkında da uygulanacağını” belirmiştir. 

Buna göre 2926 sayılı Kanun uyarınca ölüm aylığının tahsisi ve kesilmesi işlemlerinin 07/10/2003 tarihinden önceki dönem yönünden 4956 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan Mülga 2926 sayılı Kanunun 27. ve 28. maddelerine göre, 07/10/2003 tarihinden sonra Mülga 1479 sayılı Kanunun 45. ve 46. maddelerine göre yapılması gerekmektedir. 

Davacının babasının ölüm tarihinin 21/09/1996 olması, hem 4956 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan Mülga 2926 sayılı Kanunun 27. ve 28. maddelerini hem de Mülga 1479 sayılı Kanunun 45. ve 46. maddelerini irdelemeyi zorunlu kılmaktadır. 

06/10/2003 tarihine kadar yürürlükte olan Mülga 2926 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 27. maddesinin 2. fıkrasının c alt bendinde, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirttikten sonra, “Ölüm sigortasından bağlanan aylığın kesilmesi” başlıklı 28. maddesinin 2. fıkrasında, sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıkların herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden dönem başından itibaren kesileceği, aylığın kesilmesine yol açan sebebin son bulması halinde, bu tarihi takibeden aybaşından itibaren herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmamak veya buralardan aylık veya gelir almamak kaydıyla yeniden aylık bağlanacağı belirtilmiştir. 

Buna göre, 07/10/2003 tarihine kadar yürürlükte olan Mülga 2926 sayılı Kanun uyarınca kız çocuklarının anne veya babadan dolayı ölüm aylığı alabilmesi için evli olmaması, sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmaması veya buralardan aylık veya gelir almaması gerekmektedir. 

07/10/2003 tarihinden sonra uygulanması gereken 1479 sayılı Kanunun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasının c alt bendinde, “onsekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı  gelir  veya aylık  almayan  kız  çocuklarına aylık bağlanacağı belirttikten sonra, “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasında, sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıkların, bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden itibaren kesileceği, aylığın kesilmesine yol açan nedenlerin ortadan kalkması halinde, bu Kanunun 45 inci maddesinin ikinci fıkrasının ( c ) bendi hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihi takip eden aylık ödeme tarihinden başlanarak yeniden aylık bağlanacağı, ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanın ödeneceği belirtilmiştir.

Buna göre, 07/10/2003 tarihinden sonra Mülga 1479 sayılı Kanun uyarınca kız çocuklarının anne veya babadan dolayı ölüm aylığı alabilmesi için evli olmaması, sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmaması, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaması gerekmektedir. Evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.

Dava konusu olayda, ölen eşinden dolayı 01/10/1996 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alan davacının, babasının öldüğü 17/02/1999 tarihinde 4956 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılan Mülga 2926 sayılı Kanunun 27. ve 28. maddeleri uyarınca babasından dolayı 2926 sayılı Kanun uyarınca ölüm aylığına hak kazanamayacağı,ancak Mülga 2926 sayılı Kanunun 27. ve 28. maddelerinin 4956 sayılı Kanunun 56. maddesi ile yürürlükten kaldırılması nedeniyle 07/10/2003 tarihinden itibaren Mülga 1479 sayılı Kanunun 45. ve 46. maddeleri uyarınca ölüm aylığına hak kazanacağı anlaşılmaktadır. 

Buna göre, davalı Kurumun davacının babasından dolayı aldığı ölüm aylığını, bağlandığı tarihten itibaren iptal ederek borç çıkarması işlemi hatalıdır.

O halde, Kurum işlemi hatalı olduğundan iptali ile, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, davacının istinaf talebinin kabul edilerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve dosyada mevcut delillerin hüküm kurmak için yeterli olduğundan delil toplanmasına ve duruşma açılmasına gerek olmaksızın davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle; 

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-3 maddesi gereğince KABULÜNE, 

Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin x,x sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-Davanın KABULÜ ile,

a-Davacının babasından dolayı 2926 sayılı Yasaya göre almakta olduğu aylıkların kesilmesine yönelik kurum işleminin iptali ile, davacının kesilen ölüm aylıklarının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, aylıkların hakediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğinin tesbitine, davacının aylıklarından yapılan kesintilerin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı kurumdan tahsiline,

b-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

c-Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 

d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde geçerli AAÜT hükümleri gereğince 2.180,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

e-Davacı tarafça yapılan toplam 22,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-İstinaf İncelemesi Yönünden;

a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 

b-Duruşma açılmadığından, istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

c-Davacı tarafça yapılan 63,00 TL istinaf yargılama giderinin, davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, 

d-Dava ve İstinaf gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine;

Kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 26/12/2018 tarihinde,oybirliği ile karar verildi.



Güntülü Kullanıcı avatarı
Moderatör

Mesajlar: 2714


mmk29 yazdı:
Merhaba tekrardan. Bölge adliye mahkemesi davayı kabul etti ve kesilen tarih itibariyle tüm maaşların ödenmesine ve kesintilerin iadesine karar verdi.


Ama temyiz yolunu da açık tuttu.

Temyiz makamı Yargıtay mıdır?
Eğer öyleyse temyiz ortalama ne kadar sürer?

Ya da SGK'dan alacakların tahsili ne kadar sürede olur?

Teşekkürler.





Yargıtaydan ne kadar bir süre içerisinde döneceği konusunda kesin bir fikir sürmek afaki olacağı için bu konuda bir süre belirtemiyorum, yalnız bu kararın yargıtaya temyize gitse de bozulmayacağı kanaatindeyim.
www.kararara.com

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28587



mmk29 yazdı:
Merhaba tekrardan. Bölge adliye mahkemesi davayı kabul etti ve kesilen tarih itibariyle tüm maaşların ödenmesine ve kesintilerin iadesine karar verdi.


Ama temyiz yolunu da açık tuttu.

Temyiz makamı Yargıtay mıdır?
Eğer öyleyse temyiz ortalama ne kadar sürer?

Ya da SGK'dan alacakların tahsili ne kadar sürede olur?

Teşekkürler.


Kararın tebliğinden itibaren iki (2) hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere
denildiğine göre karar Yargıtay'da temyizi kabil bir karardır. Bu tür davalar Yargıtay'dan en erken 1 yılda dönmektedir.

Aşağıda özetini paylaştığım genelgede SGK'ya karşı alacakların nasıl tahsil edileceği usulü anlatılmaktadır:

SGK Genelgesi 2014/30

T.C.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Hukuk Müşavirliği

Tarih: 30 Ekim 2014

Sayı: 72044944/902

Konu: 6552 Sayılı Kanuna İlişkin Dava ve İcra Takibi Uygulamaları Hk.

SGK GENELGESİ

2014/30

6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun, 11/09/2014 tarihli ve 29116 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanmış olup, Kanunun Kurumumuzun taraf olduğu dava ve icra takiplerine ilişkin maddeleri aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.

Kanunun 38 inci maddesi ile 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 36 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“.Muafiyetler

MADDE 36- Kurum, bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri dolayısıyla yapılan işlemler yönünden ilgili kanunlarında yer almamış olsa dahi 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınan harçlardan, elektrik ve havagazı tüketim vergisi ve yangın sigortası vergisi hariç olmak üzere 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alman vergi, harç, katılma payı ile tasdik ücretlerinden, düzenleyeceği kağıtlar nedeniyle damga vergisinden, sahip olduğu taşınmazlar dolayısıyla emlak vergisinden, satın alınan ve satılan taşınmazlar ile ilgili olarak tapu ve kadastro döner sermaye bedellerinden ve her türlü dava ve icra işlemlerinde teminat yatırma mükellefiyetinden muaftır.

Kurumun taraf olduğu her türlü davalarda, Kurum aleyhine hükmedilen asıl alacak ile vekalet ücreti ve yargılama giderleri, alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına, müracaat tarihinden itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre geçmeden Kurum aleyhine cebri icra yollarına başvurulamaz. Belirtilen sürede ödeme yapılamaması hâlinde, söz konusu alacaklar genel hükümler dairesinde tahsil olunur. Mahkeme kararlarında yer alan miktarların kararın kesinleşmesinden önce ödenmesi hâlinde, söz konusu kararların ilgili mercilerce bozulmasını müteakip ödenen miktarlar, ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilir.

Kurumu vekil sıfatıyla temsile yetkili olan I. hukuk müşaviri, hukuk müşaviri ve kadrolu avukatlarının bir listesi Kurumca yazılı olarak veya Adalet Bakanlığınca belirlenen esaslar dairesinde elektronik ortamda ilgili Cumhuriyet başsavcılığına, bölge idare mahkemesi başkanlıklarına, askerî savcılıklara ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığına verilir. Bu listeler, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından adli yargı çevresinde, bölge idare mahkemesi başkanlığınca idari yargı çevresinde bulunan mahkemelere gönderilir. Yüksek mahkemeler ve bölge adliye mahkemesindeki duruşmalarda temsil yetkisini kullanacakların isimleri ilgili mahkemelerin başsavcılıklarına veya başkanlıklarına bildirilir. Listede isimleri yer alanlar Baroya kayıt ve vekaletname ibrazı gerekmeksizin Kurum vekili sıfatıyla her türlü dava ve icra işlemlerini takip edebilirler. Vekil sıfatıyla temsil yetkisi sona erenlerin isimleri anılan mercilere aynı usulle derhâl bildirilir. ”

Ayrıca Kanunun 64 üncü maddesi ile 30/01/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

...
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

mmk29 Site Üyesi

Mesajlar: 8


Çok teşekkürler.

Kurum kesin temyize gidiyor mu bu durumlarda peki? 1 yıl çok uzun bir süre.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 28587



Rica ederim, kurum avukatları verilen her aleyhte kararı temyize götürmektedirler. Umarız dosyanız tez zamanda sonuçlanır...
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

ÖncekiSonraki

Dön İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku



cron