AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Hukuk Mahkemeleri Yargılama Usulü, Duruşma, İspat ve Deliller, İhtiyati Tedbir, Delil Tespiti, Gider Avansı, Yargılama Giderleri, Adli Yardım, Vekalet Ücreti, Temyiz, İstinaf, Tahkim, Avukat Hakları, Avukat Disiplin İşlemleri, Barolar...
Cevapla
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22070
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Mesaj gönderen teoman » 02 Haz 2013 14:01

.............AVUKATLAR HAKKINRDAKİ SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ.................


Avukatlık bir kamu görevidir. Bu sebeple, kanun koyucu avukatların savunma görevlerini her türlü soruşturma baskısından uzak yürütmeleri amacıyla, avukatlık, Türkiye Barolar Birliği veya baroların organlarındaki görevlerinden doğan ya da görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını izne tabi tutmuştur.


:arrow: A) Kişisel Suçlar:


Avukatların kişisel suçlarından dolayı soruşturma yapılması genel hükümlere tabi olup, soruşturma ve kovuşturma, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki genel hükümlere göre yürütülerek suçun işlendiği yer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonunda, ya görevli mahkemeye kamu davası açılacak ya da kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilecektir.

Avukatın vekil sıfatıyla değil de, asıl sıfatıyla yaptığı işlemler sırasında işlediği suçlar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında değerlendirilmemektedir.



Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca, ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi kapsamındaki suçlara ilişkin soruşturmalarda da genel hükümler uyarınca işlem yapılacak, fakat bu durumlarda soruşturma bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülecektir.

:arrow: B) Görev Suçları:

Avukatların avukatlık, Türkiye Barolar Birliği veya baroların organlarındaki görevlerinden doğan ya da görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturmaya yetkili makam, suçun işlendiği yer Cumhuriyet Başsavcılığıdır, Ancak, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca soruşturmaya başlanabilmesi için Adalet bakanlığı’nın iznine ihtiyaç bulunmaktadır.

:arrow: 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 58. maddesine göre;

Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı:


Madde 58 -(Değişik birinci fıkra:2/5/2001-4667/37 md.) Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır Ceza Mahkemesi cezayı gerektiren suçüstü halleri dışında avukatın üzeri aranamaz.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri sakıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında hafif hapis veya hafif para cezası da verilemez.

Madde metninden de anlaşılacağı üzere soruşturmayı, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı yapacaktır. Avukat hakkındaki şikâyet doğrudan doğruya Cumhuriyet Basşavcılığına yapılabileceği gibi, bazen de Adalet Bakanlığına gönderilen dilekçe, ihbar mektubu veyahut elektronik posta yoluyla başvuru şeklinde de olabilmektedir.

Şikâyet veya ihbar üzerine suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı, şüpheli avukatın savunması hariç olmak üzere tüm delilleri toplar ve sonucunda, ilgili avukat hakkında soruşturma izni verilmesi veyahut verilmemesi yönünde kanaatini de bildirir fezlekeyi, bağlı bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığını vasıta kılarak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderir.

Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce avukat hakkında soruşturma yapılması için izin verildiği takdirde, soruşturma dosyası suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığının bağlı bulunduğu ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet başsavcılığı da soruşturma dosyasını suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığına iletir. örnek vermek gerekirse İstanbul Küçükçekmece İlçesi sınırları içerisinde bir avukatın suç işlediği şeklinde bir şikâyette bulunulması halinde, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcısı tarafından müştekinin beyanı alınıp, tanıklar dinlenecek, dosya inceleme tutanağı düzenlenecek kısacası tüm deliller toplanacak, sonra da soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi kanaatiyle soruşturma dosyası Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmek üzere Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının bağlı bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı olan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına tevdii edilecektir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca da dosya Adalet Bakanlığına gönderilecektir. Adalet Bakanlığınca soruşturma izni verilmesi durumunda da soruşturma dosyası Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla Küçükçekmece Cumhuriyet savcılığına gönderilecektir. Adalet Bakanlığınca soruşturma izni verilmemesi şeklinde mukteza tayin edilmesi hâlinde sonuç müştekiye bildirilecektir. Müştekinin bu karara karşı İdare Mahkemesinde izin verilmemesine ilişkin işlemin iptali için dava açma hakkı bulunmaktadır..

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesine göre, avukatlar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılması izne tabi ise de, ihzari mahiyette yapılacak incelemeler izne tabi olmadığından, şikâyet dilekçesinin doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına verildiği durumlarda ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca ön incelemenin yapılarak, düzenlenecek fezlekenin Adalet bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne gönderilmesi gerekmektedir. Bazen ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı kendisine doğrudan verilen şikâyet dilekçelerin üst yazı ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’ne göndermekte olup, bu durumda incelemenin yapılması için evrak yeniden mahalli mahkemesine iade edilmekte, bu da gereksiz zaman ve masraf kaybına yol açmaktadır. Yukarıda da açıklandığı üzere, dilekçe kendisi verilen Cumhuriyet savcısı şüphelinin savunmasını almak dışında (müşteki ve tanıkların beyanlarının alınması, delillerin toplanması, dosyaların incelenmesi ve buna ilişkin tutanak düzenlenmesi vs.) her türlü işlemi yapabilecektir. Ancak, ilgili avukatın kendisi hakkındaki incelemeden bir şekilde haberdar olduğu durumlarda, kendi rızası ile olaya ilişkin beyanda bulunmak istemesi durumunda sözlü ya da yazılı beyanının alınması ve değerlendirmeye tutulması mümkündür.

1136 sayılı Avukatlık Kanununun 59. maddesinde kovuşturma ve son soruşturmanın açılması usulü düzenlenmiştir Mezkur maddesine göre; Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme:

Madde 59) 58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.

Cumhuriyet savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.

İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.

Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.

136 sayılı Avukatlık kanunu’nun 59. maddesinde anlatılmak istenen şudur; hakkında 58. madde uyarınca soruşturma izni verilen avukatın savunması suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısınca alınır, varsa diğer deliller toplanır. Aynı soruşturma izni verilmesinde uygulanan prosedür gibi bu kez kovuşturma izni verilmesi ya da verilmemesi kanaatiyle dosya Adalet Bakanlığına gönderilir. Avukat hakkında kovuşturma izni verilirse bu kez evrak, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. örneğimize dönersek kovuşturma izni verilmesinden sonra dosya, suçun işlendiği yer Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının bağlı bulunduğu Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine en yakın yer olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca da beş gün içinde iddianame düzenlenip, dosya son soruşturmanın açılması talebiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine tevdi edilecektir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi de son soruşturmanın açılması şeklinde karar verirse dosyayı suçun işlendiği yerin bağlı bulunduğu ağır ceza mahkemesi olan Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderecek ve hakkında kovuşturma verilen avukat Bakırköy ilgili Ağır Ceza Mahkemesince yargılanacaktır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince “Son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı” şeklinde karar verilmesi durumunda 60. maddede düzenlenen itiraz hakkı mevcuttur.

:arrow: İtiraz hakkı;

Madde 60 - 59 uncu maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet Savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabilir. Bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.

Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali mezkur kanunun -(Değişik:2/5/2001-4667/39 md.) 61. maddesinde düzenlenmiştir.Buna göre Ağır cezayı gerektiren suçüstü halinde hazırlık soruşturması, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır.

Yine Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesi kapsamında olan eylemlerden dolayı aynı kanunun 250/3 ve 251. maddeleri uyarınca soruşturma genel hükümlere göre yapılacaktır. Abdullah öcalan’ın avukatları tarafından basına yapılan açıklamalar nedeniyle haklarında soruşturma ve kovuşturma izni verilmesi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Avukatların görevleriyle ilgili olmayan eylemlerinden dolayı da genel hükümler uyarınca işlem yapılacaktır.




AVUKATLAR HAKKINDA YAPILAN İNCELEME VE SORUŞTURMA İŞLEMLERİ HAKKINDA GENELGE ( CEZA İŞLEMLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ)

T.C.

ADALET BAKANLIĞI

Ceza İşleri Genel Müdürlüğü

Sayı: B.03.0.CİG.0.00.00.05/010.06.02/ 12 01/01/2006

Konu : Avukatlar hakkında yapılan inceleme

ve soruşturma işlemleri

GENELGE

No : 13

Avukatların görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçları, sıfat ve görevleri gereğine uymayan tutum ve davranışları ile kişisel suçları nedeniyle haklarında yapılan inceleme ve soruşturmalarda; hatalar yapıldığı, yakınmalara sebebiyet verildiği ve evrakın usulüne uygun olarak düzenlenmediği Bakanlığımıza intikal eden bilgilerden anlaşılmakla bazı hususların teşkilâta duyurulmasında yarar görülmüştür.

Bilindiği üzere; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda avukatlar hakkında özel soruşturma şekli benimsenmiş ve yapılacak olan soruşturma usulleri düzenlenmiştir.

Anılan Kanun'un;

1'inci maddesinde; "Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.

Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder."

58'inci maddesinde; "Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlleri dışında avukatın üzeri aranamaz.

Hukuk Usulü Muhakemeleri ile Ceza Muhakemesi ' Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır. Şu kadar ki, bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi, haklarında hafif hapis veya hafif para cezası da verilemez."

59'uncu maddesinde; "58'inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir.

Cumhuriyet savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenleyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.

İddianamenin bir örneği, Ceza Muhakemesi hükümleri uyarınca, hakkında kovuşturma yapılan avukata tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine avukat, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa nazara alınır, gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.

Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir."

Öte yandan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, "Avukat bürolarında arama, elkoyma ve postada elkoyma" kenar başlıklı 130'uncu maddesinde; "(1) Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır bulundurulur.

(2) Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içerisine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir ve bu konuda gerekli kararı vermesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Yetkili hâkim elkonulan şeyin avukatla müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu saptadığında, elkonulan şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu fıkrada öngörülen kararlar, yirmidört saat içinde verilir.

(3) Postada elkoyma durumunda bürosunda arama yapılan avukat veya baro başkanı veya onu temsil eden avukatın karşı koyması üzerine ikinci fıkrada belirtilen usuller uygulanır."

Hükümlerine yer verilmiştir.

Bu itibarla;

I- Avukatların; avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlarından dolayı yapılacak olan inceleme ve soruşturmaların kolluk makam ve memurlarına bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da bu konuda görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması,

II- Avukat büroları (yazıhaneleri) ve konutlarında mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak yapılabilen aramaların, Cumhuriyet savcısı denetiminde ve baro başkanı veya vekili sıfatıyla görevlendireceği bir avukatın katılımının sağlanması suretiyle gerçekleştirilmesi,

III- İhzarî nitelikteki incelemelerde;

1)Hakkında ihzarî inceleme yapılan avukatın adı, soyadı, kullanılıyorsa kızlık soyadı, kayıtlı bulunduğu baro ve sicil numarası, tebligata yarar açık adresi ile müştekilerin açık adreslerinin fezlekede belirtilmesi,

2)Avukatın şikâyet konusu olayla ilgili vekâletnamesinin onaylı örneğinin soruşturma evrakına eklenmesi,

3)Hakkında inceleme yapılanın; avukat, stajyer, dava takipçisi veya dava vekili olup olmadığının ilgili barodan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması ile ilgili avukatın isnat edilen eylemin yapıldığı tarihte hangi baroya kayıtlı olduğu ve sicil numarasının tespit edilmesi,

4)Kamu kurumlarında görev yapan avukatların 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haklarında yapılmış herhangi bir kanunî işlem bulunup bulunmadığı ile ilgili kurumdan alınacak cevabın inceleme evrakına eklenmesi,

5)1136 sayılı Kanun'un 58'inci maddesi uyarınca, Bakanlık tarafından soruşturma izni verilmeden önce avukatın savunmasının alınmaması, ancak kendi isteğiyle açıklama yapmak veya dosyaya yazılı belge sunmak istediği takdirde, ihzâri mahiyetteki incelemeye esas olmak üzere "beyanda bulunan" sıfatıyla açıklamalarının tutanağa kaydedilmesi ve ibraz ettiği belgelerin alınması,

6)İhbar veya şikâyetin Cumhuriyet başsavcılığına yapılması durumunda doğrudan inceleme yapılması, bu konuda Bakanlıktan izin talep edilmemesi, inceleme sonunda düzenlenecek fezlekeli evrakın Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilmesi,

7)Ağır Ceza Cumhuriyet başsavcılarınca, merkez ve mülhakat Cumhuriyet savcıları tarafından hazırlanan fezlekelerin usul ve kanuna uygun bir şekilde hazırlanıp hazırlanmadığının kontrol edilmesinden sonra, bir üst yazı ile Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne aynı konuda yeniden fezleke düzenlemeden intikal ettirilmesi,

8)Şikâyet konusu işlemlere ilişkin evrakın, iddialar açıklığa kavuşturulacak şekilde incelenip gerekli görülen belgelerin onaylı bir suretinin evrakına eklenmesi,

9)Avukatla birlikte şikâyet olunan kişiler hakkındaki evrakın ayrılarak, tâbi olduğu usule göre soruşturmanın yürütülmesi,

10)Yapılan inceleme sonunda düzenlenen fezlekenin sonuç kısmında, Cumhuriyet savcısının soruşturma izni verilip verilmeme konusundaki düşüncesini açıkça belirtmesi,

11)Şikâyet dilekçesinde gösterilen ya da müştekinin ifadesinde belirtmiş olduğu tanıkların dinlenmesi, delil olarak ibraz edilen belgelerin Suç Eşyası Yönetmeliği hükümlerine göre emanete alınması, bu belgelerin postada kaybolmasının önlenebilmesi için onaylı bir suretinin inceleme evrakına eklenmesi,

12)İnceleme evrakının dizi pusulası düzenlenip, fezlekeye bağlı olarak Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,

IV- Bakanlık tarafından verilen izin üzerine yapılan soruşturma sırasında;

1) Soruşturma izni hangi Cumhuriyet başsavcılığına verilmişse, soruşturmanın o yer Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülmesi,

2) Soruşturma iznini havi düşünce örneğinin, hakkında soruşturma yapılan avukatla ilgili bölümünün 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca, "yasal süre içinde gelmediği ya da savunma yapmadığı takdirde bu hakkından vazgeçmiş sayılacağı" meşruhatını içeren davetiye ile ilgili avukata tebliğ edilmesi, başvurduğu takdirde savunmasının, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147 ve devamı maddelerine uygun olarak alınması,

Usulüne uygun tebligata rağmen yasal süre içinde savunma yapılmaması veya delillerin sunulmaması hâlinde evrakının bekletilmeyerek Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,

3) Soruşturmanın tamamlanmasından sonra fezlekeli evrakın dizi pusulasıyla birlikte ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığı aracı kılınarak Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,

4) Yapılan soruşturma sonunda düzenlenen fezlekenin sonuç kısmında, Cumhuriyet savcısının kovuşturma izni verilip verilmeme konusundaki düşüncesini açıkça belirtmesi,

5) Bakanlıkça ilgili avukat hakkında genel hükümler uyarınca işlem yapılması gerektiği yönünde düşünce bildirilerek soruşturma dosyasının gönderilmiş olması hâlinde, sadece evrakın teslim alındığının bildirilmesi, buna ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın aşama sonuçları hakkında ayrıca bilgi verilmesi yoluna gidilmemesi,

6) Kovuşturma izni üzerine, suçun işlendiği yere en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı tarafından beş gün içinde düzenlenen iddianame üzerine, ilgili mahkeme tarafından verilecek olan son soruşturmanın açılmasına ya da açılmamasına ilişkin kararın bir suretinin Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi,

V- Avukatların, Avukatlık Kanunu'nun 58'inci maddesinin birinci fıkrası dışında kalan eylemleri hakkındaki soruşturmalarının, isnat edilen suçun tâbi olduğu soruşturma usulüne göre yapılması, bu kapsamda avukatların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250'inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen eylemleri sebebiyle aynı Kanun'un 251'inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince Bakanlıktan izin talep edilmeksizin Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından doğrudan soruşturma yapılması,

Konularında gereken dikkat ve özenin gösterilmesini rica ederim.

Cemil ÇİÇEK

Bakan


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22070
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

Re: AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Mesaj gönderen teoman » 02 Haz 2013 14:03

YARGITAY
Ceza Genel Kurulu

ESAS NO.2007/4.MD-259.
KARAR NO.2008/47 .
KARAR TARİHİ.11.03.2008.



:arrow: AVUKATIN KİŞİSEL SUÇ İŞLEMESİ.
>GÖREVİ İHMAL SUÇU.
>KİŞİSEL SUÇ.


İçtihat Metni

Görevi ihmal suçundan sanık A...... Y......'ın beraatına ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesince verilen 27.09.2007 gün ve 7-42 sayılı hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tarafından sanığın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "bozma" istekli 06.11.2007 gün ve 21102 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI


Olay tarihinde nöbetçi Cumhuriyet Savcısı olan sanık A...... Y......'ın, gözaltına alınan arkadaşı S..... Y.... nedeniyle geldiği polis karakolunda sarhoşluğun etkisiyle görevlilere karşı hakarette bulunan Aydın Barosuna kayıtlı avukat olan katılan A.. K...' nın gözaltına alınmasına ve alkol muayenesinin yaptırılmasına dair talimat vererek görevini savsadığı iddiasıyla açılan kamu davası sonucunda Yargıtay 4. Ceza Dairesince beraatına ilişkin verilen hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tarafından görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun oluştuğu görüşüyle temyiz edilmiştir.

İncelenen dosya içeriğine göre;

Katılan A.. K...'nın olay gecesi birlikte alkol aldığı ve kendisinden ayrıldıktan sonra işlediği iddia edilen bir suç nedeniyle polis karakoluna götürülen arkadaşı S..... Y.... hakkında bilgi almak için gece 04.00 sıralarında aynı polis karakoluna gittiği, olayla ilgili olarak kendisine görevliler tarafından bilgi verildiği, katılanın ısrarla S..... Y....'ın serbest bırakılmasını istediği, görevlilerin bu konuda nöbetçi C.Savcısının talimatı olduğunu söylemeleri üzerine bu kez onunla telefonda görüşmek istediği, talebinin kabul edilmemesi nedeniyle karakolda yüksek sesle konuşmaya başlayarak grup amirliği odasında bulunan masayı birkaç kez yumrukladığı, S..... Y....'ın söylediği "A..ciğim köpek köpeği ısırmıyor" sözünü "doğru söylüyorsun" diyerek onayladığı, bu davranışları nedeniyle nöbetçi C.Savcısı olan sanığa telefonla bilgi verildiği, sanığın da katılanın alkol raporunun alınıp düzenlenecek evrakla birlikte adliyeye intikal ettirilmesi talimatını verdiği, katılanın Aydın Devlet Hastanesinde alkolmetre ile yapılmak istenen alkol testini kabul etmediği, serbest bırakıldığı saat 10.30'a kadar nezarethaneye konulmayıp karakolda bulunan bir odada oturmasının ve karakol içinde serbest hareket edebilmesi olanağının sağlandığı gibi üzerinin de aranmadığı, katılanın bu olay nedeniyle Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesince görevlilere hakaret suçundan 765 sayılı TCY'nın 266/1, 59 ve 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sonuç olarak 916 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 10.10.2007 gün ve 4785-8033 sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, bu olayın öncesinde katılan A.. K... ile S..... Y.... arasında herhangi vekalet ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakta, bu yöndeki kabulün hüküm mahkemesi Yargıtay 4. Ceza Dairesince de isabetle benimsendiği görülmektedir.

Dosya içeriğinde yer alan ve 5271 sayılı CYY'nın 217. maddesi kapsamında hüküm mahkemesince yasaya uygun biçimde tartışılarak hükme dayanak yapılan kanıtlara göre;

Katılan avukat A.. K...'nın, gece vakti polis karakoluna alkollü vaziyette giderek, bir suç soruşturması gereği nezarete alınan arkadaşı S..... Y....'ın nezaret halini sona erdirmeye yönelik davranışlar sergilemesinin, "müdafilik" kapsamında, "görevle ilgili" ve "görevden kaynaklanan" eylemler mahiyetinde bulunmadığı, yazılı vekaletnameye dayalı olarak ya da sözlü vekillendirmeye istinat eder şekilde bir avukatlık görevinin varlığını düşündürecek halin gerçekleşmediği, bu değerlendirmenin doğal sonucu olarak S..... Y....'ın, polisleri ve nöbetçi cumhuriyet savcısını kasteder biçimde, katılan A.. K...'yı muhatap tutarak söylediği; "A..ciğim köpek köpeği ısırmıyor" sözüne, katılan A..'nin "doğru söylüyorsun" diye karşılık verip onaylamak suretiyle yaptığı hakaretin, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 58. ve 59. maddeleri kapsamında değerlendirilemeyerek kişisel suç mahiyetinde kabul edilmek suretiyle, önce yargılama ve bilahare onaylanıp kesinleşen mahkumiyete konu edildiği, bu itibarla; soruşturma görevlilerine karşı 765 sayılı TCY'nın 266/1. maddesi kapsamında hakaret suçu işleyen ve esasen eylem sırasında sarhoş olduğu da gözlemlenen kişinin, velev avukat dahi olsa ancak ve sadece kişisel suçundan söz edilebileceği, bu hal karşısında, durumdan telefonla haberdar edilen nöbetçi cumhuriyet savcısının, avukatın işlediği kanaatine vardığı kişisel suçu itibariyle, polis karakolunda alıkonulması ve alkol denetimine tabi tutulması yönünde talimat vermesinde, hukuka aykırılıktan ve görevde yetkiyi kötüye kullanmaktan söz edilemeyeceği sonucuna varılmış, bu gerekçelerle; Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 5271 sayılı CYY'nın 223/2-a maddesince verdiği beraat kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu görüşüyle, Yargıtay C.Başsavcılığının, sanığın görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçunu işlediğine yönelik temyizinin reddine ve hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27.09.2007 gün ve 7-42 sayılı kararının ONANMASINA,

2- Dosyanın Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2008 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi.
WWW.KARARARA.COM
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
Mesajlar: 22070
Kayıt: 29 Tem 2012 17:08
Meslek: "Haksızlığa sapıp bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir."

Re: AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Mesaj gönderen teoman » 02 Haz 2013 14:26

Avukatlarla ilgili Bu sorumluluk disiplin kurullarının büyük önem taşıdığının göstergesidir. Hele hele son yıllarda Avukatlık mesleği ve işlerle ilgili şikayetlerin Arttığı görülmektedir.

Disiplin kovuşturması tarafları tatmin amacına yönelik olmayıp, kamu hizmeti niteliğinde serbest bir meslek olan avukatlığın genel etik değerlerini korumaya yöneliktir.

Sonuç olarak, yılların birikimine sahip avukatlık mesleğinin hukuka uygun icrası, Avukatlık mesleğinin toplum içindeki itibarının artması, meslek kurallarının bilinmesi ve doğru uygulanmasını gerektirmektedir.



DİSİPLİN SUÇLARI VE CEZALARI



Avukatlık Yasası Madde 134: Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.



Burada önemli nokta, şikayetten vazgeçme ya da ceza yargılamasında beraat etmenin disiplin cezası yönünden bir değer taşımamasıdır. Eylem veya davranışları ile Avukatlık yasası veya meslek kurallarına aykırı davranan avukat bu madde kapsamında disiplin cezası ile karşı karşıya kalacaktır.

Disiplin cezaları Av.Y. 135. maddesinde uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarma olarak belirtilmiştir.


UYARMA CEZASI: Bu ceza, avukatın mesleğini yaparken daha dikkatli davranması konusunda kendisine yapılmış bir ihtardır. Sicilinde son 5 yılda bir ceza bulunmayan avukata daha ağır bir ceza gerektirmeyecek bir suç ise ilk ceza olarak uygulanır. En hafif cezadır.



KINAMA CEZASI: Bu ceza, avukata kusurlu davrandığının bildirilmesidir. Ayrıca son 5 yılda kesinleşmiş uyarma cezası olan avukata bir üst ceza olarak uygulanır.

Avukatlık Yasasının 6. kısmında yer alan avukatın hak ve ödevleri başlıklı kısımda belirtilen eylem ve davranışlara aykırılık halinde uyarma cezası yerine doğrudan kınama cezası verileceği de unutulmamalıdır.

Dolayısıyla, avukat üzerine aldığı işi özen, doğruluk ve onur içinde yapmaması doğrudan kınama cezasını gerektirir.

Avukatlık Yasası’nın 34. maddesi ile TBB meslek kurallarının 2.-3. ve 4. maddesi mesleğin saygınlığını korumayı amaçlayan maddelerdir.



PARA CEZASI: Avukatlık yasasının 158. maddesinde öngörülen avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamaya aykırı davranışta bulunan avukata eylem ve davranışının ağırlığını, ortaya çıkan zararın giderilmemiş olması da göz önüne alınarak disiplin kurulunca direk olarak verilebilir. Bunun dışında son 5 yılda kesinleşmiş kınama cezası olan avukata bir üst ceza olarak uygulanır. Bu para cezası yasanın öngördüğü usuller çerçevesinde verilir.



İŞTEN ÇIKARMA: Avukatın üç aydan az, üç yıldan çok olmamak üzere mesleki faaliyetinin yasaklanması anlamındadır. Son 5 yıl içinde para cezası almış olan bir avukat disiplin cezasını gerektiren bir davranışı tekrarlarsa, bu durumda işten geçici olarak çıkarma cezası uygulanır. Yine son 5 yıl içinde kınama cezası almış olan avukat, eylem ve davranışının ağırlığına göre para cezası verilmesi yerine işten çıkarma cezası da verilebilir.

Bunun yanında Avukatlık Yasasının 45/2-3 maddesinde yer alan hakimliğe ve avukatlığa engel suçlardan biri ile hükümlü olanlar veya avukatlıktan yasaklananlarla her ne şekilde olursa olsun işbirliği eden veya ofisinde çalıştıran avukatlara doğrudan en az işten çıkarma cezası verilir.


MESLEKTEN ÇIKARMA: Avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesidir. Avukatlık ortaklığı içinde baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir.

Avukatlık Yasasının 136/1 maddesi gereğince, Aynı yasanın 5/a maddesinde belirtilen “taksirli suçlar hariç, kesinleşmiş bir kararla 2 yıldan fazla hapis veya 1 yıldan fazla ağır hapis cezasıyla veya basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanmak ve dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, ihaleye fesat karıştırmak suçlarından biri ile hüküm giymiş olmak” meslekten çıkarma cezasını gerektirir. Ayrıca bu sayılanlardan yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyenler, cezası ertelenmiş yada paraya çevrilmiş veya affa uğramış bile olsa bu ceza ile karşı karşıya kalacaklardır.

Yeni TCK’da hapis ve ağır hapis farkı kaldırıldığı için bu ceza taksirli suçlar hariç 2 yıldan fazla ceza alan avukatlar için uygulanacaktır. Yine isim olarak belirtilen suçlarda önemli olan suçun nitelendirilmesidir. Bu bağlamda süre önemli değildir.

Önemli bir noktada, disiplin kurullarında önce uyarma cezası, sonrada kınama, para cezası, işten geçici çıkarma ve meslekten men cezası sıra ile verilmekle birlikte, disiplin kurullarının yetkisi geniştir. Disiplin kurullarının avukatın davranışının biçimi ve ağırlığına göre sıralama yapmadan ceza verebileceğidir. Bu durum Disiplin cezalarının caydırıcılığı ilkesi gereği böyledir.



Avukatlık Yasasının 64. maddesi gereğince şikayetli avukat, baro yönetim kuruluna savunma vermek zorundadır. Savunma verilmediğinde Baro tarafından idari para cezası verilebilir. İdari para cezası disiplin cezası değildir.



Avukatlık Yasasının 138. maddesi de, baroya yazılmadan önceki eylem ve davranışlar ile meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir eylem değilse, disiplin kovuşturmasına neden olmayacağını belirtmektedir. Tabi ki staj dönemi bu hükmün dışındadır. Yine avukat, avukatlıktan ayrılsa bile avukatlık sırasındaki eylem ve davranışlardan disiplin yönünden de sorumludur.



İŞTEN YASAKLAMA: Avukatlık yasasının 153. maddesi, işten yasaklamayı düzenlemektedir. Bu maddeye göre; Hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat disiplin kurulu kararıyla, tedbir mahiyetinde işten yasaklanabilir. Bu kararın verilmesi için ilgilinin dinlenmiş veya dinlenmek üzere çağrılmış olması gerekmektedir.



Disiplin kurulları kendi başlarına yani resen harekete geçemezler. Baro yönetim kurulunun talebi ile hareket ederler ve baro yönetim kurulunun istemi ile sınırlı olarak dosyayı incelerler.



İTİRAZ: Disiplin Kurulu kararlarına karşı TBB Disiplin Kuruluna 30 gün içinde itiraz edilebilir.



ZAMANAŞIMI: Avukatlık Yasasının 159. maddesine göre disiplin cezasını gerektiren eylemden itibaren 3 yıl geçmiş ise disiplin kovuşturması yapılamaz. Yönetim kurulunca işe el konulmuş ise bu süre işlemez. Yine disiplin cezasını gerektiren eylemden itibaren 4,5 yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Eğer eylem aynı zamanda bir suç teşkil ediyor ve yasada bu suç için daha uzun bir zamanaşımı süresi varsa bu süre dikkate alınır.



Disiplin cezaları kesinleşince uygulama alanı bulur. Ceza alan avukat cezadan itibaren 5 yıl geçince Disiplin Kuruluna başvurarak disiplin cezasının sicilden silinmesini isteyebilir.



AVUKATLIĞIN AMACI: Avukatlık Yasası madde 2.



Avukatlığın amacı, hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derece yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi ve kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır.

Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmalarına tahsis eder.

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.



AVUKATLIKLA BİRLEŞEMEYEN İŞLER: Avukatlık Yasası madde 11.



Aylık ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev, sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık veya mesleğin onuru ile bağdaşması mümkün olmayan her türlü iş avukatlıkla birleşemez.



*Avukat, centilmen, dürüst ve namuslu ayrıca görünüşüne dikkat eden kişidir.



1) Avukat, müvekkiline dava hakkında bilgi verme ve aydınlatmayla yükümlüdür.

2) İhale gün ve yerinin müvekkile bildirilmesi özen yükümlülüğünün gereğidir.

3) Bir haktan vazgeçme sonucunu doğuracak işlemlerde müvekkilden yazılı izin talimat alınması zorunludur.

4) Aynı konuda geçerli ilam varken, yeni dava açacağını bildirerek ücret istemek “doğruluk” ilkesiyle bağdaşmaz.

5) Avukat ceza kovuşturmasında gerçek ne ise onu söylemeli, iddiasının arkasında durmalıdır.

6) Yasa gereği ibrazı zorunlu belgeler verilmeli, karşı tarafın savunma hakkı kısıtlanmamalıdır.

7) Haricen yapılan tahsilatı zamanında dosyasına bildirmeyerek icra işlemlerine devam etmemelidir.*

8) Alacağın tahsil edilmesine karşın, icra işlemlerine devam etmek “doğruluk” ilkesiyle bağdaşmaz.*

9) Avukat muvazaalı işlemler içinde olamaz.

10)Mahkumiyetle sonuçlanan yanlışlığın giderilmesi karşı taraftan beklenmemeli, avukat kendisi yapmalıdır.

11)Yapılacak işin garantisi olarak teminat senedi verilemez.

12)Karşı tarafın adresinin yanlış bildirilerek işlem yapılması dürüstlük kuralına aykırıdır.

13)Avukat kişisel ve mesleki taahhütlerine uygun davranmakla yükümlüdür.

14)Avukat kişisel teminat mektubu veremez, mektup getirilerinden yararlanamaz.

15)Özel bir faiz sözleşmesi yoksa yürürlükteki faiz oranından fazla faiz isteyemez.*

16)Ücret ve vekaletname alınmasına karşın dava açılmaması.*

17)Delillerin toplanmış ve yapacak bir şey olmadığı inancı, davanın sonraki duruşmalarına girmeme hakkı vermez.

18)Borçluya uyarı mektubu doğaldır, ancak tehdit içermemelidir ve icra takibinden sonra yazışmalar icra kanalıyla olmalıdır.

19)Meslek etiğine aykırı vaat ile dava almak “doğruluk” yükümlülüğü ile bağdaşmaz.

20)Avukat yanlışlıkla yapılan tebligatı merciine iade etmeli, ilgilisini bilgilendirmelidir.

21)Yabancı uyruklu şahsı, teminat yatırma külfetinden kurtarmak için takip konusu alacağı temlik alıp, üçüncü şahsa temlik etmesi kabul edilemez.

22)Avukat, yargı giderini üstlenerek iş kabul edemez.

23)Müvekkille ilgili gözlemlerin başka bir davada aleyhine kullanılması “doğruluk” ilkesiyle bağdaşmaz.

24)Kamu düzenine ilişkin genel ve kesin yetki kuralına aykırı işlem yapılması disiplin cezasını gerektirir.

25)Avukat, sekreteri veya yakın akrabalarına satış yapmaktan çekinmelidir.

26)Avukat, ilgili olduğu dosyada kendi adına ihaleye giremez.

27)Hakkındaki şikayetten vazgeçmeyi kabul ile vekalet ücretinden vazgeçmek görevin kutsallığı ile bağdaşmaz.

28)Avukat müvekkilin her dediğini kabul edemez.

29)Takibin durdurulmasına karşın icra işlemlerine devam etmek “doğruluk” ve “özen” yükümlülüğü ile bağdaşmaz.

30)Müvekkilini cezadan kurtarmak amacıyla bir başka sanığa nasıl savunma yapması gerektiği bildirilemez, suç üstlenmesi istenemez.

31)CMK görevlisi avukat sanıktan ayrıca ücret alamaz.

32)Adli yardım koşulları olmadığını gören avukat durumu baroya bildirmek zorundadır.

33)CMK veya adli yardım görevlisi avukat işi özenle takip etmek zorundadır.

34)Baroca görevlendirilmeyen avukatın kendiliğinden müdafilik görevini üstlenmesi mesleki düzen ve dayanışmaya aykırıdır.

35)Avukat duruşmaya ve keşif mahalline alkollü olarak katılamaz.

36)Avukat kararın temyizinde yarar görmese de müvekkilini bilgilendirip yazılı iznini almadıkça, kararı temyiz etmek zorundadır.*

37)Çıplak gözle senette tahrifat olduğunu gören avukatın takip yapması “doğruluk” ilkesiyle bağdaşmaz.

38)Hukuk kötüye kullanılarak karşı yan taciz edilemez.

39)Avukat muhatabına gönderdiği yazı ve ihtarname içeriğinden sorumludur.

40)Avukat özel yaşamına özen göstermelidir.

41)Avukat karşı tarafın vekili varsa, vekilinin olmadığı bir ortamda karşı taraf ile görüşemez.

42)Sır saklama ahlaki bir görev değil yasal zorunluluktur.

43)Avukat kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görür yahut sonradan yolsuz ve haksız olduğu kanısına varırsa teklifi reddetmek zorundadır. (Av. Y. Madde 38/a)

44)Aynı işten menfaati zıt tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa teklifi reddetmek zorundadır. (Av. Y. Madde 38/b)

45)Alacaklı olan müvekkiline ait icra takipleri devam etmekte iken, bu müvekkil aleyhinde icra takibi yapılamaz.

46)Aynı büroyu paylaşan avukatlar, menfaati zıt taraflara vekil olamazlar.

47)Avukat, kendisinin düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek durumu ortaya çıkmışsa teklifi reddetmek zorundadır.

48)Avukatlık ücreti dava değerinin % 25’inden fazla olamaz.

49)Avukat gerek dilekçelerinde gerekse mahkemede meslektaşına yönelik küçük düşürücü, rencide edici beyanlarda bulunamaz.

50)Avukat söz ve yazılarda üslup düzeyine özen göstermelidir.

51)Müvekkil tarafından yazılan ve suç sayılan sözlerin avukat tarafından aynen dilekçeye yazılması veya duruşmada tekrarlanması mesleğin bağımsızlığı ilkesiyle bağdaşmaz.

52)Kesinleşmiş bir yargı kararı yoksa “dolandırıcıdır” sözü kullanılamaz.

53)Ücretini alamadığı için müvekkili hakkında icra işlemi yapan avukat bu durumu Baro Yönetim Kuruluna yazılı olarak bildirmek zorundadır.

54)Dosyadaki başka avukatın vekaletinin üzerine vekalet koymak isteyen avukat bu durumu diğer avukata yazılı olarak bildirmek zorundadır.

55)Avukat hakkında işlem yapan avukat bu durumu baroya bildirmek zorundadır.

56)Ücretini alamadığı için istifa eden avukat önce müvekkiline yazılı olarak durumu ihtar etmeli, akabinde istifa gerekçesini dilekçesine yazarak dosyaya sunmalıdır.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

muratregency
Site Üyesi
Mesajlar: 12
Kayıt: 26 Eyl 2018 20:01

Re: AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Mesaj gönderen muratregency » 12 Ara 2018 13:37

Selamlar ,

Ticaret Mahkemesi tarafından şirket hakkında verilen iflas sonrası sirketin avukatı acısından vekaleti iflas ile sona erer mi ? Yeni vekalet almasını gerekir ? ( Ceza davası iflas öncesi açılmış vekalette iflas tarihi öncesine ait )

Kullanıcı avatarı
IŞIKDEMİR
Editör
Mesajlar: 1525
Kayıt: 07 Eki 2016 15:19
Meslek: İcra Memuru
Konum: Virankaya

Re: AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Mesaj gönderen IŞIKDEMİR » 12 Ara 2018 16:03

İflas kararıyla birlikte vekillik ve temsil düşer. (6098 s. K. md. 513)

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/1340
K. 2004/10794
T. 4.11.2004

• RÜCUEN TAZMİNAT DAVASI ( Davalı Sigorta Şirketinin Dava Devam Ederken İflasına Karar Verilmiş Olup Mahkemece Bir Ara Karar ile Davanın İkinci Alacaklılar Toplantısından On Gün Sonra Bir Tarihe Kadar Durmasına Karar Verilmesinin Gerekmesi )

• DAVANIN DURMASI ( Dava Devam Ederken Davalı Sigorta Şirketin İflasına Karar Verilmiş Olup Mahkemece Bir Ara Karar ile Davanın İkinci Alacaklılar Toplantısından On Gün Sonra Bir Tarihe Kadar Durmasına Karar Verilmesinin Gerekmesi )

• DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASI ( İflasın Açılması ile Temsil ve Vekalet Görevi Sona Ermiş Davacı Vekillerinin Davayı Takip Etmediklerinden Bahisle Dosyanın Önce İşlemden Kaldırılmasına ve Daha Sonra Açılmamış Sayılmasına Karar Verilmesinin Hatalı Olması )

• VEKALET GÖREVİNİN İFLASLA SONA ERMESİ ( Vekalet Görevinin İflasın Açılması ile Sona Ermiş Davacı Vekillerinin Davayı Takip Etmediklerinden Bahisle Dosyanın Önce İşlemden Kaldırılmasına ve Daha Sonra Açılmamış Sayılmasına Karar Verilmesinin Hatalı Olması )


2004/m.194

818/m.35,397

1086/m.409

6762/m.1301

ÖZET : Dava devam ederken davalı sigorta şirketin iflasına karar verilmiş olup, mahkemece bir ara karar ile davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra bir tarihe kadar durmasına karar verilmesi, o tarihten sonra davaya devam edilmesi gerekirken; BK.nun 35 ve 397. maddelerine de aykırı olacak şekilde iflasın açılması ile temsil ve vekalet görevi sona ermiş davacı vekillerinin davayı takip etmediklerinden bahisle, dosyanın önce işlemden kaldırılmasına ve daha sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.04.2003 tarih ve 2001/1187-2003/380 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı sigortacının, TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece, davanın HUMK.nun 409 ncu maddesi gereğince açılmamış sayılmasına dair tesis edilen hüküm, müflis davacı İflas İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, 29.06.2001 tarihinde açılmış olup, yargılama sırasında 18.07.2002 tarihli mahkeme kararı ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.

İflasın açılması, iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili bilûmum hukuk davalarını acele olanlar istisna olmak üzere ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonraya kadar durdurur. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile, tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan alacaklının açtığı davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespit bakımından iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. İşte bu nedenle İİK.nun 194 ncü maddesine göre hukuk davalarının iflasın açılması ile belli bir süre için durması kabul edilmiştir.

Bu durumda, mahkemece bir ara kararı ile davanın ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra bir tarihe kadar durmasına karar verilmesi, o tarihten sonra davaya devam edilmesi gerekirken BK.nun 35 ve 397 nci maddelerine de aykırı olacak şekilde iflasın açılması ile temsil ve vekalet görevi sona ermiş davacı vekillerinin davayı takip etmediklerinden bahisle HUMK.nun 409 ncu maddesi uyarınca dosyanın önce işlemden kaldırılmasına ve daha sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı iflas idaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.11.2004 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Resim

muratregency
Site Üyesi
Mesajlar: 12
Kayıt: 26 Eyl 2018 20:01

Re: AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Mesaj gönderen muratregency » 12 Ara 2018 19:53

Teşekkürler

Verilen örnek hukuk mahkemesi karari olduğu icin acaba Ceza Mahkemeleri içinde aynı yasa gecerlimidir ?
Acılan ceza davasi iflas kararı öncesi...

Kullanıcı avatarı
IŞIKDEMİR
Editör
Mesajlar: 1525
Kayıt: 07 Eki 2016 15:19
Meslek: İcra Memuru
Konum: Virankaya

Re: AVUKATLAR HAKKINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA USULÜ

Mesaj gönderen IŞIKDEMİR » 15 Ara 2018 17:50

Vekalet bir sözleşmedir. Bu sözleşme ile ilgili olarak örnek karar hukuk dairesi kararı olsa bile vekaletname sözleşmesinin geçerliliği 6098 sayılı Kanun'un 513'üncü maddesinde hüküm altına alınmıştır. Yani Kanun maddesi vekaletname sözleşmesinde yer alan tüm hükümleri kapsamaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Madde 513

2. Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas
Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.

Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.
Resim

Cevapla